Rüzgar beni evin önüne getirdiği an tam inecekken tuttu kolumdan.
"Bana bak küçük şeytan şimdi kalkıp da o kızı bulmaya çalışırsan seni mahvederim anladın mı?"
"Hiçbir şey yapamazsın."
"Bana bak Beste uğraşmayacaksın bu işle."
“Ya bulalım şu kızı gelsin ben konuşur ikna ederim. İnat etme.”
Suratında oluşan mimikleri artan öfkesinin göstergesiydi. Elleriyle daha sert sıktı kollarımı. O gür sesi ile arabanın içinde adeta kükredi.
“Besteeee!”
"Aman tamam çek toynaklarını."
Sırıttı yanaştı bana doğru. Bu adamın ani ruh değişimleri beni epey korkutuyordu. Deli midir nedir?
"Çekmezsem ne yaparsın?"
Burnunu sıktım tüm gücümle geri çekildi hemen. Ben onu uyarmıştım.
"Aaa kızım deli misin sen?"
"Değilim deli olan sen olmalısın, çekil uzak dur benden diyorsam uzak duracaksın."
Kaşlarını çattı. Hafifçe ittirdi beni. Kaba, dağ ayısı bir maganda olmalı kendisi.
"İyi in şimdi."
Arabadan indim kapıyı çarptırdım ve arkama bakmadan eve girdim. Salonda bizimkiler beni görünce seslendi babam.
"Kızım hoş geldin nasılsın?"
"İyi değilim baba o embesil adamı öldürürüm ben. Nefret ediyorum ondan o adamla olduğum için kendimden ve buna sebep olan herkesten. Dengem bozuldu benim.
"Kızım düzgün konuşsana embesil yakışıyor mu ağzına? Ne oldu? Anlat.”
"Pekala yakışıyor ben anlamam o adamı öldürürüm ayağını denk alsın. Ben onun takıldığı o kızlardan değilim benimle iyi geçinmezse biletini keserim onun.”
Annem geldi yanıma.
"Ne oldu kuzum?"
"Orada burada takıldığı kızlar masamıza gelip hesap soruyor bizden. Beni küçük düşürüyor. Seni aldattı resmen imalarında bulunuyor. Bravo sizlere biricik kızınıza reva gördüğünüz herif zampara!”
"Ne?"
"Yani gerçekten bu adamla evleniyor zorunda olmak... Neyse neyse güzel ailem iyi geceler. Siz mutlu olun. Ben kimin umurundayım değil mi? Bugün yeterince yorucuydu..."
Odama çıktım konuşsam neye faydaydı onlar kararlaştırdılar işte evlenecektik biz. Üzerimi değişir değişmez hemen telefonu aldım elime ve Rüzgar Soykan ile ilgili bütün haberleri okumaya başladım ama elle tutulur bir şey yok adamın en uzun ilişkisi üç ay sürmüş onunda bitme nedeni yine çapkınlık. Kızların hepsi manken ya da tanımayan simalar iyi de ben bunların arasından nasıl bulurum bunu. Stalk yeteneğim berbat bir yol bulmam gerekti. Tüm takip ettiklerine baktım hepi topu 30 kişi takip ediyor zaten sinirden telefonu yiyeceğim derken şak elim çarptı takip ettim. NE YAPTIM? O asalak herifi takip ettim o beni etmiyorken ben onu takip ettim telefonu hemen yatağın üstüne attım.
"Hayır hayır ya olmaz olamaaaazzzz."
Ellerimi ağzıma götürdüm engelleyim engellesem olur değil mi? Olmaz olmaz Beste ergen gibi engellemek ne demek. Geri çeksem hemen düşer mi ki düşer tabi çoktan görmüştür belki de. Yandım diline düşeceğim ben bittim.
"Ne yapacağım ben ya offf."
Odanın kapısı açıldı o anda annem girdi. Telaşım karşısında şaşkındı panik halimle oda panik oldu koştu yanıma.
"Yavrum ne oldu?"
"Bittim ben bittim takip ettim. O beni etmiyordu ben ettim."
Gözleri açıldı.
"Seni niye takip etsinler evladım sen niye birini takip ediyorsun zaten ne işler peşindesin?"
Ofladım gel de anneme laf anlat.
"Yok bir şey anne. Sosyal medya ile alakalı neyse izin verir misin uyumak istiyorum."
Elinde duran sütü tutuşturdu elime yüzüme öpücük kondurdu.
"Güzel kızım benim. Teşekkür ederim anneceğim yaşından büyük olgunluklar gösterdiğin için teşekkür ederim."
Onla sohbet etmek istemiyordum. Kızgınlığım hala içimdeydi tap taze şekilde.
"İyi geceler anne."
"İyi geceler kızım."
Yatağa yattım gözlerimi kapayıp bütün olanlardan beynimi arındırmak uykuya dalmak için çaba sarfediyordum; tam uyuyacağım Rüzgar arıyor açmadım ama o ısrarla tekrar tekrar aradı açtım.
"Ne var ne?"
Kahkaha atıyor. Çok komik neye gülüyorsa gecenin bu saatinde. İyice eğlencesi yaptı beni uyuz.
"Ya ruh hastası mısın sen uyuyorum ne var ne bok yemeye arayıp duruyorsun? Sıkıntılı mısın sen?"
"Aaa sevgili nişanlım lütfen sakin ol. Uyuyor muydun oysa iki dakika önce beni takip ettin ama."
Domuz hemen fark et of Allah'ım of ama sen beni tanımıyorsun dur en iyisi salağa yatmak. Sen tilki isen ben kuyruğuyum be yedirir miyim ben sana kendimi.
"Neden bahsediyorsun?"
"i********: diyorum resimlerime bakarken takip attın galiba dayanamadın değil mi?"
Kahkaha attım evet dayanamıyorum ama senin salaklıklarına demek istesem de sakin kaldım. Oyunculuk yeteneğini konuştur Beste. Umursamaz bir o kadarda anlamamış bir tavırdayken sesime yansıttım tüm bunları.
"Ah kıyamam sen bunun için mi aradın? Yalnız i********: hesabımı Şeyma ile yönetiyoruz muhtemel ihtimalle o takip etti seni. Ben kullanıcı adını bile bilmiyorum aklıma bile gelmedi takip etmek seni.
Sustu biraz sessizlik devam ediyor oh yedi galiba dur hemen devam et Beste.
"Yoksa ben yani biliyorsun işim olmaz seninle. Sanırım gerçekçi olsun diye takip etti Şeyma. Bunun için mi aradın uykumu böldün."
"Öyle mi bende takip ettim seni üzülme diye. Şeyma etti yani.”
"Neden üzüleceğim haberim bile yok neyse gönderilerini görmemek adına sessize falan alayım anasayfamda kalabalık oluşturmanı istemem.”
"Şakacı şey neyse çirkin ördek en iyisi biraz uyu sen. Uyu sabaha sakin uyan.”
Telefonu kapadım oh Allah'ım yüzlerce, binlerce, milyonlarca teşekkürler... Yedi embesil işte ben boşa embesil demiyorum buna. Telefonu köşeye bırakıp yatıp uyudum sabah kurduğum alarm ile erkenden kalkıp duşa girip çıktıktan sonra sportif bir şeyler giydim aşağı mutfağa indim Zeynep bir şeyler hazırlıyor.
"Günaydın canım."
"Günaydın Beste Hanım."
"Beste sadece Beste anlaştık bu konuda."
Gülümsedi.
"Ben Beste diyemiyorum."
Gülümsedim ekmek sepetinden tam buğday ekmek aldım bir dilim üzerine peynir koyup birkaç domates attım ağzıma.
"Spora gidiyorum bizimkilere söyle olur mu?"
"Olur söylerim."
"Hadi kolay gelsin."
Arabaya atlayıp uzun zamandır gitmediğim spor salonuma geldim. Biraz enerji atmak iyi gelirdi stresim azalırdı. Salona girdiğim an evrenin bana parmak atışı mıdır nedir zart diye Rüzgar çarptı gözüm Rabbim şaka mı bu adam buraya ne zamandır geliyordu? Geliyorduysa benim neden haberim yoktu kesin inat olsun diye yazıldı. Kızın biriyle flörtleşiyordu kollarından tutmuş esnetiyor kızı. Gülüşmeler, fıkırdamalar hayırlı işler ben şöyle arka tarafa geçeyim de görünmeyim hiç rahat rahat ne zıkkım yerse yesin embesil. Şimdi beni görürse tutulur kalır uğraşamam. Koşu bandına geçtim o sıra Şeyma'yı aradım.
"Kuzum nasılsın konuşamadık hiç."
Konuşamazdık tabi beni aradığı mı var? Çok kızgınım ona asla yardımcı olmuyor hatta o bile bu evliliğin kariyerim için zirve olacağını iyi bir pr ilişkisi olacağını söylüyor. Ona göre Rüzgar ile evlenmem hem oyuncu olmam hem de cemiyete daha yakınen giriyor oluşumla kaşe değerimi arttıracak bir hamle olacaktı. Rüzgar ile üç beş aylık evlilikten hem o hem ben hem aileler karlı olacak gözüyle bakıyordu ama o salak ile evlenmenin nesi karlı olurdu.
"Sen benim dostum ve menajerim değil misin benimle neden ilgilenmiyorsun?"
Kıkırdadı.
"Menajerin olduğum için tam da şu dönemde senin yerine gelen projeleri okuyup eliyorum. Bir anda üst üste bir sürü teklif geldi bir reklam sindi içime detayları halledersem senle de paylaşacağım. Sana demiştim bu ilişki sana da yarayacak dedim Beste her zamankinden çok fazla teklif geliyor. Sana takvim ayarlamakta zorlanıyorum.”
Aman ne mutlu. Bu benim kendi başarımdır belki o salak adamla sevgili olmam ile ne gibi ilgisi olabilir.
"Olur neyse ona aramadım ben konuşuruz bunları da, bu Rüzgar denen salak bilerek benim spor salonuna yazılmış."
"Nasıl?"
"Aynı salondayız işte."
"Beste'cim yalnız o oranın iki yıllık müşterisi."
"İki mi yıl sen nereden biliyorsun iki yıldır olduğunu?"
"Şeyma her şeyi bilir canım senin kayıt işleri ile uğraşırken denk gelmiştim o zaman aklımda kalmış."
"Aman iyi dün bunu yanlışlıkla takip ettim Şeyma yönetiyor hesabı ortak dedim çaktırma."
Kahkaha attı.
"Sen acemi bir stalker mısın? Olur ben çaktırmam merak etme."
"Tamam görüşürüz o zaman öpüyorum çok. Güzel projeler seç."
"Öptüm bende o iş bende merak etme."
Telefonu kapadım kulaklığı takıp koşmaya başladım hızlı bir tempoda ritim tutarken bir el koşu bandının düğmesine bastı durdurdu kafamı çevirdim beni belimden tutup kaldırıp yere indirdi. Adeta süzüldüm…
"Sen! Ya sen ne yapıyorsun?"
"Naber?"
Gözlerimi devirdim. Cevap vermeyince devam etti.
"Neden yanıma gelmiyorsun?"
"Niye geleyim flörtleşmeni bozmak istemedim."
Sırıttı.
"Kıskandın mı sen kıyamam?"
Yüzümü buruşturdum.
"Ne kıskanması ne yaparsan yap. Bilerek gözükmemek için arkaya kaçtım ama yine buldun."
"Nişanlıyız kızım biz öyle ayrı gayrı takılıp insanların dikkatini çekmeyelim."
Koluna dokundum bak sen akıllı bıdığa.
"Eee peki o insanların dikkatini başka kızın içine girip kollarını bacaklarını tutarak esnetirken fingirdemen de çekmiyor mu?"
Kaşları çatıldı.
"Senin dil papuç gibi papuç. Babana beni şikayet etmişsin baban dün babamı aradı ispiyoncu bir bücür müsün sen.”
“Hayret babam sonunda bir şeyler yapmış demek ki. Nişanı atamadığıma göre pek işe yaramamış. Ayağını denk al.”
“Almazsam?”
“Orada burada kızlarla takılıp dikkat çekiyorsun.”
Omuz silktim kolumdan o tuttu bu kez.
"Arkadaşıma yardım ettim gelseydin hayatım seni de esnetirdim neden agresifleştin."
"Ben senin hayatın değilim ve bana dokunursan ne olacağını söylemiştim. Çekil git kafi."
O sıra yanımıza bir kız geldi. Kızı süzdüm güzel uzun boylu esmer bir kız… Az önceki esnettiği kız.
"Rüzgar nereye kayboldun iki dakika da?"
Al al burada kaybolmadı Rüzgar'ın. Bana baktı o bakışlar ne acaba aa sende mi buradaydın der gibi adam benim nişanlım ama ohoo herkes ortakçı. Vefasını ben çekiyorum sefasını başkaları sürüyor. Sinirle kaşlarımı çattım ve hiç beklenmedik bir şey yaptım kıza.
"Ne var sende kimsin?"
Rüzgar'a baktı Rüzgar bana sonra kıza döndü.
"Buket ben."
"Öyle mi Buket bende Beste nişanlısıyım."
Bakışlar Rüzgar'da Rüzgar bana döndü.
"Tanışmadın mı nişanlımla Buket?"
"Hayır."
"Gerek yokmuş demek ki. Buketciğim buralarda fazla boş dolaşma bence dikkatli ol sen ayağın kayar bir şey olur falan. Güzelim kızsın bir sakatlık çıkmasın.”
"Ne o ne demek? Rüzgar neler oluyor?"
"Nişanlımı duydun etrafımda olmanı istemiyor. Agresif hatun biraz tersi pistir.”
Kaşlarımı çattım banane kimin etrafında olursa olsun. Çokta umurumda sanki benim etrafımda olmasın yeter. Kız gitti Rüzgar'a döndüm.
"Seni kıskandığım falan yok bak o kızları benimle burun buruna getirmediğin sürece ne zıkkım yaptığın umurumda değil anladın mı? Benimle yüz yüze getirme ve asla yakalanma seni bir magazin haberinde görürsem bitersin o zaman değil babam binlerce insan birleşse yine de evlendiremez seninle sakın ha aptallık yapma.”
"Anladık çirkin ördek bende seninle evlenmeye pek hevesli değilim zaten."
Kafa salladım o sıra arkadan bir el dokundu omzuma döndüm.
"Mert."
"Beste naber bayadır gelmiyordun hangi rüzgar attı seni güzellik? Şaşırdım seni görünce."
Tam ben cevap verecekken.
"Nişanlısının rüzgarı... Adım Rüzgar."
Ay bayılacağım esprimi yaptı aptal. Bu ilkokul seviyesindeki şakasına onun yerine ben utandım şuan. Bugünde başkası adına utandığımıza göre… Of!
"Memnun oldum Mert bende."
Mert'e döndüm.
"Hamlamışım biraz enerji atmaya geldim. Nasılsın görüşemedik özledim bende."
"Bende özledim geçen tekvando dersinde konuştuk seni orayı da bıraktın."
Mecburen...
"Setten vakit kalmıyordu ki dizi final yaptı şimdi başka koşuşturma. Rol için geliyordum ya zaten proje bitincede tekrar uğrayamadım."
"Hayırlı olsun bu arada duydum canım."
Rüzgar benden önce.
"Teşekkür ederiz dedi."
Biraz daha laflayınca gitti Mert Rüzgar kolumdan tuttu.
"Bana diyorsun ama senin flörtlerinde maşallah."
"O benim flörtüm değil. Arkadaşımın erkek arkadaşı."
Yüzü değişti.
"İğrenç iğrenç espriler yapar mısın hep? Hangi rüzgar attıya nişanlısının rüzgarı deyip adını söylemek nedir? Senin adına ben utandım.”
"Güzel cevap değil mi ama."
"Bok gibiydi. Seninle gevezelik yapıyorum bir saattir gitsene sen artık."
Kolumdan tuttu.
"Ağırlık çalışalım mı?"
Omuz silktim.
"Yardım ederim sana."
"Çekil çekil istemem bana yardım falan etme ben ağırlık çalışmayacağım."
Gülümsedi.
"Seninle çok eğleneceğiz ya."
"Alla alla."
"Sen çocukken de agresiftin böyle."
"Evet o zaman da sevmezdim seni şimdi olduğu gibi."
Kolumdan tuttu.
"Gel sana kafeterya da bir kahve ısmarlayayım daha ayrıntılı konuşuruz."
İtiraz etmem işe yaramadığı için çektire çektire götürdü beni. İki kahve aldı geldi.
"Sütlü kahve?"
"Evet ben şekersiz ve sütlü severim."
"Almadan önce bana sorsaydın bilirdin bende sütsüz şekersiz sap sade severim."
Güldü hatta kahkaha attı.
"İçiver bunu."
"İstemiyorum zaten zorla getirdin al kahveni sen iç. Şekersiz ve sütlü."
Homurdanarak kalktı gitti başka kahve aldı.
"Al şekersiz sade sap sade kahven. Zıkkım gibi acı.”
"Mersi."
Geçti karşıma. Kahvesinden bir yudum aldı şöyle inceledim üzerinde tişört var kasları patlamak üzere sırf kadınları etkilemek için gelip burada spor yapıyor birde.
"Beste annem dün kavgalıydınız değil mi deyip durdu? Babana da şikayet ettirdin beni kendi ayağımıza sıkıyoruz?”
"Neden acaba devamlı somurtup gitmek isteyip bana laf soktun. Gelinlik giydiğimde bile aman kim giyse güzel olur dedin ailen aşk evliliği yaptığımızı sanırken yaptıklarınla çelişiyorsun Rüzgar Soykan."
"Haklısın evet bende onun için konuşmak istedim onların yanında daha özenli olalım bak böyle baş başayken yeriz birbirimizi."
"Ben bir şey yapmadım zaten dünde gayet uyumlu bir kız olup denilen her şeyi yaptım. Senin aksine söylenenlere uyum sağlıyorum.”
"Tamam bende yaparım işte karşılıklı şekilde dikkat edelim bu konuya dün babam baban sormuş bir sorun mu var diye Salih Amca da üzülmesin. Biz birbirimize gıcık oluyoruz diye onları üzmeyelim bu evrede."
"Zaten onlar üzülmesin diye bu durumda değil miyiz? Rüzgar sence de saçma değil mi? Ya hangi çağdayız anlaşmalı evlilik yapıyoruz ya da sizinkilere göre görücü usulü. Bak biz birbirine zıt iki insanız daha bir hafta bile olmadan geldiğimiz şu hale bak. Konuşalım onlarla yapamadık biz diyelim ben seninle evlenmek istemiyorum sende benimle. Süreçte anlaşamadık demek zor değil. İnan bana yol yakınken bu yanlıştan dönmek hepimizin yararına.”
"Evet haklısın. Böyle oradan oraya koşuşturmak senin hakaretlerine maruz kalmak... İlmek ilmek işleyip elde ettiğim kızları bu nişan yüzünden kaybetmek hepsi hepsi çok fena."
Adamın derdine bak hay ben senin derdine sıçayım ben diyorum Ankara sen diyorsun götüm Kara yeter ama yahu.
"Rüzgar mesele bu mu canım? Bak diyorum ki sana evlenmemeliyiz. Çok büyük bir yanlışa gidiyoruz.”
"Bende onu diyorum zaten nişanlıyken bu kadar kayıp yaşadıysam evlenince."
"Aaaa yeter. Başlatma senin ilmek ilmek işlediğin flörtlerine."
Biranda bağırınca herkes bize döndü çok öfkelenmiştim ama bileğimden tuttu.
"Sakin olur musun? Otur sessiz ol. İnsanlar bize bakıyor.”
"Bak Rüzgar Soykan ya akıllı bir adam ol ya da aptallıklarını benden uzakta yap. Seninle ortak yolu bulmak için uğraşıyorum. Bulmak gibi niyetin yoksa siktirip gidebilirsin. Vaktimi alma.”
Herkesin dikkati bizde bizi izlerken masadaki telefonumu falan alıp yürümeye başladım. Çantamı falan da aldıktan sonra otoparka doğru hızlıca yürümeye başladım. Beyinsiz herif aptal. Embesilsin işte hala karı kız peşinde ulan benim hayatım kayıyor bununla evleneceğim diye derde bak be derde. İnsan gibi konuşur hallederiz diye aldık karşımıza ama nerde. Tam arabama giderken arkadan kolumu tuttu birisi döndüm bu çekmek istedim ama çok sertti sırtımı arabama yasladı.
"Ne yapıyorsun? Sen ne yaptığını sanıyorsun?"
Kolumu çekmeye çalıştım ama çok sıkı tutuyordu başaramadım.
"Bırak beni."
Yüzümü ellerinin arasına aldı. Canımı acıtıyor hırpalıyordu beni deli manyakkkkk.
"Bana bir daha insanlar içinde bağırmayacaksın."
"Hak edersen aptallık eders..."
Cümlemi tamamlamadan eliyle ağzımı kapadı. Nefes alamıyorum manyak mı bu? Ayağımla onun ayağına birkaç kez tekem attım ama çabasız domuz gibi güçlü hala ağzımı kapatırken çırpınıyordum.
"Sana bana hakaret edersen dilini koparırım demedim mi?"
Eliyle hala ağzımı kapamakla meşguldü. İtmeye çalışıyorum ama tam bir ayı.
"Eğer o ağzından bir hakaret daha duyarsam Beste... yeter anladın mı şımarık küstah burada senin takıldığın yeni yetmeler yok kızım. Ben sana ve şımarıklıklarına tahammül etmem. Eğer insanlar içinde bir kez daha böyle davranırsan..."
O an deli gücü mü geldi nedir ittim bunu nefes nefese kalmışım. Öksürdüm biraz sonra biranda tokat attım ona şaşırdı sadece baktı. Ve bir tokat daha attım bütün gücümle. Titriyordum korkmuştum gerçekten korkuttu beni. Gözlerim doldu. Nefes alışlarımı kontrol altına almaya çalışıyordum.
"Bende sana bana bir daha dokunma demiştim."
Hala düzensiz nefes alıp verirken işaret parmağımı salladım ona doğru.
"Seni pişman ederim bana dokunduğuna pişman ederim."
Tokatın etkisi ile salaklaştı mı nedir tek kelime etmedi öyle aptal gibi baktı bende bindim
Camı açtım biraz hala salak gibi bakarken ona doğru
“Bunun bedelini ödeyeceksin.”
uzaklaştım ondan. Bu manyakla evlenmek istemiyorum asla istemiyorum. Beni boğacaktı ağzımı kapadı ya gerçekten dilimi koparsaydı? Koparır mıydı gerçekten? Yok canım kopartmaz. Çok mu hızlı tokat attım acaba salak gibi oldu ama hak etti benim suçum yoktu hak etti işte. Şiddet yanlısı değilim kendimi korumam gerekiyordu korudum. Bu manyaktan kurtulmam gerekiyordu. En çabuğundan.