Etraf bir anda kararmış gibi oldu; duvarlar üstüme üstüme geliyor, nefesim daralıyordu. O an, kabusun buz gibi nefesi yeniden ensemdeydi. Yine aynı karanlık, yine aynı işkence… Yine sevdiğimi kaybediyordum. Ama bu sefer, bambaşka bir acı vardı içimde; çünkü bu sefer gerçekten sevilmişken kaybediyordum onu. Aras’ın sesi koca bir depoda yankılandı: “Askerler!” diye haykırdı. Adeta bir fırtına gibi içeri doluştular. Çizme sesleri, bağırışlar, metal sürtünmeleri kulaklarımda yankılanırken ben hâlâ yere çökmüş, Sarya’yı kollarımda tutuyordum. Ellerim kana bulanmıştı; o kanın sıcaklığı parmak uçlarımdan ruhuma işliyor, nefesim boğazımda düğümleniyordu. Liya hemen yanımdaydı. Yüzü sert, adeta çelik bir maskeydi ama gözlerinden dökülen yaşlar her şeyi ele veriyordu. İçimdeki panik, dışımdaki soğ

