MİRAN “Baba, kim yaptı ? Kim vurdu Bedirhan’ı?” diye bağırdım, sesim jilet gibiydi. O bana baktı, gözleri dolaştı. “Kimin yaptığını bilmiyorum evladım… ama onlar değil, bunda eminim,” dedi sessiz, soğuk. Sanki her sözcük bir taş gibi bırakıldı ortalığa. Tahir’e işaret ettim: “Siz çıkın dışarı,” dedim. Arkadan bakarken sesimi yükselttim: “Çıkın!” Onlar çıktı, kapı kapandı; odada sadece biz kaldık. “Baba, sen ne iş çeviriyorsun? Bu işlerin Bedirhan’la ne alakası var? Kan davası mı bu, ne davası?” diye üstüne gittim. Yüzüne bakıyordum hâlâ; gözüm keskin, dili kısık. O kısa sustu, sonra başını hafifçe kaldırdı. “Söyleyemem,” dedi tek kelimeyle. “Devlete mi çalışıyorsun sen?” diye patladım. Babam bir an daha sustu. “Baba, devlete mi çalışıyorsun?” Tekrar sordum, yumruğum masaya bastı; ta

