Enver
"Eee Seda ne yapıyor bizim vahşi kedi? Uysallaştı mı akşamdan beri?"
" Enver bey akşam dediklerinizi yaptım, en son yatağa da yattı ve uyudu sesi çıkmadı, sabah yanına gittim uysaldı Bir şey yoktu su an pencereden bakıyor, uzun uzun seyrediyor! Sessiz!"
"Tamam, kendi haline bırak sakinleşir o kadar üstüne düşmeyin yalnız ve canı sıkılıyor belli mücadele etmeyin onunla!, Bir şey olursa bana söyleyin bende buralar da yoktum ondan cesaret aldı, bir daha olmaz! sanmıyorum! "
Psikolojisi elbette bozuk olabilir, netice de bir yere getirildi ve burada zorla tutuluyor
‘Bu kızla uğraşmaktan nedense zevk alıyorum, Veysel in anlattıklarına bakılırsa oldukça da yaramaz! kol ısırmak bıyık çekmek nedir ya!’
Ön kapıda cemal ile Rüstem’i buldum. Rica minnet ben den özür diliyorlar onlarda haklı beni tanıyorlar böyle bir şeyi asla istemem burası benim mabedim kimse benim evimde böyle densiz davranışlarda bulunamaz. Kaldı ki bu kız, onun bu şekilde davranmasına izin vermemeleri de doğruydu bana göre, ama yine de yanımda çalışanlara karşı her zaman mesafeli ve taviz vermemem gerekiyordu
" Bir daha böyle bir şey olmasın! Evimde kimse kafasına göre davranmayacak!" Dediğimde cemal bir atak yapmak istedi ise de elimi kaldırarak onu engelledim!
Rüstem " tamam patron bir daha olmayacak!"
Cemalde ona katılır bir kafa hareketi yaparak bana cevap verdi
İşin asli benim en sinirimi bozan bu kızın yol yordam bilmiyor oluşuydu. Pijama ile aşağıya inmek ne demek?
Ona bunu elbette soracaktım. Sabırlı bir adamdım akşam olmasına da az kalmıştı. Hatta daha fazlasını bile yapmam gerekiyordu. Bu kız ile ilgili hiçbir şey bilmiyordum. Öğrenmem de şarttı, eve o şekilde getirmiştim. Kimliği ile ilgili de bir bilgim yoktu, henüz ona sormam gereken hiçbir şey de sormamıştım. Hee! Sormak gerekirmiş, benim için tehlike arz eden bir durum yoktu elbet, ben tehlikenin göbek adıydım ama onun hakkında bir şeyler bilmem gerekirdi her zaman işimizi sağlama almış olduğumuzdan bu konu da önemliydi. Bu işi takip etmesi için bu işleri yapan adamım volkan a arayıp söyledim, en kısa zamanda konuya mütakip bana dönmesini bekliyordum.
Handan
Kafam o kadar karışık ki, beni buraya getirdiler ve adeta sanki hücreye tıktılar. Hım! Sanırım biraz abarttım, ama sonuçta burada özgürlüğüm yoktu. Bilmediğim insanlarla burada kalıyor ve istediğim hiçbir şeyi yapamıyordum. Ne yapsam herkes e batıyordu adeta, aman şunu yapma patron kızar! Aman bunu yapma patron Bişey der! Ama bu da fazlaydı artık. Etrafta sürekli birileri, o kuzuyu görünce nevrim döndü, evet yaptığım hiç hoş değil ama o kuzuyu sevmek istedim ve bu içimde büyük bir arzu oldu o an.
Korumalar bana engel olmaya çalışınca hemen içimdeki W otomat sistemi devreye giriyor bu benim elimde değil hemen her şeyi etrafımda egale etmek sadece kendi isteğime yoğunlaşmak ve inadına buna ısrar etmek gibi bir pis huyum var. Bunu istemsizce yapıyorum ne yapayım elimde değil.
Oradaki mücadeleme Rüstem ile cemal de katılınca bir de beni engellemek konusunda da bana saldırgan bir tutum sergilediklerinde gerçekten o an zıvanadan çıkmıştım.
Birde fiziksel engellemeye kalktıklarında istemsiz olarak kendimi savunmak zorunda kaldığımda saçmalamanın üst sınırlarında abarttım.
Böyle davranmak elimde değil, içimde asi bir kız da var, evet çocuksu bir kız ve asi bir kız hatta inadına bir kız.
Bütün bu olanlar, cemal ile Rüstem e nasıl yansıyacak bilmiyorum ama sanırım o kütük patron onlara bunun hesabını fena sormuştur ve onlarda bana diş biliyorlardır.
Bu durumdan nasıl kurtulcam hiç bilmiyorum. Sessizce şu oda da oturmayı da beceremedim gitti.
Ben bunları düşünürken odanın kapısı tıklandı ve seda kafasını içeriye uzattı.
“Patron seni çalışma odasına bekliyor, hemen gidecekmişsin!”
İşte şimdi yandım, bana ne diyecek! Hesap soracak ve sanırım iyi bir hesap!
Resmen mücrim gibi titriyordum ağır adımlarla indim merdiveni.
Rüstem
Mutfağa doğru ilerledim, patron çalışma odasına çekilmişti. Ben de dün akşam olan biten ile ilgili oldukça sessiz olan bu ortamdan rahatsızlandığım için, patronun gün boyu sakin tavırları beni rahatsız ettiğinden konu seda ya ve Veysel e sormak istedim.
“Seda! Ne var ne yok! Varmı? bir yaramazlık?”
“Yo, bir yaramazlık yok Rüstem abi! Asayiş berkemal!”
“Nasıl berkemal kız? Sen bilmezsin fırtına öncesi sessizlik bu, patron böyle bir konuyu asla sessiz bırakmaz, kapatmaz, bilmiyormuş gibi deli, deli konuşma!”
“İyi de Rüstem abi, bağıracak olan adam bize mi soracak ne zaman bağıracağını, adamı tanımıyor musun, bağırası olsa şimdiye kadar yıkar geçerdi!”
“Oda doğruya!”
“Sadece kızı çağırdı az önce!”
“Kimi? Ne zaman? Handan ı mı?”
“Evet abi!”
“Kızım işte bunu niye söylemiyorsun?”
“Abi, handan ı çağır aşağıya gelsin dedi ve her zamankinden sakindi, pek bir aksiyon yoktu ne diyecektim!”
“Ah sen bilmezsin! Bu adam varya bu adam. Sağ gösterip sol vurur, asla belli etmez, nereden ne zaman gelecek bilemezsin! Neyse artık kaçınılmaz olanı bırakıp, kabullenecek başka çaresi yok! Of! Sen’inde kulağın kapılarda olsun bana en ufak bir şeyde haber ver”
“Tamam abi, ne olursa sana söylerim”
“Veysel nerede?”
“Az kilere kadar inmişti abi, akşam yemeği için”
“He! Tamam öyle ise, kolay gelsin iyi akşamlar”
Pek bir şey yoktu sanırım, olan biten Bişey olursa da seda bana derdi bundan sonra bende elime iki kahve alarak mutfaktan çıktım biri bana biri arkadaşım cemal e…
Enver
Usulca kapıyı çaldı handan, içeriye önce kafasını uzattı etrafı kolaçan etti, benim onu gördüğüm ve odanın diğer ucundan seyrede bileceğim aklına gelmemiş olacak, içeride olamadığımı düşünerek tatlı şirin bir homurdanma ile içeriye girdi.
Gözüm onda ve dikkatlice onu seyrediyordum. Her hareketine her mimiğine bakıyordum. Tam kapının arka tarafına gelen berjer de Elimde bir kitap sayfalarını çevirirken girdi içeriye…
Oda ya şöyle bir alıcı gözüyle göz gezdirirken ağzını şekilden şekle sokarak içinden mırıldanıyordu. Tam olarak duyulmasa da az da olsa cümlelerini tamamlaya biliyordum ‘hem beni yanına çağırıyor hem de ortalar da yok, nerde bu adam!’ Bu kız niye böyle? bir taraftan beni sinir ederken, bir taraftan saf ve masum hallerine bir şey diyemiyordum, beni tebessüm ettiriyordu.
Güya! Onu buraya fırçalamak ve ona nota vermek için çağırmıştım. Ama şu an tam olarak bunu mu istiyorum emin değildim. Bu kıza karşı olan tutumum konusunda sanırım hiç emin olamayacağım, Amanda’yı hatırlatıyordu ve sırf bu yüzden ona karşı istemeden daha müsamahakâr oluyordum.
“Odanın haritasını çizmeyi bitirdi isen…”
Tam bunu söylediğim de istemsiz olarak telaşlandı ve bana doğru hızlı bir şekilde döndü ve korkmuştu.
“Burada olabileceğinizi düşünmedim!”
“Bu oda ve burası içi içe. Etrafa bakarken her yere bakmalısın, homurdanmadan önce!”
“Evet, elbette!”
“Seni buraya neden çağırdım? Bunu merak ediyorsun!”
“Biliyorum aslında!”
“aa öylemi! Demek biliyorsun? Tamam öyleyse seni dinliyorum!”
Ayağa kalktım ve etrafında tur attım, bir yandan da gözlerine ve tüm endamına süzerek bakıyordum, bu bakışlarımdan rahatsız olmuş olacak, gözlerini benden kaçırdı ve boğazını temizleyerek söze başladı.
“Evet hatalıydım, çok sıkılmıştım. Ben o kuzuyu sevmek istedim, bana engel olmak istediler ve bende bu durumda her zaman yaptığım şeyi yaptım. İnatlaştım, evet bu hataydı ve istemeden oldu bazen öyle oluyor işte! hem onlar da beni sıkıştırdılar, bende kendimi savundum savunmasaydım? üzerime geldiler kendimi savunuyorum ikisi de üzerime geliyor ve-vee-!”
Ellerimi kaldırdım ve ona sus işareti yaptım sözünü kestim. Bu nasıl bir şey böyle söyleyeceği sözcükleri sanki bir metne yazmış gibi arkası sıra hızlı ve heyecanlı bir şekilde sıralamıştı. Ne kadarını kaçırdım ne kadarını dinledim bilmiyorum ama başım ağrımıştı adeta…
“Tamam bir sus! Motorun soğusun, ne gevezeymişsin, sanırım sen bunları söylemek için epey prova yaptın!”
“Prova falan yapmadım!”
‘Bu kız bir de bana kafamı tutuyor, hey Allah’ım, resmen bana kafa tutuyor. Ne yapacam bu akılsız kızla? Yani delirmemek elde değil!”
O an ona göz devirdim, gittim masama oturdum. O hala ayakta duruyordu. Ve ben ise onu süzmeye devam ediyordum. Gerçekten bugün çok sabırlıydım. Hatta tüm bunlara karşı oldukça sabırlıydım ve bu kız sabrımı zorluyordu.
“Konuyu uzatma! Bundan sonra odadan çok çıkmanı istemiyorum, mutfakta yemek yemek ve kahvaltı için bulun onun dışında odana çık, başka Bişey istersen seda ya söyle… seni az görmek istiyorum. Hatta hiç görmek istemiyorum, ortalarda sinirimi bozuyorsun ve senle ilgili hiçbir şey duymak istemiyorum.
Bak bugün sabırlı günümdeyim, ama yarın ne olur bilmem ve ben sinirlendiğim de çok çekilmez biri olurum emin ol bunu görmek istemezsin. O yüzden akıllı olacaksın!”
Bunu söylerken dişlerimin arasından tıslayarak söylemiştim, sanırım sabrım da bitmek üzereydi biraz dan öfkeme hâkim olamayacağımı hissediyordum ve konuyu uzatmadım.
“Şimdi s…ktir git karşımdan ve kendini o odaya kapat ve gözüme gözükme!”
O anda bunu neden söyledim bilmiyorum ama sanırım tam bir dengesizdim. Bu akılsız kızı bir süre görmek dahi istemediğimi düşündüm. Bu şekilde olması onun içinde benim içinde daha doğru olacaktı.
“Seda- sedaaa!”
“Buyurun efendim!”
“Hemen bu kızı odaya çıkar, oradan yemek ve kahvaltı dışında çıkmayacak, bundan sen sorumlusun ve sen ayarla ne yapman gerekiyor biliyorsun çıkın şimdi!”
Yüzü düşmüştü kızın gözlerini kaçırdı benden ve kafasını önüne eğdi çıkarken, ama bu beni hiç ilgilendirmiyordu. Ona fazla yüz verdiğimi düşünüyordum
Otel den direk buraya getirmemeliydim. İyi de ne yapacaktım! Kafasına sıksamıydım? Yok artık!
“Alo volkan, bir haber varmı? Ne oldu o bilgi işi?”
“Abi bir kısım bilgiler var elimde ama, yani!”
“ne yani!”
“Abi sanırım bu kızın geçmişi ile ilgili hoşlanmayacağın şeyler var!”
“Ne diyorsun volkan, anlayacağım dilden konuş!”
“Abi ben birkaç bilgi daha var onlara da ulaşayım, sana yarın gelip ofisinde bilgi versem olur mu? Hem emin olmuş olucam!”
“İyi tamam, çok uzatma şu işi!”
Bu volkan da ne adam, yetimhane de büyümüş kendi halinde bir kız ne olmuş olabilir de geçmişinde? Gerçekten ne olmuş olabilir ki? Bu volkan da ne diyorsa!
Odanın arka tarafa bakan pencereden her zaman zihnimi dinlendiren manzara doğru bakıyordum, ormanlık bir alan ve uzaklarda ki dağ ve tepelerin manzarası…
Tam o sıra da selim içeriye girdi.
“oo yakışıklı, ne yapıyorsun? Kedi gibi tünemişsin pencereye!”
“İlahi dostum! Tünemişsin mi! Gel gel! Hoş geldin, keyiflendim şimdi!”
“Sen keyiflen diye geldim zaten” kankahalarımız odanın her yanını sararken koyu bir sohbete dalmıştık.
Handan
Kendimi ring de epey yumruk yemiş boksör gibi hissediyordum. Hatta belki de daha fazlası.
Sözleri adeta kulaklarımda, tüm vücudumda ve zihnimin içerisinde çınlıyordu.
“Şimdi s…ktir git karşımdan! ve kendini o odaya kapat ve gözüme gözükme!”
“hemen bu kızı odaya çıkar, oradan yemek ve kahvaltı dışında çıkmayacak, bundan sen sorumlusun ve sen ayarla ne yapman gerekiyor biliyorsun çıkın şimdi!”
Sanki buraya gelmeyi ben istemiştim! Sanki o adamı otel odasında öldürün de ben de şahit olayım demiştim. Tüm bu yaşananlar benim için tam mide bulandırıcı iken özgürlüğüm elimden alınmışken, adamın bana söylediklerine bak! Pis barzo! Bana s…ktir git dedi!
İğrenç pislik! Sanki ben senin o pis suratını görmeye çok ta meraklıyım! Allah’ın belası! öfkem içimde büyüyor, oğul yapıyordu resmen!
Gözümden akan yaşları durduramıyordum. Gerçekten sinirlerim bozulmuştu. Kendi ellerimle inşa ettiğim bir hayatım vardı. Kirasını ödeyip içinde kaldığım bir daire, bir odam vardı kendime ait bir yatağım vardı. Tüm bunlar beni mutlu ediyordu. Yarım kalan ama daha sonra tamamlamamak istediğim bir okul hayatım vardı. Hepsi elimden gitti, ne için? Aptal bir cinayet yüzünden! Kimi öldürdüklerini bile bilmiyorum üstelik! Yani kime neyi söyleyebilirdim ki? Allah’ım ne olacak böyle? Bu durum bir an önce bitmeli ve ben buradan kurtulmalıyım!
Seda kapıyı tıklattı ve kafasını uzattı.
“İstediğiniz bir şey varmı? Size getireyim!”
“Hayır yok! Biraz dinle nicem, sen beni boş ver bak işine!”
“Tamam! Bir şey olursa seslenirsin!”
Bir süre bu şekilde görünmez olsam iyi olacak, o adamın suratını bile görmek istemiyorum.
Aşağılık herif!