Sabahın ilk ışığı dağların omzundan süzülürken, vadinin üstünde ince bir serinlik asılıydı. Yıllar içinde büyüyen yerleşimin ortasında yükselen yeni bina, cam yüzeylerine düşen ışığı içeri davet ediyor, geniş pencereleri rüzgârla konuşuyordu. Biz ona “Vadi Evi” diyorduk. İçinde bir okul, bir sağlık odası, bir atölye ve sessizce çalışan küçük bir kütüphane vardı. Çocuklar sabahları kapıya serili taşların üzerinden atlayarak içeri girer, akşamları aynı taşların üstünde oturup birbirlerine hikâyeler anlatırlardı. Merdiven basamaklarına kahvemi bırakıp avluyu izledim. Yollar artık çamur değildi; taş döşemeler arasında ince otlar büyüyor, ağaçların gölgeleri yere yumuşak desenler çiziyordu. Uzakta bir çan sesi duyuldu; Elif dersin başladığını haber veriyordu. Kapıdan içeri girenler arasında Ar

