43. YAMAN KOÇYİĞİT!

644 Words
YAMAN'IN AĞZINDAN... Millete gökten aşağı para yağarken bize de deliler yağıyordu. Ailecek bütün delileri üzerimize çekmekte hiç kimseye pabuç bırakmazdık. Yayla evinde bu soğukta dışarıdaki küçük taburede oturmuş içerideki delinin kendine gelmesini bekliyordum. Yaylalar şehirlerin aksine çok soğuk yerlerdir. Yüksek kesimde olduğundan dolayı çoğunlukla soba yakardık. Hanımefendi içeride ısınacak diye biz burada donuyorduk. Ellerimi birbirine sürterek ısınmaya çalışıyordum ama hava gerçekten buz gibiydi. Montumu başıma kadar çekip oturduğum yerde büzüştüm. Kapının gıcırdama sesi ile birlikte manyak kadının çıktığını anladım. Zaten bütün manyaklar benim başıma tebelleş olur. Neymiş, Toprak bey evliymiş! "Hava çok soğuk, içeri gel." dedi. Lan az önce içeride birbirimizi yiyorduk. En son kafama koca su şişesi ile vurmuştu. Neyseki içi boştu yoksa kafamı yaracaktı. Tamam biraz kaşınmış olabilirim çünkü maddi durumumuzun iyi olduğunu duymuş olabileceğinden şüphelenmiştim. Neden o kadar ev varken doğrudan köyün en zengin olanının kapısına dayandı ki? "Bu sefer de sol tarafıma vuracaksın şişeyle?" dedim. "Haketmiştin tamam mı? Resmen bana şey muamelesi yaptın!" "Sok kafanı içeri!" dedim. Kavga edecek rahatlıkta değildim. Günlerdir bu deli karıyla aynı ortamı solumaktan boğalmıştım. "Bana emir veremezsin! Ayrıca siz Karadeniz erkeklerinin hepsi mi böyle?" "Ne varmış bizde?" dedim. "Hödüksünüz! Kadın narindir, naziktir. Biraz kibar olsan ne olacak sanki?" Yaptığı eleştiri üşüdüğümü bile unutturdu bana. Büzüştüğüm yerden kalkarak "Ha sen kibarsın yani öyle mi?" dedim. Kafama şişeyle vurmak kibarlıksa eğer ben bu dünyanın en kibar insanıydım. "Kibarım tabii. Mesleğimden ötürü kibarlık damarlarımda dolaşır. Gerçi eski mesleğim de diyebilirim ama..." Son cümlesi sanki bana değil de kendi kendine edilen hüzün dolu bir sitem gibiydi. "Neymiş o kibarlık barındıran mesleğin?" dedim. "Mankendim." dedi. Şöyle bir baştan aşağı süzdüm. Aslında süzmeye gerek yoktu çünkü kadının manken olduğu bariz belliydi. En az 1.75 boya sahipti. "Hiç alıcı gözüyle bakma bana! Sahibim var!" Dalıp giden gözlerimi öfkeyle ondan geri çevirdim. Ne demek sahibim var? Sanki kadına gel nikahıma gir dedim! "Sen mal mısın ki sahibin oluyor? Kibarlık öğrenmişsin ama kendine olan öz saygını yitirmişsin. Yazık!" dedim son olarak. Sandalyeme geri oturup telefonumu elime aldım. Sahibin varsa madem ne diye bizim kapıda pinekledin? "Sen..." dedi. Umursamadım, yüzüne bakmadım. Bazen o kadar çok boş konuşuyordu ki dinleyerek bile vaktimi boşa harcamak istemiyordum. Bir ara oturup bana eski en yakın arkadaşının ona attığı ihanet kazığını anlattı. Nişanlısıyla birlikte olup bunu yüzüstü bırakmışlar. Bundan bana ne? Gerçekten bu kadınlar yeter ki dedikodu olsun da hangi tür olursa olsun kafasındalar. "Oha! Ben olayın şokuyla anlamamışım! Sen... Sen şu İstanbul'un meşhur beyefendisi Yaman Koçyiğit'sin!" Vay! Kadın beni tanıdı resmen. Biraz geç oldu ama tanıdı. İstanbul'da bilindik isim olduğum doğruydu. Babamın işlerinin dışında kendi işimi de yapıyordum. Ara ara reklam ajanslarıyla anlaşma yapıp bazı sahnelerinde oynuyordum. Çok ön plana çıktığım reklamlar olmuştu hatta popüler dizilerden başrolün yanında oynamam için teklifler de almıştım fakat bana göre değildi. Şaşkınlığını umursamadan telefonumu kurcalamaya devam ettim. "Senin reklamların çıkınca bizim kız grubu ekrana kitlenirdi biliyor musun? Şimdi yanımda olduğunu söylesem koşar buraya gelirler." Kadınların ilgisini kazanmak her erkeğin gururunu okşardı fakat her şey de olduğu gibi bunda da aşırıya kaçılmasından hoşnut olmuyordum. "Kafama şişeyle vurduğunu da söyle!" "Of! İyiki vurdum he!" Cümlesi bitince kapının sert kapanma sesini duydum. Çenesi düşük kadın! Gevezeliğini dinleyeceğime dışarıda soğukta kalırım daha iyi! Fakat sakinliğimin saltanatı ne yazık ki uzun sürmedi. Yaklaşık 30 saniye sonra kapı tekrardan açıldı. Elimi alnıma koyarak içimden sabır çektim. Gerçekten yeter, gerçekten yeter! Alıcam başımı gidicem sonunda! Elim alnımda, öylece sakinleşmemi beklerken nefesini tam dibimde hissettiğim kadın elimi yüzümden indirdiği gibi ensemden kavradı. Sola dönen bedenimle gördüğüm ilk yerdeki kameranın istilasına maruz kaldım. Yüzü yüzüme değiyor, saçları burnumun içine giriyordu. "Ne yapıyorsun sen?" dedim kendimden iterek. "Valla hiç kusura bakma! Şimdi kızlara atacağım!" dedi telefonuna koca tırnaklarıyla vura vura. Öfkem bu hareketiyle tavana vardı. "Aynısını biz yapsak t*ciz dersiniz!" dedim ayağa kalkarak. "Derhal sil o fotoğrafları!" "Üzgünüm ama çoktan kızlara attım bile..." "Seninle başa çıkamayacağım ben! Ne halin varsa gör tamam mı?" İki metrekarelik arabanın içinde yaşamayı, bu kadının çenesine tercih ederdim!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD