~5~

857 Words
Hayır yani ne olurdu Uyuz olmasaydın? Nolurdu? Gelseydin yanıma, alsaydın yüzümü avuçlarının arasına, okşasaydın yanağımı; 'Iyi misin?'diye sorsaydın. Ne olurdu? "Hadi."dedi Neşe ve kolumdan tuttu. Tuvaletten çıkarken Timuçini kolundan tutup durdurdum. "Teşekkür ederim."dedim ve gülümsedim. Uygar bey hemen gitmeseydi ona da edebilirdim. "Sorun değil."dedi ve Neşeye baktı. Galiba ondan da bekliyordu. Neşe'ye baktığımda yere baktığını gördüm. Bakışlarım tekrar Timuçine kaydığında hafif bir tebessüm yapıp yanımızdan ayrıldı. "Benim dersim yok."dedi Neşe. Bakışlarım ona kaydı. Ama benim vardı. Hemde Uygar'la ortak bir dersti. "O zaman dersten sonra seni bulurum."dedim. Sarıldıktan sonra ikimizde farklı yerlere doğru ilerlemeye başladık. Derin bir nefes aldım ve dersin olduğu sınıfa doğru ilerledim. Umarım Uygar gelmez. Ne Burak vardı bu derste ne de Neşe. Onlar olmadan Uygar'la aynı ortamda olmak... Gerçi muhattap dahi olmazdı ki benimle Burak olmadan. Geçer bir köşeye oturur, dersin bitmesini beklerdim. Sınıfa girip etrafa bakındığımda Uygar'ın olmadığını gördüm ve gülümsedim. Tanıdığım bir kaç kişiye selam verdikten sonra  birkaç mediven çıkıp uzun olan sıranın ortalarına doğru oturdum. Sınıfın kapısına doğru baktığım da Uygar'ın sınıfa girmiş olduğunu gördüm. Bakışlarımı önümde ki sıraya indirdim. Bu çocuk beni öyle pis geriyorduki... 21 yaşında koca kızdım. Ama Uygar'ın bakışları karşısında kendimi kaybediyordum resmen. Keşke karşıma başka biri çıksa da ona vurulsam, bu sayede bana gerçekten değer verecek biri olurdu hayatımda. Ki zaten ben beni sevecek birini bulamazsam annemler okul bittikten sonra ortaklarından birinin oğluna verirlerdi beni. Bir ön sırada oluşan hareketlilikle bakışlarımı sıradan çekip önüme oturan kişiye baktım. Uygar. Bu kadar sıradan gelip tam önüme oturması ne güzeldi değil mi? Sinirle gözlerimi devirdim ve sınıfa bakındım. Buseler cam kenarında sohbet ediyorlardı, Kerem ve tanımadığım bir kaç çocuk da onların az ilerisinde bir şeyler konuşuyorlardı. Buse'let hakkında konuştukları oldukça belliydi. Bakışları bir kaç saniyede bir kızları buluyordu. Birinin yanıma oturmasıyla dikkatimi ona cevirdim. Tanımadığım bir erkek yanıma oturmuştu. Yaşının benden büyük olduğu yüzünden belli oluyordu. Üstelik oldukçada gür sakalları vardı. Sakallarda yaşını büyültüyor olabilirdi gerçi. "Selam ben Cenk." "Doğa..."diye mırıldandım ve bakışlarımı ondan çektim. Arkadaş canlısı biri değildim açıkçası. Yeni insanlarla tanışıp kaynaşmak bana göre değildi. "Seni buralarda yeni görüyorum." "Bir senedir yurt dışında okuyordum ondandır."dedim ve tekrar Bakışlarımı Cenk'e çevirdim. Bana bakmış gülümsüyordu. Kaşlarımı çattım. "Komik olan ne?"diye sordum. "Sadece burda gördüğüm kızlardan kat ve kat daha güzel geldin gözüme..." "Başka yere mi otursan?"diye sordum. Yürüyecek kız mı kalmamıştı koskoca okulda? Uygar'ın yerinden kalkmasıyla bakışlarım ona kaydı. Gidiyor muydu? Uygar sıradan çıkıp bizim sıraya doğru geldiğinde Bakışlarım bir an Cenk'i buldu. "Cenk kalk şurdan!" Uygar'ın sesiyle bakışlarımı tekrar  ona cevirdim. Cenk ayağa kalkıp Uygar'a doğru döndü. "Bir sorun mu var?" "Sorun sensin Cenk. Siktir git şuradan sinirimi daha fazla bozmadan."dedi Uygar ve Cenk'in geçmesi için ona yol açtı. Cenk derin bir nefes aldıktan sonra sıradan çıkıp önlerden başka bir kızın yanına oturdu. Hâlâ kız peşindeydi anlaşılan. Yanıma oturan bedenle bakışlarımı Cenk'ten çektim. "Sağol."dedim Uygar'a bakarken. O önce masaya sonra bana baktı ve gülümsedi. Onun gülümsemesi resmen içimi okşamıştı. "Bir daha yanına gelirse haberim olsun."dedi  ve bakışlarını benden çekti. Telefonumun titremesiyle bende bakışlarımı ondan çektim ve cebimden telefonu çıkardım. Mesaj gelmişti. Kimden:Yakışıklı Sevgilim Hep ben mi mesaj atacağım kızım! Şimdiden Ryan'ı özlemiştim. Hemde çok. Tabii diğerlerinide. Özellikle Harry'i. Grubun en eğlenceli karakteri oydu. Kesinlikle yakın bir zamanda onları görmek istiyordum. Kime:Yakışıklı Sevgilim Erkek olan sensin Bakışlarımı telefondan çekip Uygar'a baktığım da bana baktığını gördüm. Bakışlarımı hızla ondan çektim ve etrafa bakındım. Bu kadar yakınımda durup bana bakması beni oldukça zorluyordu. Telefonumun zil sesiyle ekrana baktım. Ryan arıyordu. "Efendim?" "Kadın erkek eşitliğine ne oldu hanım efendi?"diye sordu. Gülümsedim. "Aa. Öyle bir şey mi vardı? Hiç haberim yok."diye savundum kendimi. "He yedim bende he." "Afiyet olsun."dedim ve güldüm. "Seninkiyle fazla yakınlaşmıyorsun dimi?" Birden sorduğu soruyla yüzümdeki gülümseme silindi. Uygar... "Öyle biri yok Ryan."dedim. "Uygar denen çocuk osto."dedi. Bir şey yiyordu. Yine ne yiyordu bu!? Ah sinir krizi edecek beni. Aç pislik! "Öncelikle benim ki felan değil. Şöyle demeyi kes. Ayrıca gene ne yiyorsun?"diye çıkıştım. Gelmiş seninki diyor. Uygar sanki diğer kızlardan bana zaman ayıracak! "Sakin ol şampiyon. Seninkiydi de ondan şey ettim. Hani aşkın, sevdiğin adam..."dedi ve güldü. "Bana bak Rayn sinirlerimi bozarsan kimse elimden alamaz seni! Hem sen ne diye konuyu değiştiriyorsun ki!? Ne yiyorsun gene sen? Yahu ne zaman arasam birşey yiyorsun! Kilo alacan. Bak seni kilolu görmek istemiyorum." "Pasta daha bitmedi de. Ben de doymadım. Bilirsin beni. Dedim bitireyim şu... postoyo."dedi. Sanırım son kelimesinden önce bir lokma daha aldı. Tam bir şerefsiz. "Pisliksin valla."dedim ve oturuşumu düzelttim. "Canım çekti. Senin yüzünden aşeriyorum hemde hamile olmadan."dedim alaylı bir şekilde. Göz ucuyla Uygar'a baktığım da hâlâ bana baktığını gördüm. Arkasına yaslanmış kollarınıda göğsünün altında bağlamış bana bakıyordu. "Hımm."dedi. Hâlâ tıkınıyordu öküz! "Kapatıyorum tatlım. İyi geceler sana yat zıbar artık." "Tomom....(yutkundu) seni seviyorum küçük."dedi. "Bende seni."dedim ve kapattım. Ah şimdi yanımda olsa başka ne isterdim ki?! Özlemiştim. Keşke o da gelseydi. Çok eğleneceğimizden emindim. Onun olduğu yerde somurtmam imkansız zaten. Sürekli gülümsetiyor beni- "Şu sevgilini anlatsana biraz bana." Uygar'ın sesiyle bakışlarımı ona çevirdim. "Neden?" "Merak. Nasıl biri?"diye sordu kaşlarını kaldırarak. Gülümsedim. "Bir kere sarışın, mavi gözlü, kaslı, gamzeli, nazik, kibar,..." tamam fazla kibar sayılmaz. "Ondan sonra Sempatik, tatlı, romantik..."romantik? İşte bunu baya sallamıştım."ayrıca çok düşünceli-" "Yeter!"diye kesti lafımı. Kaşlarımı çatarak ona baktım. "Bok gibiymiş anladım."dedi ve bakışlarını benden çekti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD