bc

AĞANIN YANLIŞ GELİNİ

book_age18+
2.2K
FOLLOW
17.5K
READ
family
opposites attract
confident
drama
bxg
small town
musclebear
substitute
like
intro-logo
Blurb

TANITIM YAZISI (+18)

Sıla, konağın vitrinine yakışıyordu. Elif ise o vitrinin önünden bile geçmek istemeyen kızdı.

Dağdeviren Konağı’nın kapısı, yıllar sonra Kadir’in sade evine açıldığında herkes aynı soruyu sordu: Böyle güçlü bir aile, neden bu evden gelin istiyordu?

Sıla bile buna inanamadı. Fakirliğin gölgesinde büyümüş, hep daha fazlasını istemişti. Baran Dağdeviren’in karısı olmak onun için yalnızca evlilik değildi; saygı, güç ve yıllardır hayalini kurduğu yeni hayatın kapısıydı.

Elif ise ablası gibi o konağın ışığına kapılmadı. Kız isteme gecesi, Dağdeviren kadınlarının fısıltıyla konuştuğu birkaç cümleyi duyduğunda bu evliliğin Sıla’nın sandığı kadar büyük bir şans olmadığını anladı.

Onlar güçlü bir dünür istemiyordu.

Ortak değil, gelin alıyorlardı.

Konağa hayran kalacak, kolay tutulacak bir kadın arıyorlardı.

Elif ablasını uyardı. Ama Sıla inanmadı. Belki de inanmak istemedi. Çünkü bazı hayaller, insanın gözünü gerçeğe kapatacak kadar parlaktır.

Düğün günü geldiğinde herkes Sıla’nın gelin olacağını sanıyordu. Baran bile, sevmediği ama ailesinin yükü gibi kabullendiği bu evliliğe razı olmuştu.

Ama nikâh kıyılıp duvak açıldığında, Baran karşısında Sıla’yı değil Elif’i buldu.

O gece Sıla ortadan kayboldu. Ardından altınları da alıp kaçtığı söylendi. Konak, Elif’i istemedi. Baran, onu bir yalanın parçası sandı. Herkes Sıla’yı suçladı.

Elif ise inanmadı.

Çünkü ablası, Dağdeviren Konağı’nın kapısından dönüp daha küçük bir kadere razı olacak kadın değildi.

Sıla’nın isteyerek yürümek istediği yol, Elif’in boynuna zorla geçirilmiş bir kader oldu. Ve Baran Dağdeviren, yanlış gelin sandığı kadının hayatındaki ilk doğru yara olduğunu çok geç anlayacaktı.

ALINTI

“Ben Sıla’yla evlenmeye razıydım. Seninle evlenmeye değil.”

Elif başını kaldırdı. Gözlerinde ne yalvarış vardı ne de korku.

“Ben de kimsenin razı geldiği kadın olmak için doğmadım, Baran Bey.”

chap-preview
Free preview
1.TUZLU KAHVE
Güzel bir kurgu bekliyor sizi. Yorumlara başladığınız günü ve saati yazar mısınız? Keyifli okumalar. ... Sıla, Dağdevirenlerin kapılarına geldiğine önce inanmadı. Mahallenin dar sokağında duran siyah lüks arabaları arabaları görünce, annesinin aceleyle başörtüsünü düzeltmesine, babasınınsa bir anda içine kapanmasına anlam veremedi. Kapının önündeki çocuklar bile susmuştu. O evin kapısına bugüne kadar böyle arabalar gelmemişti. Gelenler ya borç istemeye gelir, ya dedikodu taşır, ya da Kadir’in yıllar önce gurbete gidip döndükten sonra neden eskisi gibi konuşmadığını merak ederdi. Ama bu kez gelenler başkaydı. Dağdeviren Konağı’nın kadınları, üzerlerinde pahalı kumaşlar, ellerinde ağır bakışlarla kapının önünde duruyordu. En önde Nurbanu Dağdeviren vardı. Gözleri bir eve değil, sanki alınacak bir karara bakar gibi kapıdan içeri süzülüyordu. Elif, mutfak kapısının eşiğinde dururken ablasının arkasından baktı. Sıla’nın yüzünde korkuyla sevinç birbirine karışmıştı. Daha sabah aynı aynanın karşısında saçını toplarken, “Biz Dağdevirenler'in kapısını bile çalamayız,” demişti. Şimdi konağın kendisi onların küçük salonuna kadar gelmişti. Emine Hanım aceleyle misafirleri içeri aldı. Salon bir anda daraldı. Sıla, çiçekli elbisesinin eteğini düzeltti; elini saçına götürdü, sonra vazgeçti. Gözleri hâlâ kapıdaydı. Belki Baran Dağdeviren de gelecekti. Belki o da onu görecekti. Ama Baran gelmedi. Nurbanu Hanım bunu kimse sormadan açıklama gereği duymadı. Zaten o evde kimsenin “Baran Ağa nerede?” diye soracak cesareti yoktu. Sıla kapıya her bakışında biraz daha toparlandı, biraz daha güzelleşmeye çalıştı. Elif ise ablasının o bekleyişini görüp içinden sustu. Çünkü bazen bir kadının beklediği şey adamın kendisi değil, onunla birlikte açılacak kapıydı. O kapı o gece Sıla’ya açılmış gibi görünüyordu. Kahveler istendiğinde Sıla yerinden kalktı. Dizlerinin titrediğini belli etmemek için eteğini iki yanından tuttu. Elif de peşinden mutfağa girdi. Sıla cezvenin başına geçtiğinde eli ilk kez gerçekten titredi. Ama bu titreme korkudan çok heyecana benziyordu. Elif, ablasının yüzündeki o parıltıya baktı. İçine bir huzursuzluk oturdu. “Damat yok,” dedi. “Tuzlu kahve de kurtuldu.” Sıla dönüp ona baktı. “Saçmalama.” Elif fincanları tezgâha dizdi. “Ben değil, Baran Ağa saçmalamış. Kız istemeye gelmeyen damat da ilk kez görüyorum.” Sıla cevap vermedi. Kahvenin köpüğünü fincanlara paylaştırırken belli belirsiz gülümsedi. Elif o gülümsemeden hiç hoşlanmadı. Bir süre ablasını izledi. Sıla’nın yüzündeki parıltı kahvenin köpüğünden, gelen misafirden, kız isteme telaşından daha büyüktü. Bu, yalnızca iyi bir kısmet sevinci değildi. “Ferhat abi ne olacak?” dedi Elif alçak sesle. Sıla’nın eli cezvenin sapında durdu. Yüzündeki gülümseme bir anda silinmedi ama sertleşti. “Ayrıldık biz.” Elif kaşlarını çattı. “Ne zaman?” “Sana hesap mı vereceğim?” “Öyle demedim.” Sıla fincanlardan birini aldı, köpüğünü dikkatle düzeltti. “Bitti dedim.” Elif ablasının yüzüne baktı. Ferhat’ın adını duyar duymaz gözünü kaçırması, Baran’ın yokluğuna rağmen kapıya bakıp durmasından daha çok içini sıktı. “Biliyor mu bittiğini?” Sıla bu kez doğrudan ona döndü. “Elif.” Tek kelimeydi ama içinde sus emri vardı. Elif sustu. Çünkü o anda anladı: Sıla, Ferhat’ı unutmuş gibi yapmıyordu. Ferhat’ın kaldığı yere bakmak istemiyordu. Önünde açıldığını sandığı kapıya bakıyordu. O kapının adı da Baran değildi yalnızca; konaktı, altındı, şofördü, Nurbanu’nun bileğindeki saat, yengenin parmağındaki iri taştı. Sıla, eski hayatını daha o mutfakta geride bırakmaya başlamıştı. Küçük kardeşleri Yusuf, kapının aralığından başını uzattı. “Abla,” diye fısıldadı. “Bunlar gerçekten Sıla ablayı mı istiyor?” Elif, Sıla duymasın diye sesini alçalttı. “Öyle görünüyor.” “Niye?” Elif’in eli bir an durdu. Cevabı yoktu. Sadece aynı sorunun kendi içinde de büyüdüğünü biliyordu. “Kapıdan bakıp durma,” dedi. “Annem kızar.” Yusuf dudaklarını büktü ama gitti. Sıla kahveleri salona götürdüğünde başı eğikti. Ama o baş eğişin içinde utanç yoktu; saklanmaya çalışılan bir sevinç vardı. Nurbanu Hanım onu baştan aşağı süzdü. Sıla bunu fark etti ve daha da dik oturdu. “Kızınız güzel,” dedi Nurbanu. Emine Hanım mahcup bir tebessümle başını eğdi. “Allah bağışlasın.” “Güzellik yetmez tabii,” dedi yanındaki kadın. Elif onun adını bilmiyordu. Sonradan yenge olduğunu öğrenecekti. “Konak adabı ağırdır.” Sıla yutkundu. Nurbanu, yengenin sözünü keser gibi fincanı tabağına bıraktı. “Adap sonradan öğrenilmez,” dedi. “İnsanın duruşundan belli olur. Sıla kızımız da neyin nerede söyleneceğini bilir gibi duruyor.” Sıla’nın yanakları kızardı. Elif, ablasının o cümleyi bir iltifat gibi içine aldığını gördü. Oysa Elif'in kulağında başka türlü çınlamıştı. Bir kadına bakıp onun nerede nasıl duracağını ölçmek, iltifat değildi. Sıla ise bunların hiçbirini duymuyor gibiydi. O, Nurbanu’nun bileğindeki altın saate, yengenin parmağındaki iri taşa, kapının önünde bekleyen şoförlere bakıyordu. Bu evde yıllardır eksik kalan her şey, bir anda karşısına dizilmişti sanki. İyi bir kısmet değil, açık bir kapı görüyordu. Elif bunu anladı. Ablasının gözleri bir adama değil, o adamın getireceği hayata parlıyordu. Kadir Bey, kızına bir kez baktı. O bakışta ne “sevin” vardı ne “kork.” Sadece “bunu ben de beklemiyordum” diyen ağır bir çaresizlik vardı. Elif’in içi o zaman daha çok sıkıldı. Kısa bir sessizlikten sonra konu açıldı. Nurbanu Hanım, o evin kızını oğluna istediğini söylediğinde odanın havası değişti. Emine Hanım ağlamamak için dudaklarını birbirine bastırdı. Sıla’nın gözleri parladı. Kadir Bey ise sadece başını kaldırdı. “Biz sade insanlarız,” dedi kısık sesle. Nurbanu’nun bakışı değişmedi. “Sadelik kusur değil Kadir Bey. Bazen en büyük güvence odur.” Elif bu cümleyi de sevmedi. Birkaç dakika sonra yüzük, tarih, bohça konuşulmaya başlandı. Her şey, Sıla’nın bile yetişemeyeceği kadar hızlı ilerliyordu. Sanki karar o gece verilmemiş, çoktan verilmişti de sadece duyuruluyordu. Elif boş fincanları toplamak için salona girdiğinde babasının eline baktı. Parmakları dizinin üstünde kapalıydı. Kadir Bey ne seviniyor ne karşı çıkıyordu. Sadece susuyordu. Elif o suskunluğu çocukluğundan beri tanırdı. Babası ne zaman geçmişten bir şey hatırlasa böyle susardı. Misafirler kalkmaya yakın, Emine Hanım Sıla’yı içeri götürdü. Salonun kapısı yarım aralık kaldı. Elif tepsiyi almak için geri döndüğünde Nurbanu ile yengenin koridorun ucunda alçak sesle konuştuğunu duydu. “Baran’a başka kapılar da açılırdı,” dedi yenge. “Bu ev biraz zayıf kalmaz mı?” Nurbanu’nun cevabı gecikmedi. “Güçlü kapı gelin getirmez, ortak getirir.” Elif olduğu yerde kaldı. Yenge hafifçe güldü. “Yani arkasız bir kız daha kolay diyorsunuz.” “Ben oğluma gelin alıyorum,” dedi Nurbanu. “Dünür ordusu değil.” Elif’in parmakları tepsinin kenarına sıkıca kapandı. “Peki kız konağı kaldırabilir mi?” “Konağı kaldırması gerekmez. Konağı istemesi yeter. Bir kız konağı isterse, konak da onu tutmayı bilir.” Elif nefes almayı unuttu. Ferhat’ın adını mutfakta sorduğu an aklına geldi. Sıla’nın yüzünün nasıl kapandığını, “Ayrıldık biz” derken aslında bir adamdan değil, eski bir hayattan vazgeçer gibi konuştuğunu hatırladı. Elif o zaman ablasının kalbini değil, gözünü gördüğünü düşündü. Sıla’nın gözü artık bu evde değildi. O an içeriden Sıla’nın sesi geldi. Heyecanını saklamaya çalışarak annesine bir şey soruyordu. Belki takılacak yüzüğü, belki gelecek bohçaları, belki Baran’ın neden gelmediğini. Elif koridorun gölgesinde durdu. Ablasına bakmadı. Çünkü bakarsa yüzündeki korkuyu saklayamayacaktı. Sıla, konağın vitrinine yakışıyordu. Elif ise o vitrinin önünden bile geçmek istemeyen kızdı. Ama o gece Elif ilk kez şunu anladı: Dağdevirenler o eve Sıla’yı sevmeye de, tanımaya da gelmemişti. Onlar, konağın kapısına yakışacak ama o kapının ardında sesini fazla yükseltmeyecek bir gelin seçmeye gelmişti. ... Nasıl buldunuz? Desteklerinizi bekliyorum. 

editor-pick
Dreame-Editor's pick

bc

Unscentable

read
1.9M
bc

He's an Alpha: She doesn't Care

read
751.3K
bc

Claimed by the Biker Giant

read
1.8M
bc

Holiday Hockey Tale: The Icebreaker's Impasse

read
984.2K
bc

A Warrior's Second Chance

read
362.7K
bc

Not just, the Beta

read
349.7K
bc

The Broken Wolf

read
1.1M

Scan code to download app

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook