Hastanenin o keskin dezenfektan kokusu ciğerlerime işleyene kadar annemin baş ucunda bekledim. Yaman gittikten sonra koridorda yankılanan ayak sesleri kesilmiş, yerini derin bir sessizliğe bırakmıştı. Sabaha kadar elini bırakmadım; her nefesini, her kalp atışını kontrol ettim. İçimdeki yangın sönmemişti ama onu bir kutuya kilitleyip üzerine kocaman bir "yasak" etiketi yapıştırmıştım. Güneş hastane odasının perdelerinden sızarken annem gözlerini açtı. Rengi yerine gelmişti. Taburcu işlemlerini hızlıca hallettim; Yaman’ın talimatıyla her şey önceden ödenmiş ve hazırlanmıştı. Bu bile içimi sızlattı, ona olan borcum katlanarak artıyordu. Eve döndüğümüzde annemi yatağına yatırdım. "Kızım, işinden olma benim yüzümden, git hadi," dedi zayıf bir sesle. Alt kat komşumuz ve aile dostumuz Müze

