Bölüm 2

1299 Words
Bölüm 3 Bir tohum toprağa düşer, toprak onu sarmalar, yağmur besler, güneş ısıtır. Tohum kabul ederse kabuğunu çatlatarak karşılık verir. İlk filizlenme gerçekleşir. Köklerini bırakır saçaklanır. Filizlenmesi güç bir ayda, ekimde, soğukların başladığı zamanlarda o tohum, hayal edilse bile mümkün olmayacak bahçede duran dört kişi arasından birine düşmüştü. Leyla’nın sıcak eli, eline değince tohum Nejat’ın elinde hayat bulmuştu. Leyla adını söyledikten sonra derin bir sessizlik olmuştu. Ateşin çıtırtısı hepsinin kulağında çalıyordu. Nejat saliselerle irkildi, hissettiğine anlam yüklemekten çok belli etmemeye odaklıydı. Mavi gözleri bir an kapanacaktı ki kendini tuttu. Leyla ise onun gibi hissetmemişti. Doğal bir tavırla elini çekip kocasının yanına geçerken Nejat’ın hissettiklerinden habersiz, ona yaşattığından çok uzaktı. Fırat kendisine kollarında yer açınca ona sokularak oturdu. Biraz kısık ancak Selin’in duyabileceği kadar yüksek karısına “Üşümüyorsun değil mi?” diye sorunca Leyla gülümseyerek ona baktı. Başını sağa sola sallayıp “Hayır, hayatım.” Dedi. Hemen ardından Selin’e bakarak “Fırat çok ince düşünür.” Diye ekledi. “Eğer üşürseniz lütfen söyleyin!” Selin neden rahatsız hissettiğini anlamadan zoraki gülümseyerek ateşi gösterdi. “Aslında hava soğuk ama ateş, hem güzel görünüyor hem de ısıtıyor.” Leyla onun gülümseyen yüzünün aksine sesinden gerginlik hissedince ne söyleyeceğini bilemedi. Üstelik eşleri de konuşmuyor, havanın dağılmasına yardımcı olacak bir şey gelişmiyordu. Yine de Selin’e içtenlikle gülümseyip “Daha da ısınalım o halde. Kahvelerinizi nasıl alırsınız?” diye sordu. Nejat bir Fırat’a bir Leyla’ya bakıp “Fark etmez ama kahve yerine içki tercih ederim,” deyip bakışlarını yeniden Fırat’a çevirdi. “Sizin içinde sakıncası yoksa.” Fırat gülümserken karısı “Aslında Fırat’ta öyle düşünmüştü, ilk tanışmamız, nasıl karşılayacağınızı kestirememiştik.” Diye yanıtladı. Mavi gözlerinde, yanan ateşin alevleri parlayan Nejat beyaz dişlerini göstererek gülümsedi. “Bahçeniz çok güzel, bizimkinden oldukça farklı olmuş, ateşte yanıyorsa, bundan güzel zamanı yok!” dedi. Selin’e bakıp “Sence karıcığım?” diye sordu. Selin bacak bacak üstüne atıp öne doğru hafifçe eğildi. “Öyle.” Deyip yine bir önceki gibi gülümsedi. Leyla ayağa kalktı “Ben getireyim, Fırat yardım eder misin?” deyince Nejat memnun oldu. İçmeye ihtiyacı vardı. Az önceki hissi üzerinden atmalıydı. Yeni komşuları olta atılmayacak bir balıktı. Fırat ona yardım etmek için peşinden gitti. Tezgahın üzerinde hazırlanmış atıştırmalıklara, içkinin yanında iyi gideceğini düşündüğü birkaç ekleme yaparken kocası, “Neden gerildin?” diye sordu. Leyla ona bakmadan omuzunu kaldırdı, “Anlamadım, öyle hissettim bir an.” Fırat uzun boyu sayesinde ona uzanıp işine engel olmayacak şekilde eğilip omuzuna öpücük bıraktı. “Stres yapayım deme, anlaşamazsak uzaktan selam vereceğimiz kişiler olarak kalırlar.” Leyla başını sallayıp onu onayladı ve tabakları ona uzattı. Az sonra her şey tamam olduğunda Fırat sohbet açacak konu düşünüyordu. Leyla istemeden taşındıkları için bu evi sevmesini istiyordu. En hızlı yolu ise kuracağı arkadaşlık bağıydı. Doldurduğu kadehleri önce Selin’e sonra Nejat’a uzattı. Kendisi ve Leyla için olanı alıp karısının yanına oturduğunda komşularına bakıp “Ne iş yapıyordunuz?” diye sordu. Nejat geriye yaslandı. “Aslında polisim. Selin’in babası rahatsızlık geçirince onun işlerini devraldım. Selin pek gönüllü değildi.” Karı kocanın bakışları Selin’i bulunca açıklama ihtiyacı hissederek “Beyoğlunda sevimli, sıcak bir cafem var. Babamın işlerini yönetebilecek beceriye pek sahip değildim. Nejat beni büyük bir yükten kurtardı.” Dedi. Leyla onun uzun açıklamasından cesaretlenerek “Babanızın işi neydi?” diye sordu. Nejat birden kendini “Güvenlik şirketleri var, bir yerde bana uzak olan bir iş olmadığı için meslekten ayrılmakta güçlük çekmedim.” Derken buldu. Oysaki Leyla Selin’e sormuştu. “Herkes yerinden memnunsa sorun yok o zaman.” Selin başını sağa sola salladı. “Yok.” Nejat eline birkaç kuruyemiş alırken “Siz ne yapıyordunuz?” diye sordu. “Yazılım şirketinde ceo’yum. Okulu bu bölüm üzerine okudum.” “Aile şirketi mi yoksa” “Aile.” Nejat anlıyormuş gibi başını salladı. Selin bakışlarını Leyla’ya sabitleyip “Siz çalışıyor musunuz?” diye sorunca Leyla “Hayır.” Diye yanıt verdi. Selin’in ilgili ve soğuk bir kadın gibi görünüyordu. Fırat onun cevabından tatmin olmayarak “Leyla güzel sanatlar mezunu, çok yetenekli bir ressam. Özellikle kabartmalı resimlere yoğun ilgisi var.” Dedi. Leyla hafifçe gülümserken Selin “Evin dekorasyonundan sanatçı eli değdiği açıkça görülüyor.” Deyince Leyla daha geniş gülümseyerek “Teşekkür ederim.” Dedi. Fırat karısını şevklendirmek için Nejat’ların eviyle kendi evlerini ayıran duvarın orada bulunan depoyu gösterdi. “Depoyu atölyeye dönüştürmeyi planlıyoruz. Sıra dışı eserler çıkacağından eminim.” Selin “Ne güzel, satıyor musunuz? Ya da sergilemek için mi yapıyorsunuz?” diye sorduğunda Leyla omuzunu kapatan saçını geri ittirdi. “Sergi çalışmalarım vardı, ne yazık ki ortada kaldı. Fırat’ın çevresinden çokça talep geliyordu, kendim için bedeli olmadan özel isteklerle bezenmiş resimler yaptım.” Fırat onun gözlerinin içine bakıp gururla “Sabırsızlanıyorum!” dedi. Nejat onun romantikliğini, karısının içine düşecek gibi bakmasını abartılı bularak “Kaç yıllık evlisiniz?” diye sordu. “7 yıl dolmak üzere.” Şaşkınlıkla kaşları havalanan Nejat içkisinden bir yudum aldı. Karısı “Çocuğunuz yok sanırım.” Diye tespitte bulununca Leyla “Hayır yok, sizin var ama değil mi? Bazen sabahları servise bindirirken görüyorum.” Diye yanıtladı. “Evet, iki tane kızımız var, biri 8 diğeri 5 yaşında.” “Çok güzel.” Fırat, Leyla’nın sesinde herhangi bir farklılık hissetmese de konunun açılmasından rahatsız olmuştu. Nejat’ın gözünden kaçmazken “Özelinize dalmış gibi olmayacaksam neden yok? İstemiyor musunuz?” diye sordu. Fırat duyduğundan hoşlanmasa da belli etmemeye çalışarak seslice güldü. Leyla’nın elini tutup “Henüz karımı paylaşmaya hazır olduğumu söylemem, biraz daha vakti var!” dedi. Başını yana çevirip karısına baktı. “Öyle değil mi, hayatım?” diye tasdik bekleyen soruyu sordu. Leyla ona bakıp “Evet.” Dedi. Fırat bakışmayı sürdürürken karısına eğildi, dudaklarına hafif bir öpücük bıraktı. Ancak hemen bırakmayıp onun tadını almak isteyerek daha yoğun ve baskıyla dudaklarının arasına girdi. Dilini hafifçe gezdirirken Nejat bakışlarını onlardan çekti. Selin ise ne olduğuna anlam veremeden dudakları birbirlerinden ayrılıncaya kadar onları izledi. Derin ve tutkulu olduğu gerçekti. Leyla elini kocasının göğsüne koyup hafifçe iterken minicik bir sesle “Misafirlerimiz var.” Diye ona hatırlattı. Fırat mahcup bir gülümsemeyle “Kusura bakmayın.” Dedi. Nejat cevap vermek yerine gülümsedi. Selin’in ise kalbinde ufacık bir çığlık duyuldu. Gözleri biraz donuk duyduğu konuşmalara odaklanmaya çalışırken başarılı olamayacağını anladığında “Lavaboyu kullanabilir miyim?” diye sordu. Leyla ayağa kalkıp ona eşlik ederken iki adam yalnız kaldı. ***** Kapıdan içeri girdiklerinde Selin uykusunun geldiğini söyleyerek doğruca merdivenlere yöneldi. Nejat ise biraz oturacak televizyonda bir şeyler bakacaktı. Kendine biraz daha içki koyup açtığı belgeseli amaçsızca izledi. Gözleri görmedi, kulakları duymadı. Leyla’nın girişi oldukça havalıydı. Elini tuttuğunda da o yüzden bir şeyler hissetmiş olmalıydı. Birde neredeyse iki haftadır sevişmiyordu. Onun için uzun süreydi. Bedenine izin vermediği açlık akşamdan beri musallat olmuştu. Eğer sevişmezse rahat uyumayacağını biliyordu. Televizyonu kapattı, salonun ışıklarını söndürerek yukarı çıktı. Yatak odasının ışığı kapalıydı. Selin yatağın içinde görünmeyecek kadar gömülmüş yatıyordu. Nejat yatağın boş yanındaki apliğin düğmesine bastı, oda biraz da olsa aydınlandı. Yorganın altına girip karısına belinden sarılarak kendine çekti. Aslında uyumayan Selin mızmızlanır gibi ses çıkardı, gözleri hala kapalıydı. Yanağından, çenesinin altına kadar öpücüklerini sıralayan Nejat “Seni istiyorum.” Diye ona fısıldadı. Elleri karısının mahreminde, zevk noktasını bulmaya çalışırken Selin onun arzusunun boyutunu anlayabiliyordu. Hafifçe ona dönüp gözlerini açtı. Adam dudaklarını öpmeye başladığında karısı ezberlenmiş hareketle onun başını kavradı. Ancak ona eşlik etmiyordu. Aralı ağzıyla öylece duruyor, ne dokunuşundan ne de öpüşünden zevk almıyordu. Öpüşmeleri tek taraflı derinleşirken Nejat dilini onun ağzına katıp diliyle temas ettiğinde midesi bulanarak kasılan Selin onu hafifçe itti. Nejat durmayıp onun boynuna, gerdanına öpücükler bırakıyordu. “Bu geceliğin sana çok yakışıyor!” derken göğüslerinden birini kavramıştı. Kocasının arzulu olduğu kadar Selin’de onu istemiyordu. Dokunuşu, dudakları tenine her değişinde midesi bulanıyordu. En son çenesini dişlerken buna tahammül edemeyip “Nejat!” diyerek onu durdurdu. Sesi biraz sert çıkınca kocası durup ona baktı, Selin yapamayacağını anladı. “Uykum var.” Dedi elini bedeninden çekerek kocasına sırtını döndü, az önceki uyku pozisyonuna yine gömüldü. Sertleşmiş bedeniyle öylece kalan Nejat yataktan kalktı, apliği kapatıp banyoya ilerledi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD