Urfa güneşi o gün solgun doğmuştu. Konağın avlusu taziye için gelenlerle doluydu. Yaşlı adamlar kapı önünde oturmuş, ellerinde tespihleriyle ağır ağır dua ediyordu. Gençler misafirlere çay, kahve, su taşıyor; kadınlar içeriye sessizce girip çıkıyordu. Avludaki hava, hem yas hem de saygıyla doluydu ölüm, bu taş duvarlara alışkındı sanki. Kaya, konaktaki büyük odalardan birinde sakince oturuyordu. Oda serin, gölgeli, duvarları kalın taştandı. Pencereden içeriye süzülen loş ışık, yerdeki halının üzerindeki tozları bile görünür kılıyordu. Bir köşede bakır semaver kaynıyor, odanın içine sıcak su buharı karışıyordu. Köyden gelen bir kadın, elinde ince belli bardaklarla içeri girdi. “Berivan Hanım, buyur hanım ağam. Bir bardak taze çay iç dünden beri ağzına lokma komadın,” dedi kısık se

