4.Bölüm: Gel Güzelim

1368 Words
Gece çok az uyudum. Seher vakti, çalar saatimin alarmıyla sessizce yataktan kalktım. Büyük sırt çantamın fermuarını açtım. Giyebileceğim kıyafetlerimi içine yerleştirdim. Bir şise su ve atıştırmalığı mutfaktan alarak parmak ucunda ilerledim ve odama tekrar döndüm. Son olarak eniştemden gizlice tarlada çalışarak biriktirdiğim parayı cebime atarken hazırdım. Siyah rengindeki kaşe montumu üzerime geçirmemle hareketlendim. Derin bir nefes aldım, telefonumu cebime koyduğum gibi odamın pencere camına yöneldim. Kilidi sıkışmış açılmıyordu. Zorladım ama bir türlü başaramadım. Odamın kapı kulpunu sessizce aşağı indirmemle, parmak ucunda yürüyerek dış kapıya kadar ulaştım. Botları ayağıma giyerken oldukça sessizdim. Dış kapıyı çok sessizce araladığımda derin bir nefes alarak dışarıya çıktım, artık kaçıp gidebilirdim. Eniştemin beni istemediğim bir adamla evlendirmesine göz yummayacaktım! Sakince kapıyı kapatırken sessiz olmaya gayret ettim. Eniştemi uyandırmak, hiç istemeyeceğim bir şeydi. Eğer onu uyandırırsam ya peşime düşer ya da bir şekilde beni eve tıkardı. İşte o zaman kaçma şansım asla kalmazdı! Gecenin karanlığında köy yolunda ilerliyordum. Dikkatle etrafıma bakınıyordum, kimsecikler yoktu. Gecenin sessizliği, tenhalığı beni korkutuyordu ama başka çarem yoktu. Beni asla Kara Ağa denen o adamla evlendirmelerine izin vermeyecektim! Otobana çıkmamla yanımdan tek tük arabalar geçmeye başladı. Yaklaşık iki kilometre kadar yürüyerek ilerledim. Köylümüz olan Necmi Amca’nın kamyonunu gördüğümde o da beni görmüştü. Göz göze geldik, adam şaşkınca yüzüme bakıyordu. Bu saatte dışarıda ne aradığımı sorguluyor gibiydi. Bakışlarımı önüme çevirerek süratle yürümeye devam ettim. O sırada çantamdan beremi çıkararak kafama geçirdim. Böylelikle beni fark etmeleri daha zor olur diye düşünüyordum. Biraz daha yürüdüm, otobüs garına varmam için sadece bir kilometre kalmıştı. Oraya varabilirsem, cebimdeki parayla bir bilet alacak ve herhangi bir şehre gidecektim. Nereye gideceğimi ya da ne yapacağımı bilmiyordum ama başımın çaresine bakma hususunda kararlıydım. Aksi istikamette müzik çalan bir Tofaş arabası geçerken yanımda durdu. İçinde üç tane kirli sakallı, berduş tipli adam vardı. Bir tanesi camı açarak konuştu. “Güzelim, nereye? Bırakalım seni.” Göz kırparak pis bir sırıtma yüzüne yayıldı. Hiç umursamadan hızlı adımlarla yürümeye devam ettim ama arabayı çevirerek peşimden takip etmeye devam ediyorlardı. “Güzelim, bu naz niye? Bin de seni götürelim,” dedi çirkin adam. “Bakın işinize!” dedim sert bir sesle. “Vay, sert hatun ha?” dedi arka koltukta oturan çirkin adam. “Severiz, güzel güzel.” Türkçeyi çat pat konuştuğunu anladım. Sanırım Türk değillerdi. İşte o an korkmaya başladım. Adımlarımı daha da hızlandırdım. Arka koltukta oturan iki adam kapılarını açarak indiler. Birden koşmaya başladım. Beni yakalayıp arabaya atmak istiyorlardı. Onlar da peşimden koşmaya başladı. Var gücümle koşuyordum. Bir kilometreden az mesafem kalmıştı. Eğer gara varırsam, orası kalabalıktı. Beni mutlaka koruyan birileri çıkardı ya da onlar insan içinde beni kaçırmaya cesaret edemezlerdi. Ama nafileydi, olan olmuştu. Adamın biri beni sertçe arkadan itmesiyle havada süzülerek asfalta çakıldım. Tüm bedenim acıyordu, sarsılmıştım. Adamın biri kollarımdan tutarken avazım çıktığı kadar bağırdım. “Bırak beni! Ne yaptığını sanıyorsun sen?!” “Gel güzelim, sana güzelce gelmen gerektiğini söyledim ama sen akıllı bir kız değilsin. Şimdi bu yaramazlığının bedelini ödeyeceksin,” dediğinde, kolumdan çekiştire çekiştire arabaya sürükledi. Debelendikçe daha da sürüklüyordu. En son ayaklarım yerden kesilmiş, asfalta vuruyordum. O sırada beremin yere düştüğünü hissettim. “Bırakın beni! İmdat! Yardım edin! Kimse yok mu?” diye bağırdım. Ama sadece sesim gecenin karanlığında yankılanıyordu. Ne yapacağımı bilemez haldeydim. Saçlarımdan tutarak beni arabaya attıklarında avaz avaz bağırdım ama duyan yoktu. Eniştem beni para için satmıştı, bu yüzden evden kaçmıştım. Şimdi de bu pis adamlar beni zorla kaçırıyorlardı. Ne yapacakları belli değildi. Taciz mi edeceklerdi, tecavüz mü? Yoksa üzerimdeki paraları mı alacaklardı? Neyin nesi oldukları belli değildi. Neyse ki cüzdanımı kazağımın içine sokuşturmuştum, belli olmayacak bir yerdeydi. “Ne istiyorsunuz benden? Bırakın!” dedim. “Sakin ol güzelim. İki lokma bir şey içelim birlikte, sadece bu,” dedi öndeki adam, sakinleşmem için. Allah’ım, neden benim başıma bütün bunlar geliyordu? Çekilecek çilem mi vardı? Tüm kötülüklerin üzerime geldiğini hissediyordum. Ne olurdu kaçıp gitseydim buralardan, yeni bir hayat kurmayı deneseydim tek başıma? Ama olmuyordu işte, hayat buna izin vermiyordu. Gözlerimden yaşlar süzülüyordu. Adamlar beni ıssız bir köye getirdiler. Yol boyunca debelenip durdum ama imkansızdı. Adamların ikisi çok güçlüydü. Kafaları da bir milyondu, zil zurna sarhoşlardı. Hatta sol yanımdaki adam uyukluyor gibiydi. Bizim köyümüze yakın, civardaki taşlı köyüne vardığımızda burayı biliyordum. Tekin olmayan bir köylü yapısına sahip, ne olduğu belirsiz insanların oturduğu bir yerdi. Aynı zamanda düşük gelirli, çapulcuların olduğu bir mahalleydi... Çaresizce ne yapacağımı bilemezken, beni kaçırdıkları yerde beremin düştüğünü hatırladım. Eniştem ve teyzem sabah uyanınca yokluğumu fark ederek illaki peşime düşeceklerdi. Özellikle eniştem tüm köylere haber uçuracaktı. Üzerimden kazanacağı meblağı düşündükçe peşimi bırakmazdı. Eğer çantamdan herhangi bir malzememi yere atabilirsem, arkamda iz bırakmış olurdum. Adamların kafası çok güzeldi, bunu idrak edebilecek durumda değillerdi. Sakince sırtımdaki çantama arkaya doğru uzandım. Annemin bilekliğini elime aldığımda hızla koluma geçirdim. Adamın teki fark etti. "Ne yapıyorsun sen, çantana mı bakıyorsun?" dediğinde, "Hiç," dedim. Araba durdu, adamlar hepsi birden dışarı çıktı. O anda kaçma için bir boşluk oluştu. Çantamı aldığım gibi var gücümle kaçmaya başladım. "İmdat! Kimse yok mu? Kaçırıyorlar beni! Yardım edin!" diye bağırdım. Gün ağarmaya başlamıştı ama kimse sesimi duymadı. Çok uzakta bir köy kadınını görür gibi oldum. Camdan dışarı bana bakmıştı. "İmdat! Yardım et teyze, ne olur yardım edin! Ben Çetin Karasu'nun yeğeniyim, yan köyden! Lütfen!" dediğimde kadın dediklerimi anlamış ve yanıma gelmek için hızla evden çıkmıştı. Adamların biri durumu fark ederek tokadı suratıma yapıştırdığında neye uğradığımı şaşırdım. Saçlarımdan sürükleyerek beni çekiyorlardı. Arka tarafta olan köy evine doğru götürdüler. Kapıyı açarak içeri attıklarında diğer adam tekrar suratımın ortasına bir tokat koydu. "Sesini keseceksin! Otur oturduğun yerde! Elimizden bir kaza çıkartma! Derdimiz seni öldürmek değil, sadece birazcık keyfimize bakacağız..." dediğinde hıçkırıklar içinde ağlamaya başladım. Adamların teki uzaklaşıp gitmişti ama iki adam tepemde zebellak gibi duruyordu. Düştüğüm yerde geri geri kaçarken etrafıma bakındım, onlara zarar verebileceğim bir nesne arıyordum ama yoktu. Hızla ayağa kalktığım gibi banyoya ilerledim ve içeri girerek kapıyı kilitleyip sımsıkı dayandım. Hıçkırıklarım yankılanıyordu. "İmdat!" dedim, tuvaletin camına doğru bağırarak. "Yardım edin! İmdat! Allah'ım, ne olur yardım et bana! Ne yapacağım ben?" Dudaklarımı birbirine bastırdım. Ağlamaktan inip kalkan göğüs kafesimi sakinleştirmeye çalışıyordum. Bu şekilde mantıklı düşünemezdim. Adamlar sarhoş olduğu için güçlerini toplayarak kapıya sertçe vuruyorlardı ama kıramıyorlardı. Çamaşır makinesini görmemle birlikte hızla yanına gittim. Kablolarını söktüğüm gibi kapının arkasına itekledim. Bu, kapının biraz daha dayanmasını sağlayabilirdi. Belki de hiç girmelerini engelleyebilirdi, bilmiyordum. Ama bana bir şekilde zaman kazandırırdı. Çamaşır makinesini kapının arkasına itmemle derin bir nefes aldım. Hızla bakışlarımı cama çevirdim. Cam, benim geçebileceğim kadar büyüktü. Zaten zayıf, minyon biriydim. İki kere derin nefes alıp hızla oraya çıkabilmek için etrafa bakındım. Bir tane çamaşır sepeti vardı. Çok sağlam görünmüyordu ama yukarı ulaşmamı sağlamak için yeterliydi. Hızla onu taşıdım, üzerine basarak cama ulaştım. Cam şu an göğsüme geliyordu ama açılan tarafı olduğu için çıkmam mümkündü. Önce menteşelerinden sökmeye çalıştım. Çivilerini çıkardım ve kenara sessizce koydum. Ardından önce sırtımdaki çantayı aşağı attım ve zıplayarak göğsüme kadar camdan dışarı çıktım. Köyün toprak yolu ile göz göze geldim. Kafa üstü düşersem bayılabilirdim. Bu sefer hiç kaçamazdım. Hızla geri çekildim, düşüşümü hafifletecek herhangi bir şey bulmaya çalıştım. Çamaşır sepetinin içine baktığımda dolu olduğunu gördüm ve kenarda yıkanmayı bekleyen birkaç yastık fark ettim. Hızla onları alarak dışarı attım. Islaklardı ama iş görürlerdi. Tekrardan göğsüme kadar zıpladım. Ağırlığımı baş aşağı vererek aşağı sarktım ve yere indim. Acılar içinde inlemek üzereyken ağzımı ellerimle kapattım. Sesimi duymamaları gerekiyordu. Yarım dakika çakıldığım toprak yerde öylece kaldım. Yalpalayarak ayağa kalktım ve çantamı alarak koşmaya başladım. Topallıyordum. Uzaktan beni gören teyze gelmem için eliyle işaret yaptı. Hızla koşuyordum, aynı zamanda hıçkırarak ağlıyordum. Teyze beni kolumdan tuttuğu gibi hızla küçük köy evinin içine attı ve kapıyı kapatarak kilitledi. Elini havaya kaldırarak sus işareti yaptığında, hıçkırıklarımı tutmak için ellerimi ağzıma götürerek kapattım. Yaşlı kadın hızla içeri koştu, mutfak camını kapattı, perdeleri örttü ve evin tüm ışıklarını söndürdü. Yanıma usulca gelerek kolumdan tuttuğunda mırıldandı. "Sakın sesini çıkarma dangalak kocam evde. Eğer burada olduğunu anlarsa, seni onlara teslim eder." Beni içeri doğru çekiştirdi. İki odalı küçük bir köy eviydi. Hızla oturma odasına ilerletti ve eğilerek divanın örtülerini açtı. Yere kalın bir örtü serdi. "Hemen geç," demesiyle ikiletmeden sırtımdaki çantayı çıkararak yatar pozisyonda divanın altına girdim. Çantamı da yanıma aldım. Kadın, odanın kenarında duran patates-soğan leğenlerini önüme koydu ve ayak ucuma da içinde ne olduğunu bilmediğim birkaç tane karton kutu yerleştirdi. Beni tamamen kapatıp saklamıştı. Ardından divanın örtülerini indirdiğinde başımı yere yasladım ve kendimi sakinleştirmek için derin nefesler alıp verdim. Burada güvendeydim.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD