Berfin, gerçeği öğrendiği andan sonra ilk defa içinden derin bir nefes aldı. Sanki günlerdir göğsüne oturan o ağır taş kalkmıştı. Ölmemişti… Dilan yaşıyordu. Bu, Berfin’in içindeki korkunun bir kısmını alıp götürmüştü. En azından karşısındaki adam… bir katil değildi. Gözlerini yavaşça kaldırdı, karşısında duran adama baktı. Şervan… Adam da ona bakıyordu. Öyle bir bakıyordu ki… Sanki yıllardır susuz kalmış bir adam, suya bakar gibi. Sanki dokunsa kaybolacakmış gibi. Berfin’in eli yavaşça kalktı, adamın göğsüne dokundu. Kalbinin attığını hissetti. Sert… güçlü… ama düzensiz. “Şervan…” dedi kısık bir sesle. Adamın bakışları yumuşadı. “Gülüm…” Berfin yutkundu. Nefesi hafif titriyordu. Bu konuşma kolay değildi. Ama yapmalıydı. “Niye bu kadar öfkelisin sen?” Şervan bir an durd

