2.Bölüm: Zalim Enişte

1042 Words
AZRA Akşamın geç saatlerine kadar kapının arkasında ağlayarak sızmıştım. Kolumun aşağıya düşmesiyle birlikte irkilerek uyandım. İçeriden sakin biçimde konuşma sesleri geliyordu. Kulağımı kapıya doğru yaklaştırdım. Teyzem ve eniştem mırıl mırıl bir şeyler konuşuyorlardı. Hadi teyze! Ne yap et bu adamın ağzından gir burnundan çık! İkna et! Ayağa kalkarak hafifçe doğrulduğumda hala konuşmaları duymaz haldeydim. Kapının kolunu aşağı indirerek açmaya çalıştım. Açılmıştı. Şaşkınca donup kaldım, yavaş adımlarla parmak ucumda yürüyerek koridada çıktımtığımda seslerini duyuyordum. Sobalı olan küçük odada oturuyorlardı. "Çetin bak bu iş olmaz. On yedi yaşındaki kızı zorla evlendiremeyiz. O bana ablamın emaneti, bilmez misin? Nasıl olur da onu kim olduğunu bilmediğimiz birine veririz?" dediğinde gözlerim kocaman açıldı. Teyzemin ilk defa enişteme karşı bu kadar uzun cümleler sarf ettiğini duyuyordum. "Bu konuyu kapat Esin! Halimizi, sefaletimizi görmez misin? Biz o kıza hiçbir şey veremeyiz! Okumadı, etmedi! Nasıl hayatını devam ettirecek?" "Okutturduk mu Çetin? İzin mi verdin?" "Neyse ne Esin! Bu evlilik olacak. Bak adamlar karun gibi zengin diyorum sana! Hem onun hayatı, hem de bizim hayatımız kurtulacak. Gel inat etme sende konuş bu kızla ikna et. Kara Ağa'nın yanına güler yüzle çıksın, hanım hanım çıksın. Sinirlilik yapmasın," dediğinde esas derdini anlamıştım. Eniştemin teyzemi dinlediği yoktu. Beni görücüme hazır etmesi için ona öğütler veriyordu. "Bende gideyim önden verdikleri parayla kıza güzel bir elbise alayım. Mahçup çıkmasın yanına. Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez..." dediğinde derin bir iç çektim. "Gel bu işten vazgeç Çetin. On yedi yaşında daha kızcağız. İleride elbet kısmetleri olur. Dengi olan, onu seven, sahip çıkan iyi insana veririz. Bu benim ablama olan boynumun borcudur Çetin..." dedi Teyzem. "Sen zanneder misin ki bu kıza hayırlı bir kısmet çıkar? Anası babası olmayan sefil bir kızı kim ne yapsın be? Senin yeğenini istese istese ayyaşlar, ne idüğü belirsiz tipler ister! Hem fakir, hem pis adamlar kullanmak için isterler! Bak Esin... Bu Azra'nın görüp görebileceği en iyi fırsat! Kara Ağa'nın yaşı da genç biliyon mu.... Eli yüzü düzgün adam..." "Öyle mi?" dediğinde teyzemin sesinde biraz yumuşama oldu. "Öyle tabi! Ben senin yeğenini elin kart adamlarına yedirir miyim, ha? Sen güven bana! Ben ne yapıyorsam bizim için, yeğenin için yapıyorum." "Bu ağa varya öyle kıvrak zekalı ki... Tuttuğu işi koparıp alıyor... Sordum soruşturdum." "Niye evlenmemiş ki bunca zaman?" dedi teyzem. "Huyu suyu sertmiş işte! Amcası döne döne buna kız arıyordu. Bunu köylülerden öğrenince hemen gittim yanına... Geçmişte olanları anlattım. Baldızımın ve bacağımın sebebi oldunuz hem de beş kuruş vermediniz dedim... Sizi cümle aleme rezil ederim dedim. Adam biraz sustu. Sonra dabAzra'nın fotoğrafını görmek istedi. Gösterdim." "Hangi fotosunu gösterdin kızın?" dedi teyzem şaşkınlıkla. "Taa, yazın bir nehir kenarına gidip piknik yapmıştık ya.. Orda sen fotoğrafını çekmiştin, senin telefondan kendime attım işte... Üstünde mavi çiçekli olan elbisesiyle..." dediğinde gözlerim fal taşı gibi açıldı. Eniştem bir de benim fotoğrafımı gösterip elin ağalarına mı beğendirtmişti? Sessizce onları dinlemekten başka çarem yoktu. Tüm detayları öğrenip ona göre hareket etmeliydim. Kaçıp gidecektim. "Ne dedi oğlanın amcası?" dedi teyzem. Dikkatimi onlara verdim. "Güzel kız dedi. Bunu Kara'ya yapalım dedi," dediğinde kahkaha atarak gülüyordu. "Bak yeğenin hiç anasına çekmemiş, aynı senin gibi güzel. Sende gençken böyle su gibiydin gız..." dedi kahakaha atmaya devam ederek. Teyzem susup kalmıştı. Ne diyebilirdi ki? "Hadi hadi, git gönlünce hazırla kızı. Yarın iki tane elbise getiricem size. Sende ikna et, yeğenin bir delilik etmesin. Yüzümüzü kara çıkartmasın bak! Bir çuval inciri berat etmesin, onu gebertirim! Duydun mu?" dediğinde parmak ucumda odama dönerek hızla kapıyı kapattım. Odamın ışığını yaktım. Bir o yana bir bu yana giderek dolanıyordum. Derin nefesler alıp verirken tavana bakarak hırsımdan ağlıyordum. Aynanın karşısında durdum. Ağlamaktan mosmor olan göz altlarıma baktım. Kapamın tıklanmadan açılmasıyla hızla döndüm. Teyzemin yarı tebessümlü, yarı acıklı yüzünü gördüm. Yanıma gelerek bana sımsıkı sarıldı. "Ah benim kınalı kuzum... Ah ablamın emaneti.. Güzel kızım..." "Teyze ne yaptın? Konuşup ikna ettin mi enişte mi?" dedim. Eniştemle konuştuklarını duyduğumu bilmemesi gerekiyordu. "Edemedim kuzum," dedi saçlarımı severken. Henüz gencecik bir kızdım. Okuyor olsaydım lise üçe gidecektim. Ailem olsaydı, şuan tek derdim okula gitmek ve derslerle boğuşmak olacaktı ama olmamıştı benim ailem yoktu. "Ama sana haberlerim var," dediğinde duraksadı. "Kara Ağa'nın yaşı büyük değişmiş. Yirmi dört yaşında, akıllı, zeki bir adammış. Çok zenginlermiş kızım. Sende bu işe ılımlı bak. Bir elin yağda bir elin balda olacak. Burada bizimle sefalet içindesin. Biz sana güzel bir hayat sağlayamayız. Bizimle birlikte tarlaya gelip gidiyorsun. Bunun sonu yok kızım..." dediğinde saçlarımı seviyordu. "Ben memnunum hayatımdan teyze. On yedi yaşında evlenmeyeceğim!" "Bak kızım bunun gibi bir kısmet insanın hayatında bir kez önüne gelir. Gel ret etme... Şunun şurasında on sekiz olmana ne kaldı? Ha üç sene önce ha üç sene sonra..." dediğinde öfkeyle teyzemden uzaklaştım. "Teyze sen ne diyorsun? Ne kadar çok fark var biliyor musun? O üç yıl dediğin benim geçliğim... Ben kendimi kadın gibi hissetmiyorum ki başkasının adamına kadın olayım? Anlamıyor musunuz beni siz?" "Hepimiz o yaşlarda evlendik." "Teyze Allah aşkına sizin dönemle biz bir miyiz?" dediğimde ağlıyordum. "Lütfen ikna et eniştemi..." "Ağlama kuzum... İçin gidiyor ne olursun. Dinlemiyor beni... Ne dediysem boş... Ne olursun sorun çıkarma, sonra beni de dövüyor biliyorsun. Bak yarın sana enişten elbise alacak. Öğlen Kara Ağa'yla görüşeceksin. En azından bir gör... Belki hoşlanacaksın, itiraz etme. Benim için bir git." "Gitmem teyze! Onun derdi beğendirmek mi? Beni mal gibi satmış işte! Kendi rahatı için satmış! Allah bilir ne kadar para alacak üzerimden!" Teyzem ellerimi avuçlarının içine alarak sevdi. "Çok zengin bir ağanın karısı olacaksın. Amcanın çocuğu yok. Kara Ağa'nın da erkek kardeşi yok. Tek erkekmiş Kara Ağa... Çok rahat edeceksin kuzum... Çok zengin olacaksın. Ne istersen önüne gelecek. Böyle fırsatı tepme, ne olursun..." diyerek teyzem bana yalvarıyordu. Anlamıştım, bana teyzemden fayda yoktu. Kimsesizdim, yapayalnızdım. Öyle değil miydi zaten? Annen yoksa kimse yoktu. Kız çocukları anaları öldüklerinde sahipsiz kalırdı. "Peki teyze, dediğin gibi olsun," dediğimde gözlerimi yere doğru indirdim. "Sen çok güzel bir kızsın. Buralarca harcanırsın. Seni ileride burada istese istese kim isteyecek? Çevren belli. Enişten gibi adamlarla mı evlenmek istiyorsun? Hem cahiller, hem kader kıymet bilmezler. Döverler, söverler... Kara Ağa okumuş etmiş bir adam. Eminim seni dövmez," dediğinde sadece sustum. Ne desem boştu. Onlar benim hakkımda kararlarını vermişlerdi. "Şans vereceğim," dediğimde teyzem gülümseyerek alnımdan öptü. "Seni çok seviyorum teyze," dedim son kez. Bu onu son görüşüm olacaktı. "Ah benim güzel kızım..." diye mırıldandı. Sabahın erken saatlerinde ilk işim bu evden kaçmak olacaktı. Teyzeme son kez sımsıkı sarıldımda o da bana karşılık vererek sarıldı. saçlarımın arasına öpücükler kondurdu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD