DATE

1610 Words
ASİL Kendi mekanımda hep rahat olmuşumdur. Burada kontrolü sağlamak daha kolaydı. Geçmişten gelen bir alışkanlıktı, kontrol elimde olacaktı. İçeri girmemle Yalçın yanıma geldi. Mekanları, güvenmediğim kişilere emanet etmem. Emir dışında 7 adamım daha var, yanımda tuttuğum. Aynı şekilde bana sadıklardır. Yalçın da bunlardan biriydi işte. El pençe duranlardan hoşlanmam. Emir gibi olsa da onun gibi gevşek değildir. Kimse onun kadar gereksiz rahatlığa sahip olamaz zaten. Önce arka tarafa geçtik. 1 saat erken gelmiştik. "Sıkıntı yok abi, her şey yolunda. Ama şu Fuat denen adam bu aralar fazla ötmeye başladı. Etrafa da yakında masadayım diye yaymaya başlamış." "Benim iznim olmadan benim masama mı oturacakmış puşt?" "Yok abi, kendi masasını kurmaya başlamış. Kendisini bir bok zannedip kafasını her halta sokmaya başladı." Emir'in sözleriyle dikkat kesildim. "Lan piç madem biliyorsun, niye söylemiyorsun?" "Bildiğinden olmasın abi. Sende her boku bildiğin hâlde benden duymayı bekliyorsun. Sağ kolun muyum, yoksa karın mıyım şaşırdım." "Sikersem ne olduğunu anlarsın." "Yok be abi, tipim değilsin. Hem kadınlardan hoşlanıyorum ben." Masadaki küllüğü kafasına fırlattım. Ama kaçtı şerefsiz. "En iyisi sen bu gece Albatros'u bir sikte kendine gel. Valla namusum tehlikede." "Lan, ne halta yanımda tutuyorum hâlâ seni?" "Öncelikle aşırı yakışıklıyım. Fena dikkat dağıtıyorum anlayacağın. Hem beni değilde şu puştlarımı alacaksın?" Bana gerek kalmadan Yalçın ensesinden yakaladı. "Duyamadım, ne dedin?" "Yalçın kardeşim en iyisidir. Ben olmazsan onu alırsın yanına dedim canım kardeşim." Birden dirseği yapıştırıp elinden kurtulup odadan çıktı. Bir de geri dönüp "Boşuna uğraşmayın kardeşim. Hiç birinizi Emir olamazsınız." demez mi? Yemin ederim sopalık. "Bizim kadar derine batıpta hâlâ çocuk gibi davranan başkasını bulamayız. Arada bir suyunu çıkarsa da." "Ben suyunu sıkacağım onun." "Emir, Albatros dedi. Bir mesele mi var?" "Gülce'nin arkadaşıymış. Yemek yiyeceğiz." "Vayyy, herkes bitti, şimdi de Albatros. Helal be abime." "Yok, hepinizin ayarları bozulmuş. Sıfırdan ayar yapacağız belli oldu." diyerek ayağa kalktım. 10 dakika kaldı. "Dikkat edin, kız kim olduğunu bildiğimi bilmiyor. Gülce de kızın kim olduğunu bilmiyor. Hata istemiyorum." "Desene eğlence var." Arkamdan söylediğini duysam da kulak arkası ettim. Bütün densizler de beni buluyor lan. Haklı tarafı da var. Bu akşam bayağı eğleneceğim. Bakalım küçük kuş neler yapacak. Gülce, arkadaşıma iyi davran, kalbini kırma diye ayar verdi bir de. Belli hoşlanıyorum bahanesine sıra hakkımda bilgi toplayacak. Gör bakalım sana neler yapacağım. Masaya geldiğimde Emir çoktan yayılmış bakınıyordu. "Sululuk yaparsan ağzının yayını sikerim haberin olsun." dedim. "Yok abi sana kesin kadın lazım. Baksana çenemin yayına..." "Sen hele bir gevşeklik yap. Nereni sikiyorum göreceksin." Ensesinden yakalayıp kulağına tısladım. Malımı tanıyorum. Masaya oturmamla gelmeleri bir oldu. Önce Gülce'yi gördüm. Üzerinde omuzları açık, lacivert bir elbise vardı. Sade giyinmişti. Zühre'yi gördüğümde tükürüğüm boğazımda takılı kaldı. Yeşilin en derin tonunda bir elbise vardı üzerinde. Tek omuz askılı, belinde üç zincirden oluşan bir kemer vardı. Dizlerinin hemen üzerinde bitiyordu. Saçını ensesinde toplamış, yanaklarına kadar inen ince bukleler vardı. Tok bir yürüyüşü vardı. Kendinden emin hâlde özgüven patlamasıyla yürüyordu. Yaşına rağmen çok hafif bir makyaj yapmıştı. Ama dudaklarında aksine koyu kırmızı tonlarında bir ruj vardı. En sevdiğim kara kiraz rengindeydi. Girdiği gibi mekanı gözleriyle bir taradı önce. Çıkışlar, bar, servis kapısı, pencereler baktığı her noktaya baktım. İşinin ehli olduğu her halinden belli oluyor. Görevde olmasa bile görevdeymiş gibi hareket ediyor. Mesleki deformasyon. Gülce, Emir'in karşısına oturunca Zühre de karşıma oturmak zorunda kaldı. Bakışlarından buraya zorla geldiği belli oluyordu. Bakalım ne kadar dayanabileceksin. "Nasılsınız bakalım?" "İyiyim demek istesem de iyi değilim." "Ne oldu? Biri bir şey mi yaptı?" Lan Emir, kız dalga geçiyor, bizimki de hemen atlıyor. Bari bu kadar belli etme kendini. "Ne olacak Emir abi? Öylesine söyledim." Abi kelimesini duymasıyla yüzünün rengi attı piçin. Sen daha beninle uğraş. İşte böyle ağzına sıçarlar. "Pekte konuşkanmış arkadaşın." "Kusura bakmayın. Yeni ortamlarda biraz gerilirim de." Bak bak, gerilirmiş hanımefendi. Ben seni bi gericem de... "Hoşgeldiniz. Ne arzu edersiniz." Dakka bir gol bir. Bir huzur verin lan. "Merhaba Yalçın." Yok yok. Bu gece bana huzur yok. Emir kafasında Yalçın'ı şekilden şekile sokuyor belli ki. Siparişleri verdikten sonra sohbete başladık. Gülce sürekli bizi konuşturmaya çalışsa da pek başarılı olamadı. Emir yavşağı bir susmadı ki. Mecburen olaya el atmaya karar verdim. "Ailen ne iş yapıyor?" "Güvenlik." Anında bakışları sertleşti. Tehlikenin kokusunu aldı. "Zühre'nin babasının güvenlik şirketi var. Belki duymuşsundur Eryıldız." Kesin içinden küfür yağdırıyor. "Rauf'un şirketi değil mi o?" "Babamı tanıyor musunuz?" Elleri titremeye başladı. Ne kadar zor uğraşsa da kontrolünü sağlamaya çalışıyor. Hoşuma gitti. "Piyasayı biliyoruz diyelim." Dikkatle baktı. Numaramı yapıyor yoksa beni mi yokluyor anlamadım. Lan mafyayım mafta. Piyasadaki herkesi bilirim. Boktan bir paralı asker şirketini mi bilmeyeceğim? Anlarız şimdi. Tam konuşacaktım Gülce'nin telefonu çaldı. Telefonda birkaç kelime konuştuktan sonra kapatıp masadan kalktı. "Kusura bakmayın. Önemli bir durum var da siz devam edin. On dakikaya gelirim." Emir'e başıyla gel dese de anlamadı. Lan cin gibi adam kızın yanında sazana dönüyor. "Bir gelir misin Emir? Yardımına ihtiyacım var." "Sonra devam edebiliriz." diye ayağa kalktı bizim kuş. Tabii sevgili kardeşim anında engel oldu. Hemen halledip geleceğini söyleyip, Emir gereksizini de alıp götürdü. Birkaç dakika sessizce oturduk. Önce bir kontrol yoklaması çekelim. "Anlat bakalım." "Neyi anlatayım?" "Gülce hakkımda söylediklerinden bahsetti. Bayağı abayı yakmışsın bana." "Saçmalama, Gülce böyle birşey söylemez." "Demek ki benden etkilendiğin yalan. Beni beğenmiyorsun da. Ben de hoşlanmıştım senden." Gözlerini bir an sıkıca kapattı ve derin bir nefes aldı. "Beğenmiyorum demedim. Sadece abayı yakmadım o kadar." Bakışı aşırı tehditkârdı. Tahrik olmadım desem yalan olur. "Yani benden hoşlanıyorsun öyle mi?" "Evet." Evet demesiyle kadehi kafaya dikmesi bir oldu. "Ben daha içsel şeylerle ilgilenirim." "Hoşgörü, merhamet, sevgi gibi mi?" Dalga geçer gibi konuştu. "Hayır. Kalça, göğüsler, emmik gibi." Dediklerimle gözleri kocaman oldu. Buraya geldiğine lanet okuduğuna eminim. "Babanın şirketi..." Anında dikkat kesildi. "Özel güvenlik işi de yapıyor değil mi?" "Özel derken?" "Kişisel koruma, refakat." Kendini kontrol etmese bıçağı saplayacak manyak. "Bazı durumlarda sağlıyoruz." "Şimdi babanı arasam, bana koruma lazım desem sorun olmaz yani?" Yakaladım işte. Rauf'un haberi yok burada olduğundan. Bilseydi anında engel olurdu. Benden bahsetmemiş belli ki kızına. O da aklınca beni yokluyor. "Şu anda sana uygun koruma yok." "Sen işimi görürsün bence. Eğitimli olduğunu biliyorum." Bakışları öfkeyle dolmaya başlayınca. "Savunma sanatlarında iyiyimdir. Birine baktığımda ne durumda olduğunu anlarım. Tıpkı senin, beni bildiğin gibi." "Haklısın, klüpte marifetlerini gördüm. Tıpkı senin de benim yeteneklerimi gördüğün gibi." Tek kaşını kaldırıp dalga geçer gibi gülümsedi. Tam cevap verecektim ki, Gülce ve Emir geldiler. Emir'in yüzü sirke satıyordu. Belli ki canına okumuş Gülce. "Nasıl ısınabildiniz mi?" "Fazlasıyla. Arkadaşın fokurdamaya başladı bile." "Yeter ama bu kadar. Ben gidiyorum, geliyorsan gel. Gelmiyorsan, al öküz abini kafanda parala." demesiyle çantasını alıp gitti. Gülce de peşinden. Bir de "Ben sana sorarım." bakışları atıyor. Eğlenceli olacak bu belli oldu. ■■■■■■■■ EMİR Delireceğim, Allah çarpsın delireceğim. Lan bana abi diyor. Yalçın piçine sadece Yalçın. Yanımda olmasa yakasına yapışmıştım. Zor zaptettim kendimi. Bir de gülmüyor mu? Can vereceğim burada. Zaten geldiğinden beri kendimde değilim. Ne güzel olmuş lan. Sana aşık olan kafamı sikeyim ben. Sanki başka kız yoktu da sana aşık oldum. Telefon çaldığında masada bir anlık duraklama oldu. Gülce ekrana baktı. Kaşlarının arasına ince bir çizgi yerleşti. Sonra bana çevirdi gözlerini. Bir hareketler yapıyor, ama anlamadım. Sonunda "Gelebilir misin?" dedi. Sen gel de cehenneme gitmeyeni siksinler. Koridordan üst kattaki balkona çıktık. Yalçın'a mesaj attım. Balkona kimseyi salma diye. Balkona çıktığında ilk iş kollarını açıp derin birkaç nefes çekti. Şu an kollarıma alıp öpmek vardı ya bal dudaklarından. Of ulan of. Telefonu çantasına attı. "Sorun neymiş, halledeyim?" Tatlı tatlı gülmeye başladı. "Sorun falan yok. Başbaşa kalsınlar diye yalan söyledim. Birazcık oyalanalım abi." Abi kelimesini lugata sokan yavşağı bir bulsam hadım etmezsem namerdim. Her duyduğumda kanım çekiliyor lan. Ben kıza sana aşığım demek istiyorum. Oysa abi diyor. Sigaramı yakıp sinirle nefeslendim. "Hayatında biri var mı?" Duman boğazıma takıldı. İnanmaz gözlerle baktım. Valla mı? "İyi misin?" Çantasında bir şişe su çıkarıp verdi. Ne yaptığının farkında mı bu kız? Dudaklarına değen şişeyi bana veriyor. Ben can çekişirken bir de üzerimde tepiniyor. Uzattığı suyu başıma diktim. Dudaklarının tadı vardı yeminle. Yavaş yavaş içtim. Biraz sustuk. "Eee, abimin hayatında biri var mı?" Hay abinin... "Yok, yok. Kimse yok. Sap gibi takılıyor." İstemesem de sinirle konuştum. "Niye kızdın şimdi ya? Basit bir soru sordum. Yengen zaten peşinde abimin. Evlen diyor kaç zamandır. Ama sizde evlenecek kumaş yok. Nerede orospu onun koynundasınız." "Gülce! Karşında arkadaşın yok, doğru konuş." Gözleri dolsa da geri vites yapmadım. Gözlerinin bal rengi iyice belirgenleşti. Yüzüne düşen bir parça saçı kulağının arkasına attı. Ağlamasına kıyamadam da elimden birşey gelmiyordu. Lan ben seni gördüğümden beri ne bir kadına baktım ne de dokundum. Tamam öncesinde yüzlerce kadınla yattım. Yatağıma aldığım kadın güzel olsa yeterliydi. Anında siker geçerdim. Çoğunun yüzünü bile hatırlamam. Ondan beri tüm kadınlardan soğudum. Birine bile ne ilgi duydum ne de sertleştim. Ama Gülce'nin kokusu bile yetiyor zonklamama. "Özür dilerim, kızdırmak istemedim seni. Sadece mutlu olmanızı isterim." Histerik bir kahkaha attım. "Mutlu olmak mı? O zor be güzelim. Abim neyse de benim ki, imkansız." "Niye öyle diyorsun? Seni sevmeyecek kızın aklından zoru olmalı bence. Kıymetini bilmiyorsa boş ver bence. Hak etmiyor demek ki." "Ya boş veremiyorsam?" "Sen ciddi misin? Yani gerçekten biri..." "Haaa, birine aşığım. Ama işte onun benimle işi yok." "O zaman aklıyla oyna." "Aklıyla?" "Yanına şöyle bir afet al. Git yanına geç karşısına otur. Bakalım ne yapacak? Eğer sana değer veriyorsa harekete geçer. Yoksa senden vakit kaybetme bence." Fena fikir değil. "Kime gideyim kızım. Etrafım çakal dolu. Birini koluma taksam anında yapışır. Sonra atamam başımdan." "Hem aşığım diyorsun, hem de başımdan atamam. Tamam, iş başa düştü. Ben sana yardımcı olurum." "Yardım derken?" "Yardım işte. Yanında dururum. Kızın yanında sevgilinmiş gibi davranırım. Hem ben anlarım bakışlarından. Sana söylerim sevip sevmediğini. Sende ona göre yoluna bakarsın. Hem olmazsa üzülme. Annem sana da birini bulur." Anan, bana em güzelini doğur da haberi yok be güzelim. Madem öyle ben de derinden ilerlerim. "Üşüdüysen girelim mi?" "Olur." Bakalım yanında abin değil, sevgilin diye durunca da böyle davranabilecek misin?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD