'Lanet bedenini sararken atabileceğin en acı çığlıkları at...'
Masamune kara enerjiyi ilk kez hissediyordu. Bu his mükemmeldi. Masamune hayatında ilk kez kendini güçlü hissediyordu. Sanki her şeyi yapabilirmiş gibi... Kara enerjinin bu kadar iyi olacağını beklemiyordu. Bu güç onu tamamen sarmıştı. Bedeninden yayılan auraya kasaba halkı dayanamıyordu. Birer birer yere düşerek can veriyorlardı. Ama bu Masamune' nin umrunda değildi. Zaten onları öldürebilmek için güçlenmek istiyordu. Şimdi ise amacına ulaşmıstı. En azından onu izleyenlerin çoğu ölecekti. Onlar öldükçe Masamune daha güçlü hissediyordu. Hayatında ilk kez onun yüzünden birileri ölüyordu ama öldürmek ona kendini iyi hissettiriyordu. Bu kibirli çöpler öldükçe o mutlu oluyordu. Masamune savaşçının üzerinde oluşturduğu baskıyı kaldırdı. Savaşçı üstündeki baskının kalkmasıyla daha fazla ayakta duramadı ve diz çöktü. Masamune onun hemen önündeydi. Elinin iki parmağını birleştirdi.
'Lanetli Dokunuş...'
Lanet kelimesini duyanlar neye uğradıklarını şaşırmışlardı. Lanet tarzı büyüleri sadece bir kara büyücü kullanabilirdi. Ama kara büyücüler artık efsane olarak biliniyordu. Kara Kral Henga' nın efsanesi artık neredeyse unutulmuştu. Yüzünü kimse görmemişti ya da görenlerden hiçbiri oradan sağ ayrılamamıştı. Henga' nın gücü efsanelerde abartılarak anlatılmazdı. Çünkü abartsalar bile onun gücünü anlatamazlardı. 4 krallığın ilk ittifakı onu öldürebilmek içindi. Ama savaşa giden kimse geri dönmemişti. Henga' ya ne olduğuysa bilinmiyordu. Herkes bunları efsane sanarken karşılarındaki hayatları boyunca eziyet ettikleri çocuk lanet büyüsü kullanıyordu! Kimse arkasına bile bakmadan kaçmaya başladı. Canlarını kurtarabilmek için bütün güçleriyle koştular. Savaşçıysa lanet kelimesini duyduktan sonra bedenine yayılan korkuyla altını ıslatmıştı. Kara büyücülerin lanet büyüleri kullanabilen tek büyücüler olduğunu biliyordu. Lanet büyülerinin insanlara ne yapabildiğinide biliyordu. En düşük lanet büyüsü en sağlam midelilerin kusmasına neden olacak kadar vahşiydi. Bu durumda yapabileceği tek şey ölmekti...
Masamune' nin iki parmağının etrafı mor enerji ile çevrilmeye başladı. Savaşçı artık vücudunu kontrol edemiyordu. Hiçbir şey yapamıyordu. Masamune elini ona doğru uzatırken savaşçı sağa doğru devrildi. Yerde kıvranmaya başladı. Kalp krizi geçiriyordu! Masamune' den o kadar korkmuştu ki kalp krizi geçiriyordu. Gözlerinde yaşlarla birlikte yerde ellerini göğsüne koymuş bir şekilde can verdi. Ölmeden önce mutlu olmuştu. Lanet büyüsü yanında bu kalp krizi büyük bir lütuftu. Masamune adamın öldüğünü anlayınca şaşırdı. Savaşçılar cesur olmalarıyla ünlüydü. Bir savaşçının korkudan ölebileceğini hiç düşünmemişti. Ellerine toplanan enerji yavaşça kaybolmaya başladı. Gözleri de yine kahverengi oluyordu. Bir an için hissettiği güç yavaşça azalıyordu. Ama dantianı olduğu gibi kalmıştı. Masamune arkasından omzuna uzanan el ile irkildi. Hızlıca arkasına döndü. Karşısındaki kişi ustası Seth' di.
'Masamune. İnsanların arasında kendini belli etmemeliydin. İşler biraz değişecek şimdi.'
Masamune eğilerek ustasına saygısını gösterdi.
'Usta ben sinirlenmiştim. O adam beni öldürmek istiyordu. Ben güçlenince kendimi kaybettim.'
'Bunun için üzülmene gerek yok. Sen yapmasaydın ben bir şekilde krallıklara kara büyücülerin ölmediğini duyuracaktım. Şimdi buradan kaçan insanlar hemen başkente bildireceklerdir. Artık burada kalamazsın. Ayrılmalısın. Ama önce seni eğitmeliyim.'
'Peki nereye gideceğim usta?'
'Şimdilik seni sadece Yılan Krallığı' na götüreceğim. Orada bir savaş okuluna katılıp ülke içinde yükseleceksin. Sonrası için başka planlarım var. Şimdi beni izle ve soru sorma.'
Seth bunları söyledikten sonra eliyle bir şey keser gibi elini havaya kaldırıp indirdi. Onun bu hareketiyle karşılarında bir yarık açıldı. Seth yarığın içine doğru yürümeye başladı. Masamune hızlı adımlarla ustasını takip ediyordu. Ustası haklıydı. Artık burada kalamazdı. Krallıktaki askerler bir kara büyücü olduğu haberini aldıkları anda onu öldürmek için geleceklerdi. Yakalama emri yoktu sadece öldürme emri vardı. Bu emir hiçbir krallıkta değişmezdi. Ama ustası onu eğittikten sonra kendini rahatça savunabilirdi. Şimdiyse burada olanları nasıl yaptığı hakkında hiçbir fikri yoktu. İyi bir eğitime ihtiyacı vardı. Yarıktan çıktıkları zaman bir ormandalardı. Etrafta ağaçlardan başka bir şey yoktu. Masamune hissetmeye çalıştı ama hiçbir hayvan hissetmiyordu.
'Eğitimin burada başlayacak. Seni 3 senelik bir eğitime alacağım. Bu 3 sene içinde kara büyücülük kadar normal büyücülüğü de öğreneceksin. Yılan krallığında kara büyücü olduğunu gizleyerek bir süre savaş okullarına gideceksin. Bu zaman geçene kadar senin yaptıkların da bir efsane olarak anlatılmaya başlayacaktır.'
'Neden savaş okuluna gidiyorum ki? Beni sen eğitebilirsin usta.'
'Masamune. Seni kara büyücü yaparak en katı kuralları çiğnedim. Bu durumda bana karşı birlik olacaklardır. Bu sürede seninle birlikte olursam dikkatleri senin üstüne çekmiş olurum. Henüz kimseye karşı koyabilecek durumda değilsin. Diğerlerinin bilmediği şeyler biliyorum. Zamanı gelince sen ve ben kimsenin yapamayacağı bir şey yapacağız. O zamana kadar benden ayrı bir şekilde güçlenmeye devam etmelisin.'
'Anlıyorum. Ne yapacağımızı bilmesem de seninleyim usta.'
'Öyleyse başlıyoruz.
----------
3 sene sonra...
----------
Üç senedir aralıksız çalışıyordu. Şimdilik 40 seviye büyücü, 15 seviye kara büyücüydü. İki hafta önce Lanetli Dokunuş büyüsünü 2. Seviye yapmıştı. Artık vücudunun herhangi bir yeriyle laneti yayabiliyordu. Lanet konusunda bir sürü çalışma yapmıştı. Artık istediği insanın konuşma yetisini alabiliyor istediğine verebiliyordu. Asla uyanamayacakları uykulara yatırabiliyordu. Karşısındaki kişinin yeteneklerini kullanmasını engelleyebiliyordu. Seth onu yakın dövüş konusunda da eğitmişti. Artık yaşıtlarından çok daha güçlüydü ve yumruk ya da tekmeleriyle de karşı tarafa ağır hasar verebiliyordu. Bu ona saldıran savaşçılara karşı avantaj sağlıyordu. Masamune' nin eskiden yaşadığı kasabaya büyük bir askeri birlik gelmişti. İnsanları sorgulamışlardı ama ellerinde yeterince bilgi yoktu. İnsanlar için öyle önemsizdi ki bu güne kadar onun yüzüne fazla dikkat etmemişlerdi. Askerler yerdeki savaşçının cesediyle karşılaştıklarında çürümeye başlamış olan cesedin yüzündeki korku ifadesi hala değişmemişti. Askerler cesetle karşılaştıklarında kormkmaya başlamışlardı. Bir savaşçıyı korkudan öldürebilecek biri ne kadar güçlü olabilirdi? Kasabalılar korkudan askerler gelene kadar evlerinden çıkmadıkları için cesedi kaldırmamışlardı. Zaten çıksalarda bu cesedin lanetli olduğunu düşünüp ellemezlerdi. Savaşçının cesedi bezlerle sarıldıktan sonra askerler tarafından götürülmüştü. O günden bugüne kadar bir olay çıkmayınca da unutulmuştu. Bir kara büyücünün ortaya çıktığı halktan gizlenmişti. Kral halkın endişe içinde olmasını istememişti. Bu yüzden belirli kişiler hariç kimsenin haberi yoktu. Krallıkta yaşam kaldığı yerden devam ediyordu ve diğer krallıklara sızmamıştı. Bu Masamune için iyidi. Çünkü adını falan değiştirmesi gerekmeyecekti. Adını değiştirirse bu ölçüm kristalinde onu sıkıntıya sokardı. O kristaller gerçek adınla soyadını gösterirdi. Bunun yanında seviyenle beraber sınıfını da gösterirdi.
'Usta artık senin eğitimin sayesinde oldukça güçlendim. Kara büyücülük kadar normal büyücülüğüm de gelişti. Ama gideceğim savaş okulundaki ölçüm kristali benim kara büyücü olduğumu gösterecektir.'
Seth bunun üzerine öğrencisine küçük bir açıklama yapma gereği duydu.
'Mas. O kristaller kara büyücü gücünü ölçebilecek kapasiteye sahip değil. Seni büyücü ve bilinmeyen sınıfta bilinmeyen seviye diye gösterecektir.'
Masamune' ye ustası kısaca Mas diyordu. Çünkü Masamune demek biraz uzundu.(yazar tarafından tasdikli :D)
Mas o kristallerin kendini belli edeceğini düşünürken ustasının açıklamasıyla böyle bir şey olmayacağını öğrenmişti. Bu sırada arkadan bir ses geliyordu.
'Zzzzz...'(özür dilerim nasıl anlatılır ki?:D)
Mas arkasını dönünce onlara doğru gelen iki kaynak canavarı arı gördü. Bu arılar bir sırtlan büyüklüğünde olurlardı. Haliyle iğneleri kılıçtan farksızdı. Ona saldıran yaratıklar 30. Seviye kaynak canavarlarıydı. Normalde insanlar bunlardan birine grupça saldırırdı çünkü aşırı tehlikelilerdi. Ama Mas(yazar çok sevdi:D) için bu çocuk oyuncağıydı. Arıların biraz yaklaşmasını bekledi. Arılar iğnelerini saldırıya hazır biçimde tutarak yaklaşıyorlardı. Mas aralarında 10 metre varken onlara doğru koşmaya başladı. Bu seviye canavarlar için büyü kullanmaya niyeti yoktu. Aradaki mesafeyi hızlıca kapatan Mas yumruğunu bir arının gözüne savurdu. Çok şiddetli gelen yumru arının gözünü delerek kafasının içine girmişti. Mas arının kafasının içinde eline gelen ilk şeyi tutarak çekti. Ama içindeki şeyin çıkması yerine arının kafası kopmuştu. Bedeni yere yığılırken kafası Masamune' nin elinde duruyordu. Mas elimndeki kafayı çıkarıp yere atarken diğer arı iğnesini onun sırtına batırmaya geliyordu. Masamune arkasını döndü ve saldırıya hazırlandı. Arı iğnesini ileri doğru uzatarak saplamaya çalıştı. Masamune çevik bir hareketle sağa çekilip bir eliyle arının iğnesini yakaladı. Bunu hiç beklemeyen arı çırpınarak Masamune' nin elinden iğnesini kurtarmaya çalışıyordu. Masamune arının iğnesini birden çekerek yerinden söktü. Arı tiz bir ses çıkarıyordu. Bu da onun çığlığıydı herhalde. Masamune elindeki iğneyi arının göğsüne ard arda saplamaya başladı. Arının içinden çıkan mavi kan ellerine bulaşmıştı. O iğneyi yere atıp ellerini temizlemeye çalışırken Seth ise öğrencisinin o olmadan gayet rahat bir şekilde kendini savunabileceğini düşünüyordu. Mas ustasının yanına gelince Seth konuştu.
'Artık gitme vakti geldi.'