7.Bölüm

2333 Words
Enver İşler epey birikmiş, sorunlar da üst üste binmişti. Geldi mi de üst üste gelir gelen! Birkaç gündür şehir içinde kendi dairemde kalıyor iş kovalıyordum. Son günlerde de canım epey sıkkındı. Hiç tadım tuzum da yoktu! " Rüstem, ne oldu bir haber var mı? " " Sinan ile ilgili mi, patron?" " Evet, hani karşı taraf çaktı mı davayı? Var mı ellerinde bir şey, ifşa olduk mu diye diyorum! "Nikola tarafına yerleştirdiğimiz adamlarımız, bir şey olduğunda haber verecekler, ama ben yine bir yoklar sana bilgi veririm!" " Aman diyeyim, bu işi sıkı tut, oyuna gelmeyelim o adamlar güvenilir mi?" " Evet patron! İyi güvenilir adamlar, sorun yok!" " Bu iş sende, bana sorunla gelme! Gözünüzü de dört açın!" Telefonumu cebimden çıkardım selim i aradım. Bu aralar pek sık görüşmüyoruz selim saatim gelmişti işte! “alo! selim, ne haber dostum! Uzun zaman oldu görüşemedik, bu akşam bana gelsene eve, sofra açar birkaç kadeh içeriz ne dersin?” “Tamam dostum, olur bende senle içmeyi özledim, bu akşam sendeyim görüşürüz!” Akşam saatlerinde işlerimi halledip ofisten ayrıldım ve evin yolunu tuttum, Eve üç gündür uğramıyordum. Hatta şu kız! Neydi adı? Handan! Onun bile varlığını unutmuştum, o koşturma ile! Zaten bu kadar derdin arasında, bu kadar sıkıntı sorun varken bir de küçük kız kaprisleri çekecek durumda değildim. Uslu uslu oturuyordur, aklı varsa uslu dursun da zaten! Ona gerekli uyarıları yapmıştım, aklını başına alsın otursun, o da anlamıştır benimle inatlaşmaması gerektiğini! Umarım anlamıştır! Huysuz laf dinlemez sarı kız! “Uslu dur dedikçe kaşınıyorsun! Bugün bu kadar yeter! Sen yarın için bahaneyi şimdiden verdin bana, bundan sonrasını sen düşün! Zevkle ceza vereceğim, hem de zevkle!’’ Bunları yüzüne söyledim, uyardım ama beni uğraştıracağa da benziyor hani! Aslında onu eve getirme fikrim hiç doğru değildi! Seçenek var mıydı diye düşününce, kafasına da sıkamamıştım! Yoktu sanırım! Neyse canımı da buna sıkacak değilim, gerektiğinde bir ordu ile baş eden ben, bir küçük kıza da had bildiremezsem bana da yuh! Evin bahçe avlusuna geldiğimde, ortalık sakin görünüyordu. Yalnız adamlarım ortalıkta yoktu. Şenol u bahçede gördüm, yanına yaklaştım. O da dalgın mıydı neydi? Beni görmedi! “Şenol! Ne o? Ne var ne yok? Sessiz burası?” “Patron sen mi geldin, görmedim geldiğini!” “Ne bu hal, bir habersiniz gelenden gidenden? bir sorun mu var?” “Patron cemalle, Rüstem içerde!” “ne demek içerde, ne alaka?” “Ya abi! Senin bu kız, bugün burayı birbirine kattı gene! Ne yapacağız bilemedik! O kadar çıldırmıştı ki, onu zapt edemedik, kolumuzu neremizi gelirse ısırdı. Sonra…” “Sonra ne?” “Biraz hırpaladık onu! İstemeden! Yani istemeden yaptık abi!” “Ne diyorsun oğlum sen? Küçücük kız! Neyini zapt edemediniz?” , “Abi istemeden oldu, sen bize kızarsın diye de tedirgin olduk! Hani kız senin…” “Ne kız cam lan! Hak ettiyse ellerinize sağlık!” Aslında fazla bir şey yapmamışlardır diye düşünüyordum rahattım! Kıza da iltimas geçiyor ne iş! Demesinler diye de pervasız görünme gereği duydum! Ne diye duyduysam, kızı buraya getiren benim, buranın ağasıda benim, kime hesap vermek zorundayım! Neyse ne! Bazen de kendime acayip ayar oluyorum. Sanki adamlarımdan tırsıyor gibi… “Ben bir gidip bakayım! neredeler” “Olur patron! Senin çalışma odandalar” Avluyu hızlı bir şekilde geçtim. Merak ediyordum ne oldu ne bitti diye ! İçeriye doğru geçerken sakin yavaş adımlarla ilerledim. Yine de duygumu belli etmem doğru olmazdı! Karşıma gelecek manzara ile ilgili de hiçbir fikrim yoktu. Çalışma odasına ilerledim. Kapıyı açtım ve hemen kapının önünde iki adamım neredeyse görüş alanımı kapatmış bir şekilde arkaları bana dönüktü. Dönüp baktıklarında hemen ceketlerinin önünü ilikleyerek nizami bir şekilde duruş aldılar ve yüzleri asık, başları da önlerindeydi. Tıpkı suç işlemiş çocuklar gibi bana bakıyorlardı. Şenol’un bana anlattığından dolayı kesinlikle onlara kızmamıştım. Bu kız tam bir aptaldı. Ağzını tutamayan bir aptal! Adamlarımı kışkırtmış olabileceğine de inanmıştım. Yani kızı baştan infaz etmiştim kafamda! Beni bile kışkırtıyordu o küçük şey, kim bilir onlara ne kadar zor anlar yaşatmış olacak ki, birkaç tokat da hak etmiştir diye düşünmüştüm. Ama adamlarım yerlerinden kımıldadıklarında, masamın hemen sol yanına pencerenin önüne sinmiş bir vaziyette, üstü başı yırtılmış, gözü yüzü yara bere içerisinde, sanki tecavüze uğramışçasına ürkek ve korkmuş bir şekilde boncuk boncuk bakan o ufaklığı görünce, resmen dumura uğramıştım. Öylece kala kaldım. “Has siktir! Ne oldu lan burada?” derken öfkeli, şaşkın bir fısıltı şeklinde çıktı dudaklarımdan. “Patron açıklamama izin ver!” dedi Rüstem. “Tamam, yok açıklama falan, dönün işinizin başına!” “Abi biz zor durumda kaldık! İstemeyerek oldu gerçekten abi!” “Tamam lan, bakın işinize, sonra etraflıca konuşuruz! Gidin hadi!” Adamlar son derece mahcup ve ‘ulan biz ne yapacağız şimdi, patron bizi lime lime edecek’ diye söylene söylene çıktılar odadan, onları duydum am şu an durum tamamen onlardan farklı bir tarafa odaklanmama sebep oluyordu. Uzun uzun kızı o mesafeden gözümle takip ettim hiçbir şey demeden, kendine bu şekilde yapılması için ne yapmış olacağı ile ilgili de epey hızlı birkaç senaryo da geçti zihnimden ama yine de mümkün olma olasılıklarını düşündüğüm de başka bir şey var gibi geldi bana! Korkudan mı bilinmez ama derin derin nefes alıyordu. ‘İyi de korktun madem ne demeye adamları zorluyorsun, aptal kız!’ istemsiz bir şekilde geçirdim içimden, yanına usulca yaklaştım. Şu an ona karşı bir acıma duygusu oluştu kalbimde, bu duygu daha önce hissetmediğim belki de sadece tek bir kişiye hissetmiş olabileceğim türden bir şeydi. Bu kız söz konusu olduğun da nedense hep aklıma gelen kişi Amanda oluyordu. “Sakin ol! Korkma! Şimdi yavaşça çık Oradan!” dediğimde, gözleriyle baktığında sanki üzerime saldıracak bir panter gibiydi. Sakinleşmesi zaman alacak gibi diye düşündüm o an ve onu kendi haline bırakmaya karar verdim. O sırada dostum selim kapıyı tıklatarak içeriye hızla süzüldü. “eee.. Dostum ne haber?” “Geldin mi? İyi ettin gel!” dediğimde tereddütle ve selim in masanın köşesine kıvrılmış perdelerin arasında neredeyse görünmeyen kızı fark etmemiş olduğunu düşündüm bir an ve belki bu şekilde geçiştirebileceğimi düşünürken, bir den selim kızı odanın köşesinde kımıldayan perdeden fark etti ve dikkatli bir şekilde oraya odaklandı. “Dostum! Bu ne? Bu kız da kim, üstelik yüzü gözü…” “Yok Bişey, halletmem gereken bir iş, seninle büyük salona geçelim istersen olmaz mı?” “Dur dur! Şimdi bunu görmezden gelmemi bekleme sakın, bu nedir bir açıklaman var mı?” “Var selim, var elbet! Ama şimdi değil, seninle bunu daha sonra konuşabiliriz işimize bakalım!” “Yok artık! Bunu görmeyeyim mi?” “Görme! bunu görme! Duyma! Bir kerede duyma kardeşim!” “Tamam, neyse bunu bana izah edersin nasılsa! Nereye geçiyorduk!” Beraber çalışma odasından çıktık büyük salona geldik ve ben selim i biraz yalnız bırakmak için izin isteyerek yanından ayrıldım. Hızla çalışma odama geçtim. Seda hanım ı odama çağırdım. “Kızı benim odaya götür, onunla ilgilen şu şaftını düzelt, yüzüne pansuman yap! üstünü başını da uygun bir şeylerle değiştirin, he! bir de söyle yarın kızın bedenine uygun bir şeyler alsınlar çocuklar, elbise, eşofman gibi bir şeyler, seda bir de bu kızın sorumluluğu sende neyse derdi sen ilgilen, sorun çıkarırsa bana gel! şimdi hallet şu işi, öncelikli işin bu kız!” “Bana bak handan sende uslu dur. Dua et misafirim var, sana dersini verirdim. Ama bekle sen!” diye suratına tısladım. Ama o anda kıza gerçekten bilmeden yargısız infaz yaktığımı da bilmiyordum. Hemen hızla arkadaşım selim in yanına geçtim. Çakır keyif olana kadar ve keyfimiz gelene kadar kendi aramızda konuştuğumuz sohbetlerle, havamızı bulmuş sohbet ediyorduk. “Evet, şimdi gelelim asıl konuya!” “Neymiş o asıl konu?” “Bu içerdeki kız kim? Neci burada, yoksa sen beni atlatıyor musun? Ne gizliyorsun benden!” “Yok dostum, önemsiz boş ver!” “Boş vermiyorum!, hemen bir açıklama bekliyorum şimdi!” “Ya yok Bişey, aptal küçük bir kız” “Aptal küçük ama, gözleri güzel tatlı mı tatlı bakışlı bir kız demek istedin sanırım!, üstelikte yüzü gözü yara bere içerisindeyken bile bu kadar güzel görünen bir huri! Yani! Tamda benim ilgi alanım!” Selim bunları söylediğinde pek hoşlanmadım, hatta hiç hoşlanmadım. ‘Adama bak ya! Kaşla göz arasında kızı nasılda süzmüş, resmen iş koymuş! Bıraksam demek ki baya baya kıza göz dikecek, ulan kardeşim, dostum, arkadaşım demem oyarım gözünü’ bende hangi arada bu kadar sahiplendim bu kızı? “Sen’inde öyle bir gözün var ki, iki arada bir zamanda sen de hemen nereden gördün?” “Ulan o gözler iki kilo metreden bana gel gel diye bakıyor, nasıl görmem!” “Gel gel mi? Yok canım, ne abarttın sen de!” “Ne o lan! Kendine karı mı yaptın? Benden mi saklıyorsun yoksa? Varsa öyle bir durum söyle, heee! yoksa benim şansımı ben kendim yaratırım!” “Ne diyorsun, sen kıza mı göz koydum diyorsun, yoksa kafan güzel de bana mı yem atıyorsun?” “Yem mi? Yem falan yok! Ne yemi? Sen kadın sevmezsin ya! O yüzden yoksa ben şansımı denerim, güzel gözlü hatunlar benim tam da ilgi alanım!!” ‘Adama bak sen hatun sevmezsin diyor ya! Kıl oldum! Hani kırk yıllık arkadaşım olmasa alacam ayağımın altına, harbiden evime aldığım kadına da iş atıyor pezevenk!’ içimdeki öfkeme sahip çıkmam bir hayli zordu! bu konuşmanın nereye gideceği konusunda da pek fikrim olmasa da ortalığı selim e de bırakmayacaktım. “Sen durumu anlayamadın, kız benim, bana ait yani, sen başka yerler de sebeplen ve kapat bu konuyu” “ooo gerçek mi! Pek hala pek hala!” elleri hava da teslim oluyorum der gibi, ağzına fermuar çekme hareketi yaptı selim ve şu an bu konuyu da kapatmış olduğuna sevinmiştim. İkimizde çakır keyif olmuştuk. Ama bizi pek fazla kendimizi kaybettirecek kadar etkilemezdi rakı içki, keyifliydik ve yarın tüm konuşmaları da hatırlardık bunu defaten yaşamıştık, bol sohbetli bir geceydi ve bana iyi gelmişti. Gecenin sonunda, İlerleyen saatler de Rüstem e selim i eve götürmesini söyledim. Yine de yola alkollü çıkmasına izin veremezdim. Çakır keyif olunca iyi uyumuştum, Sabah erkenden dinç uyandım. Geceyi Çalışma odamda geçirmiştim, bu oda da ayrıca yatak odam vardı. Bazen kadın getirdiğimde onlarla burada gönlümü hoş ediyordum. Gecenin ilerleyen saatlerinde onları burada ağırlıyordum. Bu odayı bu kız eve geldiğinden beri kullanıyordum. Eve kadın bile getirmez olmuştum! Bana gerçekten hayret! Sıkletten düştüm herhâlde! Keyfim yerinde ya! Kendime de takılır kıvama gelmişim! Yatak odamı kıza tahsis ettim kendim üstümü değiştirmek için çıkıyordum sadece, Onu odada yalnız bırakmak için, kendine ait hissetsin diye, birde onun için carlamasın hiç çekemem! Aslında benden beklenmeyecek bir sürü fedakârlık yapmama rağmen, hiçbir şey kesmiyordu hatun u, nankör kedi! Bugün neler oldu, nasıl bir hır gür çıktı konu neydi bilmiyordum ve öğrenecektim elbet, önce duşumu alıp, yeni bir ceket takım giyip, mutfağa geçtim. Veysel mutfakta bir şeyler yapıyordu. “Günaydın patron!” “Günaydın Veysel, ne haber?” “İyidir patron! umarım sizde iyisiniz, bu sabah nasıl bir şeyler istersiniz?” “Küçük bir omlet ve yanına yeşillik, domates falan işte. Bir de sıcak bir fincan kahve!” “Hemen! az sonra hazır efendim!” “dün gece burada mıydın?” “Olaylar olurken demek istediniz?” “Evet, tam da öyle demek istedim!” “Buradaydım efendim!” “İyi öyleyse, bana Veysel in gözünden gördüklerini kısa bir özetle anlat seni dinliyorum!” Veysel (evin aşçısı mutfaktan sorumlu) Bütün olan biten olurken bende buradayım ve olayı nasıl anlatacağımı da bilemedim çünkü çok hazırlıksız yakaladı beni Enver Bey Nereden başlayacağımı bilemiyordum ve sonra çözüldüm hikayeyi Rüstem ve cemalim zarar görmeyeceği şekilde anlatmaya başladım " Seda sabah bunu aşağıya indirdi kahvaltı için, zaten bir kaç gündür de kıvranıyordu canı sıkılıyor diye o sabah mutfağa pijamalarla geldi seda ona uygun olmadığını senin onu bu halde görürsen kıza bileceğini söylese de hiç takmadı patron! Kahvaltıyı hazır ettim önüne koydum tam o sırada bahçeye bakıyordu. Bizim kınalıyı gördü bir anda ne oldu bilemedik, bahçeye fırladı, hava soğuk, üstelik üstünde pijamaları bir de deli gibi koşuyor kınalının pesinden, bizim kınalıyı biliyorsun çok hareketli bu onun peşinden koşarken üstü başı perişan oradan oraya düşüyor kalkıyor bahçedeki korumalar rahmi ile dursun kıza bakıyor ama bakamıyor da. Yani abi kızın her yeri bir yerinde, bize müstehcen geliyor, sende asla tasvip etmezsin birde tak diye geleceksin diye de ödümüz kopuyor! dursun haber verdi Rüstem le cemal geldiler baktılar manzara çok vahim, kızı durdurmak istediler Rüstem’le camal peşinde bu kuzunun peşinde! " Tatlım gel biraz seveyim seni ne olur!" Diyor kız bir taraftan da kuzuyu sıkıştırmak istiyor ama kınalı da cevval hani! Kuzu bu anlar mı senin nazik dilinden! "Handan Hanım, bırakın kuzuyu falan üstünüz basınız müsait değil, üstelik hava soğuk, gelin beni dinleyin, sonra size kuzuyu yakalarız seversiniz “ diyor Rüstem! " He bacım! biz onu yakalar veririz sana! Sen kendini perişan etme!" diyerek cemal de Rüstem’i destekliyor Ama Handan Hanım asla geri adım atmadı. Rüstem duruma sinirlendi, sorsan sana izah edemeyecek, o yüzden el atmak istedi duruma, ama işler sandığı gibi değil tabi! Handan i kolumdan yamalamak isterken sanırım canını acıtmış olacak ki! handan bir den Rüstem’in ellerinin belini sardığını hissedince, kolunun birini yakalayıp eğildi ve koca bir ısırık attı o arada Rüstem de canı yanınca bunu bir sert tokatla yere serdi. O ara ne olduğunu anlamadı biraz afalladı, ne oluyor der gibi baktığı sırada cemal de! "Sen gel bacım, bizim başımızı belaya mi soka can, patron bizi öldürecek senin yüzünden, burada üryan üryan dolaşıp kendine baktırıyorsun, tövbe! tövbe!" Demeye kalmadan, handan bir den cemalin bıyıklarına yapıştı. Abi bıyık cemalin kırmızı çizgisi biliyorsun Ben bunları anlatırken Enver beyin suratı gülüyordu. Hatta kendi kahkaha atmak ister gibi de bir hali vardı, resmen keyiflenmişti desem yeriydi! " Eee! Sonra? " dedi "Abi bıyık dedim ya kırmızı çizgi cemal de, kıza bir okkalı tokat attı, sağ yanak bedeninden ayrıldı geri yerine gelmiş gibi, biliyorsun eli de ağırdır ama o anda anlayamadı zaten, kıpkırmızı bir surat dudağının yanında kan vardı, Handan’ın! Bizim en son gördüğümüz bu! Sonra o haliyle bi sakinleyince içeri aldılar. senin çalışma odasının önünde tekrar kaçmaya kalktı sonra onu senin çalışma odası a soktular o da pencerenin önüne sindi kaldı. Ondan sonrasını da sen de biliyorsun zaten! Tamamen olayı eksiksiz anlattım ve Tam o sırada seda girdi içeriye Enver Bey seda ya yöneldi. Sanırım onu da sorguya sokacak! Bu kızın yüzünden herkesin baş dertte, yani daha neler göreceğiz kim bilebilir!
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD