Ronya Gülkanat🥀

322 Words
Ronya Gülkanat, yirmili yaşlarının en güzel çağında, yıllar sonra yeniden ayak basmıştı Mardin topraklarına. Rüzgarın savurduğu toz gibi, geçmişin gölgesi de onunla birlikte yürüyordu. Dizlerine kadar gelen uzun tozlu eteklerinin içinde sert ve sessiz bir kararlılık saklıydı. Kapanmamış bir meselesi, kabuk tutmamış bir yarası vardı. Ve şimdi, tam karşısında duruyordu: Paslanmış kapı kolu, çatlamış taş merdivenler, sarmaşıkların sarmaladığı eski Gülkanat Konağı. Burasıydı... Annesinin öldürüldüğü yer. O henüz dört yaşındaydı. Ama her şeyi görmüştü. Kanı... çığlığı... kokusunu bile hatırlıyordu hâlâ. Zaman geçse de bazı anılar yaşlanmazdı. Elindeki siyah deri defteri daha da sıkı bastırdı göğsüne. Parmakları avuç içini acıtacak kadar gerilmişti. Bir tek onda vardı anahtar. Konak, dedesinin son hediyesiydi ona. Anasının kanıyla lekelenmiş ev, ona doğum günü hediyesi olmuştu. Ronya derin bir nefes aldı. Kapıyı açtı. Gıcırdayarak aralanan ahşap kapının sesi, yıllar önce donmuş bir çığlığı andırıyordu. İçeri adım attığında, serin ve küf kokulu hava yüzüne çarptı. Duvarlar suskun, zemin tozla örtülüydü. Adımlarını yavaşça taş koridora bıraktı. Salonun ortasındaki eski ceviz masaya yaklaşırken, sanki ayak sesleri geçmişten yankılanıyordu. Burada kahkahalar duymuştu bir zamanlar. Burada çığlıklar atılmıştı. Ve burada, o gece annesi gözlerinin önünde yığılmıştı yere. Ronya ağır adımlarla divana oturdu. Defterini açtı. Tükenmez kaleminin ucunu sayfanın beyazına bastırdı. El yazısı düzgün ama öfke doluydu. “O geceyi unutmadım ana.” “Kanını gördüm. Sesini duydum. Bir çocuğun sessizliğine gömdüler seni. Ama ben büyüdüm.” “Aladağlılar... o gece seni bizden çaldı. O gece bizim soyumuzu kurutmak istediler.” “Ama bilmiyorlardı... kalan son dal en keskinidir.” Gözleri sayfalardan yukarı kalktı. Konağın tavanında örümcek ağları asılıydı, zamana inat birer tanık gibi. Ronya tekrar yazdı: “Onların konağına çalışan gibi gireceğim. Ellerini sıktığım gün, mezarlarını kazacağım.” “Yalancı sofralarına oturacağım... ve birer birer masalarını devireceğim.” “Yeminim var ana.” “Sana, bu taşların şahidinde söz veriyorum.” “Onları yakıp kül edeceğim.” Defteri kapattı. Başını geriye yasladı. Karanlık içeri çökerken, konak artık sessizliğini değil, bir intikamın ayak seslerini dinliyordu
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD