Bölüm 3

1861 Words
Bölüm 4 Nejat Uyandığında yine tek başınaydı. Karısı her zamanki gibi kendisinden önce kalkmıştı. Hafta sonu işe daha geç gitmesine rağmen Selin alışkanlıklarından hemen vazgeçen biri olmadığı için çoktan uyanmış ve kahvaltıyı hazırlamış olmalıydı. Yataktan kalktı, üzerini giydi. Koluna saatini takarken merdivenlerden iniyordu. Mutfağa yöneldiğinde masanın hazırlanmamış olduğunu görünce istemsizce kaşlarını çattı. Selin kahve makinasının başında yine pencerenin önündeydi. Komşularını izliyordu. Bunun ne kadar süreceğini beklerken Selin elinde fincanıyla dönüp belini tezgaha yasladı. Kocasını görünce biraz şaşırsa da hızla gülümsedi. “Günaydın!” dedi, cevap beklemeden “Kahve ister misin?” diye sordu. Kocasının gözünden telaşlı göründüğü dikkatinden kaçmazken “Kahvaltı etmeyecek miyiz?” diye sordu. “Kızlar hazırlanıyor, benim cafede hep birlikte ederiz diye düşündüm. Ya da istediğiniz herhangi bir yerde olur.” Nejat bu gülümsemelere alışıktı, karısı onu ne zaman reddetse ertesi güne neşeyle ve daha alakalı başlıyordu. İlk başlarda buna kansa da artık işlemiyordu. Onu tanıyordu. Saatine baktı, zamanı vardı. Çoğu çalışanı yarım gün çalışacaktı. Eğitim kısmında yeni düzenlemeler için eğitmenlerle görüşecekti. Beren ve Ada hızlı hızlı merdivenlerden inerken gülüyorlardı. Beren babasına “Bugün annemin cafesine gidecekmişiz!” derken heyecanlıydı. Ada ise babasının kucağına çıkmak için onun bacaklarına sarılıyordu. Nejat kızlarını çok seviyordu. Önce Ada’yı kucağına alıp onu öpücüklere boğdu. Ardından Beren’in hizasına eğilip ona da aynı şekilde sevgisini gösterdi. “Hazırsanız çıkalım.” Evden çıkıp Pera Puff’a gittiler. Selin Ertan’a yardım edip güzel bir kahvaltı hazırladı. Cafe çok yoğun olmadığı için Ertan da onlara katıldı. Nejat’ı hep sevmişti, iyi anlaşıyorlardı. Ancak Selin’in normalinden daha neşeli hali gözünden kaçmadı. Uzun süren kahvaltı sonrası Nejat onlardan ayrılarak şirkete geçti. Eğitmenlerle yaptığı görüşme anlaşmazlık yüzünden uzadı. En donanımlı eğitmen, diğer meslektaşıyla yaşadığı sorunu herkes öğrensin istiyordu, Nejat’a durumu aktarınca uzunca konuşulsa da bir anlaşmaya varamadılar. Nejat sinirden başının ağrıdığını hissederken görüşmeyi sonlandırdı. Pazartesi günü yeni karar alacağını söyleyerek herkesi evine gönderdi. Küçük toplantı salonunda oturmaya devam ederken ne yapacağını düşünüyordu. En iyi eğitmeni haklıydı ancak sorun yaşadığı eğitmen bir dostunun ricasıyla aldığı işinde ve özünde iyi insan olan biriydi. Orta yol bulmaya çalışırken aralı olan kapı açıldı. Kadro görevlisi İrem içeri girdi. Nejat onun izin almadan gelmesini bir kenara bıraktı. İrem bugün her zamankinden farklı görünüyordu. Kıyafetinde olan bir değişiklik değildi bu. Her zaman ki gibi bacaklarını saran, üzerine oturan kumaş pantolonu ve yalnızca bir düğmesi açık olan gömleği, at kuyruğu bağladığı kumral saçlarıyla normal bir gündeki gibiydi. Farklı olan bakışlarıydı, Nejat’a olan bakışları. Kendine doğru gelirken gözlerini kendine dikilmiş gözlerden çekmedi Nejat, gerilim dolu bir andı. Bunu yok etmek isteyerek “Yeni bir şeyler duymak istemediğimi söylemiştim!” deyip onun gelişinden rahatsız olduğunu ifade etse de bu İrem’in umurunda olmadı. Bunu yapması için kendini ikna etmesi hiç kolay olmamıştı, adımı attıysa devamını getirmeliydi. “Biliyorum.” Dedi Nejat’ınkinden çok daha rahat bir tavırla. Karşısına geldiğinde masaya yarım oturdu. “Fazlasıyla gergin görünüyordunuz! Sizin için endişelendim!” Nejat önce onun oturuşuna sonra yüzüne bakıp “Halledemeyeceğim şeyler değil! Endişen yersiz!” dedi. İrem ondan direkt bir atılım beklemiyordu, patronunu iyi tanıyordu. Ağırca masadan inip Nejat’ın arkasına geçti. Beyaz ince parmaklarıyla önce omuzlarını kavradı. “Sizden yana şüphem yok! Gerginliğinizi daha hızlı atmanız için,” deyip omuzlarını küçük dokunuşlarla sıktı. Sesi daha kısık ve davetkar “yardımcı olmak istedim.” Dedi. Nejat bunun çok mantıklı olmayacağını biliyordu. Çalışanlarından kimseyle buna yeltenmemişti. “Çok gerginsiniz, kaslarınız,” deyip seslice iç çekti. “Çok sert!” Nejat tepki vermemeye çalışarak kendini daha çok sıkarken bir anda omuzunda hareket eden eller durdu. İrem ona dokunarak yanından geçip karşısına geçti. Arka cebinden telefonunu çıkarıp bir şeyler yazdı, bakışlarını Nejat’a çevirip “Biraz bitki çayı ya da kahve sizi daha yumuşak yapabilir!” deyip arkasını dönerek odadan çıktı. Aynı sırada masanın üzerinde duran telefonuna bildirim geldi. ***** Nejat uzun boylu yakışıklı bir adamdı. Yüz hatları, mavi gözleriyle oldukça dikkat çekiciydi, çoğu insan yürürken onu inceleyerek bakardı, ilgiye alışıktı. 37 yaşında bir erkeğin altın çağı sayılabilecek dönemi kadınlar için can yakıcı geçiyordu. Çünkü evliydi. Eğitimciler hariç şirkette çalışan kadın sayısı oldukça azdı. İlk kez İrem’den böyle bir davranış görüyordu. Kendine atılan konum bilgisine baktı ve sildi. İrem ise çok heyecanlıydı. Bir erkeği ilk kez davet edişi değildi ancak iş ilişkisi içinde bulunduğu birine ve özellikle patronuna böylesi cüretkar davranışı ilk kez sergiliyordu. Hızla şirketten çıkmış arabasına binerek evin yolunu tutmuşken nasıl sonuçlanacağını merak ediyordu. Heyecandan direksiyonu sıkıyor, bir an önce eve gitmek istiyordu. İstanbul’un cumartesi trafiği henüz başlamadığı için şanslıydı. Eve geldi ve hızlıca kendini duşa attı. Düz olan saçlarını kurutup hafifçe yüzünü renklendirdi. Doğal ama ışıltılı görünmek için vücuduna yağ sürdü. Üzerine ne giyeceğini düşünürken oldukça kararsızdı. Sıradan bir şeyler mi yoksa karşılaşınca aklını başından alacak bir şeyler mi diye düşünürken belki de Nejat’ın hiç gelmeyeceği ihtimali aklına üşüştü. Adam evli ve çocukluydu. Çapkınlığa dair dedikodusunun döndüğüne hiç şahit olmamıştı. İnce askılı crop şort geceliği oldukça rahat ve tam görünmek istediği gibiydi. Üzerine kısa penye sabahlığını geçirdi. Biraz acıktığını hissedince kahve hazırlamaya koyuldu. Birkaç tane çikolatayı kahve hazır olana kadar yerken kapı çaldı. İrem ağzındaki lokmayı hızlı hızlı çiğnerken kapıya gitti, kameradan kimin geldiğine baktı. Otomatiğe basıp dış kapıyı açtı. Birkaç adım geri gidip ciddi bir duruşla beklemeye başladı. Asansörün kapısı açılınca heyecanını zapt etmek için kendini telkin etti. Nejat keskin, mavi bakışlarıyla İrem’in dairesine girdi. Birkaç adım atıp ona yaklaşan İrem kapıyı kapattı. “Hoşgeldiniz!” dedi şirketteki gibi resmi bir tavır ancak daha sıcak bir gülümsemeyle. Nejat kulvar değiştirmiş gerginliğinden dolayı konuşmak istemedi. Başıyla selamını aldı. “Ellerimi yıkayabilir miyim?” diye sorunca İrem “Lavabo şurada.” Diyerek yerini gösterdi. Nejat giderken İrem yerinde duramıyordu. Şimdi ne yapmalıydı? Nasıl ilerlemeliydi? O davet etmişti ve daha açık mı olmalıydı yoksa ona mı bırakmalıydı? Aklında deli sorular dolanırken yerinde duramıyordu. En iyisi ondan gelenlerle kendi adımlarını birleştirmekti. Nejat içeri geldiğinde ona oturması yer açtı. “Ben kahve hazırlamıştım, farklı bir şey istemiyorsanız,” diye konuşmayı sürdürürken “Kahve iyi.” Cevabını aldı. İrem beklemeden ayağa kalktı, mutfağa geçip kahveyi hazırlarken hiçte istediği gibi ilerlemediğini fark etti. Nejat hala çok gergin ve katı görünüyordu, İrem’in istediği kesinlikle bu değildi. Sert olabilirdi ancak daha tutkulu, gerçek ve sıcak bir şeyler düşlemişti. Bedeninin rahatlaması, rahatlatmak görevi değildi. Bir kez bile yaşanacak olsa duygu istiyordu, arzulanmak ve öyle doyuma ulaşmak istiyordu. Hayal ettiği gibi geçmezse baya hüsran yaşayacaktı, vazgeçmek için geç değildi. Sanırım gitmesini isteyecekti. Kahveyi içtikten sonra bundan söz edecekti. Soğuk ve katı davranışları çoktan soğumasına neden olmuştu. Kupaya suyu koyarken yanı başında duyduğu sesle irkildi. “Sütü bol severim!” Nejat az önce İrem’in yarım bıraktığı çikolatayı alıp ona bakmadan ısırdı. Sesli yemek umurunda değildi. İrem onun bu kadar yakınında olmasıyla sevindi. Yaptığı işi yarım bırakıp sütü almak için dolaba yöneldi, Nejat’a bedenini sürterek birkaç adım kayarken kapağı açıp aldı. Cezveye koyup ısıtırken Nejat geldiğinden daha rahat bir tavırla “Acıkmış olmalısın!” deyince İrem bakışlarını ona yöneltti. Nejat tezgahın üzerindeki çikolataları gösterince “Biraz.” Diye cevapladı. Nejat’ın delici bakışları altında kahveyi hazırladıktan sonra “Geçelim mi?” diye sordu. Konuşmadan adımlarını salona yönlendirdi. Dizleri birbirine değecek kadar yakın otururlarken Nejat kendine ikram edilen kahveden bir yudum aldı. Karşısındaki kadın beğendiğini anlamak için dikkatle onu izliyordu. Kendine olan bakışların farkında olan Nejat fincanı kenara koydu. İçmeden elinde tuttuğu kupayla öylece bakan İrem’e “Beni neden çağırdın?” diye sordu. Amacının anlaşılır olduğunu düşünen İrem gülümseyerek “Rahatlamanızı istedim!” deyince adam onun elindeki kupaya uzanıp yavaşça aynı şekilde kenara bıraktı. İrem’in nefesi kesilirken umduğuna çok az kaldığını anladı. “Kahve!” deyip bakışlarını kupaya sonra yeniden İrem’e çevirdi. “Hiç rahatlatmadı!” “Yeniden masaj yapmamı ister misiniz?” Adam başını sağa sola salladı, aynı esnada ellerini onun çıplak bacaklarının üzerine koydu. “Görev tanımının içerisinde beni rahatlatmak diye bir ibare, sanıyorum ki; geçmiyor!” Katı bakışları, ellerinin sıcaklığıyla yutkunan İrem aynı onun gibi başını sağa sola salladı. Nejat ellerini onun dizinin altına geçirip hızla kucağına gelecek şekilde kendine çekti. Tamamen kucağında olmasa da oldukça yakınlar, yüz yüzelerdi. “Benden ne istiyorsun?” diye sorarken oldukça sertti, elleri şortunun içinden kalçalarına doğru ufak ufak yol alıyordu. Dokunuşuyla göğüslerinin ucunu sızlayan İrem “Yalnızca siz! Sizinle bir gece!” dedi. Nejat onu kendine sürterek sertliğinin üzerine getirdi. Hafifçe kalçalarını oynattırdı, kadınlığının sıcaklığıyla iyice sertleşirken kucağındaki İrem’in ıslandığını biliyordu. Bakışları değişmiş, dudakları aralanmıştı. “Akıllı kadınsın! Benden alabileceğin tek şeyi istedin!” Zevkten bakışları yoğunlaşan İrem anlamayarak “Neyi?” diye sordu. Nejat sabahlığının kuşağını tek eliyle gevşetti. Omuzundan sıyırıp beline düşmesini sağladı. Aynı şekilde crobun askılarını da indirdi. Hatrı sayılır büyüklükteki göğüsleriyle karşı karşıya kaldı. Onları avuçlayıp uçlarının iyice sertleşmesini sağladı. İrem dudakların arasından firar eden inlemelerle başını geriye düşürdü. Nejat parmaklarının arasına aldığı pembe uçları sıkıştırınca hissettiği acıyla başını kaldırıp onun ne yaptığına baktı. Adam kadının çenesini kavrayıp kendi dudaklarına yaklaştırdı. “Seni,” deyip dudaklarına doğru soludu. Dişlerinin arasından “Siker geçerim, ötesi, berisi olmaz!” diye konuştuğunda ondan yanıt bekliyordu. İrem ise konuşmak istemedi. Onunda isteği buydu, bacaklarının arasında hissettiği sertliğe kendini sürterek karşılık verince Nejat dudaklarına kapandı. Dün gece karısında tüketmek istediği tüm duygular bir geceliğine İrem’e gösterecekti. Sabırsızca dudaklarını ondan çektiğinde İrem bundan hoşnut değildi, gece boyu sadece öpüşebilirdi, dudaklarını dilini harika kullanıyordu ve tadı, beklediğinden çok daha iyiydi. Kokusu bağımlı olunacak düzeydeydi. Göğsünün birini sıkarken diğerini emmeye başladığında İrem’in ağzından çıkan iniltiler salonu dolduruyordu. O inledikçe Nejat’ın sertliği büyüyor, canı yanıyordu. Kadını kucağından indirip ayağa kalktı. Elinden tutup önünde çöktürdü. İrem onun pantolonunu açarken Nejat gömleğini çıkarıyordu. Uzun, kalın erkekliğini avucuna alınca Nejat bir küfür savurdu. Narin parmaklarıyla yavaşça okşarken buna dayanamayıp “Ağzına al!” dedi. Söylediği gibi dudaklarını araladı, bakışlarını ondan çekmeden Nejat’ı çıldırtacak yavaşlıkla diliyle buluşturdu. Sonrası ise başladığının aksine hızlı gelişti. Kadın onda ne varsa hepsini sömürmek istercesine yalıyor, emiyordu. Adam öyle zevk alıyordu ki kendini kaybetmek üzereydi. Henüz olmaması için kendini sıkıyor kollarındaki damarlar belirginleşiyordu. Ağzıyla yaptıklarından memnun olan Nejat onu geri çekip yanağına hafif bir tokat geçirdi. İrem bunun zevkten olduğunu biliyordu. Canı çok yanmamıştı. Elinden tutup ayağa kaldırdıktan sonra dudaklarına uzun bir öpücük bıraktı. Elleri kalçalarını sıkarken “Nerede istiyorsun?” diye sordu. Kadın için fark etmezdi, Nejat ona her yerde bu zevki yaşatacaktı. “Sen nerede istersen.” Dedikten sonra adam “Odana.” Dedi. İrem onun elinden tutmuş gidiyorken odaya girmeden Nejat onu çekti, sırtını duvara yasladı. Yukarı kaldırıp bacaklarının arasına sertliğini dokundurdu. “Tek seferde hepsini alabilir misin?” diye sordu. Sevişirken konuşmak Nejat için olmazsa olmazdı. Onun zevkle kaplanmış sesini, eriyip gittiğini hem duymak hem görmek istiyordu. “Evet.” Yanıtından sonra beklemeden tek hamlede sonuna kadar erkekliğini kadınlığıyla buluşturdu. Yüksek bir inilti İrem’in dudaklarından çıkarken Nejat onun gözlerine bakıyordu. Öylece içinde kalması ona yetmeyince “Hareket et!” diyerek adama adeta emir verdi. Nejat sonuna kadar çıkıp yeniden tek seferde ve hızla içine girdiğinde İrem bu kez şiddetinden inledi. “Böyle mi? Hoşuna gitti mi?” Konuşamayacak kadar yoğun haz alan kadın başını aşağı yukarı salladı. Yeniden ve yeniden İrem ona doyacak kadar derin hamlelerle doldu. Nejat tamamen içinden çıkıp onu kucağından yere indirdiğinde boşlukta gibiydi. Adam odadan içeri girdi, kendini yatağın üzerine bıraktı. Sert erkekliğini göstererek okşayıp otur dedi, İrem de dediğini yaptı. Üzerinde inip kalkarken önünde hoplayan göğüslerini emdi, sıktı, tüm bedenini sevdi, okşadı. Aniden İrem’i altına alıp hızla içinde git gele devam etti. Yoğun ve şiddetle kadınlığını önce doldurdu, sonra da ritmi hiç düşmeden doyuma ulaştırdı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD