Efsun. Kolumu çekiştiren Hejan’a ayak uyduruyordum. Konağın içini ben bilmediğim için beni arka kapıya kadar götürecekti. O önde ben arkada sessiz ama hızlı adımlarla ilerledik. Arada bir duruyor etrafı kolaçan edip tekrar ilerliyorduk. “Daha var mı?” diye fısıltıyla sordum. Konak çok büyüktü. Yürü yürü bitmiyordu. “Az kaldı,” dedi aynı fısıltıyla. Ardından bir kapı açtı. Şimdi dışarı çıkmayı başarmıştık. Bileğimi serbest bıraktı. “Şu kapıdan çıktıktan sonra direkt aşağı yola sap. Hemen git buradan.” derken bana ileride ki kapıyı gösteriyordu. Başımı hızla salladım. “Çok teşekkür ederim Hejan.” Teşekkürümü umursamadı. Beni aceleyle ittirdi. “Çabuk ol Devran gelir birazdan.” Bana neden yardım ettiğini anlamıyordum. Açıkçası bu pek de umurumda değildi. Bu konaktan kurtuluyordum

