Kahvenin Kokusu

1395 Words
Bir kadın korkmadan tek başına dağlara nasıl gidebiliyordu. Gerçekten çok ilginç bir yerdi burası. Meksilana’ya baktı güzel gülüyordu. Dişleri bembeyazdı kendi senede iki kere diş doktoruna dişlerini beyazlatıyordu ama bu kadar beyaz değildi acaba ne kullanıyordu diş macunu ya da dişçiye mi gidiyordu? Bunları düşünürken aklına kendi dişleri geldi iki gündür fırçalamıyordu. “İsmet diş fırçası ve macununa ihtiyacım var nereden alabilirim?” “Şu alma lafını unut Murat. Diş macunu Meksilana sana özel karışımından verir değil mi Meksilana?” “Tabi ki veririm evde var giderken bana uğrayalım. Diş fırçası da bende bir tane fazla olacaktı ben veririm. Market kapanmıştır.” Meksilana’ya takılmıştı gözleri. Makyajı yoktu, estetiği yoktu ama farklı bir ışıltısı vardı. Göz rengi çok farklıydı yeşil de mavi de değildi. Bu rengi daha önce gördüğünü hatırlamıyordu. Saçları ise hiç boyanmamış aralardaki beyazlar orantılıydı, saçını hiç boyamadığı belliydi ve omuzlarından biraz aşağıda ki saçlar sanki özensizce dalga yapılmıştı. Üzerinde beyaz bir penye altında mavi bir kot pantolon vardı. Boncuklardan bir bilekliği vardı yedi ayrı renkte. Evlere ayakkabıları ile giriyorlardı en azından bunu sevmişti. Bir yere gittiğinde ayakkabı çıkartmayı hiç seçmezdi. Yemek bitmişti Murat huzursuzlandı ve birden eve nasıl gireceğini düşündü anahtarları neredeydi ki evin? “Meksilana eve nasıl gireceğiz anahtarlarımız yok” İsmet hemen atıldı “Kapıda anahtarlık var orada duruyordur. “ “Kalkabilir miyiz ayıp olmazsa. Kafamı toparlamam gerek yorgunum” Meksilana “Tabi ki kalkabiliriz, Jurten sana yardım edemeyeceğim sorun olmaz değil mi?” “Yok canım siz bir an önce gidin Murat evine yerleşsin hatta İsmet Murat’ın yerleşmesine yardım etsene“ “Tabi ki hadi kalkalım o halde bende yardım edeyim emir büyük patrondan geldi.” Dedi İsmet ve üçü birlikte Meksilana’nın evine doğru yürümeye başladılar. İsmet anlatmaya başladı, “Biliyorum, gideceğim diyorsun ama ben sana yine de birkaç şeyden bahsetmek istiyorum. Senin evin hemen arkasında market var oradan ihtiyacın kadar olan malzemeyi alabilirsin. Markettin hemen üç yüz metre ilerisinde bir butik var oradan da biraz kıyafet alabilirsin ama burada öyle çok model bulmayı bekleme ya da marka. “ “Çok enteresan bir yer burası” “Evet öyle ama burada yaşamaya alıştıktan sonra huzuru bulduğunu fark ediyorsun ve inan şimdi tekrar dünyamıza döneceğim diye ödüm kopuyor.” Meksilana bu konuşulanlara anlam veremiyordu acaba annesiyle aynı yerden mi gelmişti ? Konuşulanları dinliyor ama karışmıyordu , bu yeni tanıdığı adam daha önce gördüğü erkeklere benzemiyordu çok yakışıklıydı ve çok güzel kokuyordu. Ama beni hiç beğenmedi maalesef diye geçirdi içinden. Keşke biraz beğenseydi bu yaşıma kadar doğru dürüst hiç sevgilim olmadı diye hayıflandı. Sonra saçmalıyorum belki adamın sevgilisi var diye kendine bir taraftan kızarken bir taraftan da umarım yoktur diye dua etti. Saat akşam yedi olmuş hava henüz kararmamıştı Meksilana’nın evine geldiklerinde. Meksilana eve girdi birkaç dakika sonra kapalı bir diş fırçası ve hasıra benzeyen bir kutuda diş macunu getirdi. “Ben de geleyim mi İsmet?” diye sordu İsmet “Sevinirim Meksilana ne de olsa bayan gözü farklı ben çok yardımcı olamayabilirim. Murat’ı birlikte yerleştirelim.” Murat “Zahmet etme ben hallederim Meksilana zaten benim için çok yoruldun bugün her şey için teşekkür ederim. Sana rastlamam benim için şanstı” Meksilana kafasını salladı “Peki o halde ben de yarın sabah erken kalkıp dağlara gideceğim ot toplamak istiyorum.” Murat “Aman ayılara dikkat et” dedi. İlk defa kendince espri yapmıştı gülüştüler ve İsmet ile birlikte yürümeye başladılar. “Burada araba kullanılamıyor mu İsmet” “Araba değil ama bidirler var burada bir de uzak yerlere gideceksen Taksiler var telefon etmen yeterli seni istediğin yere götürürler. Evinde bidir vardır ama dikkat et kullanmayı öğrenmesi biraz zaman alıyor. Ben çok yerimi yaraladım öğrenirken. İyi ki Meksilana varda yaralarımı geçirdi.” “Meksilana şifacı mı? Burada şifacı olmak suç değil mi?” “Meksilana’nın yaptıklarını bizim dünyamızda görseler Nobel ödülü verirlerdi.” “Evet kafam kanamıştı burada gözlerimi açtığımda dakikalar içinde geçirdi. Meksilana’nın sırlarını öğrenip öyle gideyim ben kendi dünyama.” “Bence sen bir an önce burada yaşamayı öğren ve burada ne iş yapabilirsin ya da ne iş yapmak istersin ona karar ver. Cuma akşamı da benim gitar çaldığım kafeye gel eğlenirsin biraz.” “Dur bir saniye bugün günlerden ne ki? Onu bile bilmiyorum ben” “Bugün çarşamba.” “Anladım cumaya kadar gitmiş olurum diye umuyorum” “Peki öyle olsun dostum. Evde bilgisayar vardır, hepsi internete bağlıdır burada ki aletlerin.” Evin önüne gelmişlerdi İsmet kendi koymuş gibi evin önünde ki anahtarlığı açıp anahtarları aldı. Evi açtı birlikte içeri girmişlerdi. Murat’ın umduğundan daha güzel ve temizdi ev. İsmet bu evde yaşayanları tanıyordu ve daha önce geldiği için bu eve evi rahatça gezdiriyordu. “Murat burası yatak odası, yatak odasında banyon var. Evin birde genel banyosu var mutfak gördüğün gibi salonun içinde bugün elektriğin vardır ama sanırım birkaç gün yeter.” “Nasıl yani elektrik nasıl biter?” “Burada elektrik senin çöplerinden ve banyondaki giderlerden üretiliyor. Bir süredir bu evde çöp ve gider olmadığı için elektriğin bitebilir ama o güne kadar tekrar üretim başlar zaten.” “Tek başıma yaşayacağım bu evde ne kadar çöpüm olabilir ki? Elektrik üretsin.” “Sabah demlediğin çayın posası sana iki günlük elektrik üretir.” “Saçmalama bu nasıl olabilir?” “Burada teknoloji öyle ilerde ki gördüğün çoğu şeye inanamayacaksın.” “Teknoloji çok ileride ama marka yok, kıyafet yok araba yok. Anlam veremiyorum tüm bunlara” “Burada yaşadıkça kendi dünyamızda yaşadığımı çoğu şeyin ne kadar anlamsız ne kadar değersiz olduğunu anlıyorsun. Buranında dezavantajları da yok değil tabi. Konsersum denen bir şey var ve kadınlar hamile kalamıyorlar, çocuklarını üç yaşına kadar göremiyorlar konsersum yetiştiriyor çocukları ve yetmiş beş yaşına geldiğinde gene konsersum gelip alıyor yaşlıları ama nereye gidildiğini kimse bilmiyor. Bana kalırsa öldürüyorlar yaşlıları. Ben Jurten ile çocuk yapmak istedim ama konsersum benim onlarda kaydım olmadığı için bize ret cevabı verdi. Tek isteğim Jurten ile çocuğumuz olması ki kendi dünyamızda çocuk yapmaya karşıydım ben. Evliliğim bu yüzden bitmişti. “ “Peki kimse bilmiyor mu bu konsersum nedir?” “Hayır bilmiyorlar ve merakta etmiyorlar zira başka bir yaşam bilmiyorlar.” “Şimdi merak ettim bak burayı. İnsanların hak ve hürriyetlerine tecavüz değil mi bu?” “Evet bence de öyle ama burada öyle düşünülmüyor. Yıllar önce bir kadın varmış Ayşe, o da sanırım bizim gibi. Burada uzun süre yaşamış ve hamileymiş buraya geldiğinde. Kimse anlamamış hamileliğin ne olduğunu bilmiyorlar çünkü. Ama kadın içimde bir çocuk var deyip duruyormuş, sonunda kadın çocuk doğurmuş ve herkes çok şaşırmış. İlk defa bebek gören buranın insanları ise şaşkınlık içinde kalmışlar.” “Kadına ne olmuş?” “Bir gün geldiği gibi kaybolmuş. Bende gideceğim diye çok korkuyorum bu hikâyeyi bildiğim için.” “Ne kadar kalmış kadın burada?” “On yıl kalmış denilene göre.” “Çocuğu nerede şimdi?” “Meksilana onun çocuğu. Kadın Meksilana on yaşına geldiğinde kaybolmuş.” “Yani Meksilana’nın annesi demi bizim dünyamızdan?” “Evet ama buradakilere bizim dünyamızı anlattığımız zaman bize deli gözüyle bakıyorlar o yüzden ben hiç bahsetmiyorum. Zavallı Meksilana yıllarca annesi geri gelecek diye beklemiş. “Peki bu insanlar hiç itiraz etmiyor mu bu olanlara?” “Hayır etmiyorlar dediğim gibi yetiştirilirken bunlar gayet olağan şeylermiş gibi eğitimler veriliyor Onların normali bu.” “Burada çok enteresan şeyler dönüyor. Kalacak olsaydım burada bu gizemi çözmeye çalışırdım” “Bak Murat kalmayacağından çok emin görünüyorsun ama boşa çabalayacaksın ve bir gün gelecek vazgeçeceksin. Burası çok keyifli bence şimdiden buranın keyfini çıkar. Kendine sevdiğin seveceğin bir iş bir meşguliyet bul bunu konsersuma bildir.” “Nasıl yani konsersuma ne iş yapacağımı bildirecek miyim?” “Evet bildireceksin eğer hiçbir iş yapmak istemiyorum diyorsan konsersum seni alıp başka yere götürüyor. O yerin neresi olduğunu da kimse bilmiyor.” “Bu korkunç bir şey ama.” “Bize göre evet korkunç ama buraya göre değil.” Murat ayağa kalktı ve odanın mutfak olan bölümüne doğru ilerledi. “Kahve varsa kendime acı bir kahve yapacağım ister misin sende?” “İsterim benimki çok acı olmasın ama.” “Buldum burada varmış birde makine var sanırım kullanmayı bilmiyorum yardımcı olabilir misin?” “Göstereyim sana nasıl kullanılıyor bekle.” “Sevinirim. İki gündür kahve içmedim ve benim için rekor bu.” Kahve makinesinin üzerinde hiç tuş görünmüyordu. İsmet makinenin önüne geldi ve “Bir acı birde tatlı kahve” diye yüksek sesle konuştu. Makinenin kapağı açıldı açılan kapaktan iki kaşık kahveyi döktü. Makinenin altı kısmına iki tane fincan yerleştirdi. “Tamamdır az sonra pişince haber verir makine” dedi
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD