Hazal'ın topuklu ayakkabıları sahneye çıkan o üç basamaklı merdivene değdiğinde sanki kurşundan yapılmış gibi ağırdı. Ozan'ın son sözleri kulaklarında çınlıyordu. ‘Benimsin. Sana ait hiçbir şey yok." Rektör parlak deri kaplı diplomayı uzattığında eli titreyerek aldı. O an yılların emeği geceler boyu çalışılan dersler hayaller... hepsi “Karahan" soyadının gölgesinde silinip gitmiş gibiydi. Mikrofon önünde bir an duraksadı. Salon onun konuşmasını bekliyordu. Gözleri masada kendisini izleyen Ozan'a kaydı. Orada gücünün ve kontrolünün doruklarındaydı. Ama sonra içinde bir şey kıpırdadı. Bir kıvılcım… Bu onun anıydı. Ozan her şeyi elinden alabilirdi ama bu başarıyı bu diplomanın temsil ettiği zekayı ve iradeyi alamazdı. Mikrofona hafifçe gülümsedi ama gözleri buz gibiydi. "Teşekkür ederi

