Necip
“Enver nasılsın oğlum? Sesin çıkmadı hiç!”
,” AA evet baba haklısın! Selim le berberiz, beni ziyarete geldi. Yarın akşam sana uğrayalım mı? Beraber yemek yeriz!”
“Olur isterim elbet, sevinirim gelin tabi!”
“Tamam olur baba! Sen nasılsın, bir yaramazlık yok değil mi?”
“Yoo hayır yok ta seni de merak ettim gel de bi hasretlik giderelim”
“Olur yarın akşam sendeyiz selim de gelecek görüşürüz!”
Enver işlerle epey meşgul ve çok koşturuyordu beni ziyaretleri de epey azalmıştı ama bir kadın olduğunu duyunca Samet’ten olayı anlat bi hele deyince çorap söküğü gibi hepsini bir bir anlattı.
“Enver beyin evinde bir kız varmış, sanırım sevgilisiymiş, sarışın, güzel hatta iyi terbiyeli bir kız diye söylediler ağam. Enver bey de sanırım ciddiymiş bu sefer!”
“Hem kız da onunla yaşamayı kabul etmişte, nikah günümü ne alacaklarmış, onun için bekliyorlarmış!”
Samet bunları söylediğin de pek inanamadım. Kesin Enver in boş boğazlı şakacı adamları bizim saf Samet’i işletmişlerdi. Ama Samet’te hemen inanacak kadar saftı.
Hem bizim Enver dünya da evlenmez, evlilik kadın çocuk falan onun bu zamana kadar hiç ilgi alanına girmedi. Küçükken bir amanda sı vardı başkada ağzına aldığını bilmem. Hayatına kadın girdi elbet ama onların seks ten başka da bir anlamı olmadığını biliyorum. Sevmeye, aşk a oldum bittim kapalı bir çocuk tu. Bu kızı nerede bulacak ta tanıyacak da sonra bir de evlenme kararı alacak, hiç mümkün değil! işte tüm bunlar dan emindim de! bir de Enver in ağzından duymak istedim. Yarın akşam geldiğin de onun ağzını arayacaktım.
Selim
“Ee dostum! Kız yok ortalar da… bi göstermedin kızı öyle bir göründü bir kayboldu!”
“Sen de taktın şu kıza! Ne diye bu konu üstünde duruyorsun!”
“Ama şimdi böyle dersen gücenirim, baştan anlaşalım!”
“Ne anlaşması?”
“Bak bu kız senin için ne ifade ediyor bilmem ama! Ben buraya boş dönmemek için geldim!”
“Nasıl!”
“Bir planın yoksa dostum! Ben bu kıza yürümek istiyorum!”
“Ne! Sen ne diyorsun lan! Ben pezevenk miyim? Bi de yürüyecem diyor! Puştt!”
“İyi de bu kardeşin sen kısmet istemiyorsun diye evde mi kalsın? Bende ev bark olmak istiyorum, hem gördüğüm kadarıyla bu kız has kıza benziyor ben birkaç sordum senin adamlarına iyi dediler”
“Ne dediler ne dediler? Bir de sana referans mı verdiler! Ben onların ağzına s..çmassam!”
“Hemen gardını alıyorsun rahat ol biraz, kız netice de senin tapulu malın değil, hem beni beğenir ve benimle flört etmek isterse de sen kimsin, ne karışırsın ki?”
“He! Bide sen ne karışırsın? Ulan topunuzu bir araya getirip üst üste s..kerim! kafamı bozmayın! Dost arkadaş sağ kol, adamım demem s…kerim hepinizi! Hiç şakam yok!”
“Ya! Dostum sen niye kızdın bu kadar? Senlik bir durum varsa söyle? Yani sen göz koyduysan çekilirim ben yolundan!”
“Bak selim şu an çakır keyifsin diye fazla da uzatmıyorum! Hatta sana gerektiğinden daha toleranslıyım beni delirtme!”
“Delirme kardeşim! Sadece sen bu kıza bir niyet besliyor musun onu söyle!”
Adama bak! Kadını sen buraya hapset, neymiş cinayeti görmüşmüş! İyi de gördüyse sık kafasına! Ne diye buraya getirip sürekli ayar veriyorsun kıza… eziyet ulan bu!
Rüstem ile cemal olanları bana anlatmıştı. Olan konu da dinlerken göbeğim çatladı gülmekten, yok abi niye gülüyorsun dediler ama elimde değildi. Anlattıkları kız eğlenceli bir şeydi belliydi o yüzden onu tanımak istiyordum. Böyle bıcır bıcır hatunlara bayılıyordum.
Ama bu bizim han zo kızın resmen canını yakmaya, han zo olduğunu ona göstermeye çalışıyordu.
Konağa geldiğim de ilk olarak eve girmiştim. Çalışma odasının kapısının önünde durduğum da Enver kıza fırça atıyordu.
“Konuyu uzatma! Bundan sonra odadan çok çıkmanı istemiyorum, mutfakta yemek yemek ve kahvaltı için bulun onun dışında odana çık, başka Bir şey istersen seda ya söyle… seni az görmek istiyorum. Hatta hiç görmek istemiyorum, ortalarda gezme sinirimi bozuyorsun ve senle ilgili hiçbir şey duymak istemiyorum. Şikayette gelmeyecek!
Bak bugün sabırlı günümdeyim, ama yarın ne olur bilmem ve ben sinirlendiğim de çok çekilmez biri oluru, emin ol bunu görmek istemezsin. O yüzden akıllı olacaksın! Uslu duracaksın, anlaşıldı mı?”
Bu konuşmayı duymuştum, tam o sırada seda geldi ve içeride olduklarını biraz dan çıkacağını falan söylediğinde hem sigara içmek için hem de neler olduğunu öğrenmek için bahçeye çıkmıştım. O sıra da olan biteni de Rüstem ile cemal bana anlattı.
Bir süre sonra da içeriye girdiğim de kız oda dan çıkmış Enver camdan dışarıyı seyrediyordu.
Bu adamın olayı neydi? Bilmiyorum ama son derece mutsuz, agresif, isteksiz, başkalarının canını sıkmak konusunda da son derece başarılı bir adam olmuştu. Aslında iyi bir değişikliğe ve revize ye ihtiyacı vardı Hayatında… Bir kadına ihtiyacı vardı, onu yumuşatacak, nefes aldırıp sakinleştirecek ve ona kadınlığını verebilecek bir kadına… ama bunu handan başarır mıydı onu bilemiyorum. Sanırım handan dan yana ben şansımı kullanmak istiyordum. Enver e üç beden büyüktü handan. Hem masum! Hem sakin, hemde sade bir güzelliği vardı! Benim başımı döndürüyordu yani! Onunla takılmak istiyordum!
O kadar dil döksemde, sanki tekeline almıştı kızı! Laf söyletmedi! Konuyu da kestirdi attı! Fazla da ısrar etmedim, şansımı ve denemelerimi daha sonraki günlere bırakmak istedim.
Çakır keyif bir geceden sonra Enver adamlarına beni eve bırakmaları için araba ayrlattı ve ayrıldım oradan.
Enver
Aradan iki hafta geçmişti ve konakta durumlar sakin görünüyordu. Kızı o günden beri hiç görmedim, bana görünmemek için de adeta köşe kapmaca oynuyordu, aslında bu işime geliyordu, istemeye istemeye bir şekilde ayar oluyordum devrelerim yanıyordu ve sonunda kıza sarıyordum. Bir gün elimden bir kaza çıkacaktı ya! Neyse! ama bu durum iyiydi böyle…
Sinan ı ortadan kaldırmamız artık açığa çıkmıştı. Resmen karşı tarafla Nikola ile restleşmiştik artık kim kime gücü yeterse olmuştu durum. Herhangi bir ses solukta çıkmamıştı her şey aşikâr orta da iken bu sessizlik hayra alamet miydi bilmiyorum.
Nikola da ben de aynı camiaya içindendik bizim de düzen içerisinde nato ittifakı sistemimiz vardı.
Her ne kadar kan dökmek konusunda hepimizin gözü kara olsa da, bazen düzendeki huzursuzluk bertaraf olsun diye araya büyükler girer di. İşte öyle bir durum hasıl olmuştu.
En büyük baron NAİM KOÇOĞLU onun eli ve gücü her yere ulaşırdı. Beni de sever, kollardı.
Bu konu kulağına gittiğin de hemen benim arkamda durmuş, bizi barıştırmak için referans yapmıştı. Tüm bunlardan da haberim olmuştu. Ve durumu kurtarmak için büyük şûra toplanacaktı elbette Naim abinin isteği ile…
Naim Koçoğlu toplantısı (Enver in anlatımı ile )
“Herkes hoş geldi! Burada neden bulunuyoruz biliyorsunuz!” dediğinde sessizlik hâkimdi.
Camiadan hatırı sayılır 20-25 kişi katılmıştı toplantıya ve hepimiz, oldukça büyük yuvarlak bir masanın etrafında toplanmıştık.
Nikola ile ben yan yana oturuyorduk, böyle olmasını da Naim abi istemişti. Masayı yöneten
Lider oydu ve ne derse oluyordu.
Bu masadan ne karar çıkarsa çıksın Nikola ile buna uyacaktık, aksi halde Naim abinin silahı konuşurdu.
Her şeyden önce adil bir adamdı, işimiz adalet değildi elbet, hepimiz şeytanın avukatıydık ama her düzende, hatta düzensizlik ve kötülük için de bile süregelen her işte bir intizam ve yasa vardı bizim işimiz de de vardı. Bu alemi yöneten idare eden disipline eden üst akıllar da Naim abi gibi adamlar dı. Adil olmak zorunda idiler. Tıpkı aşiret reisleri gibi…
Adaletli, doğrucu ve gelenekçi bir adamdı Naim abi, az biraz bazen kontrolden çıkınca sağı solu pek belli olmazdı ama durulunca mantıklı adamdı.
Aslında benim de idolümdü. Onu kendime birçok konuda örnek alırdım, yakın görürdüm, ama bizim camia da asla kimse birbirine sırtını dönmezdi, güvenmezdi sevgi saygı hepsi sembolikti, ama Naim başkaydı, ona sempatim vardı, hatta babam olsa bu kadar sevemem desem yeridir, güçlü olduğu için değil! Aklı selim olduğu için severdim onu! Necip babamdan sonra gelir tabi!
“Şimdi! Bu Sinan olayı bir anlatılsın bir açıklığa kavuşsun, herkes bir sulh etsin konu kapansın! anlat sen Nikola!”
“Sinan epeydir bana çalışıyor ve bana istihbarat sağlıyordu, nedenini bilmiyorum ama Enver onu infaz etti!”
“Enver sende karmaşaya izin vermeden anlat!”
“Sinan a yapılan bir infaz değil, düzeltme! Bizim çocuklar uzun zamandır silah sevkiyatını takip ediyorlardı ama tabi henüz kime ait olduğunu bilmeden, bu mahzeni de bulmuşlar, Nikola’nın silah mahzenini havaya uçurmuşlar adamların yaptığı! tamamen yanlışlık aslında! oraya başkaları da bizim gibi iz sürmek için gitmişti bu işi planladılar onlar kundaklama yapmak istiyorlardı belli ki! Giden arabaların içerisinde patlayıcılar varmış, bizimkiler onlarla çatışmaya girince patlayıcı infilak ediyor ve olan oluyor elbet bunu aklayamayız, çünkü diğer komplonun sahiplerini tespit edemedik, iş bizim üstümüze kaldı. Nikola ile karşılaşamadık bu durumu öğrendi ve Sinan olan biteni Nikola ya kasten tarafımızdan yapılmış gibi anlattı bu aramız da bir gerginlik başlattı. Bu konuda yüz yüze gelemedik. Anlaşmak sağlayamadık, jurnalciler ara da husumet yaratıyordu ve Sinan da bu ateşi harlıyordu bu adam hep öyle biriydi ölmesi haktı.”
“Nikola sen ne diyorsun?”
“Ben bu kadar iyi niyetli olunduğuna inanmıyorum, Enver in bu işi planladığı kesin, bu kadar basit bir konu değil, zararım büyük bir özürle telafi olmaz!”
“Peki anladığım kadarıyla Enver tazmin ederiz, özür dileriz diyor”
“Madem öyle diyor ki siz de o şekilde olsun istiyorsunuz anladığım kadarıyla! O zaman o tazmini istiyorum, tamamını karşılasın! Konu kapansın”
Ayağa kalktık el sıkıştık, o sırada Nikola kulağıma eğilerek “bu kadar kolay değil biliyorsun, derdim Sinan değil, bunun hesabını senden er geç soracağım! Adım korktu ne denirse yaptı ya çıksın istemiyorum. Şimdilik susmuş gibi yapacağım!” diyerek sırıtarak elini çekti ve yerine oturdu.
Yani aslında bir anlaşma da olmamıştı ama şimdi biz bunlara karşı önlem alacak kendi g..tümüzü koruyacaktık başkada yolu yoktu. Bu alem de en ufak bir hareketin mutlaka hesabı verilmesi gerekirdi. İster anlaşma olsun! İster olmasın!
Selam kelam edildi. Son cümleler kuruldu ve toplantı da dağıldı.
“Enver sen gitmeden bana bir uğra! konuşalım!” dedi Naim abi.
“Peki abi!”
Bir küçük toplantı yaptık Naim abiyle, işler konusunda bana bir ortaklık teklif etti. Elbette onun gibi güçlü bir adamla ortaklık etmek benim şanımı büyütürdü, asla kabul etmemek gibi bir şansım olamazdı. İşler büyüdükçe düşmanlarım da büyüyecekti ama bu işlerin de raconu buydu elden ne gelir.