Sancta Custos'un Salem Nöbeti – 1692 Kişi
Kar, Massachusetts'in Salem Village'ını beyaz bir kefen gibi örtmüştü. 1692'nin Ocak ayı sonlarıydı; rüzgâr, çam dallarını kırarcasına esiyor, tahta evlerin çatılarında biriken karı gece boyunca çatırdatıyordu. Köy, Puritanların demir gibi kurallarıyla yönetiliyordu: Sabah duaları, tarla işleri, günah korkusu. Ama bu kış, bir şey kırılmıştı. Reverend Samuel Parris'in evinde, dokuz yaşındaki kızı Betty ve on bir yaşındaki yeğeni Abigail, yataklarında kıvranmaya başlamıştı. Bedenleri görünmez eller tarafından bükülüyor, haykırıyor, duvarlara tırnaklarını geçiriyorlardı. Köy doktoru William Griggs, çaresizce başını sallamış, "Büyü," demişti. Papazlar şeytandan bahsediyordu. Salem, cadı avının eşiğindeydi.
O sırada, köyün kenarındaki terk edilmiş bir kulübede, yabancı bir kadın ateş başında oturuyordu. Adı İva Drăculești'ydi. Romanya'nın Karpat Dağları'ndan, Wallachia'nın eski soylu ailelerinden geliyordu. Esmer teni, dağların gölgelerini taşıyordu; siyah saçları omuzlarından aşağı akıyor, kömür karası gözleri mum ışığında parlıyordu. Yirmi beş yaşındaydı, ama bakışlarında asırlık bir yorgunluk vardı. Babası, Wallachia'nın savaşlarında, düşman kılıçları altında ölmüştü. Annesi, köyde cadılıkla suçlanmış, yakılmıştı. İva, on yaşındayken Franciscan rahipler tarafından bulunmuş, Sancta Custos tarikatına alınmıştı. Kutsal Muhafızlar: Kudüs'ün kutsal topraklarını koruyan gizli bir kol, ama Avrupa'da cadı avlarının gölgesinde evrilmişti. Artık sadece taşları değil, masum ruhları da koruyorlardı – gerçek karanlığın pençesinden.
Tarikat, İva'yı eğitmişti: Latin duaları, gümüş hançerler, tuz çemberleri, kutsal su. O, bir avcıydı; sessiz, ölümcül, kararlı. Yeni Dünya'ya, Salem'e gönderilmişti çünkü tarikatın kehanetleri, büyük bir karanlığın burada doğacağını fısıldıyordu. Gri pelerini altında hançeri kemerinde, boynunda haçlı bir kolye, at sırtında Boston'dan gelmişti. Köye vardığında, ilk kar fırtınası başlamıştı.
İlk gecesinde, kulübenin penceresinden Parris'in evini izledi. Kızlar trans halindeydi; Tituba adlı Karayipli köle kadın, vudu masalları anlatıyordu. İva biliyordu: Bu masum değildi. Tarikatın eski kayıtlarında, Karayipler'den gelen karanlık güçler yazılıydı. Pelerinini sıktı, dışarı çıktı. Kar ayaklarının altında gıcırdıyordu. Evin arkasına sızdı, pencereden baktı. Abigail çığlık attı: "Sarah Good! O beni ısırıyor!" Sarah Good, köyün fakir dilencisiydi; yaşlı, huysuz, masum.
Ertesi gün, Şubat'ın ilk haftasında, kızlar resmi suçlamalarda bulundu: Tituba, Sarah Good ve Sarah Osborne. Osborne, yaşlı bir duldu; köyde dedikodulara konu olurdu. Magistrates Jonathan Corwin ve John Hathorne sorguya başladı. Köy toplantı evinde kalabalık toplanmıştı. İva, arka sıralarda, yüzü örtülü oturuyordu. Kızlar suçlananları görünce nöbet geçirdi. Betty haykırdı: "Onlar şeytanın köleleri!" Tituba, baskı altında kırıldı: "Şeytan bana geldi, kitabını imzalamamı istedi." Daha fazla cadı olduğunu söyledi, ama isim vermedi.
İva'nın kalbi hızlandı. Bu, tarikatın korktuğu şeydi: Gerçek cadılarla karışmış masumiyet. Görevi, gerçek karanlığı avlamaktı – masumları korumak. O gece ormana gitti. Salem'in etrafı koyu çam ormanlarıyla çevriliydi. Kar dallardan dökülüyor, ay ışığı gölgeleri uzatıyordu. İva, bir çember çizdi tuzla, dua etti: "Domine, custodi nos ab umbris." (Ya Rab, bizi gölgelerden koru.) Vizyon geldi: Siyah gözlü bir kadın, ormanda dans ediyor, etrafında hayaletler.
Mart'ın başlarında ilk aksiyon patladı. İva, Sarah Good'un kulübesine gitti. Good kapıyı açtı: "Ne istiyorsun, yabancı?" İva, Romanya aksanıyla: "Yardım için geldim. Karanlık seni mi çağırıyor?" Good korkuyla baktı. Ama kulübenin arkasından hırıltı geldi. İva döndü: Bir kurt, gözleri kırmızı parlıyordu. Hayvan saldırdı. Pençesini salladı, İva'nın kolunu çizdi. Kan aktı. İva sıçradı, gümüş hançeri kurdun boğazına sapladı. Hayvan duman olup dağıldı – cadı büyüsü.
Good çığlık attı: "O beni lanetledi! Gerçek cadı ormanda!" İva kadını sakinleştirdi. Good masumdu; sadece hedef. İva ormana daldı. İzler takip etti: Yanık ot kokusu, kırık dallar. Bir açıklığa ulaştı. Ortada taş sunak, mumlar yanıyordu. Ve orada, siyah pelerinli bir kadın: Bridget Bishop. Köyün zengin kadını, ama gizli ayinler yapardı. İva haykırdı: "Dur!" Bishop döndü, gözleri siyah: "Sen kimsin?" İva haçını gösterdi: "Sancta Custos'un muhafızı. Karanlığını alacağım."
Savaş başladı. Bishop ellerini kaldırdı, rüzgâr esti, kar fırtınası koptu. İva tuz torbasını fırlattı, çember çizdi. Bishop hayaletler çağırdı – pençeli gölgeler. İva hançeriyle savurdu, bir gölgeyi kesti, duman oldu. Bishop büyü mırıldandı, yerden kökler yükseldi, İva'nın ayaklarını sardı. İva dua etti, kutsal suyu püskürttü. Kökler eridi. Sıçradı, Bishop'a saldırdı. Kadın karga olup kaçtı. İva peşinden koştu, dallar yüzünü çiziyordu. Karga ağaca kondu, tekrar kadın oldu. İva hançeri fırlattı, Bishop'un omzuna saplandı. Kadın inledi, sisle kayboldu.
İva yaralı döndü köye. Olaylar hızlandı. Nisan'da daha fazla suçlama: Abigail Hobbs, Deliverance Hobbs, Mary Warren. Mahkemeler başladı. Mayıs'ta özel mahkeme kuruldu: William Stoughton başkanlığında. İva gizlice izliyordu. Tarikat emri: Gerçek cadıları avla, masumları kurtar.
Haziran başında ilk dava: Bridget Bishop. Mahkemede kızlar nöbet geçirdi. Bishop suçlandı: "Şeytanla dans ediyor!" İva arka planda not bıraktı: "O gerçek." Bishop 2 Haziran'da suçlu bulundu, 10 Haziran'da Gallows Hill'de asıldı. Ama İva biliyordu, bu başlangıçtı.
Yaz geldi, sıcak ama karanlık. Daha fazla isim: Rebecca Nurse, Susannah Martin, Sarah Wildes. İva Nurse'un evine gitti. Nurse dua eden Puritan'dı. "Beni suçluyorlar," dedi. İva: "Korkma." O gece gerçek cadılar saldırdı. Üç siyah pelerinli kadın evi sardı. Büyü mırıldandılar, camlar kırıldı. İva dışarı fırladı. Birincisi ateş topu attı. İva yuvarlandı, hançerle karşı saldırdı. Bıçak kolunu kesti, duman aktı. İkincisi rüzgârla İva'yı havaya kaldırdı. İva kutsal suyu püskürttü, kadın çığlık atıp eridi. Üçüncüsü kaçtı. Nurse kurtuldu, ama mahkemede suçlu bulundu.
Temmuz'da beş kadın asıldı: Sarah Good, Elizabeth Howe, Susannah Martin, Rebecca Nurse, Sarah Wildes. İva idam gününde tepeye gitti. Kalabalık toplanmıştı. Kadınlar arabayla getirildi. Good son sözünde: "Ben masumum!" İva gölgelerde büyü hissetti. Gökyüzü karardı, yıldırım çaktı. Gerçek cadılar intikam için geldi – hayalet atlarla. Köylüler çığlık attı. İva atına atladı, peşlerine düştü.
Kovalamaca orman yolunda başladı. Cadılar büyü attı: Ağaçlar devrildi. İva zikzak çizdi, hançeri fırlattı, birini vurdu. At düştü, cadı yuvarlandı. İva indi, savaştı. Cadı pençelerle saldırdı, omzunu yaraladı. İva dua edip hançeri sapladı. Duman. Diğerleri kaçtı. İva mağaraya girdi. Mumlarla aydınlatılmış, sunaklar dolu. Lider cadı: "Bizi durduramazsın!" Savaş: Büyü topları, kılıçlar. İva yaralandı ama lideri yenip zincire vurdu.
Ağustos'ta George Burroughs, Martha Carrier, John Proctor asıldı. İva Proctor'ı kurtarmaya çalıştı. Gece hapishaneye sızdı, gardiyanları otla uyuttu. Proctor'ı çıkardı, ama alarm çaldı. Kaçış: Sokaklarda koşu, oklar uçtu. İva Proctor'ı ormana götürdü. Yakalandılar. Savaş: Yargıç adamları saldırdı. İva hançerle savundu, birini yaraladı. Proctor kaçtı, İva yakalandı.
Eylül'de İva mahkemede suçlandı: "Cadı!" Kızlar nöbet geçirdi. İva haçını gösterdi, dua etti. Salon titredi, kızlar sustu. Stoughton korktu. İva: "Gerçek karanlık dışarıda!" O gece tarikat üyeleri geldi – gizli rahipler. Hapishaneyi bastılar. Kılıçlar, ateşler. İva kurtuldu.
Sonbaharda Giles Corey ezilerek öldü. İva son cadıyı avladı: Ann Pudeator. Ormanda fırtına, yıldırımlar. İva kazandı.
1693'te mahkemeler sona erdi. Vali Phips affı ilan etti. İva görevini bitirdi, Avrupa'ya döndü.