bc

KIRMIZI +21 ( MAFYA 2)

book_age18+
656
FOLLOW
8.2K
READ
revenge
dark
forbidden
love-triangle
contract marriage
BE
one-night stand
reincarnation/transmigration
family
HE
escape while being pregnant
time-travel
teacherxstudent
love after marriage
system
age gap
fated
forced
opposites attract
second chance
friends to lovers
pregnant
arranged marriage
shifter
curse
playboy
badboy
kickass heroine
sporty
neighbor
stepfather
mafia
single mother
gangster
heir/heiress
blue collar
drama
tragedy
sweet
lighthearted
serious
kicking
bold
single daddy
werewolves
vampire
game player
campus
city
medieval
mythology
office/work place
pack
small town
magical world
high-tech world
another world
ABO
cheating
childhood crush
disappearance
enimies to lovers
lies
rejected
secrets
soul-swap
superpower
rebirth/reborn
dystopian
war
ancient
love at the first sight
affair
friends with benefits
polygamy
surrender
addiction
assistant
actor
substitute
Pharaohs
like
intro-logo
Blurb

(Şiddet ve ağır cinsellik içerir.)

Asya, Vesper’ın arka odasında, Korhan’ın gölgesinde titriyordu. Kırmızı neonlar, tenini kan rengine boyuyordu. Korhan, Asya’nın çenesini tutup başını kaldırdı; gri gözleri, bir bıçak gibi keskin. “Yalvar,” dedi, sesi boğuk, şehvetle ağır. Asya’nın dizleri titredi, ama inatla sustu. Korhan, gülümseyerek Asya’nın kırmızı elbisesini yırttı; kumaş, göğüslerini açığa çıkararak yere düştü. Eli, Asya’nın boynuna kaydı, sıkarken aynı anda dudaklarını vahşice öptü. Asya, nefes nefese, “Lütfen... yapma,” diye fısıldadı, ama sesi arzuya ihanet ediyordu. Korhan, Asya’yı duvara bastırdı, bacaklarını ayırarak sertçe üstüne çullandı.. Her itiş, Asya’nın inlemelerini yükseltti;Korhan’ın kalın aletini sıkıca sararken, her yeri zonkluyordu. Kan, Asya’nın dudağından sızdı Korhan’ın ısırığından. “Daha,” diye yalvardı Asya, sesi kırık, bedeni teslim. Korhan hızlandı, ter ve kan karıştı, ta ki Asya’nın çığlığı odayı yırtana dek. Nefesleri karışırken, Korhan kulağına fısıldadı: “Sırrımı alırsan, bu kan sonun olur.”

chap-preview
Free preview
Kan ve şehvet +21
Şehrin neon ışıklarının altında, lüks bir otel odasında, Asya'nın bedeni terle kaplıydı. Oda, pahalı viski kokusu ve sigara dumanıyla doluydu; pencereden sızan sokak lambalarının sarı ışığı, duvarlardaki gölgeleri dans ettiriyordu. Asya, yatağın ortasında sırtüstü yatıyordu, bacakları açılmış, elleri yastıkları sıkıca kavramış halde. Üzerinde, bu geceki avı olan adam adı neydi? Murat mı, yoksa Mehmet? Hatırlamıyordu bile ağır bedeniyle baskı yapıyordu. Tek gecelik bir ilişkiydi bu; Asya'nın gazetecilik araştırması için bir adım, bir tuzak, ama şimdi sadece ham bir arzu haline gelmişti. Adamın elleri, Asya'nın kalçalarını kavrayıp yukarı kaldırdı, ritmini hızlandırarak. "Tanrım, sen bir ateşsin," diye mırıldandı adam, sesi boğuk ve şehvet dolu. Asya'nın göğüsleri, her itişte sallanıyordu; meme uçları sertleşmiş, adamın göğsüne sürtünüyordu. Asya, gözlerini kapatıp inledi sahte mi gerçek mi, kendisi bile ayırt edemiyordu artık. Adamın kalın, damarlı penisi, Asya'nın ıslak vajinasına her girişinde bir şapırtı sesi çıkarıyordu; derin, sert vuruşlar, klitorisini uyararak vücudunu titretiyordu. Asya'nın iç duvarları, adamın etrafını sıkıca sarıyordu, her hareketinde bir dalga zevk yayılıyordu karnına, bacaklarına, parmak uçlarına kadar. Zaman uzuyordu; dakikalar saat gibi geliyordu. Adam, Asya'yı yan çevirdi, bir bacağını omzuna attı ve daha derine girdi. Asya'nın elleri, adamın sırtını tırnaklayarak çiziyordu kırmızı izler bırakarak, tenini yırtarcasına. "Daha hızlı," diye fısıldadı Asya, sesi kısık ve talepkar. Adamın teri, Asya'nın göğüslerine damlıyordu; o da karşılık vererek, kalçalarını yukarı kaldırıp ritme uyuyordu. Penisinin başı, Asya'nın G noktasını her vuruşta eziyordu, vücudunu elektrik gibi çarpıyordu. Asya'nın vajinası, ıslaklık içinde kayganlaşıyordu; sıvıları, yatak çarşaflarına sızıyordu, leke bırakıyordu. Adamın topları, her itişte Asya'nın kalçalarına çarpıyordu, ritmik bir tokat sesi yankılanıyordu odada. Asya, orgazma yaklaşıyordu bedeni gerilmiş, kasları kasılıyordu. Adamın eli, Asya'nın klitorisine indi, parmaklarıyla dairesel hareketler yaparak onu uçuruma itiyordu. "Gel benim için," diye homurdandı adam, dişlerini Asya'nın boynuna geçirerek. Isırık, acı ve zevki karıştırıyordu; Asya'nın inlemeleri yükseliyordu, boğazından yırtılır gibi. Sonunda, dalga geldi: Asya'nın vajinası kasıldı, sıvıları fışkırarak adamın penisini ıslattı. Orgazmı uzun sürdü, vücudu titreyerek, nefesi kesik kesik. Adam, bunu hissedince hızlandı; kendi doruğuna ulaşmak için Asya'nın içine daha sert vuruyordu. Penisi nabız gibi atıyordu, her itişte daha da şişiyordu. Sonunda, adam inledi derin, hayvanımsı bir ses, ve penisini vajinasından çıkararak karnına boşaldı. Spermleri, sıcak bir sel gibi Asya'nın karnına aktı, kayarak karnında dolaştı. Bedeni Asya'nın üzerine yığıldı, ağır ve terli; ikisi de nefes nefese yatıyordu. Asya'nın kalbi hala çarpıyordu, bacakları uyuşmuş halde. Adam, Asya'nın saçlarını okşayarak mırıldandı: "Harikaydın, bebeğim. Bir daha yapalım mı?" Ama cevap gelmedi. Bir anlık sessizlikten sonra, bir patlama sesi yırtıldı odayı susturuculu bir tabancanın boğuk gümbürtüsü. Adamın kafası, bir an sarsıldı; sıcak kan, Asya'nın yüzüne, göğüslerine sıçradı. Kurşun, adamın şakağından girmiş, arkasından çıkmıştı; beyni parçalanmış, gözleri boş bakıyordu. Bedeni, Asya'nın üzerinde hareketsiz kaldı, kanı yatağa akıyordu, çarşafları kırmızıya boyuyordu. Asya, şok içinde çığlık atmak üzereydi, ama boğazı düğümlendi. Kapı, sessizce açılmış; iki adam girmişti: siyah takım elbiseli, soğuk bakışlı, profesyonel katiller. Biri, tabancasını hâlâ elinde tutuyordu, dumanı tüten namluyla. Diğer, adamın cesedini yakalayıp Asya'nın üzerinden çekti ve yere fırlattı. Ceset, halıya çarptı, kan birikintisi yayıldı ayaklarının altına. "Üstünü giy," diye emretti tabancalı adam, sesi buz gibi. Elindeki siyah elbiseyi Asya'ya fırlattı; elbise, yatağın kenarına düştü. Asya, titreyen elleriyle kanlı bedenini örtmeye çalıştı, ama adamlar yaklaşınca dondu kaldı. "Senin işin o değil," dedi diğeri, parmağını Asya'ya sallayarak. "Bizim isim verdiğimiz kişi. Korhan. Onu baştan çıkaracaksın, sırlarını öğreneceksin. Başka birini becermeye kalkarsan, bir sonraki kurşun senin olur." Gözleri, Asya'nın çıplak bedenini taradı, ama şehvet yoktu bakışlarında sadece tehdit. "Anladın mı? Yoksa seni de buraya mı gömelim?" Asya, başını salladı, kelimeler boğazında düğümlenmişti. Kanın tadı ağzındaydı, şiddet kokusu odayı doldurmuştu. Bu, sadece bir başlangıçtı bir tuzak, bir görev. Ama şimdi, her şey gerçek olmuştu: Kan, ölüm ve Korhan'ın adı, zihninde yankılanıyordu. Asya, titreyen elleriyle yatağın kenarındaki siyah elbiseyi aldı. Kan, göğüslerinden süzülerek karnına damlıyordu; adamın cesedinden yayılan sıcak, metalik koku odayı doldurmuştu. Halının üzerindeki kan birikintisi, loş ışıkta parlıyordu, sanki yere dökülmüş kırmızı şarap gibi. İki adam, Asya’yı izliyordu; biri, susturuculu tabancasını hâlâ elinde tutuyor, diğeri kollarını göğsünde kavuşturmuş, sabırsız bir ifadeyle bekliyordu. Asya’nın kalbi göğsünde çarpıyordu, ama korkusunu bastırmaya çalıştı. Bu, hayatta kalma oyunuydı ve o, henüz kaybetmeye hazır değildi. Elbiseyi üzerine geçirirken, kumaş kanlı tenine yapıştı, ipeksi dokusu rahatsız edici bir şekilde soğuktu. Fermuarı çekerken parmakları kayıyordu, ama adamların tehditkâr bakışları altında duraksamaya cesaret edemedi. “Hadi, çabuk ol,” dedi tabancalı adam, sesi bir bıçağın keskinliğiyle doluydu. Asya, yatağın kenarına oturdu, topuklu ayakkabılarını ararken göz ucuyla cesede baktı adamın boş gözleri, tavana sabitlenmişti. Bir saat önce, o gözler şehvetle parlıyordu; şimdi, sadece bir kabuktu. “Korhan’ı nasıl bulacağım?” diye sordu Asya, sesini sabit tutmaya çalışarak. Soru, hem zaman kazanmak hem de kontrolü ele alma çabasıydı. İkinci adam, kollarını çözdü ve bir adım yaklaştı. Yüzünde iğrenç bir gülümseme belirdi; dişleri, sigara lekeleriyle sararmıştı. “Merak etme, güzelim,” dedi, sesi alaycı. “Korhan seni bulur. Ama şunu unutma: Onunla yatacaksın, sırlarını öğreneceksin, bize getireceksin. Başka bir hata yaparsan..." Parmağıyla yere, cesede işaret etti. “Bunun gibi olursun. Anladın mı?” Asya, başını salladı, boğazındaki yumru büyüyordu. "Kapıdan seni alıp bırakacaklar." Adamlar, daha fazla konuşmadan odadan çıktılar. Kapı kapanırken, Asya yalnız kaldı ceset, kan ve göğsünü sıkıştıran korkuyla. Yatağın kenarına çöktü, ellerini yüzüne kapadı. Kan kokusu hâlâ burnundaydı; adamın sıcaklığı, teninde hâlâ hissediliyordu. Ama şimdi, zihninde sadece bir isim yankılanıyordu: Korhan. Asya, otel odasından çıkarken bacakları hâlâ titriyordu. Koridor, kırmızı halılar ve altın varaklı aynalarla lükstü, ama bu sahte ihtişam, az önceki vahşeti örtmeye yetmiyordu. Asansöre bindiğinde, aynada kendine baktı: Yüzü solgundu, kırmızı ruju bulaşmıştı, gözleri korku ve kararlılık arasında bir yerdeydi. Telefonunu çıkardı, editörüne mesaj atmak için parmakları klavyede gezindi, ama durdu. Bu işte yalnızdı ne gazete, ne polis, ne de başka biri yardım edebilirdi. Adamların tehdidi açık ve netti: Korhan, ya da ölüm. * Şehir, geceye teslim olmuştu. Asya, otelin önünden onların gönderdiği arabaya bindi ve “Karaköy,” dedi, sesi kısık. Adam, aynadan ona bir bakış attı, ama bir şey demedi. Asya, camdan dışarı bakarken, zihninde parçalar birleşmeye çalışıyordu. Korhan kimdi? Neden o? Ve bu adamlar, onun bir gazeteci olduğunu biliyor muydu, yoksa bu sadece tesadüf müydü? Araştırması, bir uyuşturucu şebekesini ifşa etmek içindi küçük bir haber, belki bir iki makale. Ama şimdi, kendini bir kan gölünün ortasında bulmuştu. Karaköy’deki dairesine vardığında, kapıyı kilitleyip sırtını duvara yasladı. Küçük, dağınık evi, onun sığınağıydı eski bir koltuk, masada yarım kalmış kahve fincanları, duvarda annesinin bıraktığı bir ayna. Ama bu gece, burası bile güvenli hissettirmiyordu. Asya, banyoya koştu, elbiseyi üzerinden yırtarcasına çıkardı ve duşa girdi. Sıcak su, kanı ve teri yıkadı, ama adamın dokunuşunu, o sıcak, yapışkan hissi silemiyordu. Duşun buharı arasında, Asya’nın gözyaşları aktı sessiz, kontrolsüz. * Sabah, Asya’nın telefonu titredi. Ekranda bilinmeyen bir numaradan gelen mesaj: “Bu akşam, 23:00, Galata’daki Vesper. Korhan orada olacak. Hazırlıklı ol.” Mesaj, bir fotoğrafla birlikteydi: Asya’nın otel odasında, adamla yatarken çekilmiş bir görüntü. Çıplak bedenleri, kırmızı çarşafların üzerinde açıkça görünüyordu. Asya’nın midesi bulandı; fotoğraf, tehdidin somut haliydi. Onu izliyorlardı. Her hareketini. Vesper, şehrin en lüks gece kulüplerinden biriydi mafya babalarının, iş insanlarının ve karanlık anlaşmaların merkezi. Asya, dolabını karıştırırken, kırmızı bir elbise seçti derin dekolteli, kalçalarını saran, tehlikeli derecede çekici. Eğer Korhan’ı baştan çıkarması gerekiyorsa, bu işin kurallarını oynayacaktı. Ama silahını babasından kalma küçük bir tabancayı çantasına attı. Bu gece, avcı mı av mı olacağına henüz karar vermemişti. Galata’ya vardığında, Vesper’ın neon tabelası geceyi kesiyordu. Kapıdaki korumalar, Asya’yı süzdü, ama içeri aldılar. İçerisi, duman ve parfüm kokusuyla doluydu; kırmızı ve mor ışıklar, dans pistinde titreşiyordu. Asya, kalabalığı taradı, ama Korhan’ı nasıl tanıyacağını bilmiyordu. Mesajda başka bir ipucu yoktu. Bara yaklaştı, bir viski söyledi ve beklemeye başladı. Kalbi, göğsünde bir davul gibi atıyordu.

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

30 Days to Freedom: Abandoned Luna is Secret Shadow King

read
315.6K
bc

Too Late for Regret

read
324.6K
bc

Just One Kiss, before divorcing me

read
1.7M
bc

Alpha's Regret: the Luna is Secret Heiress!

read
1.3M
bc

The Warrior's Broken Mate

read
145.6K
bc

The Lost Pack

read
443.3K
bc

Revenge, served in a black dress

read
154.9K

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook