ELA
Mirana mutfakta kahvaltı hazırlarken bana dediğini düşüyordum. Mutfaktaki çalışanlarla birlikte bir tepsiye kahvaltı tabağı hazırladım ve koydum. Avluda beni bekleyen Mirana doğru götürdüm.
Tepsiyi masaya koyarken ‘ ben kahvaltı yapmadan asla çalışamam’ dedim. Gülümsedim.
Miran oturdu. Kahvaltı etmeye başladı. ‘Sende yemeyecek misin?’ Dedi.
‘Yok, nasıl olsa patronum acelem olmadığını söyledi. Hem sabah erkenden yiyemem biraz açılmam gerek.’ Dedim.
Kahvaltısını etti. Sonra işe gitmek için ayaklandı. O işe giderken arkasından el salladım. Bana gülümsüyordu.
Öğleden sonraydı hazırlanıp ofise geçtim. Üzerime kırmızı bir elbise giymiştim. Saçlarımı açık bırakmıştım. Hafif makyaj yapmıştım.
Ofise girdim. ‘Kusura bakmayın patron biraz geç kaldım’ dedim. ‘Bende nerde kaldın diye meraklanmaya başlamıştım. Gel bakalım tercüman Hanım’ dedi.
Bir kaç saat birlikte çalıştık. Güneşin batmasına 1 saat kala ofisin kapısı çalındı.
İçeri bir adm girdi. ‘Miran bey verdiğiniz siparişler geldi’ dedi. ‘Getir hanımefendiye teslim et’ dedi.
Adam elinde iki çantayla geldi ve bana verdi. Sonda odadan çıktı.
‘Bunlar ney Miran!’ diye sordum. ‘Hadi aç bakalım.’dedi
Küçük olan çantayı açtım. İçinden son model telefon çıktı. ‘Dün demiştin ya telefonum yok arayamıyorum seni diye. İşte al istediğin zaman ara’ dedi.
‘Çok güzelmiş’ dedim. ‘Telefonumu yanlışlıkla sen kırmış olsanda çok düşüncelisin çok teşekkür ederim’ dedim.
‘Hadi diğer çantaya da bak’ dedi. Heyecanla açtım. Bu bir fotoğraf makinesiydi. Üstelik üzüm zamandır istediğim bir makineydi.
‘İnanamıyorum Miran bu aldığım en güzel hediye’ dedim. Sonra sevinçle kollarına atladım.
Ellerini belime sardı. ‘Çok çok çok teşekkür ederi dedim. Yanağını öptüm ve geri çekildim.
Hala yüzümde gülümse vardı.
Onu öptüğüm için Miran şaşırmıştı. Elini yüzüne götürdü. ‘Ne o ?’ Dedim.
‘ e beni öptün’ dedi. ‘Kocamsın’ dedim.
Gözleri karardı ve bi anda belimden kendime doğru çevirdi. Ellerimle omuzlarını tuttum. ‘Karım’ dedi.
Üzerime doğru eğildi. Beni öpeceğini düşünüp gözlerimi kapattım ama o yanağımı öptü ve geri çekildi.
Gözlerimi açtım. Beklediğim şey karşısında kızarmıştım.
Allahım neler oluyor bana? Resmen beni kaçıran sonradan kurtarıcım olduğunu öğrendiğim bir adama daha doğrusu zorla evlendiğim kocama aşık oluyordum sanırım.
Biraz uzaklaştım ve fotoğraf makinesini elime aldım. Bunu ne zaman kullanacağım ki canımın korkusundan evden bile çıkamıyorum diye düşünürken biraz yüzüm düşmüştü.
Miran ‘ne oldu yüzün somurtuyorsun?’ Dedi. ‘Bunu ne zaman kullanacağım ki? Korumalarla bile evden bile zar zor çıkıp buraya geliyorum.’ Dedim.
‘E ben seni götürürüm’ dedi. ‘Gerçekten mi?’ Dedim heyecanla. ‘Bana ‘fotoğraf çekmem için gezdirir misin kocacığım?’dersen götürürüm tabi’ dedi. Gülmesini bastırarak.
‘Pekala o zaman’ dedim. ‘fotoğraf çekmem için gezdirir misin kocacığım?’ Dedim. Sırıtıyordu.
‘Ne sırıtıyorsun be?’ Dedim. ‘Çok yakıştı çok’ dedi. ‘Miraan benimle oyun oynama’ dedim biraz sinirle.
‘Tamam, tamam Ela Hanım sinirlenmedin gidelim. Hadi bakalım’ dedi.
Ofisten çıkıp Miranın arabasına bindik. ‘Nereye götüreceksin beni?’ Diye sordum. ‘Bekle’ dedi.
Biraz araba sürdü. Sonra bir yerde durduk. Arabadan indim. Arkamı döndüğümde çok güzel bir gün batımını gördüm. Fotoğraf makinesini çıkardım.
Kimselerin olmadığı bu yerde turuncu en güzel renkleriyle doğaya yayılmıştı. Bir kaç poz çektim.
Miran ileri doğru yürüyordu. Uçurumun olduğu bir yer vardı. Oraya ilerledi. Onu çektim.
Sonra manzarayı izlerken onun bir kaç pozunu daha çektim. Bana doğru döndüğü sırada da gene çektim.
‘Gene beni mi çekiyorsun? Alışkanlık oldu bu sende’ dedi.
‘Olabilir, fotojenik çıkıyorsun’ dedim. ‘ E yakışıklı adamım’ dedi bir kaşını kaldırarak.
Sonra yanıma doğru yürümeye başladım.
Ona fotoğraflarını gösterdim. Çok beğendi. Onunla zaman çok güzel geçiyordu.
Bir kaç yer daha gezdik. Gezdiğimiz her yer çok güzeldi. Sonra güzel bir yerde yemek yedik. Akşam geç olunca beni eve bıraktı.
O arabadan inmeyince ‘gelmiyor musun?’ Diye sordum.
‘Ela, koltukta yatmaktan her sabah boynum tutuluyor. Uyku uyuyamıyorum. En azından gideyim ofisimde büyük koltuk var. Orda uyurum belki biraz’ dedi.
‘E yatağında yat o zaman’ dedim. Sonra kapıyı açtım ve çıktım. Miranda arabadan indi. Arkamdan geliyordu.
Odamızın kapısını açıp içeri girdim. Arkamdan içeri girip kapıyı kapattı. ‘E benim uykum geldi bari yatayım’ dedi. Üzerindekileri çıkarmaya başladı. ‘Ben bi lavaboya gideyim’ dedim. Pijamalarımı alıp lavaboya gittim.
Geri döndüğüm de Miran yatakta uzanıyordu. Yavaşça yatağa yaklaşıp girdim.
Sessizce yatakta yatıyorduk. Heyecandan kalbim göğsümden çıkıyordu. Elimi kalbime götürdüm. ‘İyi geceler Ela’ dedi. ‘İyi geceler Miran’ dedim.
Güne ilk defa Miran ile uyandım. Yüzlerimiz birbirine bakarak uyandığımda o beni izliyordu. ‘Günaydın’ dedim esneyerek. ‘Günaydın’ dedi.
‘İyi uyuyabildin mi? Uzun zamandır yatağından ayırdım seni’ dedim. ‘Senin için değer’ dedi. Yüzümdeki bir tutam saçı kulağımın arkasına sıkıştırdı. Gülümsedim. Beni her sözüyle heyecanlandırıyordu.
Sabah ofise geçmeden önce kahvaltı için aşağı indik. Herkes masadaydı.
Sohbet ederken Miranın annesi, Mihra Hanım Mirza’ya döndü ve ‘Mirza, abin evlendi sen ne zaman evleneceksin?’ Diye sordu.
Mirza ‘Ne acelen var anne?’ Dedi. Ezmira ‘onun sevdiği biri var’ dedi. ‘Kim miş?’ Diye sordu Mihra Hanım. ‘Bilmiyorum ama gamzeli biriymiş. Telefonunda ‘gamzelim’ diye birinin numarasını gördüm.
‘Ezmira’ diye bağırdı Mirza. ‘E madem biri var gidip isteyelim oğlum’ dedi babası. ‘Biri yok. Benim acelemde yok. Zamanı gelince olur’ dedi.
Mihra Hanım ‘ benim var kaç yaşına girdim hala torun yüzü görmedim. Evlenin artık geldin kaç yaşına sende’ dedi.
Mirza sinirle ayağa kalktı. Ceketini aldı ve yürümeye başladı. Dışarı çıktı.
Bizde ayağa kalktık. Miran ile ofise geçecektik. Miran arabayı almaya gitti. Kapıda onu bekliyordum.
O sırada evde çalışan kadınlardan biri bana bir zarf getirdi. ‘Bu size geldi gelin hanım’ dedi.
Elindeki zarfı aldım. O gidince açtım. Dünden çekilmiş bir fotoğrafım vardı. Arkasını çevirdik baktım. ‘Sen bana aitsin. Yanındaki adamı öldürüp seni karım yapacağım.’ yazılıydı.
Yazanı görünce kalbimin ortasına bir ateş düştü. Korna sesi duyunca korktum. Hemen zarfı çantamın içine koydum.
Ellerim titriyordu. Ellerimi paltomun ceplerine soktum.
Bu fotoğrafı bana kimin gönderdiğini biliyorum. Şahin Aksoy. Hala bu davadan vaz geçmediğine inanamıyordum. Bu adam nasıl bir psikopat ki evli olmama rağmen hala benimle uğraşıyor. Belli ki evlenmemiz işe yaramamıştı. Onu hala benden uzak tutamıyordu. Ama evliliğimiz onun pis planlarını ertelemişti. Şimdi ne olacaktı?
Korkuyordum.
Bana zarar vermesinden korkuyordum. Miran’a zarar verecek diye ödüm kopuyordu. Öldüreceğim yazmıştı. Onu benim yüzümden öldürmek istiyordu. Bu bir felaketi. Sonunda Miran ve ben birbirimize sevmeye başlıyorduk ama büyük bir felaket kapımızdaydı.