12.bölüm

1004 Words
05............................ 82 yazıyor. -Bugün çok yorgunsundur değil mi? -Ayrıca, -Sevmek seni az kalır bence -Sevilmek için biçilmiş kaftansın Okuduğum mesajla birlikte yüzüm gülerken yazmış oldukları beni etkisi altına aldı. Elimle yüzümü yellerken ona mesaj yazdım. Gerçekten öğretmen evinin okul ile arasında bu kadar mesafe olduğunu bilmiyordum. Resmen görev yerim il ile ilçe arası kadar vardı. Subay evi ise okul ile aralarında 10 dakika mesafe ancak ya var ya yoktu. Çok yakınlardı. Yani Yavuz'a o an istemediğim şeyde ısrarcı olması konusunda kızsam da en çok bu benim adıma iyi olmuştu. Sanırım regli tarihim yaklaşıyordu. O yüzden Yavuz'a fazla tepki göstermiş filan olmalıydım. Genelde bu kadar agresif bir kişilik değilimdir. Beni dün çok iyi bile karşılamıştı. Sabah değil ama şimdi ona çok fazla çıkıştığım için pişmandım. Üstelik vicdan yaptım. Onun çok üzerine gitmiştim beni subay evine getirdi diye. 0532........................56 yazıyor. -İltifatınız için teşekkür ederim, Teğmenim. -Dün için, g -Gerçekten kusura bakma:( -Sanırım, olduğundan fazla tepki gösterdim -Bunun için senden gerçekten özür dilerim 05........................82 yazıyor -Sorun değil -Eve ısındın mı? -Ben çok fazla evde kalmıyorum -Eğer bir ihtiyacın olursa benim evin anahtarı paspasın altında -Hani beni filan beklemek de istersen, evimde olmanı isterim:) Bu Teğmen var ya az değildi. Bir yanım deli gibi ona kapılmayı istiyordu. Diğer bir yanım acaba onunla fazla mı çabuk ilerliyorduk diyordu. İnsanların aklına sözlülüktü nişanlılıktı çok oturunca ister istemez aşka kapı aralamanız zor oluyordu. Sanki illa her şey uzun sürecekti. Hemen aşık olunmazdı. Hemen tanışılmazdı ve hemen güvenilmezdi. Hemen ise sevgili hiç olunmazdı. Alışılmışlıklar resmen üzerimize kazınmıştı. Bence çok kolay aşık olunur ve evlenilirdi bile. Aklıma gelenle birlikte ona hemen mesaj yazdım. Eve gidiyordum. Okuldaki işlerim ise bitmişti. Tek öğretmen okulda onca saat ben kalmıştım. Diğerleri 3 saatin ardından öğrencilerini teslim edip evlerine gitmişlerdi. Bir tek ben kalmıştım ki ben de yarın ve sonraki günler öyle yapmayı düşünüyordum. Aralarında tek yeni atanan öğretmen ben olduğum için umarım benim durumu da anlayışla karşılarlardı. Zaten 3 gün okul açık olacaktı. İlk gün çocuklar alışsınlardı sonra onları aslında okulun hayatlarına bir fark katmadığını ve yine alışkanlıklarında ne varsa hep olduğu gibi yapacaklarını ve annelerinin yanlarına gideceklerini kendileri kendi gözleriyle görecekti.. Acaba ilk okula başladığım sıralarda bende böyle miydim? Çocukluğumu çok hatırlamıyor olsam da annem çalışandı. Üstelik çalışan bir bayan olmasına rağmen neredeyse haftanın 1 kaç günü okula gelirdi. Güldüm. Tamam okula gelmez haylazlıklarım yüzünden okula çağırılırdı. Hatta arkadaşlarıma zarar verme ve üstüne haklı çıkma huyum olduğundan ben ve arkadaşlarım hastane de olurdu. Umarım benim kadar beni zorlayan bir öğrencim olmazdı -ki yaşları 5 ile 6 arası değişiyordu her birinin. 7 yaşında olan ise çok nadirdi. Okula erken başlamaları iyiydi de onları okula alıştırmak bu çok zordu. En önemlisi uykuları geliyordu. Uyku da problem değildi. Hiç olmadık bir anda dikkatleri dağılıp çok başka şeylerle ilgileniyorlardı. Hatta aralarında birkaç tane hiperaktif öğrencim vardı. Onların olması olayı bambaşka yerlere taşıyordu. Onları yerinde tutmak şöyle dursun ayakta iş gördürüp ders dinletmek durumunda kalıyordum. Onların enerjileri güzeldi. Güzel olmayan yanı bedenleri dinlendirmekti. Zihin dinleyip bedenin istediği enerjiyi onlara vermeyince çocuk ister istemez sıkılıyordu. İnanın öğretmenlikte annelik kadar zordu. Ve öğretmenlikte okulunu okusanız bile annelik gibi kavranarak öğreniliyordu. Yani demem o ki sizlere, öğretmenliğin eğitimi almak öğretmenliğe yetmiyordu. Sizi aldığınız eğitim hemen onlar için hazır hale getirmiyordu. Yaşanmışlıklarda gerekiyordu. Uygulamalı eğitim olmayınca sıkıntı büyüyordu. Bende onlar kadar toydum yine de onlardan bir adım öndeydim. Çünkü onlar giderken ben bildiğiniz bu yolları dönüyordum. Yani bana bunlar işlemezdi. Benim gibi haylaz bir öğrenci onların tüm hırçınlıklarına hazırdı. Hatta sevilmek istemelerine de. İlgilerine de. 0532..................56 yazıyor -Sen bugün gelmeyecek misin? Onun bugün eve gelmemesi çok mu tuhaf olurdu bilmiyorum ama onunla konuşsak iyi olacaktı. Dün bir türlü bitmemişti. Onunla ilk karşılaşmamızın üzerinden sokakta biz iki sevgili gibi kavga etmiştik. Gören bizi evli bile sanırdı. Yani o türden tartışma alıp başını yürümüştü. Soranlara karım diyordu. Ev istediğimde tanış bile değildik. Canını sıktığımda sevgili, canı istemezse ne münasebet diyordu. Alıp başıma gideceğim sırada ise nereye diye soruyordu. Dün beni tek anlamıyla çıldırtmıştı. Ben de onu zorlamıştım. Derdimi anlatmadan onun istediği şeye yalnız diretmiştim. Kavga kimin yüzündendi. Tabi ki o değil benim yüzümden olmuştu. Beni ikna etmeye çalışması bu uzun sürmüştü. Hatta en sonunda kendi yöntemleri işin içine girmişti. "Beni buna nasıl mecbur bırakırsın." diye yakındığını bile hatırlıyorum. Basbayağı biz onunla yedi yıllık sevgililer gibi olmuştuk. Aslında işler her ne kadar onun istediği gibi sonuçlansa da mutlu olmadığını biliyorum. Hatta onun yanlış anladığını da. İlk noktada başladığı yeri o da son noktada seni tedbir alıp korumak istiyoruma döndürmüştü. Hatta laf arasında "Benim subay evinde kalmam sorunsa eğer gelmem. Sana üstelik rahatsızlık filan da vermem. Yalnızca benim gözümün önünde ol. Haberini alabileyim." ricasında bulunmuştu. Tüm bunlar olurken ben yalnız subay evine taşınmamakta direndiğim için ancak fark ediyordum. Onun alındığı ve sırf bana rahatsızlık vermemek adına da evine pek uğrayacağa benzemiyordu. Bunu onun yüzünden okumuş ben yine de ısrar etmiştim. Pişmadım. Hem de köpekler gibi. Sanırım onunla altlı üstlü oturuyor olmamızdan bir rahatsız duyacağımı düşünmüştü. Bunu ona düşündüren bendim ki gerçekte benim böyle bir düşüncem yoktu. Ben yalnızca öğretmen evinin bu kadar uzak olacağını tahmin etmemiştim. Bu yüzden ne kadar uzak olabilir ki diye ısrarla da ona diretmiştim. Oysa mantıklı düşündüğümüz de Yavuz her söylediğinde haklıydı. Şimdi bana yazıyor olsa da bu uzun sürmezdi. Eğer ben ona küçücük soğuk bir karşılıkla cevap versem Yavuz'un bir daha beni aramayacağına da adım gibi emindim. Canımı sıkan da tam olarak buydu. Yavuz çok çabuk vazgeçiyordu ya da bana böyle geliyordu. Onu tanımayı istiyordum. İşe bakın dün tartışmamızda tuz biber olmuştu. İkimizde birbirimizi yanlış anlamıştık. En çokta o anlamıştı. Her bir şeyi kendine yormuştu. Bende kendine yoracak işler yapmıştım. İstemeden olmuştu. Hem de hepsi. 05.......................... 82 yazıyor -Efnan bunları daha sonra konuşuruz. -Eğer sende istersen tabi -Çok hızlı gittim ve sanırım beni dün söylemiş olduklarım olsun ev filan derken yanlış anladın -1 ay kadar Diyarbakır da olmayacağım -Acil görev emri geldi. -Eve döndüğüm sıralarda sana yazarım ve ben görev yerinde olduğum sürede eğer senin bana karşı cevabın olumlu olursa, -evin anahtarını paspasın altına bıraktım -Anladın işte -Yine de, -Sen bana yaz okurum ben müsait oldukça -Kulp sana, sen de Diyarbakır'a emanetsin, Aksungurlu:)' Devam:))
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD