6 Gurur Duyuyorum

1258 Words
" Ben Ferideyi çok seviyorum. " "Oğlum keşke böyle bir şey olmasaydı. Biz seni, Mehmet gibi gördük. Onun can kardeşi bizimde oğlumuzdur, dedik. Hanemize soktuk. Sen bizim kızımıza, göz koymuşsun." Ömer’in başı aşağıda elleri iki yanda mahçup ve suçluluk duygusuyla, " Özür dilerim efendim, hiç böyle bir niyetim yoktu. Siz ne deseniz haklısınız. Beni affedin. Kusura bakmayın, hemen gidiyorum, hayatınızdan. Benim için yaptıklarınıza minnettarım. Beni affedin ve hakkınızı helal edin. " Ayağa kalktı, kapıya doğru yöneliyordu. Ben ne yapacağımı bilmiyordum. Bende kalktım. Ömer’in önüne durdum. Yüzüne, gözlerine baktım. Ağlamaya başlamıştım. Ömer bana baktı, gözünden bir damla yaş yanağına süzülüyordu. Babam , " Oturun yerinize, " diye bağırdı. İkimizde babama döndük. Sert ama, sakin gibiydi. Anlayamamıştım. Yerimize geçtik. Abim aramızdaydı. Sadece bekliyorduk. Annem hayal kırıklığıyla bize bakıyordu. Ahmet abim burnundan soluyordu. "Ömer, ben sana git dedim mi? Kafana göre hareket ediyorsun. " "Özür dilerim efendim ama beni istemezsiniz diye," "Siz kendinizi akıllı mı sanıyorsunuz? Biz bunca zaman anlamadık mı? " Ahmet abim, "Baba biliyordun da madem, niye tuttun bunu, bu evde?" Babam sert ve yüksek sesle konuşuyordu. "Ahmet sen karışma! Songül, Hatice derken iyiydi size, ikinizde karışmıyorsunuz! Yoksa unutun o kızları! " Ahmet abim elini yumruk yapmış, bize doğru bakıyor, ama bir şey diyemiyordu. "Feride, Ömer geleli değişen tavrından biliyorduk Ömer'e bir şey hissettiğini, ama senin kabullenmen gerekiyordu. Ömer’in hiç Feride'ye başını kaldırmaması, onu ele vermişti. Biz annenle bugünün geleceğini zaten biliyorduk. Çünkü benim kızım dürüst, arkamızdan iş çevirmez. Benim kızım olduğunu bugün bana gösterdin. Gurur duyuyorum Feride seninle, aşkına sahip çıkıp, Ömer’in önüne durmanda ayrıca hoşuma gitti. Bir süre, gözetimimiz altında kalacaksınız. Ömer, iş bulmuş çalışacak, sende yine aynı Ömer'e mesafeli duracaksın. Biz size devamının ne getireceğini söyleyene kadar, bizi utandırmayacağınızı biliyorum ve size güveniyorum. Şimdilik kimse bilmeyecek! " Derin nefes alıp verdikten sonra, " Baba Songül biliyor, " dedim mahçup halimle. Gülümsedi. "Tamam başka kimse bilmeyecek! " "Baba sana sarılabilir miyim?" sesim kısık çıkmıştı. "Gelin elimizi öpün, " Kalktık ayağa, Ömer'le önce bir birimize baktık, mutluyduk. Gülümsemeye bile utanıyorduk. Babamın yanına gittik, önce Ömer babamın elini öptü, " Teşekkür ederim Fikret amca." Sonra annemin elini öptü. Ayakta beni bekliyordu. Ben babamın elini öptüm. " Babam seni çok seviyorum. " "Bende kızım sizi çok seviyorum, bizi de bu çocuğu da üzme tamam mı? Sana olan güvenimi boşa çıkarma! " "Tamam baba söz veriyorum. Bütün ailemi üzmeyeceğim. Gerekirse kimse üzülmesin diye, canımı veririm. Hepinizi çok seviyorum." Babamın yanından anneme geçtim. Annem elini uzattı. Öptüm. "Kızım çıktığınız yolda şaşırmayın inşallah, bir birinize hep, saygı ,sevgi ve sadakatle bağlanın." " Âmin anne, " İkimizde ayakta abimlere bakıyorduk. Mehmet abim geldi yanımıza, sarıldı ikimize. "Benim arkadaşımı da Feride kaptı. Bence ödeştik Feride, artık kaçışın yok! Hatice'yi kesin ayarlamam lazım." Hepimiz birden gülmüştük, abimin sözlerine. Ortamı yumuşatmak istediği çok belliydi. Ahmet abim sert tavrıyla oturuyordu. Babam, " Feride, Songül'e söyle vazgeçtik! Kız boşuna ümitlenmesin." Abimin yüzü hemen değişti. Ayağa kalktı. " İnsan bununla tehdit edilemez! Zorla kabul ettiriyorsunuz. Abilik gururu diye bir şey var sonuçta! Önce gelir bize der insan! Gelse sanki hayır diyeceğiz! " "Abi ," dedim yaklaştım. "Her şey bugün oldu zaten. Sen işteydin. Ama söz veriyorum benimle ilgili herşeyi bileceksiniz." Yanıma tripli geldi sarıldı, sonra Ömer'e sarıldı, "Eğer kardeşimi bir üz, karşında beni bulursun! " kızgındı hâlâ. "Tamam Ahmet abi , ben onu üzmem. Gerekirse onun için ölürüm. Hiç düşünmeden canın mı , sevdiğinin canımı deseler canımı veririm. Bu size sözüm olsun." "İyi tamam hadi yeter oturun yerinize, Feride hadi karpuz keste yiyelim." dedi babam. " Tamam, " Odadan çıktım, mutfağa gittim. Çok mutluydum. Gülümseyerek buzdolabını açtım. Bütün karpuzu kucakladım. Heyecandan titreyen ellerim, karpuzu taşımakta zorlanmıştı. Bir anda yere düşürmüştüm. Yere düşme sesiyle, Hepsi mutfağa geldi. Kapıdan bana bakıyorlardı. " Çok büyüktü karpuz taşıyamadım." omzumu silktim. Karpuzla aynı renk olan yüzüm, utandığımı anlatıyordu. " Ah kızım daha bir karpuzla başa çıkamıyorsun, " dedi babam. "Benim canım karpuz çekmemişti zaten. Ahmet abim bize dondurma ısmarlasın. Songül niyetine." "Kabak niye benim başıma patladı?" Şaşkındı. Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış hesabı, takılıyordum. Kendimden yeterince ödün vermiştim bu gece. "Tamam ya ısmarlama istemiyorum, zaten karpuzu da düşürdüm rezil oldum." "Kızım kime rezil olacaksın, Ömer'de bizden, alışsın sakarlıklarına." Babam öyle söylediğinde Ömer'e baktım. Göz kırptı. Allah'tan kimse görmemişti. Yerden karpuz parçalarını topladım. Hepsini çöpe attım. Elimi yıkadım. "Hadi ben ısmarlayım bari dondurmayı, damadım adına, " " Baba, " "Kimse bilmeyecek, şimdilik. Ömer çalışsın karşıma öyle çıkacak! " "Tamam baba ben dondurma için şey etmiştim." Herkes gülüyordu. Evden hep birlikte yürüyerek dondurmacıya gidiyorduk. Abimler ,Ömer, ben, yan yana sohbet ederek ilerlerken, babamlar arkadaydı. Geldiğimizde masaya geçtik. Mehmet abim hepimiz için sipariş veriyordu. Ömer'e küçücük bakabilmiştim. Artık daha dikkat etmek zorundaydık. Gözleri hep üstümüzde olacaktı. Dondurmalarımızı bitirdik, eve doğru yol aldık. Merdivenlerde Ömer, "Teşekkür ederim Fikret amca, hayırlı geceler." "Sana da evladım. Sabah kahvaltıya gel, yine aynı saatte." "Tamam efendim." Hiç bakamadan eve gitmiştim. " İyi geceler, " odama geçmiş kendimi yatağıma atmıştım. Bu gece yaşadıklarımızı düşünüyordum. Ömer artık benim, benim Ömer'imdi. **** Ömer; Bu akşam aşkımızı açıklayacağız diye stresliydim. Feride aşık oldum diye, ailesinin karşısına geçtiğinde, cesaretine bir kez daha hayran kalmıştım. Çok zordu ben bile bu kadar cesur değildim. Ailemin yanına gidip sözlenmek istemiyorum. O