KARA AĞA
"Ne saçmalıyorsun amca sen?" dediğimde kahkaha atıyordum. "Ne yapacaksın? Evlilik ahti mi verdin adıma?"
"Evet," dedi amcamın kibirli ve kendinden emin ses tonu.
"Hemen arayacaksın! Bu işi bozacaksın! Paranı alıyor musun ne yapıyorsan yap! Ben evlenmem!"
"Seni evlendirmesek evleyeceğin yok!"
Amcamın sözcükleriyle bakışlarımı başka yöne çevirdim. Öfkeden yumruklarımı sıkıyordum.
"Bana kimse zorla bir şey yaptıramaz amca! Kazık kadar adamım ben! Sorumluluklarımı bilirim!"
"Sorumluluklar konusunda bir şey dediğimiz mi var Kara! Başında ne ana var, ne baba! Ben evlendirmezsem kim evlendirecek seni? Kendinde evleneceğin yok! Kadınlardan köşe bucak kaçıyorsun. Kaç tane kız getirdim önüne, en güzelini bile ret ediyorsun!"
"Kadın dediğin şey yılandır amca! Ben koynumda yılan besleyemem!" dememle amcam sıkıntılı biçimde nefes alıp verdi bir süre durdu.
"Tüm kadınlar senin anan gibi değil oğlum! Anla artık bunu. Bak yengen ne kadar iyi görmez misin? Ne kadar mutluyuz."
"Sen yılanlığını görmüyorsun. Her kadın yılandır, gözünü kapattığın an seni en savunmasız anından sokar," dediğimde masaya doğru eğilerek gözlerimi kıstım. Amcam hiddetinden kıpkırmızı oldu. "Yanımda yılan istemiyorum diye bana kızma."
Amcam elini sertçe masaya vurdu. "Sen ne biçim konuşursun edepsiz, utanmaz!"
"Ne oldu amca? Sözlerim zoruna mı gitti? Mutlu evlilikler masallarda olur, fakirlerinde tesellisidir. Ne masaldayız, ne de fakiriz," dememle doğruldum. Adımlarımı amcamın çalışma odasından dışarıya taşıdım. Elini sertçe masaya vurarak bana seslendi.
"Buraya gel Kara!"
Adamın kalbi vardı. Arkamı dönerek odaya döndüm.
"Benim sayılı ömrüm kaldı. Sen ALKAN'ların varisisin! Benim dört erkek kardeşim azılı kan davasına kurban gitti! Aşiretimizi kuruttular! Baban hapiste! Ben ölümle burun burunayım! Soy adımızı ileri taşıyacak tek varis sensin! Evleneceksin! Çocuk yapacaksın!"
Sustum. Söyledikleri doğruydu, ben tek varistim. Tüm bu ihtişam, zenginlik hepsi benimdi. Her şey benimdi. Yine de elimde yeteri kadar güç yoktu. Eğer gücüm yetseydi, tüm kadınları yok etmeyi dilerdim.
"İş gibi mi?" dedim kaşlarım çatılarak.
"Nasıl bakarsan bak! Eğer evlenmezsen yemin olsun ki hiçbir misarımı sana vermem! Andım olsun ki bunu yaparım! Tümünü fakirlere bağışlarım! Kız kardeşin ve sende başınızın çaresine bakarsınız!" dediğinde sessizleştim. "Sana akşama kadar mühlet! Görüşmek istersen kızın resmini gösteririm. İstemezsen tüm serveti unut! mirası unut!" dediğinde öfkeden gözüm dönmüştü.
Belimdeki silahı elime aldım. Korumasnı açarak amcamın alnına uzatmamla sakin biçimde arkasına yaslandı.
"Beni mi öldüreceksin?" dedi hiddetle.
"Nasılsa dahavasiyet imzalamadın..." dedim gözlerimi kısarak. "Kafana sıksam direkt tüm mal varlığın bana geçer."
"Hiç heveslenme. Senin nasıl bir gözü kara olduğunu bilirim. Tedbirimi çok önceden aldım. Avukatıma da verdim ve avukatı da öldürürsün diye bir kaç avukata..." dedi keyifle amcam arkasına yaslanarak.
"Zekisin... Ama bizim tohumumuzsun... Unutma Kara... Senin karıştıracağın boku önceden tahmine deriz," demesiyle silaımı havaya doğru tuttum öfkeyle. Amcam gevşek biçimde eline telefonunu aldı uzun süre kurcaladı.
"O yüzden deneme bile... Yapmaman yararına olur. Sen gel bu işe he de... Bende sana kızı göstereyim..."
"Ne resmi? Ben evlenmem diyorum, sen ne diyorsun?"
"Uzatma Kara! Evlilik yoksa miras ta yok! Hele bir kızı gör, öyle hiddetlen," dediğinde telefonu bana doğru döndürdü. Beyaz tenli çok güzel bir kızı görmemle birlikte gözlerimi kaçırdım.
"Küçük bu," dedim sakince.
"Ne yapalım? Büyük karı mı getirelim sana? Baban gibi al büyük karıyı, anan gibi koysun götüne tekmeyi!" dediğinde öfkemden avuçlarımı sıktım. Gözümün kararmasıyla masanın üzerinde duran bilgisayarı alıp duvara fırlatmamla amcam şaşkınca irkildi.
"O kadının lafını ağzına almayacaksın! O kadının adını anmayacaksın!" dediğimde sinir krizi geçirmiş gibi öfkeyle bağırıyordum. Elimdeki silahı amcamın alnına uzattım. "Yemin olsun kafana sıkarım! Ne miras ne amcan olmam umurumda olmaz!" dedim.
"Bak şu kıza..." dedi amcam sakince. "Bu kız yılana mı benziyor? Her kadın anan gibi değil anla artık."
"O küçükte ondan. Daha yılana dönmemiş, sen birde onu on yıl sonra gör."
"Fesübhanallah! Ya sabır! Oğlum sen normal değilsin ulan!"
"O zaman evlendirme," dedim.
"Evleneceksin. Bu kızla evleneceksin! Hem bu iş çok büyük bir sorunu kapatacak..." dediğinde kaşlarım çatıldı.
"Ne sorunu?" dedim.
"Bu kızın bizimle bağlantısı var."
"Nedir?" dedim merakla.
"On yıl önce çiftlik evinde yangın çıkmıştı hane. Anan içmiş içmiş çiftlik evine gitmişti. Sobaya ayarsız odun atmıştı. Alevler fışkırıp yangın çıkmıştı, hatırlıyor musun?"
"He, hatırlıyorum."
"O yangında iki hizmetlimiz öldü, karı koca."
"Öyle mi?" dedim kaşlarımı çatarak.
"Bu kız onların kızı. Adı Azra. Kızın hiçbir şeyden haberi yok. Enişte pisliğin teki zamanında bu olayı öğrenince benden para aldı. Yine şimdi istiyor. Karısının ve kızın haberi yok, anasının ve babasının ölümüne sebep olduğumuza..."
"O kadın sebep oldu, biz değil," dedim. "Kızda belli ki benim gibi o kadının kurbanı..." diye ekledim nefretle.
"Neyse ne Kara! Bu kızla evleneceksin! Eniştenin sesi kesilecek!"
"Dert eniştenin sesini kesmekse, gidip adamın kafasına sıkarım! Olur biter," dedim alayla.
"Değil!" dedi elini masaya sertçe vurarak. "Bu kız bizm ihmalkarlığımız yüzünden anasız babasız kaldı! Onunda mirastan pay almasını istiyorum!"
"Getirt kızı belge imzalat biraz arsa ver yolla gitsin..."
"Kara! Bu iş kapandı! Yarın gidip kızla görüşeceksin! Tatlı sevimli bir kıza benziyor. Sen beni dinle. Amcan kadın konusunda yanlış atı oynamaz. Senin bulup getirdiğinden daha güvenli olur!" demesiyle iç çektim.
"Tamam," dedim sakince. "Yılanla görüşelim bakalım. Ama beğenmezsem küçük yılanı koynuma sokmam," dememle amcam koltuğuna doğru uzandı. Adamı çıldırtıp kalp krizi geçirtecektim.
"Defol Kara! Öldürecekmisin sen beni yeğenim?" dedi hiddetle. Hızlı adımlarla amcamın odasından çıktım. "Yarın attığım konuma tam saatinde geleceksin!" demesiyle cevap vermeden merdivenlerden aşağıya indim. Dışarı çıktığımda cebimden bir sigara alarak yaktım. İçime çekerken nefesimi sıkıntıyla verdim. Amcam başıma bela açmakta kararlıydı. Yılanı, mutluluk güzellemesiyle koynuma sokacaktı.