Pusula

1176 Words
Annemmm, annelerin gülü. Benim balım. Yetmedi mi bu kadar eziyet? Üç gündür yaptırmadığın iş kalmadı. Konuşmuyorsun da benimle. Annem ya nolur yapma!" diye diye dolanıyordum annemin peşinde. Bu nasıl bir kindir yahu deve de bile bu kin yok. Birlikte yaptığımız kahvaltıdan sonra annem resmen bana küsmüş yüzüme dahi bakmıyordu. Kadının içinden bordo bereli asker çıkmıştı resmen akla gelmeyecek eziyetler ediyordu. Evin temizlenmemiş tekbir köşesi, yıkanmamış silinmemiş çarşafı, perdesi penceresi kalmamış, mutfakta sanırım iki haftalık hazır yemek depolamıştı sayemde. Benimle birlikte gariplerim Gamze ve Meltem'de nasiplenmişti bordo bereliden. Ne kadar sırnaşsamda gözümün yaşına bakmıyordu annem. Ev iyice Esmer hatun toplama kampına döndü. "Hadi, hadi git Ali Asaf'ın odası temizlenecek daha. İşten dönmeden bitsin odasının temizliği gelince rahat rahat dinlenir oğlum." dedi annem yan yan bakarak. "Sizden hayır yok, oğluşlarımdan hayır var bana!" "Yaptıracak iş olmasa yüzüme bakmayacaksın sultanım. Emrin başım üstüne temizleyelim bakalım oğluşunun odasını. Üvey evladım ben zaten!" deyip süpürgeyi peşime çekiştire çekiştire Ali Asaf'ın odasına doğru yol adım. Kendisi arkada Allah'ım yukarıda şimdi hakkını yemeyeyim hiçbirimizi birbirimizden ayırmıyordu. Üvey evlat lafına alınacağını bile düşünmüyorum açıkçası o derece benimsedi bizi ama dediğim lafın arkasında da bir gerçeklik yatıyordu ve bu benim içimin cız etmesini sağlıyordu. Bir taraftan süpürge, bir taraftan temizlik kovası girdim Ali Asaf'ın odasına. Bir insan hiçmi değişmez yahu! Bu nasıl bir düzen! Yanlış meslek seçmiş yeminle. CEO değil asker olmalıymış bence. Ben bu kadar süzenli değilim cidden. Gözlerimi odasında gezdirdim. Gri ve ahşap tonları hakimdi odaya, göz yormuyor, o kadar düzenli olmasına rağmen rahatlığını sergiliyordu. Resmen bakarken dinlendim. Pencerenin yanında büyük bir saksı ve boyuma gelen kocaman yaprakları ile ben buradayım diyen bitkiye baktım önce. Yatağı odanın sağ duvar tarafından camın önünde konumlanmış içeri giren gün ışığı ile uykuya davet ediyordu. Sol taraftaki duvarda soyunma odası ve banyoya açılan bir kapı, hemen önünde kenarda mini bir ahşap vurgulu oturma alanı vardı. Tekrar soruyorum burası hem bu kadar rahat hemde nasıl bu kadar düzenli olabiliyor? Burası bir erkek odası! Abim gibi neden dağınık değil ki odası? Ya da vazgeçtim böylesi daha iyi nasıl temizlerim yoksa! Aferin Ali Asaf, hep böyle ol çocuğum emi!! Neyse sululugu bırakalım.. En başta banyoya gidip her yana çamaşır suyu döküp giyinme odasına geçtim. Hey maşallah!!! Ben de istiyorum böyle bir oda diye düşünürken 'Rüyanda görürsün!' diyen iç sesime surat astım kendimce. Elektrikli süpürge makinasını açıp soyunma odasını süpürdüm, cam dolap kapaklarının ve rafların tozunu alıp tekrar banyoya geçtim. Çamaşır suyu döktüğüm heryeri ovalayıp duruladım. Duşakabin camlarını silip oranında temizliği bitince yatak odasına geri döndüm. Serili olan nevresimleri soyunma odasının temizliğine başlamadan alıp yatağın üzerine bıraktığım siyah nevresim takımı ile değiştirdim. Ahşap ve gri dışında bir renk daha katmış olduğuma karar verdim. Şuan kendimce kıkırdıyorum çaktırmayın. Yoruldum ama az kaldı be... Kulağımdaki kulaklıktan gelen melodiyi daha hareketli birşeyle degiştirip sesi yükselttim. Telefonu cebime atıp süpürge makinesinin çalıştırma düğmesine ayağımla bastım. Kulağımdaki melodiye hem ritim tutup hemde odayı temizledim. Yerleri silerken elimdeki viladayı mikrofon olarak kullanıyorken son bir adım arkaya atmamla bir şeye çarpmam bir oldu. 'Ahada yakalandın' dedi iç sesim. Zaman durdu degil mi? Durdu durdu... Tam orada durması lazım. Deli, manyak dans ederken rezil olamam. Korkunun ecele çaresi yok annem beni böyle yakaladı ya ölüm fermanımı imzalandım bence. Yemin ederim ülkedeki tüm üfürükçüleri başıma toplayacak bu kızın içine üç harfliler kaçmış diye... Arkama dönmeye korkuyorum şuan... 'Daha ne kadar ceza alabilirim ki!' diyen iç sesime 'Hiç!' diye cevap verdim. Hadi Bismillah... 'Annem değil ya bu!' dedi iç sesim. 'Daha beter!!! Annem iki kızar bir terlik fırlatır ama bu!' 'Ömrümüzün sonuna kadar alay konusu olduk.' 'Sıçtık Cafer bez getir!..' Ali Asaf, eğlendiğini belli edercesine dudağının bir yanı yukarı doğru kıvrılmış, gözlerinde bir pırıltı, tek kaşı havada bana bakıyordu. Yavaşça elini uzatıp kulağımdan kulaklığımı çıkardı. "Ne yapıyorsun güzelim benim odamda?" diye sordu. "Temizlik." dedim son lik hecesini uzatarak. "Onu farkettim, farkettim de temizlik yaparken hiç dışarıyı farkettin mi?" dedi. "Ne olmuş dışarda?" deyip kafamı cama doğru çevirdim. "Kargalar telef oldu be güzelim!" deyip kahkaha atmaya başladı. Hay benim saf kafam bir de dinliyorum. " Ben seni var ya!!" deyip Ali Asaf'ın üzerine çullandım resmen. Sen misin benimle alay eden? Kemerimin kenarına takıştırdığım temizlik bezini elime alıp ona bezle vurmaya başladım. Ben ona karşı her hamde yaptığımda o daha çok gülüyordu bana. "Hadi ama ufaklık bana bişi yapamazsın." "Sen de benimle alay edemezsin. Kargaları başına salarım sonra!" dedim. Kahkahalarının arasında ellerimi yakalayıp vücuduma sabitledi. "Sakarsın küçük cadım." dedi. Tek kolayla beni sardı "Yorulmadın mı?" diye sordu. Yoruldum. Onunla uğraşacağım derken, temizlik yaparkenden daha çok yoruldum. Sırtımı göğsüne yaslayıp olumlu şekilde kafa salladım. Kolu gevşese de bırakmadı beni. Ona yaslanıp nefeslenmeye devam ettim. Ben yorgunluktan kesik kesik nefes alırken o beni oturma alanına yönlendirdi. "Gel biraz dinlen. Annen burnundan getiriyor mu halâ?" "Doğduğuma pişman etti." dedim. "Yapar bilirim benim dövmelerimi görüncede çok kızmıştı. Hoş şimdi de kötü örneksin deyip duruyor" dedi. Bilmem mi annemi, yapar valla.. Karşılıklı oturduk. Bir süre dedigğine gülümseyip nefeslendim. "Bitti mi temizlik?" dedi. "Bitti bitti son bir toz alıp çıkacaktım ama sen geldiğine göre yarın hallederim artık." "Oda fazlasıyla temiz hiç uğraşma. Ellerine sağlık." dedi. "Rica ederim efenim, cezamız bu çekiyoruz" dedip kıkırdadım. "Ben çıkayım sen de dinlen yemeğe kadar." oturduğum yerde kıpırdanmaya başlayarak. "Otur biraz konuşalım" dedi. "Birşey mi oldu?" "Hayır... Olmadı geldin geleli hiç sohbet etmedik. Ne kadar oldu bir ay mı?" "Aşağı yukarı" dedim elimi de sallayarak. "Ne oldu Londra'da Gizem?" dedi. Bu kadar açık sormasını da beklemiyordum açıkçası. Derin bir nefes alıp yüzüne baktım. "Mezun oldum ve geldim." dedim. "Hiç kimse birşey olmadığına inanmıyor biliyorsun değil mi?" "Olsa da olmasa da geldim işte buradayım. Gelmemden rahatsız mı oldunuz? Öyleyse açık söyle giderim." dedim. "Saçmalama Gizem!" kaşlarını çatarak "Senin evin burası. Neden rahatsız olalım senden? Sadece merak ediyoruz seni. Nişanlınla neden ayrıldın? Sanem'in anlattığına göre çok aşıktın. Benim tanıdığım Gizem dünya yansa bırakmaz sevdiğini." dedi. "Aşk ne ki? Bana tanımını yapsana" dedim. Kaşları çatık hala yüzüme bakıyordu. "Sen böyle sorulardan kaçtıkça biz birşey olduğuna emin oluyoruz aslında. Sana birşey mi yaptı?" "Hayır, saçmalama! Ne yapabilir bana Allah aşkına." "Aklıma gelen ihtimalleri düşünmek dahi istemiyorum Gizem." "Olmadı uyuşamadık. Dahası yok." "İnanmadım." dedi. "İster inan ister inanma Asaf. Ben söylediklerimden sorumluyum, anladıklarından değil." dedim. "Peki sen nasıl dersen öyle olsun." dedi. Kafamı sallayarak ona onay verdim. Oturduğu koltukta arkasına yaslanarak bana bakıyordu. "Peki yolunu bulabildin mi?" dedi. Kaşlarını çatma sırası bana gelmişti sanırım. "Anlamadım" dedim. "Kalbinin üzerindeki pusulayı diyorum. Yolunu bulabildin mi?" Derin bir nefes çekip öne doğru eğilip dirseklerimi dizlerime dayadım. Çenemi avuçlarıma dayayıp aldığım nefesle yanaklarımı şisirdim. Aldığım nefesi dışarıya yavaşça verdim. Kendimce düşüncelere daldım bir anda. Yolumu bulabildim mi? Eğer bir yere ait olduğunu hissetmiyorsan yolunu nasıl bulabilirsinki!? "Birgün bulabilirsem söylerim..." deyip oturduğum yerden ayaklandım. "Ben anneme bir bakayım." dedim. Dönüp dolaşıp geldiğim yer yine aynı... Ben nereye aitim? Ben kimim? Kendi sorularıma cevap bulamazsam sanırım o pusula hiçbir zaman doğru yolu göstermeyecek bana ve ben o soruları bazen hiç cevaplayamayacak gibi hissediyorum. Neden benim bütün yollarım çıkmaz sokağa denk gelmek zorundaki? Al sana bir bilinmeyen daha... --------------------------------------------- Merhaba ☺️ Kusura bakmayın bu sefer bölümü yayınlamam uzun sürdü. Elimden geldiğince daha sık bölüm eklemeye devam edicem. Düşüncelerinizi satır arası bile olsa duymak isterim. Keyifli okumalar.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD