Hanzade Konağın o ağırbaşlı, ipek kokulu salonunda son konuk da uğurlandığında, konağın üzerine çöken sessizlik aslında yaklaşan fırtınanın habercisiydi. Havva Halam, o bildiğimiz gösterişli ve görkemli duruşuyla imzasını atmış, Ulubey adının şanına yaraşır bir törenle her şeyi mühürlemişti. Babamın karşısına dikilip "Bir ay müsaade et, damat adayın karşında olacak," dediğimde, aslında sadece zaman kazanmaya çalışıyordum. Ama şimdi, o bir ayın dolmasına daha çok varken, kendimi hafta sonu yapılacak bir düğünün eşiğinde bulmuştum. Odama çıktığımda parmağımdaki yüzüğün ağırlığı, kalbimdeki o karmaşık duyguyla yarışıyordu. Havva Halam sadece söz kesmemiş, adeta bir imparatorluk ilanı yapmıştı. Babam Rıza Bey bile halamın o baskın enerjisi karşısında geri adım atmış, düğün tarihinin bu kad

