Marketin Duvarları

1168 Words
Murat her dakika ayrı bir şeye şaşırıyordu ama bu makine en beğendiği şey olabilirdi burada. Evinde ki makinenin düğmeleri o kadar çoktu ki sinir olurdu makineyi her kullandığında. “Evet teknolojilerinin bizden çok ilerde olduğu kesin. Lokantada yemek siparişi vermek için oldukça uğraştım bugün.” “Sen gene ilk günden iyi çözmüşsün ben bir hafta anlayamamıştım.” İkisi de dakikalarca güldüler. İlk susan Murat oldu ve “Umarım sabah yatağımda gözlerimi açarım. Makinaya bayılsam da burada kalmak istemiyorum” “Umarım açarsın Murat.” Dedi İsmet kahve makinesinden kahveler hazır sesi ile Murat ayağa kalktı fincanları alacakken döndü “Eee hangisi acı bunların.” “Sen birini eline al.” Murat uzandı fincanlardan birini eline aldı makine “Tatlı olanı aldınız.” Murat çok keyiflenmişti bu harika bir aletti. “Giderken bunu da götürebilir miyim acaba?” diye kahkaha attı. “Burada ki tüm teknolojik aletlere konuşarak komut verebilirsin. Sadece hangi komutu vereceğini bilmen yeterli. Mesela televizyonu açmak için televizyon kanal, demen yeterli.” Birden televizyon açıldı İsmet bu sefer “Televizyon kapan” dedi ve televizyon kapandı. “Komutlar için bir kitapçık vardır çekmecelerin birinde eğer bulamazsan marketten bir tane edine bilirsin.” “Tamam sabah gitmemiş olursam bakınırım kitapçığa. Ayşe acaba dünyamıza geri döndü mü sence İsmet?” “Dönmüş olduğunu zannediyorum. Başka bir yere de gitmiş olabilir. Artık neresi gerçek neresi değil. Karıştırdım ben. Rüyada mıyım yoksa paralel evrene mi geçtim bilemiyorum? Gerçi uzunca süredir sorgulamıyorum da hayatımdan gayet memnunum.” Kahvesi biten Murat” Ben bir tane daha içeceğim sen de ister misin?” diye sordu. “Teşekkürler kalkayım ben, Jurten merak etmesin. Sonra tekrar görüşürüz. Hatta yarın senin bahçenin çimlerini biçeyim ben hem sohbet ederiz hem de bahçen temizlenir.” “Peki, umarım sabah burada olmam ama olursam seni görmekten keyif alırım İsmet.” İsmet kalktı ve evine doğru yürümeye başladı. Murat makinede bir kahve daha yaptı son yıllarda içtiği en lezzetli kahveydi bu. Kahveden sonra duş alıp uyumaya karar verdi. Eğer sabah hala burada olursa dünyasına dönebilmek için çalışmalara o zaman başlayacaktı. Şimdi dinlenmek istiyordu. İsmet’i yolcu ettikten sonra Meksilana’nın verdiği diş fırçası ve diş macunu aklına geldi. Hemen banyoya dişlerini fırçalamak için girdi. Keşke yeni iç çamaşırı kıyafetler alsaydı duş aldıktan sonra bunları giyinmek istemiyordu. Gözü yeni gibi duran bornoza ilişti bunu giyinip uyuyabilirim diye düşündü. Dişlerini fırçalamaya başladı daha önce ağzında hiç hissetmediği gibi bir ferahlık olmuştu dilini dişlerinin üzerinde gezdirdi sanki cila yapılıyordu dişlerine. Dişlerini yıkadı muhteşem bir şeydi bu diş macunu her neyden yapılıyorsa. Duşa girdi duşun içinde sabunlar vardı birini açtı ve banyoya yayılan kokunun muhteşemliğiyle duşunu bitirip yumuşacık bornozu giyindi. Çamaşır makinesi gözüne ilişti üzerinden çıkanları yıkaması iyi olacaktı sabah hala burada olursa temiz kıyafet lazımdı. Makinenin kapağını açtı çamaşırları yerleştirdi deterjan bölmesine deterjanları koydu kapağı kapatıp çamaşırları yıka dedi. Makine çalışmaya başlamıştı. Belki işe yarar diye çamaşırlar bitince kurut deyiverdi. Yatak odasına geçti. Yatak temizdi, sanki birileri burayı kendi için hazırlamıştı çok ilginçti. Yatağa kendini attı yumuşacıktı yatak kendi yatağını almak için bir sürü yatak araştırmıştı ama bu kadar rahat bir yatak bulamamıştı. Kesinlikle birçok konuda çok ama çok üstündü burada yaşam. İki kahve içmişti ve uyuyamayacağını düşünürken birden uykuya daldı. Uyandığında bir müddet gözlerini açmadı “Lütfen kendi evimde kendi yatağımda olayım lütfen hatta hastanede elim kolum bağlı bile uyansam mutlu olacağım” diye yüksek sesle konuştu. Korkarak gözlerini açtı ve dün gece geldiği evdeydi. Demek bugünde buradayım diyerek yatağından kalktı. Banyoya gitti, hızlıca bir duş aldı tekrar bornozu giyindi, çamaşır makinesini açtı çamaşırları kurumuştu keşke kendiliğinden