Sabah okula girince yakasına yapışan Gamze'ye alayla baktı Aleyna.
"Bakıyorum da beni görmeden yapamıyorsun?"
"Ya. Aşkından ölüyorum." Gözlerini devirip yakasını bıraktı Gamze. "Bak Aleyna. Bana bulaş, ama Miraç'ı buna dahil etme."
"Kuzenimi sevgilim gibi gösteren sensin. Kendimi de mi savunmayayım?" Çantasını omzuna sabitledikten sonra tekrar ona çevirdi bakışlarını. "Ister inan ister inanma ama Miraç'a tek söylediğim o çocuğun kuzenim olduğu. Kardeşinle arana girmek gibi bir niyetim olsaydı bunu yapardım, ama o kadar da şerefsiz değilim." Okula girerken, Miraç'ın ona ne söylediğini merak etti. Bağırıp çağırdığından emindi evet ama, Gamze'nin ona kadar gelip de uyarmasının bir nedeni olmalıydı.
Derse girince Miraç'ın attığı bir iki mesaji görmezden gelip çantasına koydu. Çocuğa gel çıkalım derken iyiydi, ama nasıl davranması gerektiğini de bilmiyordu.
Gamze de art arda gelen mesajlarına bakıyordu aynı anlarda. O tipsiz mesaj atıp duruyordu durmadan. Numarayı nerden bulduğunu merak etse de, ona cevap vermemekte kararlıydı Gamze.
Teneffüs zili çalınca sınıfa maganda misali dalan Miraç'a baktı Aleyna.
"Telefonun nerde?"
"Çan-" demeye kalmadan telefonu çantasından alıp yere atarak ayağı ile paramparça etti Miraç.
"En azından cevap vermemek için bir nedenin olur."
Şaşkınlıkla açılan ağzını kapatıp, yukarı kalkan kaşlarını indirdi.
"Şaka mısın sen ya?"
"Güzelce uyarmıştım."
"Ben de sana devamli telefona bakmadığımı söylemiştim." deyip sinirle güldü. "Devamlı telefonla oynamadiğım için sevinmen gerekirdi."
"Sana, bana cevap vermen gerektiğini söylemiştim."
"Miraç." deyip derin bir nefes aldı. Sinirlenme sinirlenme.. "Telefonumu parçaladın az önce, farkında mısın?"
Yerdeki paramparça telefonu alıp hafıza kartı ve sim kartını çıkarttıktan sonra, telefondan geri kalanları camdan fırlattı. Zaten asla tamir edilemeyeceği için Aleyna camdan fırlatmasına şaşırsa da, pek umursamamıştı. Kendi telefonunu eline alarak sim kartını çıkartıp Aleyna'nınkini taktı.
"Al."
"Ne?"
"Alsana." Aleyna'nın avcunu açıp telefonu koydu Miraç. Iphone X 256 mıydı elindeki? Hani şu internette bakışıp durduğu muhteşem varlık?
"Ya madem telefonla değildi derdin, ne diye benimkini parçaladın?"
"Bahçeye çıkalım mı?" diye sordu Miraç, cevap vermek yerine.
Omuz silkerek yanında yürümeye başladı Aleyna. Bahçeye çıkıp da oturunca "Şunu aç da hattımı geri ver." dedi.
"O senin artık. Gerçi içinde bir kaç fotoğrafım var ama, bakıp hasret giderirsin artık."
Kısa bir gülüşten sonra "Ciddiyim bak. Kırarım falan diye açamıyorum. Hadi." dedi.
"Sana resmen tüm sosyal medya hesaplarımın açık olduğu telefonu verdim farkında mısın?"
"Ha?" dedikten sonra "Oha!" diyerek geri çekti telefonu Aleyna. "Cidden ha."
Miraç gülerken "Emin misin bak?" diye sordu. "Ciddi ciddi."
"Sence?"
"Neyse ya, ben telefonsuz kalamam zaten. Kalsın bende bu."
Miraç gülerek "Zaten istemesen de kalacaktı." dedi. "Yalnız mesajlarima cevap verirsen. Bak güzel güzel söylüyorum."
"Yalnız bu Iphone. Farkındasin değil mi? Camdan atarsan, arkasından seni de atarım."
Miraç kahkaha atınca şaşkınlıkla baktı Aleyna. Onun kahkaha atarkenki halini hayal bile edemememişti nedense. Ama güzel gülüyordu.
Gamze derin bir nefes alarak "Bak arkadaşım." dedi. "Seni sevdiğim falan yok. Dolaşma etrafımda."
Çocuk bilmem kaç numara olan gözlüklerini düzeltip "Çekinme." dedi. "Sevdiğini söylemek suç değil."
"Bence insanın seni sevdiğini söylemesi suç ya."
Çocuk tek kaşını kaldırarak "Son sözün mü bu Gamze?" dedi. "Cidden. Beni kırarak mı savacaksın başından?"
"Ya öyle demek istemedim." deyip yanına oturdu. "Özür dilerim."
"Biliyordum işte bana aşık olduğunu." Çocuk gülerek giderken "Neden ben?" diye söylenip elini başına vurdu. "Ulan Aleyna, tam azcık seveyim diyorum yine nefret ettiriyorsun kendinden?" diyerek dudak büzdü.
Sınavda kafasını sıraya koymuş, zamanın bitmesini bekleyen Aleyna, bir yandan da kalemi ritmik seslerle sıraya vurup tüm sınıfın dikkatini dağıtıyordu. O yapamıyorsa, kimse yapamayacaktı.
Içeri girip de "Hocam Müdür bey sizi istiyor." diyen nöbetçi öğrencinin sesiyle birlikte kafasını kaldırdı.
"Asu, sen geç şuraya." Hah! Tam şu an kopya çekmek hayali de yerle bir olmuştu. Kıza ne kadar uyuz oluyorsa, kız da bir o kadar kendisini sevmiyordu.
Hoca sınıftan çıkıp giderken, Asu'nun biricik arkadaşları telefonları gün yüzüne çıkartmişlardı bile. Gözlerini devirip başını sıraya geri koydu.
"Kay kenara." Kafasını kaldırıp şaşkınlıkla Miraç'a baktı. Bir yandan kenara kayarken, bir yandan da "Manyak mısın sen?" diye fısıldadı.
"Çok az."
Kağıda bakan Miraç "Cidden yirmi sorudan sadece ikisini mi çözdün?" diye sordu ona doğru dönüp. "Üstelik o da yanlış."
"Hoca boş kağıt vereni disipline yolluyor." deyip gözlerini devirdi.
Kalemi elinden alıp onun sorularını çözmeye başlayan Miraç'tan gözlerini alabildiği zaman, Asu'ya baktı. Sınıfa ilk giren nöbetçi öğrenci başında zebani misali dikiliyordu.
Çocuk telefonuna bakıp da "Hoca müdürün odasından çıkmış." dediği an, sıradan kalkıp "Sondaki toplamayı yaparsın diye umuyorum." deyip güldü Miraç. Göz devirip dil çıkartarak ona baktı. Giderken Asu'ya bir kaç şey söylemeyi unutmamıştı. Ne demişti ki acaba? Asu hocaya bir şey söylerse, kendisi ne söylerse söylesin inandıramazdı. Asla uslu bir kız olmayacağını kendisi de dahil herkes biliyordu çünkü.
Hoca sınıfa girince Asu yerine oturmuş ve tek laf dahi etmemişti. Siniftakilerin işine yaramıştı, kimsenin sesinin çıkacağını zannetmiyordu bu yüzden. Gülerek en son kalan toplama işlemini yaptıktan sonra, bir kaç dakika daha bekleyip kağıdı hocaya verdi ve çıktı sınıftan. Nöbetçi öğrencinin yanındaki Miraç'ı görünce ona doğru yürüdü.
"Çok pardon da, nerenin manyağısın sen?"
Yanındaki çocuk gülerek uzaklaşırken "Rica ederim." deyip ona baktı Miraç.
"Teşekkür ettiğimi hatırlamıyorum."
"Ben de. Ama seni sıfır almaktan kurtardım. Bence etmelisin."
"Evet. Aynı zamanda Asu öterse sıfır almakla kalmayıp, disipline gideceğim. Bunun içinde ayrıca teşekkür ister misin?"
"Şu hocanın yerine geçen kızdan mı bahsediyoruz?" dediğinde başını salladı. "Hiç sanmam."
"Nasıl emin olabiliyorsun?"
Omuz silkmekle yetinen Miraç'a bakıp ofladı. Zil çalınca onun yanında ayrılıp sınıfa geri girdi. Telefonunu eline alarak, yani Miraç'ın telefonunu, interneti açıp tüm hesaplara tek tek baktı. Bir çok mesaja bakmamıştı bile, aylar öncesinden gelmiş olanlar bile vardı aralarında. Takip ettiklerine bakınca sadece 4 kişi olduğunu gördü. Aralarında Gamze yoktu üstelik. Insan kendi ikiz kardeşini takip etmez miydi?
O sırada gelen mesajı açarak cevap yazmaya başladı.
'Gamze benden nefret ediyor.'
'Ne kadar üzüldüm anlatamam.' yazıp kahkaha attı.
'Ilk defa bi kız tarafından tersleniyorum, azcık iyi davranırsak yalnız.'
'Daha önce hiç bir kızın peşinden koşmadığındandır o.'
'Gül sen gül. Son gülen iyi gülecek.'
'Son gülen ben olacağım için hiç sorun yok.'