Ali Asaf'tan...
Sabah kahvaltısını yapıp şirkete gitmeden önce ceketimi almaya odama çıktım. Aynanın önünde üzerimi düzeltip ceketin dışarısına çıkardığım gömlek manşetlerime kol düğmelerimi taktım. Görüntümü tekrar kontrol ediyorken yatağımın üzerindeki telefonumun titrediğini farkedip elime aldım.
"Evet Rıza?" diye cevap verip güvenliğin sabah sabah neden aradığını merak ediyordum.
"Günaydın efendim. Adının Gizem Taylan olduğunu söyleyen bir hanım var kapıda. Evren ve Fuat'ı babama haber vermeyin diye uyarıyor. Ahmet abinin kızı doğru mu? İçeri.." deyip durdu. "Kapıdan içeri koştu, çocuklar peşinde." dedi.
"Bırakın gelsin. Doğru, problem yok." dedim.
"Deli kız.."
Aynada kendimle gözgöze geldim. Dudaklarımdaki gülümsemeye şaşırdım. Uzun zamandır gülümsemeyi geçtim, gülmeyi bile unutmuştum. Nasıl unutmayayım ki!.. Şu geçtiğimiz dört senede kaç kere daha büyümek zorunda kalmıştım. Aynaya bakmayı bırakıp hızlı adımlarla merdivenlerden inip evin kapısına çıktım.
Merdivenlerin başında aşağıda Arda'ya koala gibi yapışmış Gizemi, abisinin kanatlarının altına girmiş özlem giderirken izledim. İkisininde arkası bana dönük olduğundan varlığımı farketmemişlerdi. Peşine düşmüş bahçenin ortasında onları izleyen Evren'e gitmesi için işaret verdim.
"Sen nerden çıktın?" diyen Arda ile dikkatimi yine üzerlerine çekti.
"Aşkolsun abi. Özledim geldim, gelemem mi?Zaten kapıda kazulet1 ve 2 ile uğraştım bir dünya." diye abisine sırnaşmasını izlerken gülümsedim.
Evren uzaklaşırken arkasından
"Valizlerimi müştemilata taşırsın artık kazulet bey" diye arkasından seslenen Gizem ne kadar zaman geçersen geçsin hiç değişmemiş gibi geldi.
"Abimmm... Çok özledim" diye uzata uzata.
"Annem ve babam nerede? Onlara da sürpriz yapayım çok özledim" diye abisine sorarken acaba bizi de özledi mi diye düşündüğümü farkedip ister istemez kaşlarımı çattım. Bu kız eskiden de kendimi sorgulatıyordu bana ve bundan hiç mutlu değildim. Çocukluğumuz hep bu nedenle kavga halinde geçti onunla. Belki de benim sahip olamadığım ama onun sahip olduğu aileden kaynaklıydı bu atışmalarımız. Ahmet amca, kız kardeşim Sanem ve beni kendi evlatlarından ayırmaz bize de babalık yapardı ama aileye daha sonradan dahil olmuş bir yetimi ailesine katınca ve ona da babalık yapıp bizden hiç ayırmayınca mı olmuştu bu tavırlarım!.. Bilmiyorum..
"Annem mutfaktadır kızlar kahvaltıyı topluyorlardır. Babam da Selim amca ile bahçeye geçti ben dışarı çıkarken. Sabah kahvelerini içerler birazdan. Bende Ali Asaf ile şirkete geçicem." diye söylerken Arda'nın tekrar sarılması ile iyice sinirlerim ayaklandı.
"Çok sıktın ama kemiklerimi kırcan. Bu ne kas yığını böyle hayvan gibi olmuşsun" diye kıpırdandı Gizem.
"Sende formundan hiç kaybetmemişsin maşallah bu ne çene sabah sabah.." Diyen Arda dan sonra daha fazla orada dikili duramayacağımı farkettim. Boğazımı temizleyip ilgiyi üzerime çektim yoksa daha fazla sarmaş dolaş olurlarsa Arda'yı ayağımın altına alacaktım.
Arda ve Gizem birbirinden ayrılıp bana döndüklerinde Gizem ile gözgöze geldim. Hiç değişmemiş mi demiştim? Kesinlikle yanılmışım. Bakışlarımın altında titrediğini hissettiğim kızın dört sene evvel gördüğüm Gizem'le hiç alakası yoktu. Evet boyu hala bir altmış beş civarı duruyordu ama fiziği bakışları ve duruşu çok değişmişti. Bana bakarken ki o dik duruşu hayran kalınasıydı. Çocukluktan tamamen çıkmış karşımda güzel ve alımlı bir kadın duruyordu şuan. Üzerine kısa şort ve yeşil crop giyinmiş, onların üzerine salaş dizlerine uzanan ve şuan omzunun birinin üzerinden düşmüş bir hırka çekmişti. Kızıl kahve saçlarını tepesinde kuşyuvası gibi toplamış, o orman yeşillerini üzerime dikmiş beni izliyordu.
"Günaydın Ali Asaf" dedi çekinerek ve öylece onu incelerken kalakaldığımı farkettim. Kendimi rezil etmeye mi çalısıyorum acaba diye geveleyip hafif bir baş selamı verdim tamamen onu yok sayarak.
"Kız arkadaşın evi bastı sandım. Hadi gidelim Arda?" yorumum ile şaşkınlıktan gözlerini iyice açıp abisine baktı.
"Kız arkadaşın mı var? Ben neden bilmiyorum?" diye ahiret sorularının önünü mü açtım? Şimdi onunla uğraşacak hiç vaktim yok kusura bakmasın artık abisiyle daha sonra sarılsın.
"Dört senedir gelmediğin evinin yolunu unutmuşken, belki de ülkenin yolunu unutmuşken ailenin senden ne kadar haber aldığı belli sen nasıl haberdar olacaksın küçük hanım?" diye söyleni verdim ve bunu ben bile beklemiyordum kendimden.
"Madem yolumu gözlüyordun neden aramadın Ali Asaf?" diye sordu. Sahi yolunu mu gözlüyordum? Ahh.. hadi ama bu ne saçmalık...
"Hadi gidelim Arda!" diye yine onu görmezden gelerek yanlarından geçip arabanın arka koltuğuna yerleştim.
Ne oluyor bana Allah aşkına!! Kız daha geleli ne kadar oldu bir saat mi? Şimdiden dengemi bozmayı başardı.
Benim arabaya binmenin arkasindan Arda da hemen şoför koltuğuna geçip arabayı çalıştırdı.
Çiftlik ve şirket arasında bir buçuk saatlik bir yol vardı ama dedem ve babaannem için bu yolu çekmeye değerdi. Keza ilk evden ayrılıp şehirde yaşamaya başladığımda hayatımdaki herşeyi altüst etmeyi başarmış ve daha yeni yoluna soktuğum hayatımı bu sefer başıboş geçirmeye hiç niyetim yok.
Ben kendi düşüncelerimle ne kadar dağılmışsam Arda'nın da aynı şekilde içine kapandığını farkettim.
"Sessizsin." dedim.
Arda dikiz aynasından bana bakıp "Bir şey olmuş" dedi.
Neyden bahsettiğini anlamadım en başta.
"Neden?" dedim.
"Benim kardeşim böyle pılını pırtını toplayıp birden bire gelecek biri değil. Yaptığı ya da yapacağı şeyi elli kere düşünür. Ki yüzünü görmedin mi? Ağlamış." dedi. Kaşlarını çatmış yola dikkat etmeye çalışıyor bir yerden de devam ediyordu.
"Hem o nişanlısı olacak herif nerde? En son konuştuğumuzda onunla birlite gelecekti. Neden yalnız geldi?" dedi.
Doğru bizim kız bir de nişanlanmıştı. Duydukça hala sinirleniyorum. Bize sormadan hemde. Arda ve ben ilk duyduğumuzda kudurmuştuk sinirden. O abisi olarak, bende saçma bir evlilik yapıp hayatımı karartmayı becerip kendimi o kadından kurtarana kadar o kadar uğraşan olarak. Nasıl sormadan, soruşturmadan böyle birşey yapardı? Ama Arda'nın dediği de dikkatimi çekmedi değil.
"Belki de ayrıldılar." dedim.
Kafasını sallayarak kabul eder gibi yaptı.
"Akşama öğreniriz." dedi.
Neden bilmiyorum bu düşünce hoşuma gitti. Peki onun nişan atması beni neden bu kadar sevindirdi (!), Orasını da sanırım terübeme yükledim yine.
Konu hakkında daha fazla yorum yapmadan şirkete gidip, günün hengamesine daldığımda sabahla ilgili herşeyi çoktan unutmuştum.