* * * Uzun bir sessizlik oluştu. Öyle derin bir sessizlik ki, fazlasıyla korkutucuydu. Kirpiklerimi birbirinden güçlükle ayırdım. O ise ayağa kalkıp bana doğru dönünce, başımı kaldırmadan gözlerine baktım. "Sen hiç öyle biri gibi gelmiyorsun Sena, bu dediğine inanmıyorum." "Ama öyle," dedim, "senin inanmaman bu gerçeği değiştirmiyor." "Yalan söylüyorsun!" dedi gür bir sesle, "Sırf seni bırakayım diye yapıyorsun değil mi?" Kaşlarımı çatarak elimdeki fincanı taburenin üzerine bırakıp ayağa kalktım. "Yani bunun için beni bırakacaksın, öyle mi?" "Ben öyle bir şey demedim!" Diye bağırdı. Dili başka, vücut dili tamamen farklı bir şey diyordu. Çok sinirliydi. "Senin aklından bu geçiyor diyorum, eğer böyle söylersen seni bırakacağımı düşünüyorsun. Bana yalan söyleme Sena! Şu saatten sonra y

