6. Bölüm

1251 Words
Olabildiğince yavaş biçimde lokmalarını ağızlarına götürerek yemek yerlerken Melike’nin bakışları ara sıra arkalarındaki Ekrem ve Sefa’ya kayıyordu. Sıkça göz göze geldiklerinde sesli düşünmüştü. “Neden bunlar bize bakıyor?” Dedi Melike. “Onu benim size sormam lazım.” Dedi Cenker. Yemeğini bitirerek arkasına yaslanmıştı. Bakışları sabitti. Sorusuna yanıt bekliyor gibiydi. “Tamam Sevil yeni geldi. Fakat yeni gelenlere bu kadar bakmazlardı. Bence kesin bir iş çeviriyor bu ikisi.” Dedi Melike. Cenker sırtını sandalyede tutarken olabildiğince yavaş konuşmuştu. “Ne zaman çevirmiyorlar ki?” “İki yıldır değişmedin hala eskisi gibi iştahla yemek yiyorsun.” Dedi Cenker’in bitmiş olan tabağına bakan Melike. “O kadar açtım ki.” “Görebiliyoruz.” Sevil ikisine bakarak gülümsemişti. Melike’nin gözlerini Cenker’e dikti. Ağzının kenarında yemek artığı bulaşmıştı. “Tuvalete gitsen iyi olacak, ağzının kenarına yemek bulaşmış.” Dedi Sevil. “Ben gelirim birazdan yanınıza.” Dedi Cenker oturduğu yerden kalkarak. Tepsiyi alıp çöpün kenarına bıraktı ve adımlarını masadan uzaklaştırarak koridora dönüş yaptığında, masanın etrafın olan iki boş sandalye çekilmiş; kulakları keskin bir sandalye gıcırtısı doldurmuştu. Kulakları tırmalanırken Sevil hafifçe gözlerini kıstı. Zeytin gözlerini yan tarafa çevirdiğinde, Melike’de bakışlarını o tarafa çevirmişti. Sefa ve Ekrem masalarına davetsiz misafir olarak, izinsizce oturmuşlardı. Sandalyelere gelişi güzel yayılarak rahat tavırlar sergilediklerinde, Sevil sıkıntı içinde nefesini verdi ve yemeğine devam etti. Sesini çıkartma gereği duymamıştı. İlgisiz görünmeye çalışıyordu. “Afiyet olsun.” Dedi Ekrem. Melike çok ciddi bir biçimde gözlerini Ekrem'e dikerek konuştu. “Sağ ol.” Dedi Melike. Daha sonra Sevil’e dönerek, konuşmasını devam ettirdi. “Sana da afiyet olsun.” Dedi Ekrem. Zeytine andıran dikkat çekici güzellikteki gözlerini tabağından kaldırarak yanımda oturan mavi gözlere sahip çocuğa çevirdi. Ekrem gülümseyerek  gözlerinin içine bakıyordu. “Teşekkürler.” Dedi ve boğazını temizlemek için bir yudum suyundan aldı. “Hayat nasıl gidiyor kızlar?” dedi Sefa laf atarak. “Direkt konuya girseniz iyi olacak. Sıkılmaya başladık biz böyle. Sen sormuşken cevaplayayım. Sizinkinden daha iyi gidiyor.” Dedi Melike hafifçe öne eğilmişti. Dik ve aksi tavırla Sefa’ya laf sokuyordu. Ekrem uzun süre etrafta gelip geçen olup olmadığını mavi gözleriyle kontrol etti ve sonra yavaşça masaya doğru eğildi. “Bu gece Sefa ve benim dışarı çıkmam lazım. Ve bizim tek yolumuz; Kızlar Yatakhanesinde ki sizin oda.” Dedi Ekrem. “Yani, ne yapabiliriz?” dedi Melike. Sevil durumu anlayarak izahta bulunma gereği duymuştu. “Kısacası biz dışarı çıkacağız, fakat siz arıza çıkartmayın diyorlar.” Sefa Sevil’e dönerek gözlerini dikti ve gülümsedi. “Zeki kız.” Ekrem gözlerini Melike'den çevirerek, Sevil’e çevirerek baktı. Sefa'ya yapmacık ve itici bir gülümseme atarak önüne dönen sevil susmakla yetindi. “Bu arada biz tanışmamıştık değil mi?” dedi Ekrem mavi gözlerini Sevil’e dikerek. Gülümseyerek elini uzattı. “Ben Ekrem.” Dedi derin bakışlarıyla. Sevil önce Ekrem’in eline baktı. Ardından gülümseyerek elini havaya kaldırmış ve Ekrem’in elini havada bırakmamıştı. “Bende Sevil.” Dedi gülümsemesini sürdürerek ve ekledi. “Bu akşam Kızlar Yatakhanesine girmenize izin vermeyecek olan kişiyim.” Dediğinde Ekrem arkasına yaslanarak ukalaca sırıtmasını yüzüne yaymıştı. “İzin isteyen olmadı.” “Öyle mi? Odaya girmeyi dene ve ne olaylar çıkacak izle.” “Fazla korkusuz.” Dedi Ekram hafifçe kaşlarını havaya kaldırırken. “Asi.” Dedi Sefa düz biçimde. Melike'nin yüzü kıpkırmızı kesildi. Sinirle elinin altında duran çatalı aldı ve sert bir biçimde Sefa'nın eline batırdı. Sefa acılar içinde inlediğinde çevresindeki insanlar onlara bakmış ve hemen önlerine dönmüşlerdi. “Sakın aklından bile geçireyim deme!” dedi Melike kırmızı suratıyla Sefa’yı tehdit ederek. “Melike hiç değişmemişsin. Hala elin ağır ve kadırgalısın.” Dedi Ekrem. “Evet ben aynıyım, ama bazılarımız çok değişti.” Ekrem olduğunca sinirlenmiş görünüyordu. Sinirle başını çevirerek Sevil’in gözlerinin içine baktı. “Bana bak çeneni kapalı tutacaksın!” “Tutmayacağım.” Dedi Sevil sakince. “Canına mı susadın?” Sevil öfkeyle Ekrem'e dönerek sesini yükseltti. “Sen beni tehdit mi ediyorsun?” “Akıllı dur. Bir şey olmaz.” “İğrenç şey! Eğer kılıma bile zarar gelirse, yemin ederim ki gider müdürün odasına bütün öğretmenlere hap kullandığını söylerim.” Ekrem sinirli bir şekilde güldü ve bana imalı bir bakış attı. “Yeter artık!” dedi Melike. “Yok ya her şey söylemekle mi bitiyor? İspat etmen lazım. Söyle bakalım hani nerede haplar?” “Kravatında.” Dedi Sevil kestirip atarak. “Anlamadım?” “Ne olur ne olmaz krizim tutabilir diye bir iki tanesi kravatının içinde. Bu kadarını kanıtladım değil mi? Odandakileri de bulmak onların görevi.” Dediğinde Ekrem artık gülmüyordu. Mavi gözlerinden adeta ateş püskürterek bana bakıyordu. Sert bir şekilde Sevil’in kolundan tutarak tıslayan sesi hepsini ürpertmişti. “Bana bak kızım. Sana hayal bile edemeyeceğin şeyler yaparım.” “Denede bakalım, ne oluyor?” Ekrem bir süre Sevil’in gözlerinin içine öfkeli bakışlarını dikti. Sevil’in sıkarak tuttuğu kolunu sertçe bıraktı. Ayağa kalkarak Sefa’ya öfke püsküren bakışlarını çevirdi. “Yürü Sefa, gidiyoruz.” Ekrem ve Sefa hızlı adımlarla masadan uzaklaşmışlardı. Salak kız okula geleli daha bir gün olmamış bizi tehdit ediyor diye geçirdi Ekrem içinden. Sefa iç sesini okumuşçasına cevap verdi. “Cesareti dikkatimi çekmedi değil.” Sefa’ya dönüp boş bakışlarını gözlerine dikmişti. “Bence bir sıkıştıralım bunu.” Dedi Sefa. “Hayır olmaz. Bu gün göz önünde olmamalıyız. Bu kız diğer kızlar gibi susacak gibide durmuyor.” Dedi Ekrem. “O zaman tek yol var hap vereceğiz, oda bizden biri olacak. Susmak zorunda kalır, kanında açan zehri açıklayamayacağı için susar.” Dedi Sefa fikir vererek. Ekrem Sefa'yı omuzlarından tutarak duvara yapıştırmıştı. “Asla, ama bir daha asla istemeyenleri zorla alıştırmayacağız! Sadece isteyenler!” “Tamam sakin ol, şakaydı. Peki gece ne yapcaz?” “Bir saat sonra yemekhanede kimse olmayacak. Herkes yataklarına gidecek. Sadece bulaşıkçılar kalacak. Oranın canımdan gizlice sıvışırız.” Dediğinde Ekrem Sefa sırıtmıştı. “İyi fikir.” Dedi. Sevil ve Melike yemeklerini bitirdiklerinde Cenker’le vedalaşmış, Yatakhanelerine geçmişlerdi. Melike yatağına yayılmış kitap okurken, Sevil yatağından kalkarak aşağı indi ve Melike’nin yanına oturmuştu. “Bu gün haplar okula girecek.” Dedi sadece Melike’nin duyacağı şekilde fısıldayarak. “Anlamadım?” dedi Melike. “Bütün haplar okula girecek.” Dedi yenileyerek. “Sen ciddi misin? Ama nasıl?” dedi Melike. Romanı kapatarak doğrulmuş bakışlarını Sevil’e çevirmişti. “Ekrem ve Sefa içeri sokacaklar.” “Yok canım saçmalama Sevil. Onlar bazen kaçıyorlar okuldan.” “İnan bana bu gün haplar gelecek Melike. Yoksa Ekrem bu kadar panik olmazdı.” “Sen ciddisin. Peki ne yapacağız?” demişti Melike telaş içerisinde. “Polisi arayalım.” “Saçmalama başları yanar.” “Melike eğer polisi ararsak belki bir faydamız dokunur ve bunların malları aldığı yerlere baskın yapabilirler.” Melike bir süre düşündü. Mantıklı gelmişti. “Arayalım o halde.” Melike dolabından telefonunu aldı ve tuvalete gitti. Sevil peşinden yavaş adımlarla ilerleyerek onu takip etti. Melike numarayı çevirdi ve elini kaldırarak kulağına götürdü. “Alo bir ihbarda bulunmak istiyorum. Bu gün birazdan Atlas Yatılı Lisesinde okuldan içeri hap sokulacağını düşünüyoruz.” Dedi ve karşı tarafın söylediklerine cevap verdi. “Peki tamam iyi günler.” Diyerek telefonu kapattığında Sevil sorusunu yöneltmişti. “Ne dediler?” “Atlas Lisesine geleceklerini ve okulu uzaktan izlemeye alacaklarını söylediler. Bir bilgi edinirsek bu numaraya mesaj atmamızı söylediler.” “Hadi gel dışarı bakalım.” “Ama o odadan bakamayız ki. Herkesin dikkatini çeker.” Dedi Melike. “Yok mu başka bir yer?” dedi Sevil. Melike biraz düşündükten sonra etrafı inceleyen gözlerini bana çevirdi. “Ufak bir temizlik odası var . Penceresi küçük ama yeterli. Gizlice oraya geçelim.” “Peki tamam.” Gizli bir şekilde etrafa bakarak temizlik odasına yöneldiklerinde kapının kilitli olduğunu fark ettiler. “Kilitli nasıl gireceğiz?” dedi Sevil. “Bekle.” Diyerek kapıya eğildi Melike. Tabii ki bir planı vardı.  
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD