Burnuma dolan koku uyanmama sebep oldu. Aslında artık her gün alıştığım bir koku. Bu odada ona ait olan onun varlığını hissettiğim koku. Keskin temiz ama güzel…Gözlerimi açtım Rüzgar yanımda uyuyor. O kadar güzel gözüküyor ki. Yüzü, burnu, dudakları... Gerçeken kusursuz derecede yakışıklı denebilir. Ağrım geçmişti. Daha iyi hissediyordum. Bana bugün üç kez iyilik yapmıştı. Ped almaya gitti, ilaç getirdi ve masaj yaptı. İsteyince iyi oluyordu demek ki. Onu izlerken yüzümde gülümseme oluştu o anda. Bu kurbağa suratlı şey iyi olabilir mi? Belki de iyi anlaşırız dost oluruz.
"Uyurken izlenmekten hiç hoşlanmam."
Kendimi toparladım. Uyanmış mı bu yoksa hiç mi uyumadı kahretsin salak Beste rezil oldun. Şimdi havalara girecek
"Be-Ben seni izlemedim."
Gözlerini açtı gülümsedi.
"Beni izliyordun."
Doğruldum.
"Gözlerimi açtım karşımda seni gördüm sadece bu. Neden yanımda uyudun?”
Burnumu sıktı.
"İyi misin geçti mi ağrın?"
Kafa salladım. Elini tuttum.
"Teşekkür ederim.
"Ne demek efendim görevimiz."
Sorduğum soruya cevap vermedi üstelemdim bende. O sıra odanın kapısı çaldı Rüzgar "Gir" dedi. Asiye gelmiş elinde bir fincan.
"Papatya çayınızı getirdim."
"Teşekkür ederim Asiye."
"Rüzgar Bey siz uyuduktan sonra akşama doğru yapıp getirmemi söylemişti. İyisiniz değil mi?"
Kafa salladım. Çayı aldım. Asiye çıktı.
"Bak sen regl hakkında bu kadar şey biliyor muydun sen? Şaşırtıcı”
Sırıttı.
"Netten baktım seni öyle acı çekerken görünce üzüldüm. Zor olmalı değil mi?"
Kafa salladım.
"Çok garip varlıklarsınız vallahi."
Kahkaha attım. O sıra çaydan bir yudum aldım.
"Her ay düzenli şekilde kanayıp ölmüyorsunuz."
"Ölsek daha az acı çekeriz emin ol. Bu şey öldürmeyip süründüren cinsten."
Suratını buruşturdu.
"Her açıdan rahatsız edici her ay bir hafta kanamak hayali bile kötü."
Kızsam mı gülsem mi bilemedim ona kötü gelen şeyi her ay periyodik olarak biz kadınlar yaşıyoruz ne yapalım biz. Ölsek mi? Assak mı kendimizi? Kurtuluşu yok işte menepoza kadar çekersin bunu ha o yetmez hamile kalırsın dokuz ay içinde büyür bebek her acıyı, sıkıntıyı sen çekersin acıyla doğrursun erkek hazıra konar ama sanki tüm yük onda gibi davranır. Bak bana yine geldiler. Feministliğim tuttu en iyisi deirn nefes al ve sakin kal. Dikkatimi Rüzgar'a verdim.
"Bana yaptığın iyiliklerin karşılığını istemezsin umarım."
Suratında o sinsi ifade ile.
"Bilmem sanırım bu kez es geçebilirim."
Gülümsemem çoğaldı. Allah'ım bana ne oluyor bilmiyorum ama gözüme çok sempatik gözüküyor. Bana iyilik yapmıştı. Yakışıklıydı ve isteyince iyi adam oluyordu.
"Çayını iç hadi yemeğe inelim bak sabahta yemedin."
Çaydan bir yudum alıp komodinin üstüne koydum.
"Yemesem de olur."
Sırıttı.
"Kızım tamam şişkosun zayıflaman gerek ama ölüm diyeti de yapma."
Kaşlarımı çattım.
"Ben şişko değilim."
"Bak sen öyle mi?"
"Evet."
Gözümün önüne düşen saçları geriye attı.
"Yine ağrır mı? Sürekli böyle mi oluyor?"
Kafa salladım ağır geçerdi ağrılı ve yoğun kanamalı. Alışmıştım aslında ağrım olmasa bir tuhaflık hissederdim. İlaçları kendime dayayıp bütün gün evde yatardım hep böyle. Daha önce hiçbir erkek ağrıyor diye masaj yapmamıştı karnıma.
"Bir problem olabilir mi? Ben hiç bu kadar ağrı çekene şahit olmadım."
Gözlerimi devirdim ne kadar çok kadınla takılıyorsa artık hepsinin kanama dönemleri ile ilgili bilgin var koca kafalı. Gülümsedim.
"Benimki böyle oluyor ama iyiyim şuan."
"Tamam çirkin ördek öyle olsun."
"Ben ördekte çirkinde değilim."
Yanağımdan makas aldı.
"Tamam tamam değilsin. Hadi yemeğe."
Yataktan kalktık. Tam çıkacaktı bi duraksadım
"Ne oldu?"
"Sen git benim işim var."
"Ne işi?"
"Git sen geliyorum."
Odadan çıktı. Pedimi değiştirdim elimi yüzümü yıkadım rengim solmuş. Aşağı indim. Gülümsedim hepsine
"İyi akşamlar. Afiyet olsun."
"Sağol kızım iyi misin?"
"Teşekkür ederim Nebahat Te- Anne." Son anda u dönüşü ile anne demiştim. Önümdeki salatadan yerken sofradaki tatlı dikkatimi çekti.
"Şunu verir misin?"
Rüzgar döndü bana baktı. Anlamadı tabi.
"Hayatım baklavayı diyorum bana uzat."
Baklava tabağını bana uzattı. Koca dilimi hemen ağzıma attım. Fıstıklı baklava o şerbeti tazeliği şuan vücudumda enerji olarak yayılıyor! Şeyma görmesin yediğimi keser beni ama olsun ben şuan tatlı krizi yaşayan regli bir kadınım. Bir iki yudum su aldım tekrar baklava aldım. Rüzgar eğildi.
"Fenalık geçireceksin yavaş ye."
"Oğlum bırak yesin kız denmez öyle."
Ağzımdaki lokma bitmeden.
"Bir şey olmaz ben alışkınım."
"Boğulacak anne onun için diyorum önünden alan mı var?"
Güldüm.
"Yoo böyle yemeyi seviyorum."
"Obur". Dedi.
Bardaktaki son suyumu içip kalktım sofradan.
"Afiyet olsun."
"Teşekkürler kızım. Yatacak mısın hemen?"
Kafa salladım. Odaya çıkarken merdivenlerde Rüzgar belirdi yanımda. Yine o parfüm kokusu burnuma doldu. Elini omzuma attı.
"İyisin değil mi ağrın yok. Bak hala ağrın varsa doktoru çağıracağım."
Kafamı salladım. Allah'ım şuan yok umarım olmaz. Birlikte odaya çıktık. O sıra telefonum çaldı. Şeyma arıyor. Açtım.
"Alo."
"Haberleri gördün mü?"
"Ne haberi."
"Rüzgar'la seni yazmışlar."
"Rüzgar'la beni mi biz hiç yakalanmadık ki bu aralar."
"Sorunda o link atıyorum bak hemen."
Telefonu kapadım. Rüzgar geldi yanıma.
"Ne oldu?"
"Bizi haber yapmışlar."
Telefona gelen linke tıkladım. Rüzgar'la benim resmin üzerinde kocaman "EVLİLİKTE KARA BULUTLAR MI GEZİYOR?" içeriğinde ise uzun zamandır ayrı ayrı görüntülenen çiftin yakınlarından gelen bilgilere göre evliliğin kötüye gittiği söyleniyor. Geçtiğimiz ayda evlenen çift ani bir kararla dünya evine girmişti. Evlendikleri günden beri sosyal medyada birbirleri ile alakalı resimlere asla yer veremeyen çiftin boşanacağına dair gelen bilgiler var.
Yuh! Ya pes artık kim bu yakınlar acaba hayır nasıl uyduruyorlar anlamıyorum. Her zaman bir yakın olur zaten benim yakınım özelimi gazetecilere söylüyorsa zaten yakınım olamaz. Sinirden gerilmiştim.
"Çıldırmış bunlar."
Rüzgar'ın sesi ile kendime geldim.
"Hayır neden böyle saçma haber yaparlar."
Yataktan kalktım.
"Böyle haberlerden nefret ediyorum."
Ayağa kalktı Rüzgar'da elimi tuttu.
"Boşversene sonuç olarak boşanmıyoruz en azından şimdilik." Dedi
Bu sözü gülümsetti evet sonuç olarak boşanacaktık ama olsun işte.
"Bir fikrim var. Bu haberlere direkt cevap vereceğiz."
"Nasıl?"
"Canlı yayın açalım."
"Ne yayını?"
"İnstagramdan."
İnstagramdan canlı yayın mı? Gerek var mıydı? Şimdi gazeteyi ara düzeltme haberi iste ohoo bir süürü iş biz kendimiz yalanlarsak direkt haber olurdu zaten. Mantıklı aslında. Daha önce böyle bir şey yapmadım nasıl olur ki. Of kararsızlık içinde mecburen kabul ettim Kafa salladım.
"Hadi hazırlanalım yani ev halimiz olması daha iyi aslında."
Siyah bir eşofman üstünde beyaz atletim vardı saçlarım salıktı. Rüzgar'ında siyah eşofmanı ve beyaz tişörtü söyle batkımda ne uyumluyuz. Koltuğa geçti.
"Gel hadi."
Yanına gittim derin nefes aldım.
"Ani tepkiler verme sakın."
"Tamam."
"Başlıyorum."
Kafa salladım ve canlı yayın tuşuna bastı. Birer birer gelmeye başladılar.
"İlk yorum."
"Selammmmmm."
"Çok tatlısınız."
"Boşanıyor musunuz?"
"Ne olur boşanmayın.!!"
"Cevap verin."
Gülümsedik. Rüzgar
"Selam gençler." Dedi
Herkes yine yorum yağmuruna tutuyor.
"Çok iyiyiz. Ayrılmıyoruz merak etmeyin.
Gülümsedim. Sonra
"Göz önünde yaşamıyoruz diye ayrılık haberlerinin yazılması bizi sadece güldürüyor." Dedim
Sonra Rüzgar yanağıma ıslak bir öpücük kondurdu.
"Yeni evliyiz daha ve çok mutluyuz zaten"
"Neden resim koymuyorsunuz?"
"Birlikte bir programa katılın."
"Dizi var mı yeni projelerin neler?"
O kadar çok yorum geliyor ki hepsini göremiyordum.
"Nazar değmesin diye fotoğraf koymuyorduk ama artık koymamız gerek demek ki haberlerin önü kesilmiyor."
Rüzgar ellerini yüzümde gezdirdi.
"Daha cicim aylarımız bitmedi bile." Dedi ve kahkaha attım.
Gülümsedim. Dokunma bana ya neden dokunuyorsun suratımda ateş topu geziyor sanki. Bir süre daha kaldık canlı yayında sevenler kadar sevmeyip hakaret edenlerde vardı tabi ama görmezden gelmek en iyisiydi. Mutlu evlilik oyununa herkes inandıktan sonra kapattık yayını.
"Gördün mü taktığına değmezmiş."
Gülümsedim evet belki oyun bir evlilik ama bir süre herkes bizi ideal örnek çift bilsin. Boşandığımızda gazetelerde onlar bile boşandı desinler. Hakkıyla yapmak gerekir her şeyi. Yatağa yattım. Elimde telefon bir şeylerle uğraşıyordum. Yanıma geldi Rüzgar'da oda telefonuyla uğraşıyordu. Şeyma mesaj attı.
"Yarın bir film senaryosu yollayacağım sana."
"Yine mi? Şu sıralar kafama yatan bir iş yok."
"Buna bayılacaksın. Yarını bekle sürpriz."
Öyle çok gülmüşüm ki.
"Neye güldün bu kadar?"
"Yarın bir film senaryosu yollayacak Şeyma bayılacaksın diyor."
Yatakta biraz doğruldu.
"Bir aydır hiçbir şey beğendiğin yok. Angelina Jolie bile senin kadar kaprisli değildir."
Gözlerimi devirdim. Aman bana bugün laf sokamadı tartışamadı ya ölür şimdi sataşmazsa.
"Angelina'dan ne eksiğim var benim."
Kahkaha attı.
"Hadi ama ufaklık saymaya başlasam sabah olur.
Kaşlarımı çattım.
"Ben uyuyorum iyi geceler."
Kollarını bana sarmaladı.
"Küstün mü karıcım."
İtekledim.
"Sırnaşma."
Gülerek kollarını çekti. Işığı kapatıp yatağın içine girdi yeniden. Sırtım ona dönüktü ama kokusunu almamak mümkün değildi. Gerçekten güzel bir kokusu vardı. Bir aydır istemsizce alıştım bu kokuya. Yataktaki yanımdaki varlığına. Tüm bunlara rağmen o sevmediğim adamdı keşke hayatımdaki insan şuan yanı başımda uyuyan kişi aşık olduğum adam olabilseydi. Tüm bunları düşünürken uykuya daldım.
Kapının çalması ile gözlerimi açtım.
"Gel."
Rüzgar hala uyuyordu. Asiye girdi içeri.
"Rahatsız ettim kusura bakmayın."
"Önemi yok ne oldu?"
"Arkadaşınız geldi aşağıda."
"Kim?"
Sabah sabah kargalar kahvaltı etmeden kim gelmiş ya eğer yine Yiğit ise bu kez yetti ellerimle boğarım onu.
"Şeyma Hanım iş konusuymuş."
Kafa salladım. Doğru ya kız dedi geleceğini bende ağrıdan, acıdan akıl mı kaldı.
"Tamam geliyorum."
Asiye odadan çıktı. Tam kalkacaktım ki Rüzgara baktım. Uyurken gerçekten çok masum. Dokunmak istedim yüzüne ama korktum. Eğildim kokladım onu bunu neden yaptım bilmiyorum ama kokusunu içime çektim birden kendime geldim. Ne yapıyordum ben? İyice saçmalamaya başladın Beste yapma bunu sakın yapma. Hemen yataktan çıktım. Kıyafetlerimi alıp giyinip aşağı indim. Şeyma Nebahat Anne ile kahve içiyor. Yanına gittim sarıldım.
"Hoş geldin."
"Hoş bulduk sürprizi iyiden iyiye merak etmeye başladım."
Çantasından bir dosya çıkardı.
"Bir film senaryosu var."
"Evet genelde hep bir senaryo olur."
"Filmin yönetmeni kim tahmin et."
Dudak büzdüm.
"Kimmiş."
"Çağan Irmak."
Gözlerim kocaman açıldı. Kalbime sevinç fışkırdı adeta. Ufak bir çığlık atıp olduğum yerde zıpladım.
"Şaka yapmıyorsun değil mi?"
"Hayır."
Sarıldım ona.
"Yaşasın!"
Biz sevinç çığlıkları atarken Rüzgar geldi salona. Sevinçle ona sardım kollarımı oda tek koluyla bana sarıldı.
"Neler oluyor sesiniz yukarı kadar geliyor."
"Harika bir film teklifi aldım."
"Sakin ol hayatım. Ne teklifi?"
Nebahat Anne meraklı gözlerle bakıyordu bize sessizliğini korurken bizden bir cevap bekliyordu.
"Çağan Irmak'ın yazıp yçnettiği bir film. Ben ona bayılıyorum harika bir senarist ve yönetmenç."
Gülümsedi.
"Tebrikler. sevgilim"
Şeyma ellerimi tuttu.
"Asıl bombaya hazır mısın?"
Kafa salladım.
"Başrol erkek kim tahmin et."
Kalbime inecek kim acaba. Gönül ister Tom Hardy olsun ama...
"Söyle hadi."
"Kaan Urgancıoğlu."
Yeniden çığlık attım. Ne demek Kaan Urgancıoğlu ya ben o adamın oyunculuğuna bayılıyordum bu bu combo bir haber oldu.
"Şaka değil mi?"
Kahkaha attı.
"Gerçek."
"Allah'ım harika"
Nebahat Anne sessizliğini bozdu.
"Kaan kim kızım?"
"Oyuncu."
"Sen elin erkeğine neden seviniyorsun bu kadar."
Kaşlarımı çattım.
"Çok iyi bir oyuncu onunla oynamak güzel bir şey."
Sinirlenmiş gibiydi.
"Ayıp kızım kocanın yanında başka adam için mutluluk kahkahaları atıyorsun sana hiç yakıştıramadım haberin olsun."
Ay sanki gittim aldattım. Ne bu tepki anlamadım.
"Yanlış bir şey yapmadım."
O sıra Rüzgar kolumdan tuttu.
"Neyse kahvaltıya geçelim."
Hep birlikte masaya geçtik Ekrem Baba erken çıkmış bugün kahvaltımı ederken bir yandan filmi düşünüyorum. Senaryoyu daha okumadım ama zaten kabul edecektim. Kafamı kaldırdım.
"Ben kabul ediyorum çekimler ne zaman başlar."
"Kadro tamamlanmaya başlıyor bugün haber veririm onlara da on güne tamam olur her şey."
Kafa salladım o esnada Rüzgar.
"Kabul etmeden önce birlikte bir değerlendirme yapsaydık."
Ne değerlendirmesi ne saçmalıyor bu. Ben bütün değerlendirmemi sadece Şeyma ile yapar karar verirdim bu evlilik oyununu çok ciddiye almış.
"Pardon?"
"Fikrimi alsaydın diyorum."
Sinirleniştim derin bir nefes alıp yutkundum.
"İşimle alakalı neden senin fikrini alıyorum?"
"Karı kocayız ondan olabilir mi?"
"Ben bu yaşıma kadar bütün teklifleri Şeyma ile değerlendirdim bundan sonrada öyle olacak."
Sert bakışları benim üzerimdeydi. Gözlerinin yeşili üzerimde öfkeli şekilde gezinirken nefes alış verişi hızlanmaya başlamıştı şuan baş başa olsak eminim bana hakaret filan ederdi.
"Nerede bu set? Şehir dışı mı?"
Şeyma atıldı.
"Aa şey yani şehir dışı da var geneli İstanbul ama Abant'a da olacak."
Nebahat Anne atıldı bu kez.
"Kesinlikle olmaz."
Bu anne oğul delirdi galiba.
"Ne demek olmaz?"
"Evlendin barklandın senin şehir dışında ne işin var?"
Şuan ikisini de öldürmek istiyorum.
"Evlenmem bir şey değiştirmez ben işimi yapıyorum kusura bakmayın."
"Yakışır mı sana Soykanların gelini film için başka yerlerde mi desinler."
"Ben magazinlerde Soykanların gelini olarak anılmıyorum. Beste Altınsoy olarak anılıyorum ve benim işim bu oğlunuzla evlendiğimde bunu biliyordunuz. Devlet memuru değildim size geldiğimde de buydum."
"Ama."
O sıra Rüzgar'ın sesi duyuldu yeniden.
"Sen karışma anne, tamam."
Sinirlenmiştim sinirlenmek regl dönemindeki bir kız için hiç iyi değil. Şeyma
"Ben gideyim çok işim var daha afiyet olsun."
Kızda gerginlikten kaçıyor tabi. Hiç sevmez böyle şeyleri. Masadan kalktım Şeyma bizle vedalaştı ve gitti. Bende odaya çıktım zaten karnım ağrımaya başlamıştı odanın kapısı açıldığında gelenin Rüzgar olduğunu anlamak zor değildi. Kaşlarını çatmış bana bakıyor. Gözleri az öncekinden daha çok öfke saçıyordu derin bir nefes bıraktı. Cümleye girme fırsatı vermedim ona. O bakışlar ne öyle.
"Ne var çek o bakışlarını üzerimden."
"Kafana göre davranman hoş değil."
"Ben işimle alakalı sana danışacak değilim."
"Evliyiz biz."
"Boşanacağız. Sahte bir evlilik bu! Senin saçma kaprislerin yüzünden yıllardır beklediğim teklifi kaçıramam."
Yanıma geldi kollarımı tuttu. Dişlerinin arasından resmen tıslarcasına.
"Kaan var diye neden sevindin bu kadar?"
"Kaan Urgancıoğlu mükemmel bir oyuncudur çünkü."
"Yakışıklı olmasının bir önemi yok yani senin için."
Sırıttım. Yakışııydı neden inkar edeyim.
"Olsa bundan sanane?"
İyice sıktı.
"Sen evlisin."
"Sahte evlilik anla şunu artık sahte bir evlilik."
Ağzımı kapadı eliyle.
"Sessiz ol! Yeter."
Kollarının arasından kurtuldum. Yatağa geçtim cenin pozisyonunda yattım.
"Git başımdan. Beni aldatan kendisi değilmiş gibi hesap soruyor birde."
"Aldatmak sayılmaz sahte bir evlilik unuttun mu?"
Öfkeyle yatağa geçtim sinirlerim bozuldu gözlerim doldu. Yatağın ucuna geldi.
"Ne oldu?"
"Git."
"Neyin var söylesene."
"Karnım ağrıyor lanet olası. Defol git şimdi başımdan seninle uğraşamam."
Odadan çıktı. Manyağa bak ya sanki onun keyfine göre hareket edeceğim. Haddini bilmez aptal. Bir süre sonra odanın kapısı açıldı. Yine geldi. Elinde ne var onun. Bana yanaştı karnıma bir şey koydu. Sıcak su torbası. Al işte tüm öfkemi aldı yine. Pamuk gibi oldum şuan da. Öküz ama düşünceli. Şaşkınlıkla bakıyordum ona. Saçımı okşadı.
"Tamam, regl dönemindeki bir kadını delirtmek hoş bir fikir değildi."
Gülümsedim.
"Bak bu son taktiğim yalnız bu ağrı karşısında sana yapabileceğim başka iyilik yok. İğne yaptırmaya götürürüm en son"
Elini tuttum. Gülümsedim.
"Öküzsün ama düşüncelisin. Sağ ol."
"Bak ya ayıp ayıp kocaya öküz denmez teşekkür ederim sevgilim diyeceksin."
Dil çıkardım çok beklersin sevgilimmiş. Omuz silktim cevap vermedim. Burnumu sıktı üzerini değiştirip yatağa geçti. Bu adama neden kızamıyorum ona karşı yumuşamaya başladım gerçi bana iyi davranıyor o yüzden. Hep böyle iyi olsa keşke. Olsa ne fayda sanane iyiliğinden zaten boşayacaksın adamı bir ay sonra. Bugün bana karşı yaptıklarıyla ilk kez karşılaşınca hoşuma gitti zaten hangi kadının gitmezdi ki. Sayesinde tekrardan rahatlamıştım. Sıcak su torbasının verdiği rahatlıkla düşünceler içinde uykuya daldım. Yeniden...