Nazlı'nın anlatımıyla
Telefonu tutan elim aşağıya indi. Dükkanın kapısının önüne çıktım. Etrafa bakındım. Beni nereden izliyordu bu sapık herif !
Akşam 8.15 olsa da etraf durulmuş görünüyordu. Park halinde bir kaç araç ve köşe de duran bir kaç genç haricinde sokak bomboştu. Gözlerim binaların camlarına gitti. Dikkatimi çeken hiç bir şey yoktu.
Mesaj yazma kısmını açarak yazmaya başladım. " 24 saat için bana haber vermek haricinde bana ulaşma ! bana yazma ! beni takip ettirme küstah herif ! " Az bile söyledim de işte, bir tarafım da korkuyordu. Ya yine aileme aynı şeyi yapmaya kalkarsa diye.
" Sanırım birileri 24 saati uzatmak istiyor ? " yazdığı bu cevabı görmezden gelip ekranı kilitledim. " Küstah, kibirli züppe işte ! " diye kendi kendime söylendim. Bunu da duyacak değildi ya !
Işıkları kapatıp kapıyı kilitledim. Arabaya atlayıp, klasiklerimi açtım yine. Bugün ay ışığı senfonisi tercihimdi. Dinlenmeye ve sakinleşmeye ihtiyacım vardı.
Kısa sürede eve gelmiştim. Ailem sofraya oturmuş yemeğe yeni başlamışlardı. Hepsi, yine her zaman ki gibi birbirine takılıyor, gülüşüyorlardı.
Onlar keyif içinde yiyip sohbet ederken, onları izledim. Kabul ettiğim şey ahlaksız bir teklif dahi olsa, onlar için her şeyi yapmaya hazırdım. Yapacaktım da ! Ancak Çağrı ... Bunu ona nasıl yapardım? İşte bu, içimde cevabını asla bulamadığım tek soruydu.
Sessizleşip içime çekilmiş, bu sorunun cevabını arıyordum. Bugün yaşadıklarım bile ihanet değil miydi ? Bir başka adam tenime dokunmuştu. Ve ben onu engellememiştim. Aynısını Çağrı yapsa ben kabul edebilir miydim?
Düşünce denizinde yine kendimi kaybetmişken omzumdan sarsıldım. Kendime geldiğimde ailem bana bakıyordu. Herkes susmuş, bana bakıyordu. Bakışlarım tek tek hepsinde dolaştı. " Ne oldu, niye hepiniz bana öyle bakıyorsunuz? "
Abim kaşlarını çatıp bana baktı. " Deminden beri yemeğinle oynayıp duruyorsun ! ve ' Aynısını Çağrı yapsa ben kabul edebilir miydim? ' diye söylenip durdun bir kaç kez ! Ne oluyor Nazlı ? Ne demek istedin? "
Bunu dışımdan mı tekrar etmiştim yani? " Önemli bir şey değil abi. Bugün üniversiteden bir arkadaşım ile karşılaştık. Nişanlısı onu aldatmış, kız da bunu sorun olarak görmemiş. Ben de acaba aynısını Çağrı yapsa ben ne yapardım diye ona takıldım. Önemli bir şey değil yani... "
Nazan gür bir kahkaha attı. " Ablaaa ! Sen de anladın sonunda değil mi? Bir enişteyi daha zor bulacağını ! " diye gülüşlerinin arasında zar zor konuştu.
Gözlerimi kısıp onu inceledim. Ben onun ifadesini alacağım daha ! Kamera görüntülerini izlerken, okulda olması gereken saatte; çocuğun biriyle tenha bir sokakta öpüşüyordu hanım efendi ! Maşallah çocukta bademcik operasyonu yapar gibi, kardeşimin derinlerine inmeye çalışıyordu ! Ne de steril bir mekan seçimi cidden !
" Tabi sende haklısın Nazan'cım. Artık herkes herkesle, her ilişkiyi, ulu orta yaşıyor ! Edep ahlak kalmamış, sokak araları öpüşenlerle dolu. Ben zor bulurum bu devirde, bir daha birini bu kafayla ! Haklısın o yüzden ! "
Tek kaşımı kaldırıp direk yüzüne bakarak, söylediğim bu ciddi sözler onun duraksayıp yutkunmasına sebep olmuştu. Onu gördüğümü anlamıştı. Yanakları kızarmaya başladığında kafasını tabağına doğru eğip, " Özür dilerim abla. Öyle demek istememiştim ! " diye konuyu kapattı. Annemin gıybet konularıyla konu hemen değişirken ben Nazan'ı göz hapsinde tutmaya devam ettim.
Gece odama girip elbisemi çıkardım. Pijamalarımı giyeceğim sıra da gardırobun aynasına gözüm takıldı. Göğsümün üzerinde olan kızarıklık morarmaya başlamıştı. Aynaya yaklaşıp daha yakından baktım. Parmaklarım üzerinde gezinmeye başladı.
Neden ? Niye ? Nasıl ? Bu sorular hala kafamda dönüp duruyor asla yanıtlarını bulamıyordu. Bu adam benim neden acı çekmeme bu kadar istekli ? Ne yapmış olabilirdim ki ? Tanımam etmem yani ! Bunu ona defalarca kez sorsam da sadece Adını Soyadını söyleyip susmuştu. Ancak bu durum bende hiç bir anlam ifade etmemişti.
Kendimi oldukça hüzünlü hissediyordum. Bu olanlar ya da olacak olanlar, sebebi her ne olursa olsun adı ihanet olacaktı. Düğüne bu kadar az zaman kalası bunu ona nasıl yapardım?
Bugüne kadar kimseyi eleştirip yargılamamıştım. Ancak kendim için kurduğum mahkemede, ben suçluydum. Ve bu suçun hafifletici sebeplerini görsem de kendimi tutuklu yargılamaktan alamıyordum.
Çağrı bu güne kadar bir dediğimi iki etmemiş, bütün kararlarıma saygı duymuştu. Dürüst olmalı ve ona bu haksızlığı yapmamalıydım.
Sözleşme yüzünden ona asıl sebebi söyleyemezdim. Gerçi sözleşme olmasa bile böyle bir şeyi söyleyebilir miyim ? İşte ondan emin değildim.
Gözlerimi kapatıp düşüncelerimi bir düzene koydum ve bir karar aldım. Ancak aldığım bu karar, beni sarsmadı ! İki gözüm iki çeşme ağlatmadı ! Ya da bu karar aklıma geldiğinde, neden kendime bile karşı çıkmadan direk kabul ettim? Aşık olmadığımı biliyordum ancak onu seviyordum ! Peki bu sevgi bile üzülmeyeceğim kadar mı azdı yani ?
Daha fazla düşünmeden telefonu elime alıp Çağrı'nın mesajlaşma ekranına geldim. " Yarın öğlen buluşalım olur mu? İyi geceler ... " yazıp gönderdim. Yatağa uzanıp tavanı izlemeye başladım.
Bir mesajla bitirilemezdi. Yüzyüze konuşup bu ilişkiyi bitirme kararı almıştım. O benden daha iyisini hak ediyordu...
Nejat'ın anlatımıyla
Nazlı aşağıda baygınken telefonuna fare yüklenmişti. Telefonundan yaptığı bütün konuşmalar, görüşmeler, mailler, resimler...
Herşey şu an bilgisayarımda karşımdaydı. Holdingten çıkarken kendinde değil gibiydi. Onu düşünmeden duramamış, adamlardan ikisini peşinden göndermiştim.
Hem güvenlik sistemleri hem de koruma desteği veriyorduk. Bu yönden fazlaca rahattım. Adam bulmak, güvenlikleri kırmak bizim için çocuk oyuncağıydı.
Ama son geliştirdiğimiz fare bizde sıçrama etkisi yaratmıştı. Köstebeğin kim olduğunu bulmuş, şimdilik yemlemeye devam ediyorduk.
Şule ... Şule hala komadaydı. Bakıldığında uyuyor gibi görünmesi dışında herşey normal gibiydi. Neredeyse 1 ay olmuştu o kazadan sonra. Hala bir değişiklik yoktu. Her gün sabah onu görmeye gidiyor, uzun uzun onu izliyordum.
Çelik ailesinden de Asiye Hanım ve Ahmet Bey de her gün gelip önce onun için dualar ediyor, sonra çok yakından tanışıyorlarmış gibi sohbete devam ediyorlardı.
Adamlarım Nazlı'nın arabayı çekip ağladığını söylediğinde canım sıkılmıştı. Bu kızı bir türlü çözemiyordum. Bir iyiydi bir kötü !
Onu takip ettiriğim bunca zaman boyunca bir kez bile Şule'yi ziyaret etmemişti. O gün o yolda durmasaydı kardeşim o kazaya karışmayacak, bir aydır o çok istediği işini yapıyor olacaktı.
Evet bu kazada 3 kişi suçluydu:
* Onu çağırdığım için ben !
* Yolda durmak zorunda kalan Nazlı !
* Ve aşırı hızla giden Şule !
Nazlı benden kardeşimi aldığı için suçluydu. Ve bu suçun cezası olarak ben de ondan kardeşlerinden birini istemiştim. Kendi canını verecek kadar seviyordu kardeşlerini neyse ki !
Ancak bu benim işime gelmemişti. Ona sunduğum diğer seçeneği kabul etmişti. Bir de ben nişanlıyım diyor ! Benim için fark eden ne olacaktıysa !
" Küstah heriff " yazmış bana birde ! Bunun hesabını da sonra alacağım Şımarık Hanım ! Beni Küstah diye kaydettiğini görünce ben de onu Şımarık diye kaydetmiştim.
Şu an evde Ciks ile birlikte onun telefonunu inceliyorduk. Ciks bizim şirketin ürettiği yapay zekaydı. Onu portakal büyüklüğünde bir robota yükleyip piyasaya sürmüştük. Ülkemizde çok rağbet görmese de yurt dışında bu anlamda da tekdik.
Gecenin 00.23'ünde ' Sevgilim ' diye kayıtlı kişiye mesaj gönderdi.
" Yarın öğlen buluşalım olur mu? İyi geceler ... " Önceki mesajları da merak edip kendime engel olamadan okumaya başladım. Sevgilim, hayatım, bir tanem, aşkım ... Çağrı tarafından bu hitaplar her mesajda yer alırken, Nazlı ona sadece 3 - 4 mesajda bir anca canım yazıyordu.
' Aşk değil de mantık evliliği mi yapıyor acaba bu kız ? ' diye düşünmeden edemedim.
Bakalım yarın Nazlı Hanım Çağrı Beyi neden çağırmıştı. Ciks ' Bro bu kız çok güzel ' yorumu yapıp duruyordu. Yapay zeka olmasına rağmen nasıl bir dil kullanılmasını istiyorsa ona uygun bir metin verilip konuşma stilini kendi geliştiriyordu.
Yüzünde sadece Göz ve ağız ifadesi vardı. Gülme, üzülme, ağlama ifadelerini çok iyi kullanıyordu.
" Ciks tekrar ediyorum ! O buraya geldiğinde onu tanımıyor gibi yapacaksın ! "
" Bro bu güzellikle dilim tutulur zaten ! "
Gözlerindeki ifadeyi kalp emojisine çevirmiş etrafında dönüyordu Ciks bey.
.
.
.
.
.
.
Devam edecek ...