"Sonra ne olacağını göreceksin, her saniyesini, her yalvarışını duyacaksın. Senden defalarca kez aff dileyecek, ancak, ben 'dur!' emrini vermeyeceğim. Kanını akıtacağım, daha bu hiç bir şey..." Gözlerimin içine bakarak söylediği bu kelimelerin ardından yeniden dudaklarımı, yanaklarımı öpmeye başladı. Ben ise göz ucuyla Okan'a baktım. Artık bağırmaktan bile aciz hâlde idi, gözlerinde merhamet dilenen birini gördüm, ancak içimdeki sesi susturdum. Ona acımamalı idim, o bana acımış mıydı? Çocuk değildi ama ben çocuktum. Yetişkindi, kendi kararını verecek ve kendini zabt ede bilecek bir yaşta idi ama ben değildim... O zaman, bana acıdı mı? Acımadı. Acır mıyım? Canım acısa bile artık acımam. Noyan' ın eli elbisemin içine girmiş, göğüslerimi okşuyor ve bu kaos ortamından büyük bir zevk alıyordu

