İlk Görüş

1241 Words
Haftanın nasıl geçtiğini bile anlamamıştı Seher. Ayla hatırlatmasa aile buluşmasında ne giyeceğini bile düşünmediğini fark etmemişti. Neyseki tasarımcıydı ve elinde elbiseden fazla şey yoktu. Klasiklerden şaşmayarak birkaç ay önce diktiği siyah, kalın askılı, bedenine oturan elbiseyi seçti. Aileler Bora ile Seher'in buluştuğunu ve konuşup anlaştığını düşünüyorlardı. Yüz yüze görüşmemişlerdi ama Bora her fırsatta Seher'e mesaj atmaya devam etmişti. Bir yerden sonra hayatlarının normal bir parçası gibi Seher de konu açar, ilk mesajı atar olmuştu. Mesajlaşmaktan çok keyif almıştı. Sanki daha önce tanıştığı biriyle konuşur gibi yakın hissediyordu kendini. İyi anlaşacaklarına emin gibiydi. Ev ahalisi akşama hazırlanmak için odalarına çekilmişken o da saçını yapmaya başlamıştı. Maşanın ısınmasını beklerken kapı çaldı. "Ablaların bitanesi?" "Bir tane ablan var zaten Asya farklı yalakalık çeşitleri dene." Önündeki far paletlerini incelerken kapıya bile çevirmemişti başını. Asya ise ablasını duymamış gibi sırıtarak yanına ilerleyip arkasından sarıldı. "Ya isterse bin tane olsun sen bir tanesin bir tane! Eşin benzerin yok senin!" Asya'nın hallerine dayanamayan Seher de onunla birlikte güldü. Aynadan göz göze geldiler. "Dur tahmin edeyim. Bir dolap kıyafetinin içinden giyecek hiçbir şeyin yok ve benim dolabıma musallat olmaya geldin." Asya'nın sırıtan ifadesi birden çok alınmış bir hale büründü. Ses tonu neredeyse ağladı ağlayacaktı. "İnanmıyorum. Yazıklar olsun. Ben ne kötü kardeşim böyle. Ablamın ilk aklına gelen şeye bak. Oysa ben ablam evleniyor diye geceleri uyuyamıyorum. Şimdi onunla daha çok vakit geçirmek için makyajını yapmayı önerecektim. Ama ablam benimle ilgili ne düşünüyormuş. Özür dilerim abla. Kötü bir kardeş olduğum için." Gözlerini kıstı Seher. Aynadan, elini yüzüyle kapatıp omuzlarını sallayan kıza baktı. "Sen hiç üniversite sınavıyla uğraşma fıstığım. Konservatuara hazırlan. Valla bak. Hem çok güzelsin. Oyunculuğun da idare eder. Ünlü olursun paraya para demezsin. Bu şirketlerimizin geleceği için evlenen ablanı da kurtarırsın ha?" Asya, numarasının yenmediğini anlayınca bıkkınlıkla ablasının yanına oturdu. "Of abla çalışamıyorum zaten sınava öyle mi yapsam acaba? Ama seni kurtaracak kadar hızlı olamam üzgünüm." Kolunu teselli eder gibi ablasının omzuna atmıştı ki destursuz bir şekilde kapı açıldı. Seher arkasına bile bakmadan konuştu. "Arda, bizim evlerimizde hep kapı vardı ablacım sen neden kapısız köyden gelmiş gibi davranıyorsun?" "Hemen ben olduğumu fark et diye canım ablam." deyip Seher'in diğer yanına gelip yanağına bir öpücük kondurdu. "Hayırdır ne konuşuyordunuz? Neyden kurtarıyorsun ablamı? Hii yoksa damattan mı? Abla bak istemiyorsan söyle sokmam bile eve." "Şu özgüvene bak şu özgüvene! Sen değil miydin adamın yıllık cirosunu öğrenince abla nolur evlen beni de evlatlık alın diyen. Ne oldu şimdi?" Asya ve Arda konuşmaya başlamadan önce bile birbirlerine laf yetiştirmeyi öğrenmişti. 17 yıldır evdeki sesin sebebi bu ikiliydi. "O işin şakası kızım. Ben ablamı yolda mı buldum? İstemediği kimseye vermem. Ha istediği kişinin şirketi yıllık 1 milyar dolar ciro yapıyorsa da hayır demem yani." "Ah Arda ah! Ablamız ailemizin geleceği için kendini feda ediyor sen işi şakaya vur." Yine tüm oyunculuğunu konuşturuyordu Asya. Onun ağlamaklı sesini duyunca panik olan Arda hemen ablasına döndü. "Abla? Doğru mu bu? Sen biz batmayalım diye mi evleniyorsun? Yok olmaz öyle şey! Gerekirse ben lime satarım yine de ablamı zorla evlendirmem!" Arda telaşla kapıya doğru ilerleyecekti ki kolundan tutan seher onu durdurdu. "Ya manyak bir dur nereye gidiyorsun? Annemin karnında birlikte büyüdünüz, kaç yıl geçti onun üstünden şu kızın numaralarına kanmamayı bir öğrenemedin. Lime satacakmış bir de deli!" Arda bir Seher'e bir Asya'ya baktı. Asya'nın dolu gözlerinin sırıtarak baktığını fark ettiğinde kafasına bir tane geçirdi. Asya da geri durmadı o da koluna bir tane geçirdi. Kavga kedi köpek savaşına girmeden araya Seher'in girmesiyle başlamadan bitti. "Zorla evlendirilmiyorum. Evet ailemizin içinde bulunduğu durum buna daha sıcak bakmama sebep oldu ama zaten evlenmek istiyordum. 27 yaşındayım bazı arkadaşlarım 2. çocuğu yaptı. İdeal bir yaşta, ideal bir kariyerde olduğumu düşündüğüm için kendimi hayatımın yeni bölümüne hazır hissediyorum. Madem bir evlilik yapacağım neden bu herkesin onayladığı ve ailemiz için iyi olacak biriyle olmasın dedim ben de." "Mantık evliliği yapıyorsun yani? Sevmiyor musun adamı?" diye sordu Arda. Ablası için kötü hissediyordu. "Tabi mantık evliliği. Adamın yüzünü bile görmemiş daha." Seher büyüttüğü gözlerle Asya'ya baktı. Bunu ulu orta her yerde söylememesi gerekiyordu. "Nasıl? Siz görüşmediniz mi geçtiğimiz hafta? Abla sen deli misin yüzünü bile görmediğin adama tamam mı dedin?" "Sesini alçalt biraz. Görüşmedik. Müsait değildik. Ama konuştuk hep. Fotoğrafına da bakabilirdim ama istemedim. Mesajlaştığım adam gerçekten hoşuma gitti çünkü. Soğuk bir fotoğrafla etkisini yitirmesini istemedim. Hem siz çok yakışıklı demediniz mi bana? Size güveniyorum." "Ya biz dedik de ya sen beğenmezsen? Bugün isteneceksin farkındasın değil mi? Söz yüzükleri takıldı mı kolay kolay çıkaramazsın." "Ay yok artık Arda! Baktık beğenmedik birbirimizi anlaşamıyoruz bitiririz. Dünyanın sonu değil ya?" "Hayırdır neyi bitiriyormuşsunuz?" dedi açık kalan kapıdan içer giren Halit Bey. Seher babasının bu konuşmayı duymasını istemezdi ama yalan söylemenin de bir manası yoktu. "Bora ile beni konuşuyoruz baba. Anlaşamazsak bitiririz o kadar abartılacak bir şey değil diyordum." Bir kahkaha attı Halit Bey. Çocuklar bunun tam olarak ne için olduğunu anlayamadıklarından gergince birbirlerine baktılar. "Abartılacak bir şey hayatım." dedi Halit Bey. Suratında hâlâ kahkahasından kalma bir gülüş vardı sonra o gülüşü birden sildi. "Bugün seni isteyecekler. Söz yüzüklerinizi takacağız. Yarın sabah da Bora Bey bizim şirketimizin sözleşmesini imzalayacak. O sözleşme imzalanacak. Herhangi bir pürüz olmaması için de bu gece sorunsuz geçecek." Seher'in tam arkasında durmuş omuzlarına masaj yaparak konuşuyordu. Seher sıkılan omuzlarının acısını belli etmemeye çalışıyordu. "O yüzden benim güzel kızım, ağzından bu kadar kolay bitiririz lafı çıkmasın. Karacan'larla akraba olmak tek bir kişiye nasip olacaktı. O da biz olduk. Şansının farkına var. Tamam mı benim güzel kızım?" Seher'in saçlarına bir öpücük kondurdu ve aynadan gülümseyerek baktığı suratını tekrar mimiksiz bir hale getirip kapıdan çıktı. Seher dağılan suratını kardeşlerine göstermemek için sahte bir gülüş takındı hemen. Asya ve Arda’nın gerilmiş hallerini yumuşattı şakalarıyla. Asya’ya dolabından sade toz pembe bir elbise verdi. Bu renk kardeşine çok yakışıyordu. Arda’ya giymesi gereken gömleği pantolonu gösterdi. Saçını makyajını yaparken iki kardeşi de ayrılmadı yanından ve ablalarına yardım ettiler. En sonunda Seher giyinmek için onları kış kışlayarak odadan çıkardı. Odada tek kaldığında babasının tavrı tekrar geldi aklına. Şaşırmamıştı. Böyle bir adamdı babası biliyordu. Kendisi gönüllü olmasa bu evliliğe bu sefer tehditler savurarak, duygusal manipülasyonlara ikna ederdi Seher’i. Seher kendisini de tanıyordu babasını da. Az çok evleneceği adamı da tanımıştı artık. Babası haklıydı gerçekten de onlar için bir şanstı. Bu şansı iyi değerlendirmeliydi. Aşktan yana yüzü gülmemişti. Bir daha yaşayıp bir daha kalbinin kırılmasına dayanamazdı. Geçmişini, acılarını geçmişte bırakacaktı. Bu akşam yeni bir insanla yeni bir sayfa açacaktı. Elbisesini giydi. Saçlarını eliyle düzeltti. Kırmızı rujunu sürdü. Topuklu ayakkabılarını da ayağına geçirdikten sonra aynada kendine baktı. O sırada Arda kapıyı açıp misafirlerin geldiğini söyleyip koşar adım aşağıya indi. Aynada kendine son bir bakış atan Seher odanın kapısından çıkıp koridordan geçip aşağıya inen büyük merdivenlere doğru ilerlemeye başladı. İçinden sürekli hatırlaması gerekenleri kendine tekrar ediyordu. Yeni bir hayat. Eskiye yer yok. Geçmiş acılarını düşünme! Her şey güzel olacak. Ailenin bu evliliğe ihtiyacı var. Kardeşlerinin senin yaşadığından daha aşağı bir gençlik yaşaması adil değil. Onlara güzel bir hayat borçlusun. En çok da kendine geçmişi bırakıp yeni bir hayat yaşamayı borçlusun. Seher bunları kendine hatırlatırken merdivenlerden indi. Kapıdan yeni girmiş insanlar birbirleriyle kucaklaşıyordu. Kapıya en yakın yerde babası genç bir adamla tokalaşıyordu. Babasının yüzündeki mutluluğa bakılacak olursa bu ‘Bora’ olmalıydı. Evleneceği adam. Sadece sırtını görebiliyordu. Babası merdivenden inmiş kızını fark edince daha da gülen bir suratla önündeki genç adama döndü. “İşte müstakbel eşin de geldi.” Bu cümleyi duyan Bora önce kafasını hemen ardından da bedenini Seher’e doğru çevirdi. Seher’in yüzündeki gülümseme ise karşısındaki adamın yüzünü görünce donup kalmıştı. Beyninin ona bir oyun oynadığını düşünüyordu. Geride bırakmak istediği geçmişi, aşkı, acıları, anıları hepsi. Hepsi tam da karşısında duruyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD