FIRAT 37 “Elmas…” diye mırıldandım. Yıllar sonra onu yeniden karşımda görünce içimde uyuyan öfke kabarcıkları bir bir patlamaya başladı. “Fırat, seni eskisi gibi ayakta görmek ne güzel.” “Neden geldin?” Elmas hep böyle vurdumduymaz, anı yaşayan hayat dolu ve dışa dönük biriydi. Yıllar ondan pek bir şey almamış gibiydi. “Oğlum için…” dediğinde yumruklarımı sıktım. Ayaz hala odasında uyuyordu. Bugün haftasonuydu ve okulu olmadığını bilerek bugün buraya geldiği belliydi. Ama ne hakla? Hangi yüzle bu konağa adım atabilmişti? “Oğlun yok senin! Ayrıca seni kim içeri soktu! Buraya kimin izniyle girdin!” O sırada babam lafa girdi. “Fırat sakin ol. Bu namussuz yüzünden kendini yorma.” Elmas bir anda masaya yaklaşıp bir bardak aldı eline, “Namussuz değilim Musa Bey!” diye bağırdı. Sonra