ütüde yapılsa çamaşırlara diye düşünürken kıyafetlerinde en ufak bir kırışıklık olmadığını gördü. Kıyafetlerini üzerine geçirdi ve mutfağa gitti. Bugün markete gidip alışveriş yapmalıyım ayrıca birkaç parçada kıyafet almalıyım diye program yaptı kendi kendine pişirdiği kahvesini içerken. Kahvesini bitirdikten sonra evde bilgisayar aramaya koyuldu, her yere baktı ama bilgisayar bulamadı. En iyisi İsmet’i beklemek dedi. Çekmeceleri karıştırmaya başladı ve komut kitabını gördü. Komut kitabını okumaya başladı. Bilgisayar açıl demesi gerekiyordu bilgisayar için ama bilgisayar yoktu yüksek sesle “Bilgisayar açıl” dedi. Duvarda birden bilgisayar ekranı belirdi. Şimdi anlamıştı Meksilana’nın evinde duvarda ki haritanın nasıl olduğunu. Üç saat kadar internette içine düştüğü bu durum için bir çözüm aradı ama nafile hiçbir şey yoktu. Kapının zili çalmıştı gelen İsmet olmalıydı. Kapıya gitti yanılmamıştı İsmet’ti gelen. “Merhaba dostum Jurten sana börek gönderdi mis gibi kokuyor yemek istersen.” Elinde ki kapaklı kabı mutfak tezgahına bıraktı. Sabahtan beri kahveden başka bir şey girmemişti midesine. “Çok teşekkür ederim hemen bir dilim yemeliyim yoksa açlıktan bayılabilirim. Hiçbir şey yemedim” “Jurten’in börekleri çok lezizdir bir taneyle yetinemeyebilirsin.” Murat böreği bir tabağa koydu ve İsmet’in karşısına oturdu. “Burada sana rastlamam büyük şans İsmet” “Bence de büyük şans. Ben buraya geldikten sonra bir şeyleri öğrenirken çok zorlandım. Kimseye de bir şey anlatamadım. Anlatsam da anlamıyorlardı zaten. Herkes hafızamda sorun olduğunu düşündü. Neyse ki şu anda buraya uyum sağladım” “Bugün üçüncü günüm, internette üç saattir araştırma yapıyorum ama hiçbir şeye rastlamadım.” “Ben altı yıldır bir şeye rastlamadım. Üç saatte biraz zor. Nasıl uykunu alabildin mi?” “Evet çok güzel uyumuşum. Dinlenmiş uyandım yatakları çok rahat hatta inanılmaz derecede rahat insana sanki sarılan bir anne kucağı gibi hissettiriyor.” “Biliyorum ilk zamanlar yataktan çıkmak istemiyordum. Şimdi alıştım, her konfora çabuk alışıyor insan. Eee bugün planın nedir?” “Birkaç parça kıyafet almalıyım sonra biraz yiyecek almalıyım. Başka planım yok. Sen hiç bizim dünyamız ile ilgili bir şey merak etmiyor musun İsmet?” “Hayır etmiyorum. Benim dünyam artık burası ve ben burada çok huzurluyum, çok mutluyum. Hiçbir şey merak etmiyorum.” “Seni anlamaya çalışıyorum ama ait olmadığın bir dünyada nasıl mutlu olabilirsin ki?” “Ben buraya aitim.” “Öyle olsun bakalım. Börek çok lezzetliymiş cidden.” “Jarten harika bir aşçıdır.” “Meksilana dağlara gitti mi acaba?” “Evet gitmiş sanırım gelirken baktım kapısı kapalıydı.” İkisi de sustular birden. Murat çok gereksiz bir soru sorduğunu fark etti. Ne gerek vardı Meksilana’yı sormaya şimdi. İsmet yanlış anlayabilirdi. “Ben çimlerini biçeyim, sen de hadi alışverişini yap.” Diyerek oturduğu yerden yavaşça doğruldu İsmet tam kapıya doğru yönelmişti ki “Akşama gelir Meksilana hep birlikte bir yerlere gidebiliriz istersen.” Dedi. “Olabilir yapacak daha iyi işim yok nasılsa.” “Akşama kendi dünyama giderim belki demedin.” Gülümsemişti İsmet. “Keşke ama gidebilmek sanırım elimde değil. Bakalım bekleyeceğim bende en kısa zamanda gitmeyi umut ederek.” “Evet gitmekte gitmemekte elinde değil. Bekleyip göreceğiz.” İsmet bahçeye çıktı birkaç dakika sonra çim biçme makinesinin sesi gelmeye başladı. İnsan çim biçmekten neden keyif alır ki diye düşündü Murat. Markete gidecekti ama cüzdan yok telefon yok araba yok. Elini kolunu sallayıp gidecek alışveriş yapacak gelecekti. Bahçe kapısından çıkarken İsmet’e “Ben gelmeden gitme hemen gelirim. Bir kahve içelim birlikte.” Dedi ve markete doğru yürümeye başladı. Dün eve gelirken görmüştü marketin yerini bakalım bu ilk deneyimim nasıl olacak diye içinden heyecanlandı. Marketten içeri girdiğinde şaşırmıştı. Marketin duvarlarında sadece resimler vardı. İsmet bundan bahsetmemişti. Şimdi birilerini gözlemlemesi gerekecekti nasıl alışveriş yapılacağı konusunda.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD