Ona güvenmiştim onun masum olabileceğini düşünmüştüm. Aptalmışım oysa. İçmeye başladım. Beste'yi yaptıklarına ve söylediklerine pişman edecektim. Kimse benimle oynayamaz. İçtim sarhoş değildim keşke olsaydım kafam uyuşur olanları unuturdum en azından. İki üç saate yakın kaldıktan sonra mekandan çıktım yüzüme patlayan flaşlar ile görmekte zorlansam da toparlandım. Bir bunlar eksikti.
"Rüzgar Bey Beste Hanım neden yok gecelerde yine teksiniz?"
Cevap vermeden yürümeye devam ettim. Beste sevgilisi ile güzel bir gece geçiriyor. Belki bebek deniyorlardır tekrardan; biraz alkollüydüm kapıdaki görevliden taksi çağırmasını söyledim anahtarı da onlardan birine eve bırakması için verdim.
"Rüzgar Bey Beste Hanım gece gezmelerinde olduğunuzu biliyor mu?"
"Evlilik nasıl gidiyor? Geçenlerde hamilelik iddiaları vardı."
Taksiyi beklerken bitmek bilmeyen sorular cevap bekliyordu.
"Beste yeni filmi için çalışıyor arkadaşlar. Her şey sorunsuz."
Sorunsuz sevgilisinin yanında olmasının dışında bir sorun yok. Onunla deliler gibi sevişip hamile kaldığını sanması dışında çok mutluyuz...Değiliz. Hiç mutlu olmadık ikimizde evlendiğimiz günden beri hiç mutlu olmadık ki.
"Dışarı çıktığınızdan haberi var mı?"
"Eski bekar günlerinize yeniden mi döndünüz yoksa."
"Arkadaşlar iyi geceler."
Gelen taksiye binip evin yolunu tuttum. Taksi durdu parayı ödeyip indim. Evdeki herkes uyuduğu için sessizce içeri girip odama çıktım. Kendimi yatağa attım. Evde değildi ama yastığı tıpkı onun gibi kokuyordu. Bu kokudan nefret ediyordum ona ait olan her şeyden olduğu gibi. Yastığını alıp yere fırlattım. Sarhoşluğun verdiği etki ile göz kapaklarım ağırlaştı ve kapandı.
Odadaki tıkırtılar ile gözümü yavaşça açtım. Beste gelmiş üzerinde ki o sinir bozucu kısa bornozu kafasında havlu ile makyaj aynasının önünde elinde telefon birine bir şeyler yazdı sonra yüzüne krem sürmeye başladı. Yataktan doğruldum uyandığımı görünce.
"Ben mi uyandırdım özür dilerim."
Sevgilisinin yanından gelip bu evde bizim kaldığımız odanın banyosunda mı duşa giriyordu birde. Ne bok yediysen o yediğin yerde tamamla. Gözüme gözüme sokup beni delirtmek için yapıyordu.
"İyi misin uyanamadın galiba?"
Cevap vermeden yataktan kalktım elimi yüzümü yıkadım ve içeri girdim tekrar.
"Uyandırdım diye kızdıysan bilerek olmadı. Dikkat etmeye çalıştım ama"
Duymazdan gelmeye devam ettim.
"Sana diyorum Rüzgar."
Öfkeyle ona döndüm
"Ne var?"
"Bana cevap versene ne oldu?"
Kolunu tuttum sıktım. Canını acıtmak istiyordum onun.
"Dün gece neredeydin?"
Yüzü afalladı biraz sonra.
"Söyledim ya Şeyma..."
Cümlesini bitirmesine izin vermedim. Hala gözüme baka baka yalan söylüyor.
"Yalan söyleme lan bana!"
"Ne yalanı kolumu bırak. Düzgün konuş benimle”
Öyle deyince daha çok sıktım. Acıyla bir inilti çıktı ağzından. Konuşmasına fırsat bile vermedim.
"Şeyma ile değildin biliyorum. Sevgilinin yanındaydın değil mi gece boyu seviştiniz mi yoksa? Duşunu onun evinde alsaydın neden buraya sakladın?"
"Sen delirdin mi ne sevgilisi! Kolumu bırak."
"Şeyma ile olmadığını biliyorum kiminleydin o zaman söyle. Neden Şeyma'da kalacağım dedin."
"Ben... Rüzgar bak düşündüğün gibi değil yemin ederim."
"Bıraksana ne düşündüğüm gibi değil ucuz bir fahişe gibi onun yatağından çıkıp buraya gelecek kadar basitsin."
Yüzüme tokat yedim o anda. Bu ikinci olmuştu bana tokat atmıştı. Öfkeden gözleri parlıyordu. Gözünden bir damla yaş aktı.
"Ben fahişe değilim."
Ellerimle boğazını tuttum. Sinirlenmiştim bana bunu yapmasını kaldıramadım. Kendimi kaybetmiş sıkıyordum asla yapmayacağım ve asla yapmamam gereken bir tavırla. Şiddet beni yönetiyordu olmamalıydı doğru değildi ama yapıyordum
"Nesin söylesene nesin?"
Öksürmeye başladı.
"Bırak beni manyak mısın?"
"Sen ucuz bir fahişesin bari açıkça söyleseydin sevgilimde kalacağım deseydin."
Yere çöktü öksürüyordu. Çok öfkeliydim ona odanın kapısı açıldı o anda Ece girdi içeri.
"Rüzgar. Yengoş."
Beste yere çökmüş öksürerek ağlıyordu. Ece
"Dayıııı!"
Bağırması ile evi inletti.
"Ece defol."
"Ne yapıyorsun sen ya delirdin mi?"
Yanına geldi Beste'nin
"İyi misin yengoşum?"
Ağlıyordu hala babamla annem geldi. Lanet olası pislik ağlayarak kendini üste çıkaracaktı iş çığırından çıkmıştı kim bilirse bilsin ben göz göre göre bunu kabul etmeyeceğim.
"Yine ne oluyor. Ne yaptın kıza?"
Annem yanına koştu. Babam yanıma geldi.
"Ne oldu?"
"Yok bir şey."
Ece
"Boğazı kızarık ne yaptın? Delirdin mi sen?"
Beste sadece ağlıyordu.
"Hak ettiğini yaptım."
Babamın tokatı yüzümle buluştu bu kez. Hıncını almak isteyen tokat atıyordu.
"Lan it herif sen kimsin de bu evde bu kıza zarar veriyorsun. Öldürürüm seni şerefsiz herif. Siktir git lan bu evden it."
"Karım değil mi?"
Yakama yapıştı.
"Bana bak Rüzgar koca adam demem seni ayaklarımın altına alırım. Ne yapıyorsun sen oğlum?"
Öfkelendim. Suçlu olan oydu ama bağırılan bendim.
"Baba benim suçum yok anladın mı?"
"Ne demek yok! Sen karına ne hakla davranırsın böyle? Nerede görülmüş kadına vurulduğu 26 yıldır annene bir kez böyle davrandığımı gördün mü sen?"
"Sor bakalım gelinine dün gece neredeydi?"
"Arkadaşına gitti demişin annene."
Yerden kaldırdım Beste'yi hala ağlıyor.
"Yüzüme bak."
Bana bakmıyordu.
"Bana bak dedim."
Kafasını kaldırdı. Ağlıyordu. Üzeri bornozlu olduğu için toparlanmaya çalışıyordu. Gözünden akan yaşlar zavallı karıcığım yakalandın artık. Madem öyle madem oyundu bu bozulacaktı bozulsun siktiğimin evliliği bitsin ikimizde rahata erelim. Böylesi ikimize de zarardı.
"Söyle onlara nerede olduğunu. Kimin evindeydin?"
Gözünden akan yaşları silerken.
"Kes şunu Rüzgar yeter."
"Söyle."
Annem şaşırmış bir ifade ile.
"Nerede olabilir ki neye kızdın böyle haberin vardı zaten oğlum."
Annemlerin böylesine iyi niyetli olmasına çıldırıyordum.
"Söyle lan söyle onlara hadi. Yoksa ben mi söyleyeyim?"
Ağlaması şiddetlendi. Korktu tabi.
"Rüzgar yapma. Lütfen yeter. Saçmalıyorsun. Pişman olacaksın."
"Ben pişman olmam. Söyle."
Babam öfkeyle.
"Nerede olabilir ne demeye getiriyorsun sen karını ne ile itam ediyorsun?"
Nebahat Anne eliyle ağzını kapadı.
"Hihh Rüzgar ay Rüzgarrr sakın sakın bana seni aldattığını düşündüğünü söyleme. Bak oğlum yemin ederim üzersin beni Beste yapmaz kuzum öyle şeyler biri sana bir şey mi dedi dolduruşa mı getirdi karına karşı?"
"Çocuk muyum ben anne ne dolduruşu ya? Ne bok yediğini söylesin de bilin sizde."
O sıra Ece atıldı
"Yeter tamam mı yeter susamayacağım daha fazla."
"Sen karışma."
"Karışırım! Benimleydi çünkü anladın mı?"
Şimdi yalanına ortakçı bulmuş Ece Hanım yengoşunu çok sevdiği için onu savunuyor bana.
"Ece ne alakası var seninle salak salak konuşma."
"Gece boyu hastaneydim ve oda yanımda kaldı beni yalnız bırakmadı size söylemesini istemedim."
Babam atıldı.
"Neden hastanedeydin sen?"
Gözünden bir damla yaş aktı.
"Bebek aldırdım."
Hepimiz şok olmuştuk. Ne saçmalıyordu bu kız. Ne demek bebek aldırmıştı. Ece ve bebek mi? Bu kızın kendisi çocuk daha. Beste'nin tüm bunlarla ne alakası var.
"Banyodaki gebelik testide benimdi yengemden ben rica ettim kimseye söyleme dedim sırrıma sahip çıktı tamam mı sen burada karını ne ile itham ediyorsun bilmiyorum. Nereye gittiğini düşündün de onu bu hale getirdin? Hepimizin içinde ağlattın. Sen karına nasıl böyle davranırsın? Sen Beste'yi karını zerre kadar tanıyamamışsın ne acı. Bana kız, benim boğazımı sık o zaman tüm suç benim ne yapacaksan bana yap"
Annem.
"Şimdi düşüp bayılıyorum. Kızım sen kendin çocuksun ne bebeği annenlere ne diyeceğim ben? Beste bize neden demedin sen kızım. Tansiyonum fırladı yemin ederim."
"Olan oldu tamam mı bir hata yaptım ceza verecekseniz verin en büyük ceza o kürtajı olmaktı zaten. Yengemin suçu yok ona ben söyledim asla kimseye söyleme diye. Sizinle konuşacaktı istemedim. Benim kararımdı. Şimdi sen karına kendini nasıl affettireceğini düşün." Dedi çıktı odadan.
Ardından annem ve babam. Şok oldum, neler yaptım ben kıza. Neler söyledim. Ulan kızı boğuyordum be sen dam bir puştsun Rüzgar. Dallamanın önde gidenisin. Hala ağlıyordu. Nasıl affedecekti beni. Dokunmak istedim.
"Dokunma." Diye bağırdı.
"Beste özür dilerim."
Kafasını kaldırdı ağlamaktan kızarmış hala yaş akan gözleriyle bana baktı.
" Bunun için mi özür dilersin?" dedi ve kızarmış boğazını gösterdi.
"Ya da bunun."
Kolunu gösterdi bu kez.
"Yoksa fahişe dediğin için mi? Ucuz? Şeytan? Aldatmakla suçlamak? Hangisi için özür dilersin."
"Beste ben."
"Kolumdan tutup zorla hastaneye götürdüğün için mi yoksa?"
"Ben bilemezdim sende kabul ettin yani sandım ki."
"Ne sandın gece boyu sevgilimleydim sonra eve geldim gerçekten ben böyle bir insan mıyım?"
Nasıl bir hayvandım ben kıza neler yaptım. Evet o böyle biri değildi ki o benim kutsal bakire karımdı. Asla yalanda olsa ihanet etmeyecek olan güzel karımdı o benim. Kahretsin.
"Ne yapmam gerek beni affetmen için?"
"Uzak dur canımı acıtma yoksa ben dahafazla yakarım canını”
"Beste."
"Git başımdan."
"Bana neden söylemedin bu hepimizin bilmesi gereken bir şeydi bana söyleseydin..."
"Sana söylesem ne olacaktı bana yaptıklarını ona mı yapacaktın?”
"Saçmalama o benim kardeşim gibi yanında olmak."
"Bende oyunda olsa karındım ama yaptıklarına bak. Oldum ben yanında... Üzgünüm insanların sır diye verdikleri şeyleri boş boğazlık yaparak söyleyemiyorum."
"Beste yaptığın şeyi şahane doğru diye savunma istersen 19 yaşında bir kızın kürtajından bahsediyoruz biz onun ailesiyiz ya. Nasıl gizlersiniz kafanıza göre. Bu normal bir sır mı? Senin kuzeninin böyle sırrını ben saklasam ne olurdu? Bana söyleseydin en azından ben bilseydim bunlar yaşanmazdı.
"Hala ben suçluyum yani öyle mi? Valla bravo ya gerçekten bravo."
"Suçlusun demedim o benim ailem bilmeye hakkım vardı."
"Ben neyinim doğru ben sahte evliliğin bir parçası olan dış kapı mandalıyım."
"Haydaaaa ağzımdan öyle bir şey mi çıktı."
"Annen ne yapardı o kızı çiğ çiğ yerdi be eve tıkardınız kızı ceza verirdiniz yaptığına pişman olduğuna inanmazdınız. Gözlerindeki acıyı gördüm ben onun en büyük dersi aldı o."
"Tamam da bana neden söylemedin ben bilmeliydim ya bilmeli."
"Bağırma bana yeter. Bilmedin işte söylemedim tamam mı? İçin rahatlayacaksa gel yapış boğazımna yine."
Gözlerimi kapadım sakin ol Rüzgar tamam zaten yeterince hatalı davrandın. Sana söylemesi gereken şeyi söylemedi evet ama sonuçta bende doğurması içişn yardım etmeyecektim. Muhtemel bir son için ben değil Beste yardım etmiş. Ah Ece sen neler yaptın böyle kızım neler yaptın kendine...Beste'de delirdi. Nefretle bakıyor bana.
"Tamam devam etmeyelim bu saçma tartışmaya."
"Neyse ne devam etmek zorunda kalmazsın sen."
Üzerini değiştirmek için banyoya girdi çıktığında hala gözleri öfke doluydu bana kızgındı.
"Konuşalım mı lütfen?"
"İstemiyorum. Ben bu oyuna daha fazla devam etmeyeceğim anladın mı?"
"Nasıl yani?"
"Boşanalım öyle ya da böyle bitecek zaten ben daha fazla devam etmesini istemiyorum."
"Beste saçmalama daha çok erken."
"Umurumda değil. Ben az önce yaşadıklarımı kabul edemem tekrarının olma ihtimali bile çıldırtıyor. Oyun evlilikte olsa bana zarar veremezsin anladın mı? Ben öyle köşeye pısıp yapılanları sindirecek biri değilim. Buna ne karakterim ne gururum izin verir. Çok yanlış insana yanlış yaptın Rüzgar Soykan. Bitti bu iş. "
Beni beklemeden aşağı indi bende peşinden indim hemen. Bitti dedi babam ve anneme ne diyecektim ben mahvoldum aferin sana Rüzgar. Kahvaltı sofrasındaydı bizimkiler ama Ece yoktu
"Ece nerede?"
"Uyumak istiyormuş yorgun."
"Ne olacak baba halamlara ne diyeceğiz?"
"Ece yalvardı onlara söylemememiz için pişman ve söz verdi bir daha böyle hata yapmayacağına dair şimdi öğrenirlerse hayatı daha kötü olacak."
"Doğru ama o bir süre burada gözümün önünde kalacak Amerika'da zibidi gibi dolaşıp ne bok yediği belli değil.."
Beste hiç konuşmuyordu annem ona.
"Beste kızım sende yanında olmuşun tek bırakmamışsın sağ ol."
"Ne demek yapmam gerekeni yaptım. Umarım daha mutlu olur doğru kararlar verir bundan sonrası için. Size söylememi rica etti 19 yaşında küçük ama reşit bir kız bebeği istemiyorum deyince ben aksini söyleyemezdim. Herkes bu hayatta kendi kararlarının sonuçlarını yaşar."
"Öyle güzel kızım haklısın."
Babam eline uzandı Beste'nin
"İyi misin olanlar için ben senden özür dilerim bir daha asla yaşanmayacak kızım."
"Evet yaşanmayacak Ekrem Baba çünkü biz boşanıyoruz."
Hayır bunu yapma annemle babama bunu söylememen gerekti.
"Kızım ne boşanması. Yapmayın tamam kavga ettiniz ama öyle ayrılık olmaz hemen."
"Nebahat Anne ben oğlunuzla sıradan karı koca kavgası etmedim boğazımı sıktı beni öldürüyordu."
Evet neden yaptım kıza resmen şiddet uyguladım ben böyle bir adam değildim ki gözüm döndü.
"Haklısın konuşalım çözelim kızım daha yeni evlisiniz siz."
"Üzgünüm. Evliyiz diye kadınlar olarak yapılan şeyleri sindirmek zorunda değiliz. Herkes yerini ve haddini bilecek. Bir kızınız olsaydı şiddet gördüğü yerde kalmasına müsaade eder miydiniz?”
Gözünden yaş aktı Beste'nin babamla göz göze geldik.
"Serseri herif mutlu musun karın ayrılmak istiyor ne yapacaksın şimdi."
"Ben."
"Sen ne sen kimsin lan kızın boğazına yapışıyorsun?"
"Baba özür dilerim."
Sofradaki bardağı duvara fırlattı babam
"Benden mi özür diliyorsun şerefsiz herif seni öldürürüm. Karının boğazını sıktın lan serseri."
Beste korkmuş başını ellerinin arasına almış ağlıyordu.
"Tamam Ekrem sakin ol ne olur."
Babam zar zor yatıştı sonra Beste'ye döndü
"Kızım sana affet diyemem bu şerefsiz herifin yaptığı affedilir bir şey değil canını acıttı ama yuva yapmakta kolay değil bir şans daha ver senin canını acıtamayacak söz veriyorum. Hiç böyle birisi değil ben daha hayatımda görmedim bu hergelenin birine böyle davrandığını şok içindeyim sana diyecek sözüm yok sadec seni temin ederim tekrarı asla olmaz olursa seni ben elinden tutar babana emanet ederim güzel kızım”
"Bakın yaşanılanları unutamam ben. Ayrılmamız en doğrusu. Siz iyi niyetli olabilirsiniz ama oğlunuz değil ne yazık ki”
Annem atıldı.
"Annenle babana ne diyeceksin kahrolurlar kızım babanın kalbi var zaten adam kriz geçirir."
Beste'nin gözleri açıldı. Biran duraksadı sonra bana baktı. Tiksinti vardı gözlerinde. Babası için her şeyi yapan kızdı o bu evliliği de o yüzden yapmadı mı zaten.
"Tamam buna da tamam yine babam için fedakarlık yaparım ben."
"Yine derken?"
"Yani babam için her fedakarlık yapmaya hazırım onun için dedim böyle bir şeyi duyarsa kahrolur babam. Rüzgar’ı bitirir ve işi de bozar Bir süre düzelmeye çalışalım."
"Aferin benim güzel kızıma."
Gülümsedi. Sonra masadan kalkıp odaya çıktı. Babam.
"Bir kez daha hatanı görürsem yaka paça seni atarım lan anladın mı beni?"
Kafa salladım. Bende kalktım odaya yanına gidecektim o iniyordu boynuna fular dolamış. Merdivenin başına gelince kolunu tuttum.
Merdivenin başına gelince kolunu tuttum
"Nereye konuşalım mı?"
"Zamanım yok audition çekimim var."
"Ben götüreyim seni oradan sonra."
"Oradan sonra da Şeyma ile olacağım çalışacağım yine."
Benden kaçmaya çalıştığı çok belli oluyordu.
"Akşam gelecek misin?"
"Gelirim maazallah sevgilimde kaldığımı düşünürsün sonra."
"Beste gerçekten özür dilerim."
"Sen benden sadece uzak ol. Varlığını hissetmek bile istemiyorum. Burada baba için varım senin gözümde böcek kadar değerin yok
Bir şey demeden çıktı gitti evden bir şeyler yapmam lazımdı ne olursa olsun onu haksız yere suçladım canını acıttım kalbini kazanmam gerekti. Hemen bizim kuyumcuyu aradım.
"Serkan Bey merhaba ben Rüzgar."
"Rüzgar Bey buyurun."
"Tasarım gerdanlıklarınızdan birini istiyorum en güzeli en pahalısı."
"Tamamdır Rüzgar Bey. Eve mi gönderelim."
"Evet."
Telefonu kapadım. Mutfağa geçtim.
"Asiye akşam için meyve tabağı hazırla şöyle bol gösterişli olsun, pasta ve atıştırmalıklar. Birde şarap çıkarırsın."
"Tamam Rüzgar Bey."
Odaya çıktım internet sitesinden çiçek siparişi verdim. Evet kendimi affettirecektim yaptığım hayvanlığı unutturmam lazımdı. Akşama kadar evde bunlar için uğraştım odaya küçük bir masa kurdum kadehler, meyveler ve çiçekler hatta balon bile. Her kadın severdi bunları. Gerdanlıkta gelmişti. Hava kararmıştı Beste'de gelirdi büyük ihtimal umarım çekimleri uzamaz bu kadar hazırlık boşa gitmezdi. O gelmeden üzerime daha düzgün şeyler giydim. Beyaz spor bir gömlek ve siyah pantolon aradan geçen beş dakikanın ardından odanın kapısı açıldı. Beste içeri girince göz göze geldik bana baktı sonra masaya baktı sonra. Şaşırmıştı balonlara, güllere hepsine sırayla göz gezdirdi ve bir şey demeden geçti çantasını kenara attı. Banyoya girdi beş dakikada oradan çıkmasını bekledim. Çıkınca yine tek kelime etmedi karşısına dikildim. Gözlerini bana dikti.
"Ne var?"
"Özür dilerim."
"Papağan gibi tekrarlama şunu anladım özür dilersin."
Elini tutacaktım geri çekti kendini.
"Şarap içelim mi?"
Hazırladığım masaya dönüp baktı sonra bana döndü baştan aşağı süzdü ve
"Hayır."
"Beste lütfen konuşalım."
Gitti koltuğun üstüne oturdu yanına gittim. Kadehleri doldurdum uzattım ona. Almadı.
"Hadi ama."
"İstemiyorum."
"Senin için hazırladım hepsini."
Gözlerini devirdi şarabı aldı bir yudum içti.
"Eee? Neden bunca uğraş? Neyi kutluyorsun?"
"Haksız yere kırdım seni hayvanlık ettim biliyorum. Özür amaçlı."
Gülümsedi.
"Farkındalık güzel."
Kadehi masaya bıraktı. Boynundaki fuları çıkardı sabah kızarık olan yer morarmış daha kötü hal almıştı. Dokunmak istedim geri çekti.
"Çok acıyor mu?"
Bakışlarını bana kitledi. Duygusuz ve boş bakışlardı benden nefret ediyordu büyük olasılıkla.
"Ne fark eder?"
"Ben nasıl böyle bir şey yaptım bilmiyorum."
"Rüzgar dön dolaş konuşmak istemiyorum yaptın oldu bitti. Babam için susup katlanıyorum yoksa suratını görmeye tahammülüm yok. Ne bu balonlar, masa ne gerek var? Neyin showu bu? Gerek var mı? Biz bizeyiz kimseye bir şey kanıtlamak zorunda değilsin
“Ben iğrenç biriyim berbat davrandım o ben değildim arkadaşça bir özür gibi düşün”
Gülleri aldım.
"Bunları senin için aldım."
Özellikle beyaz gül aldım. Onun gibi saf ve masum. Gülleri aldı kokladı ve kenara koydu.
"Güzeller ama ben gülleri çok sevmem."
"Ben bilmiyordum."
"Önemli değil bilmen gerekmez zaten. Ne gerke var bunlara çok komik”
Gerdanlığın kutusunu aldım ona uzattım.
"Özür hediyesi gibi düşün."
Kutuyu aldı elimden açtı inceledi baktı baktı ve kahkaha attı. Geri kapadı kutunun kapağını.
"Dışarıdan o süs bebeklerine mi benziyorum?"
"Efendim?"
"Hayvanlık yaparsın karşılığında mücevher alırsın ve her şey unutulur öyle mi pahalı hediyelerle çenesini kapayacak biri miyim?"
"Hayır onun için değil öyle düşünmedim ben Beste sadece hoşuna gider diye düşündüm."
Kutuyu bana uzattı.
"Gitmez ne zaman böyle abartılı ve pahalı şeyler taktığımı gördün. Benden böyle özür dileme anladın mı? Ne basit ne avam bir davranış bu. Yaptığın ayıp karşılığında çok pahalı bir takı aldın ve sorun ortadan kalktı mı? Ya bunun sence işe yarama ihtimali nedir? Mücevherlerden nefret ederim birde senden..."
Koltuktan kalktı ve odadan çıktı. Hey Allah'ım bu kadın milletine yaranılmıyor. Mücevher sevmeyen kadını ilk kez görüyorum. Ne yapacaktım bu kızın gönlünü nasıl alacaktım ben. Bildiğim tüm taktikleri denemem gerekti evet hadi Rüzgar sen gecelerin playboyu sende numara mı yok sanki. Bende numara çoktu da bu sefer karşımdaki kız numaralara kanacak kadar aptal değildi. Karşımda burnunun dikine giden, dediğim dedik bir kadın vardı ve benim ona bu zamana kadar kimse için yapmadıklarımı yapmam lazımdı.