bölüm6

1043 Words
Onu anlıyordum, kendini kaybetmişti, hayattaki en değerli varlığını yitirmişti. Ben de yitirmiştim; kardeşimi ,babamı,annemi… Ama ayakta durmak zorundaydık. Savaşmalıydık, öleceksek bile savaşarak ölmeliydik! ‘’Kendine gel.’’diye bağırdım yanına ilerlemeye çalışırken. Hayır! Beni duymuyordu. Sırtımdan yayımı indirdim. Onu korumak zorundaydım. Önüne bir savaşçı geldi ve kılıcını ona savurdu. Okum onu bulduğu anda yere serildi. Sonra bir ok daha çıkardım. ‘’Yalvarırım kendine gel!’’diye bağırıyordum bir yandan. Ama o duymuyordu. Sonra bir kaç kişi aynı anda ona doğru koşmaya başladı. İkisini indirdim. Hala Bethor’a doğru koşuyordum ama yetişemeyecektim. Bİr ok daha fırlattım. Hedefi buldu. ‘’Hayır!’’ diye inledim ve olduğum yere çöktüm. ’’Hayır.’’Alevli bir ok Bethor’un bedenini buldu. Ardından tam kalbine bir kılıç darbesi aldı. Sonra biri daha. Ve sonra bir diğeri… Yetişememiştim. ‘’Hayır, Bethor! Böyle ölemezsin.’’ Sessizce dizlerinin üstüne çökerken başı yeri buldu. Gözlerimdeki yaşları durdurmak imkânsızdı. Gücüm kalmamıştı. Gözlerim Bethor’un cansız bedenine sabitlenmişti.Çığlıklar heryerdeydi..Bağrışmalar,yardım çığlıkları…Kulaklarımı kapamak istiyordum. Duymamak,gözlerimi kapamak istiyordum,görmemek istiyordum.Kalbim ilk defa bu kadar acıyı bir anda yaşamıştı ve benim gücüm kalmamıştı.Bunu kaldırmak benim için zordu,yapamazdım,bu kadar acının altında ezilirdim,yok olurdum.Kabilem alevler içinde yanıyordu,yanımdan geçen insanlar alevlere yakalanmıştı.Ve ben hiç bir şey yapamıyordum. Başım yukarı kalktı.Ve o anda Stellio’un bakışlarıyla karşılaştım,önce gözlerinden üzüntü geçti ve dudaklarını büktü,sonra haince bir sırıtma yerleşti yüzüne. Gözleri zafer kazanmış bir edayla parıldıyordu.Benimle açıkça alay ediyordu.O bir çocuk için çok fazla şey biliyordu..Elinde bir yay vardı ve okun bana dönük ucu başka bir yöne çevrildi.Okun hedefini gördüm.Kendi yaşlarında bir çocuktu.Son bir gayretle ayağa fırladım ve hızla yayımı elime aldım.Kollarımı iyice gerdim ve okum Stellio’yu buldu.Adamın arkasından yere devrildi,adam acı bir haykırışla arkasına ve sonra yere baktı,sonra gözleri açık bir nefretle beni buldu.Hızlı davrandı.. İlk ok göğsüme saplandı,ikincisi sol bacağıma,ve göğsüme bir ok daha girdi.Acıyı hissetmiyordum.Belki Bethor da hissetmemişti. Ama son gücü kendimde toplamayı başarmıştım. Yayımı bir kez daha kaldırdım.Karşıdan gelen oku yarıp geçti okum ve adamın alnını buldu. Sadaktan son bir ok daha çektim ve yayımı gerdim. Son ok kalbine girmişti. Ve sonra yer beni kendisine çekti.Ona karşı gelmedim.Yaşamak için bir nedenim kalmamıştı.Başım yere çarptığında gözlerimde aynı anda kapandı. Çığlıkları duymak istemiyordum.Bİr an önce bitsin istiyordum. Ama duyuyordum. Ölümleri… Hepsini duyuyordum. Artık bitsin istiyordum.Gücüm kalmamıştı. Oysa kendimi ne kadar önemli görürdüm, yenilmem diye düşünürdüm.Yenilgi diye birşey varmış demekki!Bunu böyle anlamam ne kötü oldu. Bu kadar acıyla… Sadece kendim olsaydım belki böyle olmazdı, ama herkes ölmüştü, sevdiğim ve değer verdiğim herkes beni teker teker terk etmişti. Ve yine benim yüzümden olmuştu olanlar. Belki de Memnon’la evlenseydim ,belki de o çocuğu gördüğüm o anda vursaydım. Bunların hiçbiri olmazdı o zaman. Eğer kendimi düşünmeseydim. Bunları ölürken anlamak bir fayda getirmiyordu .Bunları biliyordum,bizi tehdit etmişti ama ben kendime herşeyden çok güveniyordum.Ölmek istiyordum.Bİtsin!Ve hemen! Biri omuzlarımdan tutup beni yerde sürüklemeye başladı.Gözümü açmak istediysemde yapamadım.Zaten ne önemi vardı ki?Ölüyordum! Yaşamak mı?Niye? Acı sonsuz,sonsuza dek süren bir acı var mıdır?Ya da bambaşka bir açıdan bakalım ,sonsuzluğun bana göre olan kısmında hayatla yaşam çizgisi arasında bir yerde ,benim sonsuzluğum bu kadar olmalıydı! Yaşarken sonu yoktu,ama şimdi olmalıydı.Bunun bir sonu olmalıydı,karanlığın içinde tek başınaydım .Bitmesi lazım değil miydi?Bir şey için canım yanıyordu ve ben hayattan sonsuza dek gitmediğim sürece acı benimle birlikteydi.Neden yanıyordu anlamıyordum ama çok yanıyordu.Ve ben bitmesi için ruhumu bedenimden ayırmam gerektiğini biliyordum.Sonsuzluk eğer benim sonsuzluğumsa bu sonsuzluğa bir son vermeliydim,acı beni bitiriyordu. Yanıyordum ama alevleri göremiyordum.Göremediğim var olmayan bir yangın beni nasıl böyle yakabilirdi?Bedenim değildi acıyan.İçimde bir yerdi ,belki ruhumun en derinleri.Sadece acıyı biliyordum,içimde bir noktada sızlamaya başlayan ve dalga dalga tüm bedenime yayılan acıyı,varoluş nedenini,nerede olduğunu bilmiyordum ama bundan kurtulmak istyordum.Kaçarsam olmayacağını biliyordum,kaçarsam benimle birlikte geleceğini.Burada ,bu karanlıkta durup beklemeliydim.Bİteceği anı beklemeliydim.Ya da..Bunu bir şekilde bitirmeliydim.Eğer kaçış yolum yoksa..Bunu ben bitirmeliydim..Peki ama nasıl? Acı…Neden gelip beni bulmuştu?Eğer savaşabileceğim birşey olsaydı onunla da savaşırdım.Ben bir savaşçıydım.. Ama acımın kaynağı neydi? Neden canım acıyordu? Hİç birşey bilmiyordum… *** ‘’Şişş Lena! Sakin ol kızım.Kıpırdama.’’ Gözlerim kapalıydı ama ellerim çevremde dolanıyordu hararetle.Hareket ettikçe göğsüm sızlıyordu.Ellerim, bİr şey arıyordu .Bİr silah,herhangi birşey,kendimi ve ailemi koruyabileceğim herhangi birşey.Ama bu sesi tanıyordum.Düşman değildi.Gözlerimi açabilmek için zorladım kendimi. Önce göremedim.Herşey bulanıktı,çamurlu bir suyun altında gözlerimi açmış gibiydim.Bethor’la ve Diona’yla bunu yapardık.Gözlerimizi çamurlu gölde açar ve ne kadar tutacağımızı merak ederdik.Çocuktuk daha,çok küçüktük. ‘’Hayır.’’inlemem bulunduğum yerde onlarca yankı olup bana döndü.Kulaklarım kendi sesimle doldu bir anda onlarca kere.Onlar artık yoktu!Savaş yoktu!Mücadele edebileceğim bir ailem yoktu! ‘’Hayır.Hayır..Hayır.’’çırpınmaya başlamıştım.Yaşlı Mormo beni durdurmak için kollarıyla mücadeleye girmişti.Şifa verirken her zaman güçsüz olduğunu düşündüğüm kollar, şimdi oldukça güçlü geliyordu. ‘’Lena..Sakin ol!Yaran açılacak.Sakin ol’’kendi sesi sakin geliyordu.Ben ise kükreyen bir kaplan gibiydim.Yaralı bir hayvan gibi.Öyleydim.Yaralıydım..Çok fazla..Gözlerimden yaşlar akmaya başladığında bedenim yavaş yavaş duruluyordu.Gücüm yoktu.Kimseye karşı gelecek gücüm yoktu.Zaten sadece olduğum yerde çırpınabiliyordum.Hareket edemediğimi o anda anladım. ‘’Hepsi..Hepsimi?’’dedim hıçkırıklarımın arasından.Üzerimde keçi kılından yapılma bir kürk duruyordu.Kokusundan anlamıştım.Bedenimin çıplak olduğunu hissedebiliyordum.Ama üşümüyordum.Ateşin çatırtısını duyuyordum. ‘’Bilmiyorum.Ben seni kaçırdım.Ve şifa verdim.’’dedi.Yine sakindi.Her zaman olduğu gibiydi.Gözlerim çevrede amaçsızca dolandığında bir mağarada olduğumuzu gördüm.Girişi kapanmıştı.Bunu Mormo yapmıştı muhtemelen. ‘’Neden?’’diye fısıldadım acıyla büzülürken.’’Neden yaptın?’’gözlerim yaşlardan görmüyordu.Ama ona bakıyordum.Gözlerini net olarak göremesemde, öfkeli gözlerimi ona dikmiştim.Beni neden kurtarmıştı.Yaşamak için bir nedenim mi vardı?Bana cevap vermedi.Ağır hareketlerle kalkıp ateşe doğru ilerledi. Elinde bulunan ağaç kabuğunu ateşin üzerinde bulunan kazana daldırdı.Sonra yine ağır hareketlerle bana doğru yaklaştı.Üzerimdeki kürkü bir anda açtı.O an çıplak olduğumu hatırlayıp utandım ve ellerim harekete geçti. ‘’Dur Lena’’dedi yaşlı Mormo.Elindeki kavuktan avucuna biraz su aldı.Suyun rengi yeşildi.Suyu göğüs kafesimin orada bir yere sürdü ve sonra canım yandı ve acıyla inledim.Göğsüm acıyla yukarı kalktı ve sonra yine zemini buldu. ‘’Geçecek.Bitecek.’’dedi fısıldayarak.Sonra yanında bir ağaç kavuğu daha vardı ve elini içine daldırdı.Her zaman onda bulunan macunlardan birine benziyordu.Bunları şifalı otlarla yapıyordu.Eline aldığı macunu tekrar aynı noktaya değdirdi ve yaram bir kez daha sızladı.Tekrar inledim .Sonra bacağıma da aynı şeyleri uyguladı.Ve kürkü bedenime tekrar sardı. ‘’Bu yeterince iyi değil.Ama seni iyileştirecek.Bİraz sabır Lena.Biraz sabır.’’ve eline aldığı bir ağaç kavuğunu ağzıma dayadı.Diğer eliyle boynumdan tutup başımı yukarı kaldırdı. ‘’İçmelisin.’’dedi dudaklarımı birbirine bastırdığımda. ‘’Yaşamak-’’dedim ve araladığım dudaklarımdan aşağıya boğazıma inen yakıcı bir sıcaklık hissettim.’’…istemiyorum.’’dedim sonra o elindekini yere bıraktığında. ‘’Yaşamalısın.Yaşamak zorundasın.’’dedi hiddetle.İlk defa bu kadar sinirlendiğini görüyordum. ‘’Ne için?’’diye bağırdım gücüm yettiğince. ‘’Kabilen için.Ailen için.’’dedi yine aynı hiddetle. ‘’Kimse kalmadı.Artık kabile diye birşey yok!’’yine gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı. ‘’Uyu.Bunları konuşacağız.’’dedi ve ayaklandı.Arkasından bir sürü kötü kelime sıraladım.Beni bırakmasını ve ölüme kavuşturmasını söyledim.Benim için daha iyi olacağını haykırdım.Ama beni dinlemedi.Bİr taşın üzerine oturup kollarını göğsünde kavuşturdu,arkasına yaslandı ve gözlerini kapadı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD