Başkan
“Demek siz de İsmet gibi geçmişinizi hatırlayamıyorsunuz? Meksilana’nın bahsettiği evde kalabilirsiniz ama ne iş yapacaksınız?”
Bildiği bir isimdi hem de oda geçmişini hatırlamıyordu. Kesin oda benim gibi onunla konuşmalıyım diye heyecanlandı.
“Şu anda bilmiyorum ne iş yapacağım, İsmet dediniz. Nerede bulabilirim kendisini?” diye sordu Murat.
Başkan, "Tanıyor musunuz İsmet’i?" dedi.
“Hayır, tanımıyorum ama onunla konuşmam gerektiğini hissediyorum,” diye cevapladı Murat.
Meksilana araya girerek, "İsmet ile Jurten evlenmişti. Oturacağın eve çok uzak değiller, istersen seni götürebilirim. Ben de onları görmek istiyorum," dedi.
Murat, sonunda burada olanları anlamasına yardımcı olabilecek birini bulmuş olabileceğini düşündü ve rahatladı. Başkanla vedalaştıktan sonra Meksilana ile birlikte yürümeye başladılar. Yol boyunca Murat hiç soru sormadı; aklı fikri bir an önce İsmet’le görüşmekteydi.
Meksilana önde yürüyordu. Murat, bu kadını istemsizce incelemeye başladı. “Fena değil,” diye düşündü, “Biraz kendine baksaydı, gayet hoş bir kadın olabilirdi. Burnuna da biraz dokunuş gerekirdi belki.” Sonra bu düşüncelerine kendi kendine gülüp başını iki yana salladı.
İsmet’in evine vardıklarında saat neredeyse dört olmuştu. Murat, uzun zamandır bu kadar yürümemiş olduğunu fark etti. Üniversite yıllarındaki doğa yürüyüşlerinden beri, çoğu zaman spor salonundaki yürüme bandına sıkışıp kalmıştı. Doğanın içinde yürümek ona garip bir şekilde iyi gelmişti.
Bahçe kapısından içeri girdiler. Bahçede bir adam çimleri biçiyordu. Meksilana’yı gören adam çim biçme makinesini kapattı ve kollarını açarak sıcak bir tebessümle seslendi:
“Meksilana, hoş geldin! Seni özlemişim.”
Meksilana, adama doğru yaklaşıp, “İsmet, seni tanıştırmak istediğim biri var,” dedi ve kollarından yana çekilerek arkasında duran Murat’ı işaret etti.
Meksilana, duruma açıklık getirmek için araya girdi:
“İsmet, Murat da senin gibi geçmişine dair hiçbir şey hatırlamıyor. Ona biraz yardımcı olabilir misin?”
Murat bir adım öne çıkarak elini uzattı. “Merhaba, ben Murat,” dedi.
İsmet, Murat’a şaşkın bir ifadeyle baktı. “Murat mı? Yoksa buraya yeni mi geldin?” diye sordu.
Murat, sonunda kendisini anlayabilecek birini bulmuş olmanın verdiği rahatlıkla konuşmaya başladı:
“Evet, buraya yeni geldim ve hiçbir şey anlamıyorum. Nasıl geldim, niye geldim, burası nasıl bir yer? Hiçbir fikrim yok.”
İsmet, bir an başını sallayarak düşündü ve ardından anlayışlı bir gülümsemeyle Murat’a dönerek, “Anladım, merak etme, Murat. Hepsini konuşuruz. Vaktimiz bol,” dedi. Ardından eliyle evi işaret ederek, “Hadi içeri girelim. Jurten, Meksilana’yı gördüğüne çok sevinecek,” diye ekledi.
Murat rahatlamıştı, sorularına kendine göre mantıklı cevaplar bulabilecekti. Meksilana ile İsmet’in eşi konuşuyorlardı. Meksilana’ya göz ucuyla bakıyordu Murat, bol pantolonun altında incecik bir beli vardı bacakları ise oldukça uzundu. İsmet’in sesiyle irkildi.
“Ne zamandır buradasın?”
“İkinci günüm bugün.”
“Çok çok yenisin” bir kahkaha attı İsmet ve devam etti “Ben ilk bir ay kendime gelememiştim çabuk toparlanmış gibisin.”
“Ben hiçbir şey anlamıyorum ki nasıl toparlanayım? Neresi burası?”
“Neresi olduğunu çözemedim ben de öldüm de buraya geldim diye düşünüyorum bazen ama etrafta ki herkes doğduğundan beri burada olduğu için bu tezim çürümüş oluyor, kendime uzun zamandır bunları sormuyorum artık . Buranın keyfini çıkartıyorum. Dünyadayken yapmak isteyip yapamadığım şeyleri yapıyorum. Çocukken hep gitar çalmak şarkı söylemek istemişimdir ailemin zoruyla bankacı oldum dünyada şimdi burada akşamları şarkı söylüyorum gitar çalıyorum. Gündüzleri tüm mahallenin bahçelerinin çimini biçiyorum. Çim biçmek inanılmaz keyifli bir şeymiş. Dünyada oturduğum evin çimlerini hiç biçmemiştim.” Gene bir kahkaha attı. Murat hemen araya girdi ve
“Peki buradan nasıl gidebiliriz kendi dünyamıza bir fikrin var mı?”
“Bir fikrim yok ama fikrim olsa da gider miyim bilmiyorum.” Karısını göstererek “Onu bırakamam, bırakmam ben dünyada iki kere evlenip boşanmıştım ve tövbe etmiştim bir daha evlenmem diye ama Jurten ile öyle mutluyum ki bir yere gitmem. Kendi iradem dışında da gidersem eğer buraya geri dönmek için ne gerekiyorsa yaparım.”
“Ben bir an önce kendi dünyama dönmek istiyorum”
“O konuda sana yardımcı olamam işte, ama bu dünyayı anlatabilirim sana. En azından kaldığın sürece burada yaşamın kolaylaşır.”
“Kaç yıldır buradasın?”
“Altı yılı geçti.” Murat’ın morali bozulmuştu altı yıl ne demekti. Tüm işleri bozulur her şey mahvolurdu. Gelecek hafta imzalayacakları büyük anlaşmayı düşündü eğer o anlaşmayı imzalayamazsa finans dünyasında tüm itibarı sıfırlanırdı.
“Ben sadece bir an önce buradan gitmek istiyorum. Senden başka kimse var mı buraya dünyadan gelen?”
“Evet birkaç kişi daha oldu tanıdığım, biri dört yıl sonra biri de iki yıl sonra ortadan kayboldu.”
“Buradan kurtulmanın bir yolunu bulmuş olmalılar. Sana bahsetmediler mi?”
“Kurtulmuş olmak mı? Buradan giderlerse o dünyaya nasıl mutlu olacaklarını düşünüp her gün gitmemek için dua ediyorlardı neredeyse.”
Bu insanlar deli olmalı diye düşündü içinden. Burada kalmayı neden istesindi insanlar.
“Dünyada ne iş yapıyordun Murat.”
“Finans dünyasının içindeydim. Şirket alır satarım tüm dünyadan.”
“Oooo senin işin burada zor o zaman burada para yok, şirket yok.”
“Farkındayım kozmetikte yok bu dünyada. Bu insanlar kişisel bakımları nasıl sağlıyorlar aklım almıyor!”
“Dünyada bir yazı okumuştum, dünyada ki bir yıllık kozmetik harcaması ile fakir ülkelerin hepsinin açlık sıkıntısı sona erebilirmiş. Bence de çok gereksiz kozmetik, burada kozmetik yerine herkes bahçesinde büyüttüğü otlar ile kişisel bakımlarını yapabiliyorlar.”
“Şimdi daha da eminim buradan bir an önce kurtulmam gerek. Bana bu konuda yardımcı olamayacağına emin misin?”
“Evet eminim ama dediğim gibi buranın kurallarını öğrenmek istersen her zaman seve seve yardımcı olabilirim. Burayı seveceksin inan bana”
“Hiç zannetmiyorum İsmet Bey, haaa burada bey bayan yoktu İsmet”
“Nasıl istersen Murat evet bey bayan yok burada. “
Jurten’in elinde kahve tepsisiyle gelmesi ile sohbetleri kesilmişti. Jurten, İsmet ve Meksilana günlük hayattan sohbetler ediyor kahvelerini içiyorlardı. Murat hiçbirini dinlemek istemiyordu buraya nasıl geldiğini çözerse nasıl gideceğini çözebileceği üzerine kafasında bir sürü senaryo oluşturuyordu. Ama hiçbiri tutarlı gelmiyordu kendine. Meksilana’nın sesiyle irkildi birden.
“Murat Serna’ların evinde kalacak başkan ile görüştük bugün.”
İsmet “Güle güle otur Murat bir gün kahveni içmeye geliriz. Ne iş yapmayı düşünüyorsun burada?”
Murat gülümsedi “Parayı icat edeceğim sonra o parayı basıp insanlara nasıl kullanacaklarını anlatacağım”
Meksilana “Geldiğinden beri para diyorsun nedir bu para?
Murat” Bir şeyleri almak için karşılığında kâğıt üzerinde değeri yazan şeyler veririz, Buna para diyoruz biz”
Jurten” Çok komik neye ihtiyacımız varsa zaten alabiliriz buna ne gerek var?”
Murat cevaplayamadı İsmet gülmeye başladı ve “O dediğin burada olmaz. Anlatamazsın da zaten bence kendine başka bir iş bul. Kendini bir yokla ne yapabilirsin mesela daha doğrusu nelerden zevk alırsın o işi burada yapabilirsin.”
“Peki uçak sürmek istiyorum olur mu? “Murat dalga geçmeye başlamıştı artık.
“Tabi ki olur önce eğitimi için akademiye başvurmalısın. Sıkı bir eğitimden sonra rahatlıkla pilot olabilirsin.” Dedi Jurten. İsmet bu sohbetten çok keyif almaya başlamıştı, ilk geldiği günler aklına gelmişti. Gülmemek için kendini zor tutuyordu. Murat acıkmaya başlamıştı,
“Peki akşam yemeğini nerede yiyeceğim tek bir lokanta mı var burada?”
“Bizde yiyebilirsiniz. Az sonra hazırlamaya başlayacağız.” Dedi Jurten.
Murat cevap vermemişti, bu dünyada ya da adı her neyse burada misafirdi ve karnı acıkmıştı. Canı güzel pişmiş yumuşak bir et yemeği çekiyordu. Ama misafir umduğunu değil bulduğunu yiyecekti.
Bir an önce yemek yiyip yeni evine gidip uyumak ve sabah olduğunda kendi dünyasında uyanmak istiyordu sadece. Jurten, Meksilana ve İsmet bir yandan yemek hazırlıyor bir yandan sohbet ediyorlardı Murat’ın bu sohbete katılmaya hiç niyeti yoktu. Zaten oldu olası böyle sohbetlerden hiç keyif almamıştı.
Jurten’in “Yemek hazır hadi masaya” demesiyle Murat daldığı düşünlerden tekrar ortama dönmüştü. Masa çok sade hazırlanmıştı yemekler ise brokoli çorbası, etli bulgur pilavı ve domates salatasından ibaretti. Sofrada ki muhabbete katılmamak için düşüncelere daldı acaba burada internet bilgisayar var mıydı?
“İsmet burada internet ve bilgisayar var mı?” Diye sordu olmamasından korkarak.
“Evet var neleri araştıracağını biliyorum ama nafile bir şey bulamayacaksın tam tamına dört ay boyunca her gün bununla uğraştım sonunda pes edip burada yaşamanın keyfine bakmaya karar verdim.” Dedi İsmet.
“Ne kadar sürerse sürsün bir yolu olmalı gitmeliyim. Bu ay yapacak o kadar çok işim var ki birini bile kaybedemem.”
İsmet tekrar gülümsedi ve önünde ki yemeğe döndü. Murat masadakileri incelemeye başladı. Üçü de oldukça keyifliydi sohbet ise Meksilana’nın dağlarda ot toplayarak gittiğinde yaşadıklarıydı. Geçen hafta dağa gittiğinde bir ayı ile karşılaşmış önce çok korkmuş ayıdan ama ayı da Meksilana’dan korkmuş sonra Meksilana kaçarken ayı el sallamış nereden öğrendiyse.