Akşam düştükçe eve gelecek olan annemle babama ne söyleyeceğimi kara kara düşünmeye başlamıştım. Aslında doğru olanın bu olmadığını biliyordum ama yine de o okula, o sınıfa bir daha gitmek istemiyordum. Yarın cumartesi ve iki gün boyunca zaten okul yoktu. En iyisi önümüzdeki bu iki gün boyunca oturup düşünmekti. Belki kararım değişirdi. Yıllar sonra güçlükle toparladığım özgüvenim yeniden yerle yeksan edilmişti. Burak kinci bir çocuktu. Onu reddetmemi hazmedemedi. Sonuçta ona kimse hayır diyemez güya. Çıkan birkaç parça bulaşığı elimde yıkarken içimden düşünüyordum. Ah, Zübea! İnsan olmadığın o kadar belli ki, zaten insan olsan bu kadar anlayışlı olmazdın ve ben senin katakterine bu kadar hayran kalmazdım. "Dedim sana, insan değiliz ki lafımızı dinleyesin..." Sesi duyduğum anda hızla

