Konağın önüne vardığımızda herkes kapının önüne dizilmişti. Hüseyin Ağa kalabalığın en önünde duruyordu. Onun bakışını gördüğümde içimde bir korku yükseld. Korku, utanç ve tarif etmekte zorlandığım birçok duygu içimde geziniyor. "Bak karıcığım, bizi bekliyor bu kalabalık. Yoksa bu düğün bize mi? Ahhh, unuttum! Sen babamla evlenecektin, değil mi? Tüm emekler boşa gitti be!" Alay eder gibi frene basıp tam babasının önünde durdurdu arabayı, arada iki metre kalasıya. Ardından sırıtarak yüzüme baktı, o gülerken ben renkten renge giriyorum. "Karıcığım... Bu söze alış artık, ya da alışma. İlk geceden sonraki keyfime bağlı olacak her şey!" Zehrini akıttıktan sonra arabadan indi Sinan, benim kapıma doğru ilerledi babasının gözü önünde. Midem kasılsa da hiçbir şey gösteremedim insanlara. Öyle sak

