19.Bölüm

3289 Words
Burnuma dolan çiçeğimsi koku ile yüzümde gülümseme ile uyandım. Gözlerimi açtım Beste'nin saçları burnuma kadar gelmiş. Saat 07.20 ne kadar masum uyuyor demek isterdim ama ağzı açık şuanda dayanamayıp resmini çektim sonra selfie yaptım. Gördüğünde beni parçalardı ama olsun. Onun telefonun alarm sesiyle sıçradım oda istemsizce gözlerini açtı alarmı kapattı döndü bana baktı. "Günaydın." "Günaydın." Yüzünü buruşturdu. Bıkkın bir nefes alıp verdikten sonra bana baktı. "Ben bugün eve gelemem büyük ihtimal sabaha karşı yani." "Neden?" "Set uzar bugün." Neden uzuyor bu set neden eve gelmiyor bu kız. Neyse kızdırmaya lüzum yoktu. "Tamam kolay gelsin sana." Gülümsedi yataktan çıkıp paytak yürüyüşlerle banyoya girdi bende hemen üzerimi değiştirip onun çıkmasının ardından elimi yüzümü yıkadım. Saçlarını tararken. "Kahvaltıya kalmayacağım annenlere söylersin." "Kalsaydın ye bir şeyler." "Sette yerim ben vaktim yok. At binme eğitimi var bugün birde. Uyanamadım bile sıkışık bir gün." "Olur." Banyodan çıktım oda parfümünü sıktı çantasını aldı. "Bu arada arabamın anahtarı nerede?" "Mesut'tan al ondadır." Kafa sallayıp çıktı hızla. Evet evlendiğimiz ilk sıralar yani şunun şurasında bir ay önce kız evdeydi devamlı geziyordu tozuyordu şimdi çalışmaya bir başladı yüzünü gören cennetlik. Kahvaltıya indim annemle babam kendi aralarında sohbet ediyordu beni tek görünce. "Beste nerede yine kavga mı ettiniz yoksa?" "Hayır anne sete gitti bugün gelemeyecekmiş sabaha karşı biter dedi." "Ah kızım ne gereği var kendini böyle yoruyor oysa gelse şirkete saati belli." Kahkaha attım annemin bu sözleri ile sanki kız memurda başka bir işte sürünüyor. "Anne kızın işi bu o çok mutlu halinden." "Aranız nasıl barıştınız mı?" Kafa sallamakla yetindim. "Aman oğlum tekrar küstürme karını bak gördün olanları. Bu kız deli eyvallahı yok kimselere" "Tamam anne." Tam kalkacağım sıra Ece indi kahvaltıya "Herkese günaydın." "Günaydın küçük hanım." "Yengoşum nerede benim ya?" "Yengoşun çalışıyor bir süre ayrı kalacaksınız." Dudak büzdü. "Alışveriş yapalım diyecektim bende neyse tek giderim artık." "Çok gezme." "Tamam Rüzgar çocuk muyum?" Kaşlarımı çattım. "Ayağımın altına alırım seni laf yetiştirme bana." Eliyle ağzının fermuarını kapıyormuş gibi hareket yaptı bu hali hepimizi güldürdü. Birkaç parça daha atıştırıp evden çıktım. Şirkete geldim benim içinde çizimime tüm titizlikle devam ettim ufacık bir ayrıntı bile önemliydi eğer ben atlarsam her şeyin düzeni yerle bir olurdu eksik çizim demek eksik inşa edilmesi demek eksik inşa edilmesi ise birçok sorun ve zarar demekti. Bir ara kafa dağıtmak için instagrama girdim Beste sevgili rol arkadaşı ile resim atmış sonra video en az beş kez izledim baktım. "Evet arkadaşlar şimdi size karavanında tembellik yapan bir adet Kaan Urgancıoğlu göstereceğim..." Kaan'nın karavanına gidip uyurken onu videoya aldığı sıra uyanıyor ve kıkırdaşmalar. Kolu karımın omzunda keyifler yerinde bu oyunculuk zor iş oyuncu eşlerine daha zor ben daha benim olmayan gerçekten karım olmayan kadın için böyle dert ettiysem karısına aşık ve gerçek evliliği olan insanlar sinir krizi geçirir. Kapattım telefonu çalışmaya devam ettim. Akşama kadar çizimle uğraştım ama bitmişti sonunda herkes çıkmıştı ama ben bitirmek için kaldım saat 9'a geliyordu şirketten çıktım ve arabama bindim. Eve doğru giderken Beste'yi aramak istedim aradım ama açmadı. Kaan'la videolar çekerken telefon elinden düşmüyor ama neyse kötü düşünmeyeyim çekimdeydi demek ki. Eve geldim direkt duşa girip uyumak istiyordum ama annem kapı önünde karşıladı. "Hoş geldin." "Hoş bulduk annecim ne oldu?" "Oğlum bugün haber geldi sizin ev tamamlanmış içinin eksik eşyaları var ama seçmeyecek misiniz?" "Anne beni bulaştırma eşyalara Beste'de çalışıyor sorayım ben ona istemezse sen hallet bize göre spor şeyler." "Tamam odadaki eşyaları da yavaştan göndeririz." "Olur." Annemle konuşmamız bitince odaya çıktım duşa girdim ve hemen yatağa geçtim. Bu kız beni çoğu zaman deli ediyor bazen nefret ediyorum onun ukala tavırlarından ama şimdi yatağa tek başıma girmek bir tuhaf hissettiriyordu. Gözlerimi kapadım. Bugün çizim yapmaktan boynum başta olmak üzere tüm eklem yerlerimde acı oluşmuştu. Tam uykuya dalacaktım telefonum çaldı baktım Beste arıyor açtım. "Alo." "Selam aramışsın çekimdeydik yeni gördüm." "Merak ettim ondan iyi misin nasıl gidiyor?" "İç çekimleri bitirdik şimdi dış çekim olacak." "Dikkat et kendine." "Tamam. Sen nasılsın bu arada." "Bende şirketten yeni geldim yatıyorum şimdi." "Öyle mi dinlen o zaman sende." "Tamam ha Beste ev tamamlanmış ama eksik eşyalar varmış annem ne zaman bakacaksınız diyor." Bir süre sessizlik oluştu. Cevap vermesini bekledim ama yok benimle aynı eve çıkmak istemiyordu doğal olarak. "Beste." "Pardon kafamda plan yapıyordum şimdi sabah 6'ya doğru çekimim bitecek eve gelip duşa girip hemen uyurum yani üç dört saat uyumam lazım sonrasında sende müsait olursan bakmaya gidelim çok vaktim olmayacak çünkü akşam yeniden sete geleceğim ve kaçta biter bilmiyorum sonra iki gün şehir dışı çekimlerim var." Ne demek şehir dışı çekimleri olmasın gitmesinler İstanbul'un suyu mu çıktı. Neyse ne desem fayda olmazdı. "Tamam öyle yaparız." "İyi geceler o zaman." "Sanada iyi çalışmalar." Gülümsedi telefonu kapadım ve sonrasında saniyeler içinde uykuya daldım. Kollarımın arasında bir şey hissettim hafif gözlerimi araladım Beste. Rüya mı görüyorum bu kızın ne işi var burada saate baktım 8'e geliyor. Setten gelmiş uyumuş demek ki. Kollarımın arasında yavru bir kedi gibiydi epey ufak kalmıştı. Rahatsız etmemek adına kıpırdamadım kendi kendine uyanana kadar böylece dururdum diye düşünüyordum ki bende tekrardan uykuya daldım. Yataktaki kıpırdanmalar ile gözlerimi açtım Beste uyanmış bana baktı. "Günaydın." "Günaydın saat kaç?" "11" "Sen kaçta geldin uyusaydın keşke." "Tahminimden erken bitti set 04.30 da paydos verdik." "İyiymiş kahvaltı edelim o zaman sonra çıkarız eşyalar için." "Olur ama hemen bitirsek iyi olur bikini kataloğu için çekim var bugün sete geç gideceğim o çekimlerin bitmesi gerek." "Ne bikinisi? Gitme boşver." "Saçmalama adamlar parayı yatırdılar bile ortada ben yokum. Nefes alacak vaktim yok ne yapacağım bilmiyorum. Beni sen bırakırsın değil mi? Araba kullanacak halim yok senin işin varsa Mesut...." "Bırakırım tamam hadi çabuk çıkalım o zaman." Üzerlerimizi değiştirip aşağı indik elinde ekmek kemiren Ece Beste'yi görünce üzerine atladı. "Yengoşum nerelerdesin sen yollarına gül dökeyim nasıl özledim." Bu haline kahkaha attı Beste. "Çalışıyorum güzel kız ekmek parası." "Emektar kadın işte hayat zor hayat zalim ve yengoş çalışıyor." "Bizi lafa tutma Beste tekrar çekime gidecek alışverişe gitmemiz gerek." "Ne alışveriş mi? Bende gelsem lütfen." "Hayır gelemezsin." "Abimm canım ne olur." Yalaka bana işi düştüğünde ya da çok kötü hissettiği zamanlarda abi derdi zaten. Ben tam hayır diyecektim ki Beste. "Tamam gel hadi." Kendince sevinç dansı yaparak eşyalarını almak için odasına çıkmaya gitti. "İki dakikan var beklemem." Evden çıktık Beste ile arabaya geçtik çok geçmeden Ece'de geldi. Aşırı mutlu snaplar çekiyor tabi bizi de almazsa olmaz "Yengoş sayesinde takipçilerim arttı vallahi. Yengoşun ev halini çek at diyen uyurken at diyen herkes deli gibi soruyor istiyor." "Oldu olacak kız sıçarken de atsın." "Ne kadar ayıp!" Dedi Ece. Biz yol boyunca itiştik en sonunda kahvaltı için bir yerde durduk. Mekana girdik fazla kalabalık değildi Allah'tan siparişleri verdik. "Yengoş filmin teması ne nasıl anlatsana kavuşacaklar mı?" "Spoiler veremem uğraşma Ece." Gözlerini devirdi. "Bu oyuncular pek gaddar ya hiç kopya vermek yok ayıptır günahtır." Kahkaha attı Beste. Bu kızın salaklıkları Beste'yi güldürüyordu ilgin. Beste aslında iyi bir arkadaştı yani karı koca anlamında birbirimize bir şey hissetmiyorduk zaten. Aynı yatakta kardeş gibiydik ve Beste benim tarzım değildi zaten o yüzden onunla o tarz bir şey düşünmek istemiyordum. Daha çok eğlenceli ve güzel zaman geçirilecek biriydi. Onu sevemezdim çünkü parçalanırdı ben sevmeyi bilen biri değilim birine bağlı kalmayı bilen güven vadeden. Tüm bunları düşünürken kahvaltımız geldi Ece ve Beste öyle iştahla yiyor ki onları görünce bende dayanamadım ve gömüldüm. Muhteşem kahvaltının ardından çıktı ve eşyaları bakacağımız yere geldik. Koltuklara bakıyorlardı Ece ile benim çokta umurumda değildi aslında sonuç olarak koltuk işte zaten aylar sonra boşanacağız ne önemi vardı özenmenin. Beste yanıma geldi. "Oturma odasına şu koltukları seçtim bej ve adaçayı yeşili soft tonları iyi içimizi açar hem." "Olur." "Salon için Nebahat Annenin seçtikleri çok güzel salona abajur filan alırız sadece." "Tamam." Bende kitaplık bakıyordum çok severdim kitaplıları. Dekoratif bir kitaplık çarptı gözüme. "Beste kitaplık nasıl?" "Çok hoş beğendin mi sende?" "Evet kitaplarımızı yerleştiririz." "Süper olur. Hatta bir ara yeni kitaplar alalım ben bayadır alamıyorum." "Olur benim de çok kitabım var içinde okumadıkların varsa göz atarsın. Bilim Kurgu ve Polisiye tarzı genelde aşk okumam ben ama." "Polisiye romanlarına bayılırım deli misin? Aklından Bir Sayı Tut serisinin hepsini, okudum." "Bende efsane bir seri filmi yapılsın giderim o derece." "Değil mi? Katılıyorum." Gülüştük.Bir iki saat bu şekilde alışveriş yaptık ve sonunda her şey gönlümüzce olmuştu. Hep birlikte bikini çekimlerinin olacağı kumsala gittik Şeyma çoktan gelmiş ekibi hazırlamış giyilecek bikinileri tek tek ayarlamış. Hızlıca Beste'yi hazırlığa aldılar Ece çok merak ediyorum kalalım bizde deyince o bahane ile bizde izlemek için kaldık. Beste karavandan bir çıktı şahane bikini ile kameraların karşısına oradan oraya sekiyor ceylan gibi poz veriyor. Elinde balonlar falanlar derken en az yirmi bikini, mayo giyip çıkardı. Bu kız zayıfmış ya bele baksana kürdan gibi ben kollarımı sarsam kaybolur herhalde neden bu çirkin ördeğe kollarımı sarayım hem çiroz değil doldun kadınlardan hoşlanırım ben. Herkes Beste'ye mi bakıyor fiziğine reklam yüzü olacak başka şey bulamamış gibi bikini, mayo oldu şu stilist adam da poz verdireceğim diye kızın her yerine elledi. Bak bak şu işveli cilveli pozlara bak ben bu kadınla her gün aynı evdeyim şu haliyle alakası yok. Squat poposu mu yapmış o hiç fark etmemiştim. Aman sanane oğlum isterse Kim Kardashan poposu yapsın... 2 saatten fazla süren çekimler bitince hızlıca yeniden üzerini değişti Şeyma ile geldiler. "Sete gitmem gerek şimdi bugünkü set Anadolu yakasında birde..." "Bırakırım ben stres yapma." Şeyma elinde hazırladığı değişik renkte cam şişedeki içeçeği uzattı Beste'ye. "İç şunu enerji kaybı yaşamaman gerek. Kan şekerini dengeler. Taze ben yaptım arabada soğutucudaydı." "Teşekkür ederim. Tansiyonum düşmeye başlamıştı." "Ben asla izin vermem tansiyonunda senin de düşmene hadi iç iç yarasın. Yok ya kız resmen dört saatlik uyku ile oradan oraya koşuşturdu keşke eşyalar için acele etmeseydik dinlenseydi biraz daha ama neyse artık kendi tercihi ne yapalım.Beste çekim için yanımızdan ayrıldı bizde Ece ile eve döndük işe gitmeyecektim zaten. Eve geçip Beste'nin de yerine ben dinlendim onu görünce ben yoruldum resmen. Ondan sonraki iki gün yoktu. Bolu'ya gittiler orada çekimleri daha yoğundu doğru dürüst konuşamadık bile benim de iş yoğunluğum fazla olduğu için gidemedim yanına. Orada biraz aksiyon sahneleri varmış silahla falan çalıştıkları esnada ne olduysa bileğini zedelemiş. Setin de son günü olduğu için döndüler. Sağ kolunun bileği sargıdaydı eve geldiğinde gözleri yorgunluktan kan çanağı olmuş. "İyi misin? Gittin mi doktora? Nasıl çalışacaksın bu halde?" "İyiyim sorun yok doktor krem falan da verdi alışkınım bir keresinde motordan düşmüştüm çekimde." Güldüm oda güldü. Motordan düşmüş hey Allah'ım dublorü yok mu bunun kahramancılık mı oynuyor nedir anlamadım? "Ağrıyor mu?" "Yok ya iyi şuanda yarın dövüş sahneleri için eğitim var o zamana kadar acısı dinse yeter." "Bu kolla ne dövüş sahnesi çalışacaksın? Delirdin mi?" "Fazla zorlamam çalışmam gerek." Kendini hemen duşa atıp ardından yatağa girdi. Sabah işe gidecektim aslında ama Beste'nin arabası arıza yapmış boks mu her ne haltsa onun için oraya bırakmaya gittim onu sonra biraz izler öyle giderim diye bekledim onu hocayla karşılıklı yumruk, tekme atışları valla helal olsun görünüşte sıska ama çat çat nasıl yumrukları atıyor bacağını az önce kafasına kadar kaldırdı zaten küçükken bale ve jimnastik yapıyordu bu onunda etkisi var dünyadaki en garip antin kuntin kadınla evlendim. Otursana şöyle rahatça şirkette babanın parasını ye baban olmazsa kocanınkini ye illa o kolu bacağı sakatlayacak bak nasıl yumruklar atıyor öyle yırtılacak bir yerleri bunun hayır o değil sonra annesi benim canıma okur. En son nefes nefese kaldı ellerinde boks eldiveni çöküverdi yere. "Tamam hadi çok zorlamayalım seni bugün yeter bu kadar. Bileğin sakat zaten." "Tamam hocam sağolun." Yanına gittim eldiveni çıkardım bileğine baktım al işte şişmiş öyle deli gibi yumruklar atarsa olacağı bu hayır madem yumruk atıp birini pataklayacak bana söylesin ben çok güzel pataklarım Kaan'a mı yumruk atılacak ben atayım birini mi yere sereceğiz ben sereyim senin neyine. "Şişmiş hadi gel bir doktora gidelim." "Aaa hayır sete geç kalacağım acımıyor." "Delirdin mi şiş." "Sette revire gösteririm iyiyim gerçekten idare ederim. Geç kalamam Rüzgar. Buz uygularım ben ağrım yok” "İyi keçi kılıklı." Sete bıraktım teşekkür ederek hızlıca kayboldu yanımdan.İstanbul'a geri döndüğünde pek bir şey değişmedi yani Beste'yi daha az görür oldum sadece sabahları uyanıyor kahvaltı yapıp işlerini hallediyor ve çekime gidiyordu ki geçen sabah eve bile gelememişti çok yoğun çalışıyordu ve dört gündür toplasan iki saat yan yana gelememişizdir. Bugün repo günüydü ve sonunda eve taşınacaktık aslında her şey hazırdı bir tek eve bizim gitmemiz eksikti annem yardımcımızı bile ayarlamış. Düşünceli kadın. Beste ile telefonda konuştuk yarım saate gelirim demişti üzerimi değiştirip aşağı indim. Ece beni görünce yanıma koştu "Yengoş gelmiyor mu nerede kaldı?" "Sen ne yapacaksın Beste'yi gelsin çıkacağız zaten." "Oğlum yemek filan yeseydiniz." "Anne Beste ile konuştuk kız yorgun direkt gidelim biz o dinlensin." "Öyle olsun." O sıra Beste geldi. Bizi görünce gülümsedi. "Merhaba." "Hoş geldin kızım çökmüşsün vallahi şu haline bak." Gülümsedi. "Az kaldı ama film bitecek rahatlayacağım." "İnşallah." Bana döndü Beste "Ne yapıyoruz şimdi?" "Eşyaların hepsini dün gönderdik çantamızı alıp çıkıyoruz." "Tamam o zaman." Annemin yanına gittim. "Sultanım hadi kendine iyi bak." Annem sanki gurbete gidiyormuşuz gibi gözleri doldu. "Anne ağlama saçmalama lütfen sanki dünyanın ucuna gidiyoruz." "Aman alıştım işte ne yapayım." Babam şirkette olduğu için onunla vedalaşmadık Ece Beste'ye vantuz gibi yapıştı "Güle güle yanıma gel yine sıkılırım ben burada." "Sende gelirsin Ece'cim" Ece gülümsedi "Tamam hadi bay bay." Arabaya geçtik. Ofladı Beste döndüm "Ne oldu?" "Ölüyorum dün iki saatten fazla dış çekim vardı mahvolduk." "Derin bir uykuyu hak ettin." Gülümsedi. Evin önüne geldik bugüne kadar ne ben ne de Beste hiç gelmedi bakmak için. Arabayı durdurdum. Kocaman bahçesi olan iki katlı bir evdi. Beste arabadan inince şöyle bir eve baktı dışarıdan. "Bahçesi güzelmiş." Bahçede büyük birde tekli bir salıncak vardı. Bahçede oturmak için bir masa vardı. Havuzun olduğu tarafta iki tane şezlong ve şemsiye vardı. İçeri girdik. Annem anahtarı vermişti kapıyı açtım Beste kapının önünde duruyordu. "Ne oldu girsene?" "Şey evlendiğimiz ilk gün geldi aklıma beni eve almamıştın ya acaba yine yapar mısın diye?" Kahkaha attım. "Saçmalama gel hadi." İçeriye girdik Gözüme ilk salon çarptı. Bej koltuk ve çiçekli berjerleri olan bir salondu. Duvara monteli büyük lcd tv ünitesinin yanında Beste ve benim düğün fotoğraflarımızdan biri şık bir çerçeve içinde yerini almış.Yemek masası benim seçtiğim kitaplık ve Beste'nin aldığı ayaklı abajur duruyordu. Beste "Ev harika tamam ben yatmaya gidiyorum." Tam arkasını döndü gidiyordu. "Yatak odası nerede?" Gülümsedim. "İkinci katta sağdan ikinci kapı demişti annem." Hızla merdivenleri tırmanırken bende arkasından gittim. Odanın kapısı açıldı burası bizim evdeki odadan daha büyüktü. Sağda banyo kapısı vardı sol tarafta bir kapı daha kafamı uzattım şöyle burasıda giyinme odasıydı kıyafetler ve ayakkabılar buradaydı. Diğer evdeki gibi Beste için bir makyaj aynası boy aynası diğer evdekinden daha rahat ve büyük gözüken koltuk ve tv vardı. Beste bana döndü. "Ben uyuyorum o zaman." "Tamam." "Sen ne yapacaksın?" "Aşağıda tv izlerim yardımcı yarın gelecekmiş zaten takılırım öyle." Kafasını sallayıp yatağa girdi. Odadan çıktım evet evimizde ilk günümüzdü aşağı indim mutfağa geçti siyahın hakim olduğu bir mutfaktı annem güzel seçimlerde bulunmuş gerçekten. Buzdolabını açtım içinden domates biber ve mantarı çıkardım. Tavuğu aldım ilk güne özel yemek yapayım en iyisi Beste'ye de değişiklik olur. Sebzeleri yıkayıp doğramaya başladım tavaya doğradığım sebzeleri atarken makarna için su koydum bir yandan salata yapmaya koyuldum. Pişen sebzelerin üzerine tavuğu koydum oda suyunu çekince mantarı ilave ettim ve ağzını kapadım. Salatayı yaptım makarna suyu kaynayınca makarnayı ilave ettim. Yaklaşık on dakika sonra makarna kaynayınca süzüp onu sosladım makarnada hazırdı mantar bir beş dakika daha pişince onu da söndürdüm. Mutfakta oyalanırken iki saat geçmiş mutfaktan çıkıp televizyon izlemek için salona geçtim. Kanalları gezerken magazin haberlerine denk geldim şöyle bir durdum kim nerede ne yapmış haberleri her zaman ki gibi sonra ekranda birden Beste belirdi. Setteki halleri çekilmiş Kaan'la "Uzun bir aradan sonra yeni bir film projesi ile Kaan Urgancıoğlu ile ekran karşısına geçen Beste Altınsoy set arasında görüldü. Arkadaşları ile eğlenceli halleri dikkat çekerken uzun zamandır Rüzgar Soykan'la bir arada gözükmemesi dikkat çekti." Siyam ikizleri gibi yan yana olalım istiyorlar bunlarda kız uyumaya vakit bulamıyor. Merdivenlerden gelen ayak sesiyle o tarafa baktım. "Günaydın." "Günaydın neden uyandın." "Az uyumaya alıştım galiba o yüzden uyuyamadım." Gülümsedim. "Ben acıktım pizza söyleyelim mi?" "Daha iyi fikrim var." Yanına gittim elinden tutup mutfağa götürdüm. Mutfak masasına oturtup tabakları çıkardım. "Evde yemek mi var yardımcı geldi mi?" "Hayır yarın gelecek." "Yemekleri kim getirdi?" "Ben yaptım." Gözleri kocaman açıldı. "Gerçekten mi? Sen?" Tabağı önüne koydum hemen iştahla ağzına birkaç parça bir şey attı. "Sen yemek yapmayı biliyorsun yani." Kafa salladım karşısına geçtim bende yemeğe başladım. İştahla yemeği kaşıklarken ağzındakini bitirmeye çalışıp bir yandan da bana "Nefis olmuş." "Afiyet olsun. Sende yaparsın belki." "Bunu söylemekle gurur duymuyorum ama ben yemek yapmasını bilmem. Makarna yaparım ama omlet ım pilavda yapıyorum ama lapa oluyor." "Desene Allah'tan yardımcımız var sefil oluruz açlıktan makarnaymış. Makarnayı köre versen koklaya koklaya yapar." "Aman yine laf sokmaya başladı kurbağa prens sen biliyormuşsun işte ben ne demeye bileyim sen doyururdun bizi." "He maraban gibi kocayı çalıştıracaktın birde. Annem eskiden kadınlar köyde erkenden kalkar tarla tapana gider süt sağar kahvaltıyı hazır edermiş derlerdi." "Öyle mi Nebahat Anne de pek öyle yapmış gibi durmuyor. Ekrem Babaya söyle madem sana öyle bir kız bulsun Rüzgarcuğım tarla tapana gidip sana kahvaltı hazırlayan." "Yine dil uzadı kocaya papuç dilli." Ağzına biraz daha tıkıştırdıktan sonra konuşmaya devam etti. Bu hali çok komik gözüküyordu boşa obur demiyorum hanımefendi kişiliği bir anda yok oldu gözü döndü. "Afiyet olsun." Yemeğimizi yerken bir yandan konuşuyorduk. "Dışarı çıkmam gerekiyor benim." "Neden? "Almam gereken şeyler var hazır vakit var alayım. Repoyu iyi değerlendirmek gerek" "İyi çıkarız birlikte." Kafa salladı. Tabağındaki yemekleri yedi sonra bana baktı. "Beni böyle şeylere alıştırma sonra hep isterim." "Bak sen çirkin ördeğe üç kuruşa beş köfte yok sende bir gün boyunca benim kölem olursun belki şu sıralar çalıştığın için seni delirtemiyorum diye ateşkes oldu zannetme." Kaşlarını çattı. "Hain adam." Kahkaha attık ardından. Yemekler bitince tabakları aldı. "Neyse o kadar hazırlamışsın bende toplayayım." "Bir zahmet." Tabakları sudan geçirip makineye yerleştirdi sonra odaya çıktık. bana döndü. "Bu evi çok sevdim aşırı kullanışlı." Onu onaylar şekilde kafamı salladım. Ev geniş ferahtı sportif olması bizim açımızdan da iyiydi. Giysi odasına gitti beş dakika sonra çıktı. Siyah kısa penye bir elbise ve spor ayakkabı giymiş. Aynanın karşısına geçti uzun saçlarını taradı ruj sürdü ve "Hazırım." "Hadi çıkalım." Birlikte evden çıktık küçük hanımın eksiklerini tamamlamak için bir avmye gittik. Arabayı park edip girdik. Halka açık yer olduğu için el eleydik. İlk önce kozmetik eşyaların satıldığı bir mağazaya girdi ürünlere bakarken ben bekliyordum. Elindeki küçük sepetin içi dakikalar sonra dolu doluydu kasaya geçti onları ödedi. Yanıma geldi. "Sen makyaj yapmıyorsun kozmetikle ne işin var?" "Birincisi makyaj yapıyorum sadece abartıdan uzağım ikincisi kozmetik makyajdan ibaret değil burada bakım ürünleri de var." Gülümsedim sadece sonra birkaç mağazaya daha girdik. Elleri doluydu onun elindeki torbaları aldım. Avm'nin içine gazeteciler girmiş koşar adımla yanımıza geldiler. "İyi akşamlar." Beste sadece gülümseyince söz bana düştü. "İyi akşamlar." "Nasılsınız Rüzgar Bey sizi uzun zamandır bir arada görmeyince ayrılık haberleri gün yüzüne çıktı." "O haberler biz evlendiğimiz günden beri bitmedi arkadaşlar. Biliyorsunuz Beste'nin film çekimleri var bugün repo günüydü bizde değerlendirdik." "Beste Hanım siz neden konuşmuyorsunuz? Yeni film ile alakalı biraz bilgi verir misiniz?" "Keyifli bir ekip güzel bir iş çıkacak fazlaca emek veriyoruz bakalım vizyona girdiğinde konuşuruz." "Vizyon tarihi belli mi?" "Çekimler devam ettiği için kesin tarih yok ama yaz sonu gibi düşünüyoruz." "Kayınvalidenizle sorun yaşadığınız için evi değiştirmişsiniz doğru mu?" Kıkırdadı Beste bu soruya bana döndüler sonra "Doğru mu Rüzgar Bey." "Evlendiğimiz zaman evimizin tadilatı devam ediyordu arkadaşlar bizde bir süreliğine annemde yaşadık ve şimdi kendi evimizdeyiz. Biz çok mutluyuz, mükemmel giden bir evliliğimiz var ve ayrılık haberleri yalan. Artık yazmayın lütfen." Ard arda sorular devam ederken Beste ile avmden çıktık. Torbaları bagaja atıp arabaya geçtik. Beste derin bir oh çekti. "Yemin ederim bu gazetecilere inat boşanmayacağım ayrılalım diye gözümüzün içine bakıyorlar." Bu söylediği kahkaha atmama sebep oldu ama üzerinde çok durmadım. Sonuç olarak boşanacaktık biz öyle ya da böyle. Oyun olan bir evlilikti ve bu çirkin ördekle evli kalmaya devam etmem bana her geçen gün kayıp yaşattığı gibi paslanmama sebep oluyordu. Eski çapkınlık taktikleri bir bir yok oluyordu. Beste desen set varda bana daha az tahammül ediyor diye seviniyordu kendi evimize çıkmamız iyi olmuştu boşanma işini daha çabuk hızlandırırdık böylece şiddetli geçimsizlik der boşanırdık neticede.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD