Bir şeylerin eksikliği ile uyanmak. Şeyma'da kaldığım zamanda vardı işte bu his, kokusu yok sabah uyandığımda burnuma dolan kokusu yok. İstemsizce gözlerimi açıp yataktan kalktım üzerimdeki bu gecelikten kurtulmak istiyordum. Ben neden bu gerzek adamın kokusunu istiyorum mesela koca bir aptalım çünkü…Odaya çıktım Rüzgar hala uyuyordu ben kendimi banyoya atıp üzerimdekileri çıkardım. Duştayken kendi kendime devamlı Rüzgar'ın etkisine kapılma diye kendimi uyardım eh tabi ne kadar mümkün olurdu bilmiyorum. Bunu kendime bile itiraf etmek zordu ama ondan çok etkileniyordum. Gözleri o yeşil gözleri çok güzeldi mesela sonra pembe ve kahverenginin harmanlandığı dudakları öpme hissi uyandırıyordu içimde. Gülüşü yağmurdan sonra gökkuşağı kadar güzeldi. Ses tonu sanki huzur veren bir melodi... Ve tüm bunlara rağmen bir baş belasıydı. Berbat bir adamdı ve ben o berbat adamdan nasıl böylesine etkileniyordum.
Duştan çıktım. Rüzgar uyanmış yatağın içinde yine telefonla oyalanıyordu beni fark edince kafasını kaldırıp baştan aşağı süzdü bornozlu olduğum için kendimi kötü hissetim ve hemen giysi odasına girdim. Üzerime rahat bir elbise geçirdim ve saçlarımı kurutmak için çıktım Rüzgar ile tek kelime etmiyorduk. Saçlarımı kurutunca odadan çıkacaktım ki Rüzgar
"Beste."
O an duraksadım ve konuşmasını bekledim. Yataktan kalktı yanıma geldi elimi tuttu. Ani bir heyecan basması olsa da derin bir nefes aldım kafamı ona çevirdim.
"Efendim."
Gülümsedi ama o ukala gülümsemesine benzemiyordu. Gözlerinin içinde muziplik yapan çocuk ifadesi ile.
"Hadi barışalım seni kahvaltıya götüreyim bayılacaksın."
Gözlerimi devirdim.
"Aç değilim."
Kolumu sıkıca kavradı.
"Hadi ama birbirimize küs mü kalacağız?"
Sırıttım.
"Neden olmasın zaten devamlı kedi köpek gibi kavga ediyoruz."
Bu kez o yüksek bir kahkaha patlattı.
"Komik benzetme çirkin ördek ama burayı kaçırma derim inanılmaz lezzetli kahvaltısı vardır."
Şöyle bir düşündüm zaten onunla küs olmak isteyen kim ama kız evi naz evi edasıyla.
"Tamam ama senin arabanla gelmem."
Kaşları çatıldı.
"Haydaa ne yani taksi ile mi geleceksin?"
"Yoo benim arabamla sende benimle geleceksin."
Gözlerini devirdi.
"Sahi ne zamana kadar devam edecek bu inadın?"
"Bilmem şimdilik edecek gibi."
Pek tepki vermedi kafasını salladı ve üzerini değiştirmek için giysi odasına girdi bende aşağı indim Sema kahvaltı hazırlıyor canım ya.
"Sema'cım biz kahvaltıyı dışarıda yapacağız."
Biraz yüzü düştü gibi oldu.
"Krep yapmıştım."
"Ellerine sağlık sen ye sonra ders çalış kimse yok zaten."
Gülümsedi bu kez.
"Tamam o zaman."
Rüzgar'da aşağı inmişti birlikte evden çıktık. El ele.! Bahçede belki fikrim değişir umuduyla
"Cidden benim arabayla gitmiyor muyuz?"
Kafa salladım.
"En azından giderken ben süreyim yolu ben biliyorum ya hani."
Haklıydı şimdi şoför koltuğuna ben geçersem adresi bilmiyorum zor olacaktı. Arabaya geçtik bir yandan gideceğimiz yeri merak ediyorum Rüzgar'ı sinir etmek adına.
"İnşallah güzel bir yerdir yoksa burnundan getiririm."
Gözünü yoldan ayırmadan.
"Merak etme mükemmel bir yer."
Sessiz kaldım ve cevap vermeden yol boyunca gideceğimiz yeri merak ettim. Araba durduğunda yeşilliğin dans ettiği bir yerdeydik. Polonezköy'de bir yere getirmiş ama burası gerçekten mükemmeldi. Etraftaki yem yeşil ağaçlar. Renga renk çiçekler. Göletin içindeki ördek ve kuğular. Güzel bir köşeye geçtik. Garsonlar Rüzgar'ı görünce
"Hoş geldiniz Rüzgar Bey buyurun."
Hemen masaya geçtik bunu garsonlar nereden tanıyor Allah bilir kaç kızla geldi.
"Beni daha önceki flörtlerini etkilemek için getirdiğin yere getirmek pek akıllıca değil. İşe yaramadı."
Yüzüme bir süre baktı sonra gülümseyerek
"Kafanın içindeki dünyaya hayranım gerçekten bunca olayı nasıl çıkarıyorsun?"
Yüzündeki gülümseme bir anda yerini çatık kaşlara bıraktı.
"Güzel bir kahvaltı edelim bayılacaksın."
Gözlerimi o yeşil gözlerine dikerek.
"Bana uyar ama o kadar da etkilenmedim. Sanırım daha önceki kızlar fazla aptalmış."
Elimi tuttu
"Yalnız buraya getirdiğim ilk kız sensin."
Küçük çaplı bir şok ve heyecan patlaması içerisinde gelip giderken arka fonda işte şimdi çok etkilendim diye çığlık atıyordum. Bu adam gerçekten beni kendine aşık etmek için mi yapıyordu tüm bunları? Yok yani eğer öyle ise başarılı olmaya başladı bu durumdan hiç hoşlanmıyorum.
"Sana inanayım mı?"
"Doğruyu söylüyorum karar senin."
Gülümsedim.
"Neyse çok açıktım."
Kahvaltı sofrası yavaş yavaş dolmaya başlarken iştahım gittikçe kabarıyordu. Çeşitler bitmiyordu hepsinden yemek istiyordum fakat bunun için obez olmam gerekiyordu. Çayımdan bir yudum aldım.
"Güzel yermiş beğendim."
Bana doğru yaklaştı.
"Kahvaltı sonrası yürüyüşte daha çok seveceksin."
Kalbimin sesi dışarıdan duyulsaydı şuan arşa yükselen sesiyle dalga geçebilirdi Rüzgar. Konuyu değiştirmek amacıyla
"Hani şu balayındayken bahsettiğin kız aşık olmuşsun seni bırakıp gitmiş onunla da mı gelmedin buraya?"
Yüzü biraz ciddileşti çayından bir yudum alıp kesik bir nefes aldı sonra.
"Gelmedik. İlk kez seninle dedim ya."
O kızı çok merak ediyordum aslında Rüzgar Soykan'ı kendine aşık edebilecek bir kız helal olsun.
"Neler yapardınız genellikle onunla adı neydi."
Kaşları çatıldı.
"Burada gerçekten eskiden aşık olduğum kızı dinlemek istemezsin herhalde formalite de olsa evliyiz."
Zoraki gülümsedim. Önümdeki gözlemeden bir parça alıp sonra domates attım ağzıma. Keşke formalite bir evlilik olmasaydı her şey daha güzel olsaydı başka şekilde tanışsaydık ama her şey bir oyun maalesef kos kocaman bir aşk oyunu! Kahvaltımız bitti Rüzgar ayaklandı ve elini bana doğru uzattı.
"Hadi yürüyüş zamanı."
Elimi ona uzattım ve oturduğum yerden kalktım. Yürümeye başladık mis gibi havayı içimize çekerken onun yanımda olmasının verdiği mutluluğu tarif edemezdim. Birlikte yeşilliklerin içinde yürürken telefonunu çıkardı.
"Gülümse çirkin ördek."
Kollarını bana sarmaladı yüzümüz birbirine yakındı ve kocaman gülümseyerek poz verdim fotoğrafı çekince yüzüme minik bir öpücük kondurup.
"Eee hayranları özletmeyelim değil mi?"dedi
Telefondaki resmi instagrama attı.
"Ufak bir kaçamak yazarak."
Gülümsedim. Sonra bana yanaştı.
"Sıra sende hadi bakalım."
Gözlerimi devirdim.
"Bak sen, sen paylaşınca bende mi paylaşmak zorundayım?"
"Evet." Dedi kocaman sırıtarak.
Telefonumu elime aldım bende bir resim çektim. Biraz muzip bir resimdi benimkisi dil çıkarıp Rüzgar'a iki kulak yaptım ve sonra.
"Eğlenmek bizim işimiz." Yazarak paylaştım.
Rüzgar yeniden elimi tuttu. Gezinmeye devam ettik.
"Annem aramızın bozuk olduğunu anlamış biraz senin şu Şeyma'lar da kaldığın zaman sonra çıkan tatsız haberler."
"Aramız senin öküzlüğün yüzünden bozuk canım."
Kahkaha attı.
"Tamam tamam bütün öküzlük benim."
Biran cidden ne kadar öküz olduğu aklıma geldi.
"Beni öylece bırakıp gidebildin ne denir ki."
Biran durdu. Elimden tutup kendine çevirdi.
"Gitmedim çirkin ördek. Bekledim."
Yüzüm ciddi bir ifade aldı.
"Ne demek bekledin gittiğini gördüm."
"Köşede bekledim Şeyma ve Buğra gelip seni alana kadar."
Ağzım mini çaplı bir açıldı şaşkınlığı üzerimden atamadım tabi.
"Ama nasıl?"
"Seni öylece bırakıp gidecek kadar da öküz değilim. Düşüncesiz hiç değilim karımı öyle ıssız bir yerde hiç düşünmeden bırakıp gider miyim sence?"
"Bana laf attılar bir şey yapabilirlerdi."
Kaşları çatıldı
"Sana bir şey yapmalarına izin vermem. İcabına baktım o şerefsizlerin merak etme. Kimse karımı rahatsız edemez."
"Ne demek baktım ne yaptın?"
Yüzüme dokundu
"Düşünme şimdi bunları."
Ne demek düşünme beni bırakıp gittiğini düşünüyordum oysa gitmemiş sevinsem mi üzülsem mi?
"Beni neden arabandan attın?"
Gözlerini benim üzerimden çekti ve benden uzaklaşıp bir iki adım yürüdü.
"Şu ileride salıncak var ağaca yapılmış hadi gidelim."
Kaşlarımı çattım. Oldu olacak elime birde elma şekeri ver çenem kapansın. Çocuk muyum ben!
"Rüzgar!"
Durdu ve bana doğru döndü gözlerimi ayırmadan ona sabitledim. Yanına gittim.
"Arabadan neden attın beni?"
Bileğimden tuttu
"Çünkü kaprislerin yersizdi yok yere bağırmıştın ve sürekli formalite bir evlilik içinde olduğumuzu vurgulaman doğru değil birileri duyarsa neler olur düşünmedin mi?"
Kendisi buna hiç baskı yapmıyormuş gibi. Üstelik ikimizin olduğu hareket halindeki arabada kim duyardı.
"Düşünmedim sende öyle yapıyorsun."
Gülümsedi.
"Tamam hadi ama bunu konuşmayalım."
Elimden tuttu ve konuşmama fırsat vermeden salıncağa götürdü. Tabi ben çocuk muyum deyip salıncağı görür görmez heyecanla zıplayıp binmem bir oldu. Rüzgar beni sallarken ben mutluluktan sanki bulutlara uçuyordum arka fonda "Salla beni sevdiğim gönül salıncağında başım dönsün her şey dönsün salla beni dünyam dönsün gönül salıncağında" şarkısı çalıyordu resmen. Bir süre sallandım sonra indim yürümeye devam ettik ama ben artık eski Beste değilim kendime verdiğim sözleri tutamıyorum hızla Rüzgar'ın çekimine kapılıyordum. Biran durdum o benim kocamdı evet formaliteydi ama kocamdı ayrıca ben hiç korkak bir kız olmadım ona bir adım atmam gerek belki de. Ondan hoşlanıyordum sonuçta. Ben durunca döndü
"Ne oldu?"
Gülümsedim bir iki adım attım ona doğru. Elini tuttum. Anlamsızca gözlerime bakıyordu anlam dolu derinlikleri olan yeşil gözlerine bakmak beni heyecandan titretse de kendimi topladım. Ben duygularından kaçan biri değildim ki hissettiğimi anında söylerdim şuan onu öpmek istiyordum.
"Rüzgar ben..."
Oh ne kadar zor kalbinin içinde anlamsız bir çarpıntı ve o karnın içinde oluşan boşluk ılık ılık akan bir his cidden ilk kez yaşıyordum yok böyle söyleyemeyeceğim en iyisi birden öpeyim sonuçta durduk yere öpersem anlar ondan hoşlandığımı. Parmak uçlarımda biraz ona doğru yükseldim ve yaklaştım. İfadesiz bir yüzü vardı. Tam dudaklarım dudaklarına değmek üzereydi. Rüzgar geri çekildi. Allah'ım yerin dibine girmek istiyorum şuan geri çekildi öpmeme karşılık vermedi. Kırmızının elli tonu olmuş yüzümle öylece kalırken biranda.
"Bizi çekiyorlar."
Kaşlarım çatıldı. Arkamı döndüm bir iki tane genç kız bizim resimlerimizi çekiyor. Bütün öfkemle.
"Ne yapıyorsunuz?"
Tepki verince hemen telefonları apar topar çantaya atıp gittiler.
"Terbiyesizler. Özel hayata saygı diye bir şey var!
Rüzgar kolumdan tuttu.
"Tamam sakin ol. Kendilerince magazin yapıyorlar işte."
Ne olursa olsun öpüşüm yarım kaldı rezil oldum ve üstelik sanki bir şey yapmamışım gibi davranıyordu. Elimden tuttu.
"Hadi gidelim artık."
Kafa sallamakla yetindim. Eve gittik ve direkt odaya çekildi bense salonda yalnızlığımla tv izliyordum. Sema kahve ve kurabiye getirdi. Kahvemi yudumlayıp boş gözlerle tv bakarken neden yanıma inmedi diye düşünüyordum tabi adam bu evliliği benim gibi zoraki yaptı sonuç olarak oda hoşlanmak zorunda değil ama öyle gibiydi hareketleri tavırları kıskanıyordu demişti ama bana aşık olma demişti. Biran her şeyi bıraktım odaya çıktım ne yapıyordu saatlerdir yukarıda... Odaya girdim yatakta öyle uyuyordu. Seviyor muydum bu adamı ben. Başta imkansızı sevmeyi kabul edemiyordum. Şimdi onu gördüğüm zaman tarifi imkansız duygular yaşıyorum. Hiç bilmediğim bir ülkeyi seviyorum hiç bilmediğim bir dili konuşuyorum. Onu düşündüğümde sınırlar, insanlar, kurallar ortadan kalkıyordu ama en kötüsü onu düşündükçe mahvoluyordum. Yüzüne bir öpücük kondurdum sonra pijamalarımı giyip yanına kıvrılıp yattım. Kendine gel Beste kendine gel çok yanlış yoldasın. KURAL 1: Asla bir playboya aşık olma. KURAL 2: Asla bir playboy ile evlenme ki ben bu ikinci kuralı egale etmiş oldum ama birinciyi uygulamam lazım ve evet uygulayacağım kesinlikle!
Gözlerimi açtığımda uyku yorgunluğu vardı üzerimde saat öğlen 1 olmuş Rüzgar yanımda yoktu. Hemen kalktım elimi yüzümü yıkadım giysi odasına geçtim Rüzgar burada değil aşağı indim Sema tozları alıyor.
"Sema Rüzgar nerede?"
"Sabah erkenden işe gitti efendim."
Gülümsedim.
"Tamam kolay gelsin."
Odaya geri çıktım. Bu adam dün onu öpeceğimi anlamadı mı acaba benden mi kaçıyor yoksa. Kafayı yemek üzereyim. O sıra telefonuma mesaj geldi. Gönderen Rüzgar!! Hemen mesajı açtım
"Akşam kareokeye gidelim mi? Şeyma ve Buğra'da gelir."
Gözlerimden kalp emojisi çıkıyor resmen. Hemen bana inanılmaz gelen cazibe
"Olabilir. Bana uyar."
Hayır çokta istekli durmak istemiyorum. Direkt giysi odasına geçtim ne giysem diye bakıyorum güzel olmam lazım göz alıcı. Yaklaşık üç saat giysi odasında ne giysem diye vakit harcadım. Ben asla giyinmek miçin üç saat harcayan biri değlim benim bütün hazırlılarım normlade max 1 saat sürerdi. En son sonunda siyah mini bir kot etek, aüstüne siyah bir bluz giydim. Üç saatin sonunda efsane bir şey seçmem gerekti oysa yine sade olan bir şeyi seçtim ama kendimden ödün veremiyorum ben buyum işte öyle süs bebeği olamıyorum. Saçlarımın arasına hafif maşa attım ve yine sade bir makyaj yaptım saat 5'e geliyordu ki odanın kapısı açıldı Rüzgar'la göz göze geldik.
"Sen evde miydin?"
Gülümsedim.
"Ev kuşu oldum bugün öğlen uyandım."
Kahkaha attı.
"Ağzın açık uyumuşundur tabi."
Kaşlarımı çattım.
"Ben ağzım açık uyumam."
Kravatını çıkarıp gömleğinin düğmelerini açarken
"Sen öyle zannet." Dedi
Ayağa kalktım.
"Benimle uğraşmak için iftira atma."
Cebinden cep telefonunu çıkardı bir şeyler yapıp bana çevirdi ekranda ağzım açık uyurken ki bir resmim. Gözlerim kocaman açıldı.
"Ama bu!"
Kahkaha atmaya başladı.
"Ne zaman çektin sen bunu?"
Gülmesi devam ediyordu. Ağzım açık uyuyorum gerçekten de salak fırsat bu fırsat çekmiş hemen!
"Geçenlerde günün birinde işime yarar demiştim gün bugünmüş demek ki."
Öfkeyle
"Bu doğru değil insanlar uyurken onları çekemezsin özel hayata saygı duy."
Düğmelerini açmakta olduğu gömleğini çıkardı vücudu ile karşımda dururken saliselik bir dikkat kayması olsa da toparladım. Bana doğru geldi.
"Doğru değil dediğin şey aynı odayı paylaştığım ve aynı yatakta uyuduğum karım bu durumda özel hayat bir nevi ikimizin özeli olan yerde gerçekleşiyor o kadar da yanlış değil gibi ne dersin çirkin ördek." Dedi ve burnumu sıktı.
Ben çirkin değilim. Ördekte! Giysi odasına geçti arkasından öylece bakarken birkaç dakika içinde spor bir kıyafetle çıktı.
"Hadi sende hazır gibisin çıkalım mı?"
Kafa salladım. Çantamı aldım birlikte aşağı indik. Sema:
"Yemeğe kalacak mısınız?"
Ben kahvaltı bile yapmadım heyecandan ama sorsalar aç değilim ne olduysa bugün. Rüzgar
"Dışarıda atıştırırız." Dedi ve çıktık.
Bahçede ben kendi arabama doğru yöneliyordum ki kendine çekti.
"Hadi ama artık şuna son ver."
"Neye?"
Sırıttı.
"Arabama binmeme mevzusu sonuçta seni bırakıp gitmediğimi biliyorsun artık."
"Evet ama..."
Baskın bir ses tonu
"Hadi gidiyoruz."
Fiziksel güç avantajını da kullanarak kollarımdan tutup arabasına bindirdi hatta emniyet kemerimi bile taktı. Şoför koltuğuna geçip arabayı çalıştırdı.
"Zorba mısın sen! Binmek istemiyorum dedim sana."
Kahkaha attı.
"Evet zorbayım ben."
Birde pişkin. Allah'ım yeryüzünde hoşlanılacak adam mı kalmamıştı neden bu neden bunu sevdim acaba. Hayır Beste bu seni süründürür yapma kızım sevme sakın bunu.
"Hem bu karaoke olayı nereden çıktı?"
"Buğra geçen demişti bende bugün uygundum istemezsen dönelim."
"Yoo gidelim bindik artık zorla."
Gülümsedi ama cevap vermedi. Mekanın önüne gelince tabi mutlu evli çift oyunu ile el el tutuşup içeri girdik bizimkiler gelmiş hemen yanlarına gittik. Şeyma'nın yüzünde güller açıyor.
"Hayırdır."
Şeyma ve Buğra göz göze baktı sonra.
"Biz sevgili olduk."
Kahkaha attım zaten beklendik bir olaydı. Şaşırmadım biz dost kalmaya karar verdik dese daha şok olurdum.
"Ne zaman?"
"Bugün."
Şeyma'ya sarıldım. O benim kız kardeşimdi diğer yarım beni tamamlayan eksik parçamdı. Ailemizin diğer kızı, onun mutlu olmasını her şeyden çok isterim.
"Çok mutlu olun canlarım."
Buğra'ya döndüm
"Onu üzersen ciğerini kedilere veririm."
Buğra kahkaha atarak.
"Abi senin hatun manyak dikkat et sen." Dedi
Rüzgar bey cool bir tavırla
"Manyaklığı bana işlemez."
Hiç cevap vermedim eğlencenin tadını bozamazdım. Masaya geçtik siparişleri verdik. İçkiler geldi kendime çok içmeyeceğim diye söz vermiştim o yüzden birinci kadehteydim hala ve üstelik şarap içiyordum. Herkes sırayla şarkılar söylüyor filan birden Şeyma çıktı sahneye çıktı.
"Sıra bende sanırım."
Buğra aşkla ona bakıyor. Şeyma
"O zaman sevgilim için." Dedi şarkıya giriş yaptı.
Nil Karaibrahimgil'in Ben Ona Resmen Aşığım şarkısını söylüyor kendi çılgınlığına yakışır şekilde sahnende birbirlerine kur yapmalar filan aşırı tatlılar. O sıra benim birinci kadehim bitti Rüzgar yanımda kulağıma eğildi.
"Bir şey yemedin boş mideyle içme kusarsın."
Gülümsedim.
"İyiyim merak etme ağırdan alıyorum."
"Tamam sen bilirsin."
Şeyma şarkıyı bitirdi kocaman bir alkış kopardık tabi yanımıza gelince Buğra minik bir öpücük kondurdu.
"Benim sesim berbat ötesi buradaki diğer insanlara bu işkenceyi yapmak istemiyorum ama sana baş başayken söylerim." Dedi.
Kahkaha attık.
"Olur sevgilim."
Ben ikinci kadehimi aldım o sıra başka insanlar şarkı söylemeye devam ediyor Buğra ve Şeyma resim çekiniyorlar Rüzgar eğildi
"Sende benim için şarkı söylesene."
Kaşlarımı çattım
"Nedenmiş?"
Sırıttı.
"Düğünümüzde söyledin ya."
Evet söyledim ve benimle dalga geçti. Ne demişti bana hah evet işkence edilen karga demişti.
"İşkence edilen bir karga gibi sesim olduğunu söylemiştin."
Gülümsemesi büyüdü.
"Seni kızdırmak için dedim."
Şarabımdan bir yudum aldım. Öyle değil miydi yani? Güzeldi sesim beğenmişti gıcıklık olsun diye mi demişti? Tabi öyle olsun diye demişti sesim kötü mü sanki.
"Söylemek istemiyorum."
Ayağa kalktı.
"Peki ben söyleyeyim madem."
Kendini birden sahneye atınca herkes bunu alkışlamaya başladı. Şarkımı söyleyecek cidden! Kime bana mı söyleyecekti.?Benim için bir şarkı öyle mi? Kalbim ağzımda bekledim gözlerime baktı müzik girdi ve sözler Rüzgar'ın ağzından dökülmeye başladı.
Aldım başıma belayı
İlk günden belli biraz delisin
Biraz kendine has
Biraz maceracı
Sesi gerçekten çok güzel ilk kez duyuyorum. O sarhoş olup saçmaladığı kara geceyi saymazsak bu ilkti ve harikaydı. Gözlerimin içine bakarak sadece ben varmışım gibi söylüyordu. Gülümsüyordu. Yüzü nasılda güzeldi.
Aldım başıma belayı
Yüzün, ellerin can yakıyor gamzelerin
Dert oluyor gidişin
Dert oluyor hemen dönmeyişin
Resmen bana bu şarkı benim gamzelerim var işte yoksa oda bana mı aşık heyecandan kadehimi bitirdim.
Sesinde Aşk Var bir ben duyuyorum
Kalbimde taşla yapamam biliyorum
Sabaha olunca çık gel bekliyorum
Sesinde Aşk Var bir ben duyuyorum
Kalbimde taşla yapamam biliyorum
Sabaha olunca çık gel bekliyorum
Benim mi sesim de aşk var bu bildiğin ilanı aşk bana ya Beste kendine gel alt tarafı şarkı kızım abartma ama çok güzel söylüyor ve hala gözlerime bakıyor. Beni ateş bastı bir kadeh daha aldım.
İlk sofra kurulunca koş gel bekliyorum
Son şarkı duyulunca durmam söylüyorum
Sesinde Aşk Var bir ben duyuyorum
Aldım başıma belayı
Yüzün, ellerin can yakıyor gamzelerin
Dert oluyor gidişin
Dert oluyor hemen dönmeyişin
Sesinde Aşk Var bir ben duyuyorum
Kalbimde taşla yapamam biliyorum
Sabaha olunca çık gel bekliyorum
Şarkı bitti en çok ben alkışladım. Yanıma geldi gülümsedi. Gülümsedim.
"Harikaydı." Dedim
Belimden kavradı kendine çekti. Dudaklarını yanaştırdı bana doğru.
"Sadece harika mı? Bence olağanüstüydüm."
Kahkaha attım bay ego. Yanağına bir öpücük kondurdum.
"Tama tamam fazla iyiydin şımarma."
Yüzüme dokundu
"Sıra sende."
Toplum içinde böyle aşk böceği hallerimiz gittikçe hoşuma gitmeye başladı. Kadehin hepsini birden diktim ve sahneye çıktım aynı şekilde alkışlar telefon ile görüntü çekenler var bir sürü. Şarkıyı seçtim ve başladım.
Karanlığın içinde yandı gözbebeklerim
İlk önce gözlerini gördüm
Ilık rüzgârlar misali, sesin değdi tenime
Belki bin defa yanıp yanıp söndüm
Düğün gününden on kat daha heyecanlıydım. Ellerim titriyordu. İsteyerek şarkı söylüyordum ona içimden geldiği için ve çok mutluydum.
Bir yanda sen
Bir yanda tövbeler
Bir yanım karşı koyar
Bir yanım ister
Derin bir nefes aldım ve can alıcı kısma giriş yaptım.
Serserim benim, deli dolu sevgilim
Kor gibi sıcak ya da sular gibi serin
Gelme uzak dur korkuyorum çok
Çılgınlık bu halim yok.
Serserim benim, deli dolu sevgilim
Kor gibi sıcak ya da sular gibi serin
Gelme uzak dur korkuyorum çok
Çılgınlık bu halim yok.
Gözlerimin içine öyle bakıyordu ki karma karışıktı hisleri sanki. Şarkıyı bitirdim. Herkes alkışlarken ben sadece Rüzgar'a bakıyordum. Sahneden indim. Beni kollarının arasına aldı. Burnuma öpücük kondurdu. Etrafta hala bizi çeken insanlar vardı.
"Harikaydı. Bu kez işkence edilen bir karga gibi değildi üstelik."
Kaşlarımı çattım. İlk seferde de değildi zaten.
"Tamam tamam kızma. Hemen çattı kaşları."
Gülümsedim.
"Şarkıdaki serseri ben miyim?"
Cevap vermeden masaya geçtim onun kadehinde duran viskiyi diktim.
"Yavaş git istersen ağırdan alacaktık hani."
Yüzümü sevdi. Bir şey demedim evet şarkıdaki serseri sensin şarkı tamamen benlik bir yanım karşı koyuyor diğer yanım deli gibi istiyor. Uzak durmanı istiyorum korkuyorum çünkü tam bir çılgınlık ama uzak olunca kahroluyorum ve evet serserinin tekisin diyemedim. Ağzıma birkaç çerez attım yanıma oturdu.
"Daha fazla içme istersen."
Gülümsedim.
"Korkma sarhoş değilim yemin ederim."
"Sarhoşsun demedim ama miden bulanacak akşam yemeği yemedin."
Beni ne kadar da düşünüyor. Sabah kahvaltı bile yapmadığımı bilse nasıl endişelenir kim bilir. Birden anlamsızca dudağının kenarına öpücük kondurdum
"Ne kadar da beni düşünüyorsun öyle."
Birden şaşırsa da belli etmemeye çalıştı gülümsedi. Şeyma atladı o an
"Ya size ne oldu dünyanın sonu mu?"
Buğra'da ona destek vererek.
"Aşırı iyisiniz evlilik oyununu biz biliyoruz bizi kandırmaya çalışmayın."
Kahkaha attı Rüzgar
"Biz etraftaki diğer insanlara oynuyoruz zaten."
Ben oynamıyorum kendi adına konuş gayet içimden geldiği gibi. Neyse yine bir şey demedim tabi şarkılar eğlenceler devam etti. Ben bir kadeh daha içmek istedim ama ne yazık ki izin vermedi Rüzgar Bey. Saat geç olmuştu Şeyma ve Buğra'da aşk böceği zaten.
"Kalkalım artık eve geçeriz." Dedi Şeyma
Bizde kalktık he birlikte mekandan çıkacakken görevlilerden biri.
"Magazin dışarıda efendim arka kapıdan çıkın isterseniz."
Kaçar gibi ya da bir olay varmış gibi gerek yoktu bunu yapmaya ön kapıdan çıktık. Rüzgar elimi tutuyordu yine sım sıkı.Flaşlar patlamaya başladı bu kez ilk
"Şeyma Hanım yeni bir aşk mı?"
Şeyma gülümsedi.
"Evet arkadaşlar."
Ard arda çekilen resimler ve gelen sorular.
"Hayırlı olsun efendim."
"Beste Hanım kutlamak için mi buluştunuz? Çöp çatanlık mı yaptınız?"
Gülümsedim sadece. Valla kendi aralarını kendileri yaptı ben öyle çöp çatanlık sevmem zaten.
Bu kez Rüzgar'a soru yöneldi.
"Rüzgar Bey içeride aşk şarkıları ile birbirinize övgüler yağdırmışsınız."
Rüzgar kahkaha attı.
"İyi geceler arkadaşlar kolay gelsin."
"Beste Hanım hala ayrılık haberlerine rağmen yan yana olmaya devam ediyorsunuz neden bu haberler çıkıyor sizce?"
Cevap vermedim. Size sormak gerek. Haberi yapan ben miyim sizsiniz ben iki aydır kocamla eİyi geceler diyerek bende arabaya geçtim. Şeymalarla vedalaştık onlarda kendi arabasına geçti. Muhteşem bir gün olmuştu ve sanki Rüzgar'da benden hoşlanıyor gibiydi öyle hissetmiştim. Bu beni biraz mutlu etti tabi... Eve geldiğimizde Sema çoktan uyumuş odaya çıktık. Banyoya geçip ellerimi yıkadım banyodan çıktığımda Rüzgar tişörtünü çıkarmış giysi odasına gidecekti. Biran önüne dikildim. Şaşkın şaşkın bana baktı.
"Beste ne oldu?"
Yutkundum derin bir nefes aldım. Hissettiklerimden kaçmak anlamsız olurdu. Seviyorsam seviyordum işte illa ki erkek adım atacak diye kural yok ki herkes kendi hislerinden sorumluydu. Ben korkak bir kadın olmadım hiçbir zaman o yüzden şimdi de en cesur halimle olacağım. Seviyordum onu bence oda beni. Oyun olan bu evlilik nasıl bu hale geldi Şeyma haklıydı o haklıydı geriye dönüp baktığımda hayal kırıklığı yaşamamam için her şeyi gerçekçi yapmıştı en sonunda sevgimizde gerçek oldu. Ani ve hızla gelişen bir tepkiyle cümle döküldü ağzımdan
"Sanırım sana aşık oldum."