"Beni bırak sen ya. Neden Timuçine bu kadar sert davranıyorsun onu de?"diye sordum. Biliyor gibiyim aslında. Yani telefonla konuşurken yıl sonu balosunda telefonunu kurcalayıp Uygara yetiştirmesi yüzünden ona tirip atıp balodan ayrılmıştı. Sonra zaten okul bitmişti ve hiç buluşmamışlardı. Yani baya bir ayrı kalmışlardı.
"Bir kere baloda olanlar yüzünden ona kızgınım zaten. Ama konu o değil."diye mırıldandı. Yani benim bilmediğim bir şey vardı. Bir şey olmuş ve bana anlatmamıştı? Demek öyle.
"Ya işte sen gelmeden bir gün önce. Akşam markete gittim. Sonra dedim ki yolu uzatayım belki onu görürüm. En azından bir umut. Sonra ara sokağa yöneldim. Ve... bam. Mal Timuçin Alev denen orospuyla dudak dudağaydı. İşte o an o kızın saçını yolup-"
"Hiç çıkartamayacağı bir yerine sokup ona dokunan parmaklarını tek tek söküp, onu öpen dudaklarını elektrikli testereyle parçalamak istedin."diye lafını tamamladım. Eee sonuç olarak aynı fantazileri Uygarın yanına gelen kızlarla da kuruyorum.
"Deli! Benden daha çok yaşıyacan."dedi ve güldük. "Ben çikolata alacağım. Hemde bakayım Timuçin ne yapıyor. Istersen gel."dedi.
"Yok ben instagramda gezeyim biraz."dedim ve telefonu elime aldım.
"Sen bilirsin gülüm."dedi ve öpücük atarak yanımdan ayrıldı..
×××××××
Bu adam nasıl bir şeydi ya. Taş gibiydi mübarek. Tamam daha 30 yaşındaydı ama yani bana göre oldukça seksi ve etkileyiciydi.
Francisco'dan bahsediyordum. Yahu adam... o kadar yani! Hayır salaklık bunda. Gencecik adamsın ne diye evlenirsin ki? Hayır evlendin tamam. Yaptın bir hata karını güzel seçseydin bari. Aslında ona ben yakışırım ben! Yani en azından o karıdan daha güzelim! Neyse sonuç olarak seni kaçırmama engel değil. En kısa sürede Francisco yu kaçırmayı planlıyorum.
Ana sayfayı yenilediğimde karşıma Francisco ve oğlunun fotoğrafı çıktı. Kendi sayfasından paylaşmıştı. Fotoğrafa baktığım da... Allah'ım. Francisco nun oğlu olduğu nasılda belli. Hiç anasına çekmemiş. Dünya Tatlısı ve yakışıklısı. Şahsen benden bu kadar tatlı şey hayatta çıkmaz. Babasının Francisco olması şart.
Ya birde sarılarak uyuyorlar. Bende böyle bir aile istiyorum! Tabii Francisco yerine Uygar olabilir.
Elimdeki telefonun çekilmesiyle yerimden sıçradım.
"Hadi ama..." Başımı kaldırıp Uygarın gözleriyle karşılaşmamla sustum. Bana bakıyor ve gülümsüyordu. Size Uygarın gülümsemesini anlattım mı hiç? Hani şu beni benden alan! Bir insan bu kadar güzel Gülümser mi? Birde o gamzeler... ah ölünce beni oraya gömün.
"Ne yapıyorsun?"diye sordu ve yanıma oturup bana döndü. Elindeki telefonumu da önümüzdeki masaya koydu.
"Francisco'ya bakıyordum."dedim ve telefonu mu geri aldım. Yüzündeki gülümseme birden silindi.
"Ne buluyorsunuz bu adamda anlamıyorum! Hayır birde evli." dedi. Dedi. Ne buluyor sunuz dedi? Aa deli! Ne buluyormuşuz? Acaba ne bulmuyoruz?
"Niye öyle diyosun acaba? Adam yakışıklı, karizmatik, sexy, tat-"
"Her ne haltsa."dedi ve önüne döndü. Derin bir nefes aldım. Lafımı kesmeyi hobi edindi bu çocuk!
Yanımda otururken bile o vanilya kokusunu gayet net alıyordum. Vanilya'lı parfüm kullanıyor olmasına kaç puan verecektik peki? Nerden bulduysa.
Arkama yaslandığım gibi esnedim. Uykum vardı. Hemde baya baya. 2 sene önce boş, kullanılmayan sınıflarda ders arası uyurdum. Belki hâlâ aynı şeyi yapabilirim.
Oturduğum banktan kalkıp okula ilerledim. Alt kata inip kapalı olan odaya doğru ilerledim. Kapının üzerinde küçük bir cam vardı. Uzanıp içeriye doğru baktım.
Oha!
Anında uzaklaştım ve koridorun diğer tarafına doğru ilerlemeye başladım. Iki kişi resmen sevişiyordu. Hayır okul burası. Git evde seviş.
Boş bir sınıf bulduğum gibi içeri girdim. Daha 3 saat vardı dersime. Sıralardan birine başımı koyup uyuyabilirdim. Buna ihtiyacım vardı.
Arka sıralara geçmeden önce cama ilerledim. Etrafa baktığımda Uygar'ın bıraktığım yerde olmadığını gördüm. Üç çekerek arka tarafa doğru ilerledim. Sıraya oturdum. O sırada sınıfın kapısı açıldı. Kapının açılma sesiyle o tarafa döndüm. Içeri bir çocuk girdi.
Tamam bu çocuğu tanımıyordum. Kaşlarımı çatarak çocuğa baktım.
"Dışarı çıkar mısın?"diye sordum sonuç olarak yatacaktım ve tek olmalıydım.
"Neden? Birini mi bekliyorsun?"diye sordu ve iki adım ilerleyip kapıyı kapattı.
"Hayır."
"Hımm. O zaman çıkmama gerek yok."dedi ve gelip, öğretmenler masasına oturdu, ayaklarını masaya uzattı.
"Çıksan diyorum. Uyuyacağım da "
"Uyumak demek? Fazla sıkıcı. Daha eğlenceli şeyler yapsak daha iyi olmaz mı?"diye sordu ve oturduğu yerden kalkıp yanıma doğru gelmeye başladı. Boyu benden uzundu. Ama Uygardan kısa. Uygar Nerede çıkmıştı şimdi?! Ah! Uyuz işte her dakka aklımda.
"İstemiyorum!"dedim. Şaka mıydı bu anlamıyordum. Resmen sınanıyor gibiydim. Bu neydi böyle ilk günden? Hayır yani Parası olanı alıyorlar okula. Insan önce bakar aldığı öğrencilere karakter falan var mı diye!
"Çok güzel bir kızsın..."
Sinirli bir şekilde nefes aldım ve oturduğum yerden kalktım. Bununla uğrasamazdım. Yanından geçeceğim sırada kolumdan tutup beni durdurdu. Hızla kolumu ondan çekip kurtardım.
"Senin canın dayak istiyor galiba!"diye çıkıştım. Çocuk güldü ve beni baştan aşağı süzdü.
"Dövebilir misin acaba?"diye sordu dalga geçer gibi.
"Ben döverim!" Uygar'ın sesiyle bakışlarımı kapıya doğru çevirdim. Benimle birlikte tanımadığım bu çocukda Uygar'a doğru bakmıştı."Hemen siktirip gidiyorsun Ata!"diye sinirle çıkıştı Uygar. Çocuğun adı Ataydı demek? Gideri olan bir çocuktu gerçi.
Ay bana da rahatlık geldi.
"Bilmiyordum seni beklediğini."dedi ve benden uzaklaşarak kapıya doğru ilerledi Ata. O sınıftan çıkarken Uygar kapıyı kapatıp yanıma doğru ilerledi.
O birşey değilde Uygarla aynı sınıfta yanlızız!
Uygar iyice dibime girip yüzünü bana yaklaştırdı. Kalbim şu anda cidden ne durumda bilmiyordum. Çünkü.... ah ben başka diyarlardaydım. Kalbime odaklanamıyorum. Ya da Uygar'a... Nefesinin dudaklarıma değiyor olması beni deli etmişti!
"Bana aşık olduğunu biliyorum güzellik."