kızı ben değil, Tarık seviyor diyememiştim. Bilmiyorum belki de bir şeyler kader doğrultusunda gidiyordu. Kim bilirdi ki, Mehmet'in kız kardeşi var ve sen aşık olacaksın deseler. "Yuh! İnsan kardeşinin, kardeşine bakar mı?" derdim. Ama insan yaşayınca diyemiyormuş. Belki memleketime gitsem, hiç bir zaman kimseyi böylesine sevemeyecektim. O yüzden hiç pişman değilim. Bu sevgi dolu, güzel yürekli insanlarla olamayacaktım. Bizim ailemiz sert , kuralları olan bir aileydi. Babam ne derse oydu. Feride babasına açıklamakta zorluk çekerken sessiz kalamamıştım. Onu öyle utangaç, mahçup ve çekingen, yalnız bırakamazdım. Yanına geçip, " "Ben Feride'ye aşık oldum, o da bana, " Der demez üzerime gelen Ahmet abinin önüne Feride kendini atmıştı. "Abi sakın yapma!" Karşısında dimdik durarak, bana, sevgisine sahip çıkıyordu. Feride'yi arkama alarak, hareketimle isterse beni dövebileceğini dile getirmiştim. Fikret amcanın tepkisiyle, sessizce oturup dinlemeye başlamıştık. Hayretler içindeydim. Bana sitem dolu sözlerde konuşurken Fikret amca haklıydı, gıkım bile çıkmadı. Beni evlerine almış, evlat saymışlardı. Bir saniye daha kalıp onlara bunu yapamazdım. Helallik isteyip gitmek benim için ne kadar zor olsa da, Feride'yi arkada bırakmak benim için ölmekle eş değerdi. Ama burada da kalamazdım. Başka çarem yoktu. Sözlerim bitmiş ve kapıya yönelmiştim. Feride önüme geçince duygu dolu, gözleri yaşlıydı. Benden ayrılmak istemiyordu. Ben zaten hiç istemiyordum. Benimde Feride'yi öyle görmem, gözümden yaş düşmesine sebep olmuştu. İlk kez oluyordu bu da, diğer hissettiğim duygular gibi... Oturun yerinize diyen babasının sözüyle önce babasına sonra abilerine baktık. Korkuyla ve merakla oturduk. Bizim farkımızdaymışlar. Biz bile bilmezken. Feride'yi öyle iyi tanıyorlar ki, kızlarının her hareketi, tepkisi bizi ele vermişti. Kızının sevgisine ,dürüstlüğüne hayran kalan Fikret amcadan, Onay çıktığında, " Allahhhh be," diye bağırmamak için kendimi zor tutmuştum. Kimse bilmesin, dese de bizi düşündüğü için sesimiz çıkmazdı. Bu gece benden ve Feride'den mutlusu yoktu. Belli etmemek için savaşıyorduk. Gelin elimi öpün dediğinde uçarak gidebilirdim. Ama hevesli görünürsem, abilerinden her an yumruk gelebilirdi. Sevdiğimin yanında ailesine el kaldırmayacağımdan, dayak yemek zoruma giderdi. Eller öpüldü, sorunlar çözüldü. "Feride karpuz keste yiyelim," sözüyle Feride odadan çıkmıştı. Kısa süre sonra, " Güm, " sesiyle hepimiz mutfağa dalmıştık. Feride yere eğilmiş, yerde kocaman karpuz, karpuzla aynı renk Feride karşımızdaydı. " Çok ağırdı ne yapayım, " her haliyle güzel, tatlı ve dobraydı. Ailesinin tepkileri Feride'yi utandırıyordu ama, Feride üstünden geliyordu. Kendine zorla dondurma ısmarlatmak için önce abisine sırnaştı. Ondan ümit kesilince Fikret amca , "Ben ısmarlarım damadım adına," demişti. "Baba," diyen Feride'ye hepimiz bakınca "dondurma," için demişti. Sonuçta bana damat denilmiş ve kimsenin sesi çıkmamıştı. Ben bu eve damat girmiştim bile. Feride artık benimdi. Kimse isteyemeyecekti.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD