Düğünün son saatleri, havaya atılan son mermiler ve çekilen son halaylarla birlikte sona erdi. Artık kaçış yoktu. Haznedaroğlu konağının devasa demir kapıları, arkamızdan gelen onlarca araçlık konvoyun gürültüsüyle açıldı. Ateş, arabadan iner inmez yine o sahiplenici tavrıyla yanıma geldi ve koluma girdi. Konağın avlusunda Hanife Hanım ve diğer aile büyükleri bizi karşıladı. Gelenek gereği kapı eşiğinde kurbanlar kesildi, ayağımın altına toprak testiler konuldu. Ateş, elimi sıkıca tutup "Bas ve kır," dedi. Testi parçalandığında, bu konağa sadece bir gelin olarak değil, bir kader ortağı olarak mühürlendiğimi hissettim. Ateş, beni kalabalığın arasından çekip o meşhur, ağır ahşap oymalı kapısı olan odaya doğru yönlendirdi. Üst kata çıkan taş merdivenlerde gelinliğimin etekleri sürünürken,

